Göç mevsimi | Karamandan.com - | Karaman Haber

Göç mevsimi | Karamandan.com - | Karaman Haber

23 Eylül 2019 Pazartesi
Göç mevsimi

Sonbaharın bir adı güz, diğer adı hazandır. Güz ve hazan hüznü çağrıştırır.

Sonbahar hüzün mevsimidir. Hüzün mevsimi oluşu, baharın yeşil ve şımarık coşkusunun, yazın kokulu ve dolgun meyvelerinin yerini, sararan yapraklara ve sert rüzgârlara bırakmasındandır.

Sonbaharın hüzün mevsimi oluşu, göç döneminin de bu aylarda gerçekleşmesindendir.

Önce kanatlı dostlarımızın göçü başladı. Kuşların büyük bölümü, kışı geçirecekleri, hayatta kalmalarını sağlayacak bol besine kavuşacakları diyarlara çoktan ulaştı.

Bazı kuşlar ise bu günlerde göç yolunda kanat çırpıyor.

Sadece kuşlar mı yola koyulan, mekân değiştiren, yeni rotalara yelken açanlar?

Yaylacılar, tatilciler, ister yazlıkçı olsun ister gurbetçi, herkes yuvasına ya döndü ya dönme telaşında…

Ben de yuvaya dönenlerdenim. Uzun bir ayrılıktan sonra yeniden Ankara’dayım.

Kültürümüzde eli boş gitmek yok. ‘’İnsan, seyahatinden de bir fikirle dönmeli ve döndüğü yere bir fikir getirmeli’’ ilkesine sadık kalarak, zihnimde bir dolu malzeme (!) ile Ankara’ya döndüm.

Bu ülke güzellikler demeti… Bütün renkler, bütün kokular bir arada. Trakya’dan döndüm; her beldesi doğanın cömertliğinden nasibini çokça almış. Her yer ağaç, her yer çiçek, her yer meyve, sebze, her yer su, her yer turkuaz ve yeşil. Kısaca her yer cennet, beden için hayat iksiri, göz için seyirlik.

Hangi bölgemiz böyle değil ki?

Trakya’ya özgü değil anlattıklarım. Bununla birlikte sanki Trakya biraz daha kayırılmış (!) gibi.

Bana sorsalar, ‘Dünyanın en çok tat aldığınız lezzeti hangisidir?’
Düşünmeden yanıtım hazır:’ ‘Okumak.’’
Ardından eklerim:  ‘ ‘Gezmek.’’

Okumayı ve gezmeyi bağdaştırabiliyorum, ikisini dost yaptım ve onlardan ayrılmıyorum. Birini, bir diğerine tercih etmiyorum.

Seyahatlerimde valizimin bir bölümünü kitaplar işgal eder, benimle gezerler. Gezilerimden bilgiyle dönmektense hikâyeler biriktirmek için çaba gösteririm.

Sonbahar, hüzündür. Hüzün, insanın geride bıraktığı, ayrı düştüğü şeylere karşı yüreğindeki, zihnindeki duygu durumudur.  Bu, kaybettiğimiz bir dost olabilir, ayrıldığımız sevgili, terk ettiğimiz kent, kedi, kitap…

Her ayrılık hüzünlüdür ve her ayrılık hüzün sebebidir.

Sözlükler hüznü, içsel duygulanım, gam, keder ve sıkıntı olarak tanımlar.

Hayat iz bırakır; her yerde ve herkeste… Terk ettiğimiz yerde de, göç ettiğimiz yerde de izlerimiz vardır. Kimsenin gücü, ne kendisinin ne de bir başkasının izini silmeye yetmez. İzlerimiz, kalıcıdır, eylemlerimiz gibi…

Yazarlar, bu izleri anlatma gayretindeki yazı işçileridir.

Bir süredir yazmıyordum. Bu zaman aralığında okuduklarım, gördüklerim, dinlediklerim bende kaldı. Dostlarımdan, arkadaşlarımdan ve yazılarımı takip ettiğini ifade eden okuyuculardan arayanlar oldu. Aynı sözleri tekrarladılar:

‘’Yazılarınızı özledik. Ne zaman başlıyorsun?’’

Bir göç de yazılarımın mekânında oldu. Sermayesi kelimeler olan yazarların göçü eksik olmaz. Yazı kalıcıdır ama yazının mekânları değişkendir. Kelimelerimden oluşmuş hazinemi,  Karaman’da Uyanış’tan, Karamandan.com’a taşıdım.

Ve işte başladım.

Kutadgu Bilig’den bir sonbaharlı söz:

‘’Aydınlık yaz gibi idim binlerce çiçekli,
Sonbahar mı getirdim, hepsini kuruttum.’’

Sonbahar Önerileri:

Kitap: Huzur (Ahmet Hamdi Tanpınar), İklimler (Andre’ Maurois)

Şiir: Sonbahar (Ahmet Hamdi Tanpınar), Yağmur Kaçağı (Attila İlhan)

Şarkı: Sonbahar (Sezen Aksu), 

 

Şarkı: Autumn –The Four Seasons (Vivaldi)

Sonbahar Hediyesi:  1946’da henüz 26 yaşında iken veremden hayatını kaybeden, bu gün adını kimselerin hatırlamadığı Garbis Cancikyan’dan ‘’SONBAHAR’’ adlı şiir:

rüzgar
yalnız yaprak dökmez
                   ağaçlardan
bazen yapraklar
usanmış olacaklar galiba
dallarda tek başına
            yaşamaktan 

Düzenleme : 13 Eylül 2019 11:48 Okunma : 2236