Geceye Alışmış Olan Karanlıktan Neden Korksun ki? | Karamandan.com - Karaman Haber

Geceye Alışmış Olan Karanlıktan Neden Korksun ki? | Karamandan.com - Karaman Haber

19 Ocak 2020 Pazar
Geceye Alışmış Olan Karanlıktan Neden Korksun ki?

Salih amcaa!" diye bir ses duyuyorum. Geriden. Uzun ve loş koridorun sonundan.

Ermenek'ten gelmiş. Babası ta kaç sene önce vefat etmiş. Şu bizim toprağımızdan. İncecik, uzunca, yüzü ak toprak gibi.

Başına bir eşarp sarmış. Belli ki dökülen saçlarını gizlemek istemiş.

Her kanser hastası yavruma söylediğim cümleleri ona da kuruyorum; "fıstık gibisin, iyi gördüm seni."

Utanıyor, hafif pembeleşiyor yüzü. Gülümsüyor. 

Tırnaklarını farkediyorum, oje sürmüş, tatlı neşeli bir pembe. Poşetten çıkardığım irice bir mandalinayı eline tutuşturuyorum, koridor kenarındaki koltuklara oturuyoruz.

"Kızın nasıl?" diye soruyor. "Hangisi?" diyorum. "İkisi de." diyor.

Derin bir sohbete dalıyoruz. Biz hep tatlı hayaller kurarız kuzularla biraraya gelince.

Bu kez ona denizi anlatıyorum, gemileri, balıkları, denize giderken yanından geçtiğimiz köyleri.

Biliyor musunuz! Biz Erdemli'ye gideceğiz onun tedavisi bitip iyileştiği zaman. Kızkalesi'ni göreceğiz. Deniz kabuğu takılar alacağız. Kalenin yanına kadar gidip selfie çekineceğiz. Facebook'ta paylaşacak; "Salih amcayla gezmece" diye yazacak altına.

Kızkalesi'nin hikayesini onunla tanıştığımız bir buçuk sene içinde üç kez anlattım. Anlamadığından değil, onun deyimiyle; "maksat muhabbet olsun, sen anlat yaa Salih amca!" Masaldaki elma sepetinin içine gizlenen yılandan çok o yılanı oraya koyana kızıyor; "nasıl kıydı!" diye.

Arkada bıraktıklarınızı hiç düşündünüz mü? Yarın ölecekmiş gibi değil de, dün ölmüş gibi yaşadığımızdandır belkide bunca acı, stres, bunalım, boşluk hissi ve modern çağın getirdiği tüm rahatsızlıklar. Dün ölmüş gibi yaşadığımız için feryadını duyamıyoruz belkide en yakınımızdakilerin.

"Kantinden bir ihtiyacın var mı?" diye soruyorum. Biraz çekingen; "Su, ıslak mendil, peçete..."

Annesi görünüyor biraz ileriden. Gülümseyerek bize doğru geliyor. O da yıkılmış bu birkaç yıl içinde. Kolay değil elbette, omuzlarında yaşı on üç olan koca bir dünya taşıyor, o ağırlığın altında her şeye rağmen dimdik duruyor.

"Hoşgeldin abi."
"Hoş gördük."

Yorgun, uykusuz, huzursuz, düşünceli.

Kuzusunun kıyafetini düzeltiyor. Şevkatle, içi titreyerek.

Anlatıyor bir yandan.  Bir gün önce gelmişler. Kemoterapiye girmiş. Fakat bünyesi kabul etmemiş kuzunun. Kusmuş. Ateşlenmiş. Tekrar ilaç vereceklermiş.

"Rapor işini ne yaptınız?" diye soruyorum.

Rapor önemli, rapor alınınca kuzuya evde bakım parası verecek Devlet Baba. Devlet Baba evlatlarını tedavi ediyor, ilaç veriyor, sahip çıkıyor. Devlet Baba her türlü belanın karşısında dimdik durup, her şeye rağmen evladına şevkatle sarılıyor.

Anne konuşuyor. 
"Kurtulsun!" diyor. 
"Okuluna devam etsin." diyor. 
"Muhannete muhtaç olmasın!" diyor.
"Dün Gökkuşağı AVM'den hikaye kitabı aldım, okumaya çok hevesli." diyor.

Hayatın zorluklarından bahsediyor. 
Anne kırgın kimsesizliğine. 
Kelimeleri, sanki urgan, cümleler ise dar ağacı.
Ahh vefasızlık!

Anne kuzusunu servise götürürken ben de ihtiyaçlar için kantine iniyorum. 
Boya kalemi istiyor mahcup bir seslenişle 
"Bana da bir resim çizer misin," diyorum, "içinden güneş ve kuşlar geçen?"
Gülümsüyor. "Olur" diyor.

El sallıyoruz birbirimize, koridordan kocaman, sıcak bir tebessüm geçiyor. 

Servisin yanından geçerken, içeriden çocuk sesleri geliyor. Hüzün sarıyor içimi. "Hep gülün kuzular" diyorum, "Hep neşeli kalın." 
"Daha ne kadar kötü olabilir ki!" diyorum."

Sonra. Hayatı bize dar eden zehir zemberek şeylerin olmasının da, dünyanın da, bize baba'dan kalma bir miras olduğunu düşünüyorum.

Düşünsenize! "Canım acıyor!" diyorsun, daha acının ne olduğunu bilmeyen insanlara.

Sağa sola el açmaktan yorulmuş bedenleriyle... sahi en son ne zaman dingin bir kafayla baktılar gökyüzüne?

Gırtlağına kadar acı, saç teline kadar elem ama ısrarla gelecek güzel günlere inanmaya inanmaya devam.

Dostlar! Kaç kez ortamızdan kırıldık bu zamana kadar? 
Kaç kez hiç tanımadığımız bir çocuk bedenini kucaklayıp acil servislere koşturduk iki büklüm halimizle?

Kaç kez yaşasın diye mücadele ettiğimiz bir çocuk bedenini, daha dün gülümseyerek veda edipte bugün toprağa verdik?

Fırsatınız olursa, güneşin yüzünü göstermediği bu kanser hastası çocukların yüzlerine iyi bakın. 

Daha hayatın ilk yıllarında evlatlarının hastalığı nedeniyle kaybetmelerin ve yıkımların coğrafyasına dönüşen annelerin yüzlerine bir bakın

Onların hep; "iyi olacak!" temennisiyle başlayan cümlelerle sabaha kadar uyku girmeyen gözlerine, el açıp karşısına çıkan her vicdana 'bir çare' diye yalvardığı zehir zemberek saatlere bakın.

Hastahane koridorlarında gece uzun, mevzu derin derin olur.

Hayra doğru İnşaallah...

Teşekkür ederim: Sayın Ak Parti Milletvekili Selman Oğuzhan Eser Bey'e, Sayın Tayfun Karakuş Bey'e, Sayın Ak Parti Merkez İlçe Başkanı Feyzullah Tunç Beye...

Gönül Elçileri İyilik Hareketi Sosyal Sorumluluk Projesi fikrinin mimarlarından memleket sevdalısı Ayşegül Onurlu Hanımefendiye, Can dostumuz Sayın Hasan Baştuğ Beye...

Karamanımız'da yaşayan kanser hastası evlatlarımıza eğitimleri, pedagojik destekleri ve diğer ihtiyaçlarının karşılanması konusunda yardımcı olacak bir derneğin kurulması için özveri ile çalışan; Avukat Şafak Yamanel Hanımefendiye,  Güzel Sanatlar Eğitmeni  Keziban Gültekin Hanımefendiye, Hatice Uysal Hanımefendiye,  Ayşe Eğilmez Hanımefendiye, Yasemin Bayrakçı Hanımefendiye, Kübra Yılmaz Hanımefendiye, Esma Nur Soyalan Hanımefendiye... 

Yazar kadromuzdan; Üstadımız Mükremin Kızılca Bey başta olmak üzere; Karamandancom haber sitesi Yöneticimiz  Adem Kocatürk Bey'e, Sayın Şadan Sezgin Bey'e, Sayın Ahmet Tek Bey'e, Betül Hanımefendiye, Çiğdem Göktaş Tekin Hanımefendiye ve diğer yazar arkadaşlarıma... 

Dört yıl, evet tam dört yıldır çabası ve mücadelesi içinde olduğumuz, 'kanser hastası bireylerin, Konya üniversite hastanelerine nakli için bir otobüs tahsisi' konusunda bizlere destek verdikleri, acılarımızı sevinçlerimizi paylaştıkları, bu konuda bizlere yardımcı oldukları, her türlü konuda destek sözü verdikleri ve dahası benim gibi aksi, inatçı, şaşkın bir adama yüreklerini açtıkları için gönülden teşekkür ediyorum.

İyi ki varsınız.

Salih Cengiz

Okunma : 830