Gençlerimize Müjde: Karaman’ın Sanat İkliminde Bahar Var! | Karamandan.com - | Karaman Haber

Gençlerimize Müjde: Karaman’ın Sanat İkliminde Bahar Var! | Karamandan.com - | Karaman Haber

12 Aralık 2019 Perşembe
Gençlerimize Müjde: Karaman’ın Sanat İkliminde Bahar Var!

Büyük şairlerimizden Cahit Sıtkı Tarancı, henüz onlu yaşlarındayken İstanbul’dan babasına şöyle bir mektup yazmıştı:

“Babacığım, hayatta muvaffakiyet yalnız aç kalmamakta değildir. Asıl muvaffakiyet, göçüp gittikten sonra ardında bir eser bırakmaktır. Bu eseri meydana getirmek için saadeti memnu telakki etmeli! Benim de çizilmiş bir mefkûrem vardır. Ben, her şeyden önce, yaşamış olduğuma delil için bir eser meydana getireceğim!”

Cahit Sıtkı Tarancı, Galatasaray Lisesi’nde okurken babası onun üst mevkilerde bir devlet görevlisi olmasını istiyordu ama o kendini keşfedip güzel eserler üretmek yoluna baş koyarak büyük şairlerimizin arasına girmişti. İnsanın herhangi bir konuda kendinin farkına varması önemli!

“Karaman’ın Sanat İkliminde Bahar Var” Derken…

Karamanlı gençlere bir yol işaret edildiğinde neler yapabileceklerini bizzat görmüş biri olarak bunu söylüyorum; aileleri tarafından her şeyin para olduğunun sanrısı altında kalan gençlerimize yeteneklerinin keşfedilmesi gerektiğini söylediğimde onların gözlerindeki ışıltıyı görseydiniz bana hak verirdiniz. Onlara imkân verip disiplinli bir eğitim sürecinden geçirdikten sonra misal; 2019 yılında Ankara, Eskişehir, Konya gibi büyükşehirleri geride bırakarak tiyatro alanında İç Anadolu bölgesi üçüncüsü olabilen gençlere sahibiz. Bunun yanında aynı gençler ve halktan gönüllü kabiliyetli bireylerle bırakın Karaman’ı, Türkiye’de dahi çekilmesi zor bir kısa filmi yine bu her yaştan insanlarımızla birlikte çekmeyi başardık. Bugün o filmimiz, dünyanın sayılı festivallerinden biri olan Sundance Film Festivali’nde yarışmak üzere yola çıktı. Yaklaşık on bin kısa film arasında çetin bir yarışmaya girecek! Şansı az, ya da yok, o ayrı konu. Biz bu imkânlarla, bu insanlarla bunu yaptık mı? Yaptık! Şunu unutmayalım ki, eğer bir konuda iddialıysanız, evvela o konuda ortaya bir şey koymanız gerekiyor. Biz onu yaptık ve ortaya koyduk. Eğer hayalleriniz dünyadan büyük değil ise olduğunuz yerde saymaya mahkûmsunuzdur.

Ama Bu Daha Başlangıç!

Evet, daha başlangıç! Hal böyleyken yarım tedbirlerle günü birlik eğlenceler için, gelip geçici esercikler üretmek yerine, daha disiplinli ve kalifiye insanlarla Karaman gibi tarihi bir şehrin adını yüceltmek en doğru hedef olmalıdır. Bu konuda, bireysel çalışmalar daha çok desteklenmeli, kurumların yaptığı etkinlikler daha kaliteli bir seviyede olmalıdır. Tiyatro eserlerinden tutun da, çağın en gözdesi olan dijital görsellere kadar, her alanda üretilecek eserler dişe dokunur, Karaman’a yakışır olmalıdır. Bu tarihi şehrin tarihinin farkına vardırılması için; Mevlânâ’nın, Yunus’un eserleri halkın önüne çeşitli ve -düzenli- bir şekilde sunulmalı, evvela halkın kendi kültürüne olan bilgisi tazelenmeli ve hatırlatılmalı, lafta bırakılmamalıdır. Örneğin, Ankara’nın tarihi mekânlarından birinde, her hafta düzenli bir şeklide Türk müziği ve edebiyatı işlenerek halka bir yol gösterilirdi. Öğrencilik yıllarımda buna bizzat şahit oldum. Karaman’da da birçok tarihi mekân var fakat kültürel ve sanatsal etkinlikler için maalesef değerlendirilemiyor. Yalnızca özel günlerde örneğin, halkı bir meydana toplayıp, şehir dışından getirilen etkinlikçilerle verilen -güya- kültürel bilgilerle bu sağlanamaz, bunun düzenli ve kalıcı hale getirilmesi gereklidir! Çünkü kültür dediğimiz kavram, ben bu yazıyı yazarken dahi kendine bir şeyler katacak, yarına bir şeyler aktaracak kadar canlıdır. Onu her daim beslemeliyiz. “Günü kutladık mı? Kutladık!”larla bir yere varamayacağımız apaçık ortadadır.

Gençlerimize “Cafe ve Bistro”lar (!) Dışında da Önemli Şeyler Olduğunu Göstermeliyiz!

Evet, cafe ve bistrolar! Yine o konu, hadi o kafe olsun bari, di’mi? Yook!.. Olmaz, hey Allah’ım ya… Gençlerimizin Karaman’daki tek sosyalliği bu oturma yerlerinden ibaret olmasın diyerek bir şeyler yapmasak mı?

Şiir akşamları düzenlesek; divan şairlerimizden, şiirlerimizden, ikinci yeniye dek…

Yerli yabanca klasik tiyatro eserleriyle gençlerimizin yanında halkımızı da düşündürsek,

Görsel ve işitsel sanatlara kayıtsız kalmayıp her bireyimizi üçten beşe çıkaracak etkinlikler üretsek, sahneye koysak, filme alsak, olmaz mı?

En önemlisi, uzun bir yazı konusu olabileceği için bilerek ıskalamışımdır ki; Okumak! Ama sindirerek okumak! Okumanın da fayda gösterebileceği cinsini bulup gençlere aşılamak! Hani kimisi şiir okumaz da, hani spor kitaplarına tutkundur misal, ya da roman sevmez kimisi, otobiyografi okumayı sever. Hangi gencimizin hangi ilgi alanına sahip olduğunu öğrenmek başta ailelerimizin ardından eğitimcilerin işi, buna yönelsek, yönlendirsek keşke! Yoksa tüm sınıfa aynı anda aynı kitabı okutmak gibi saçmalıklara düşüyoruzdur. Her ne halse… Buna sonra döneriz.

Velhasıl gençlerimize, bireysel üretken insanlarımıza yatırım yapalım. Gerekli olan güç hem teknolojik olarak hem de yetenek, asil kan olarak zaten bizde mevcuttur!

Hamasi bitirdiysem af ola!

Bu arada Cahit Sıtkı Tarancı okuyun gençler. Hem şiirlerini, hem mektuplarını…

Sevgiler.

Okunma : 1291