Karamandan.com

Karamandan.com

03 Aralık 2020 Perşembe
Fatih’in Ayasofya Cami Vakfiyesi
Ayasofya’nın Kısa Tarifi ve İslam’la Alakası* Ayasofya Yeni Camiinde Hizmet Eden 95 Kişinin Hizmetleri ve Ödenekleri Fatih Sultan Mehmet Han merhumun Ayasofya Cami Vakfiyesini tarihte ilk defa Türkçeye Arapçadan tercüme etmeyi bu aciz kuluna nasip ettiği için Allaha sonsuz şükranlarımı arz ediyorum.
Kategori : Köşe Yazıları
03 Temmuz 2020 11:58
 
Fatih’in Ayasofya Cami Vakfiyesi
karaman

Ayasofya’nın Kısa Tarifi ve İslam’la Alakası*

Ayasofya Yeni Camiinde Hizmet Eden 95 Kişinin Hizmetleri ve Ödenekleri

Fatih Sultan Mehmet Han merhumun Ayasofya Cami Vakfiyesini tarihte ilk defa Türkçeye Arapçadan tercüme etmeyi bu aciz kuluna nasip ettiği için Allaha sonsuz şükranlarımı arz ediyorum.**

90 yıldır hiç gündemden düşmeyen Ayasofya ile alakalı Fatih Sultan Mehmet Han merhumun Ayasofya Cami Vakfiyesinin aslını şahsen görmek ve okumak istiyordum.

Son günlerde Ayasofya Meselesi tekrar gündeme oturunca benim merakım da alevlendi.

Fatih Sultan Mehmet Han merhumun Ayasofya Yeni Camii Vakfiyesini Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivlerinden satın alarak masama koydum.

Aslı 65 m. 30 cm, ceylan derisine fasih bir Arapçayla yazılmış olan ve 141 sayfada tamamlanan vakfiyeyi okumaya başladım.

Fatih Sultan Mehmet Han Ayasofya’yı 1453’te İstanbul’u fethettikten hemen sonra on yıl emek verip bir fetih hakkı olarak üzerine tapu ettirip camiye çevirmiş ve adını da Yeni Cami koymuştur.

Ayasofya / Azize Sofya Kilisesi Bizans İmparatoru I. Justinianus (Kostantin) tarafından, 532-537 yılları arasında peygamberimizin (sav) doğumundan 35 yıl önce, İstanbul'un tarihî yarımadasındaki eski şehir merkezine inşa ettirilmiş patrik katedralidir.

Kostantin, bugün bile dünya envanterinde ilk sıralarda yer alan bu muhteşem eseri bitirince “Ey Süleyman bugün seni geçtim” diyerek peygamber Süleyman’a a.s. atıfta bulunarak seslenmiştir.

Bu sözden Konstantin’in bugünkü Yahudi tapınakçıların Hristiyanlığı ele geçirdiği tarzda değil de doğru bir Hristiyan inancı üzere olduğu anlaşılıyor.

Konstantin Allaha şükran olarak inşa ettirdiği bu muhteşem eseri kendi mülkü olarak kaydettirmiş ve onu takip eden bütün imparatorlar da aynı yolu izlemişlerdir. Yani Ayasofya kilisesi her hangi bir ekümenik yapıya bağlı değildir. İşte bu kurala uygun olarak Fatih Sultan Mehmet de aynı zamanda Bizans İmparatorluğu varisi olarak kendi üzerine tapu yaptırarak ünlü vakfiyesini 1460 yılında kaleme almıştır.

“Konstantin’in ölümünden sonra yerine oğlu Alban geldi, Alban ölünce de Hirakl imparator oldu. Hirakl peygamber efendimiz doğduğu tarihte başta idi. İstanbul’un eski adı olan Konstantıniye Ayasofya’yı inşa eden Konstantin’in adındandır. Daha önceki adı Bozantin ve Yanko bin Maryan idi.

Yüce peygamberimiz doğduğunda dünyanın dört bir yanında olağanüstü haller meydana gelmiştir. Bütün kiliselerin kubbeleri secdeye kapanmış, İran’da Nüşirvan’ın sarayı çökmüş, Mecusi ateşi sönmüş, Sava gölü kurumuştur. Aynı zamanda Ayasofya’nın da ana kubbesinde büyük bir yarık meydana gelmiş, kubbenin yarısı aşağı inmiştir.

Kubbeyi asla yerine tam olarak yerleştiremeyince içlerinden bir akıllı adam bu İmparator Hirakle; kubbeyi ancak Son Peygamber Hz Muhammedin vereceği bir icazet durdurabilir, dedi. Sonunda Hirakl elçi göndererek bu izni alıyor ve kubbe eski haline geliyor. Bu Hiraklin gizli Müslüman olduğu da bilinmektedir.

Zaten Peygamberimiz gelmeden önce Hristiyanlık hak dindi. Son peygamber gelince de onun davetine müspet cevap vererek imanını sürdürmüştür. Bu Hirakl eğer peygamberimizin doğduğu andaki Hirakl olmasa bile oğlu veya torunudur. Hirakl, efendimizin İslam’a davet ettiği mektubun gönderdiği kişidir.

Yapımında yüzlerce usta, mimar, mühendis ve on bin işçi çalışmıştır. Duvarının bir altın bir gümüş ve değerli taşlarla inşa edilmesi fikri masraf bakımından engellense de dünyanın dört bir yanından getirilen mermer ve taşlar hatta Süleyman Peygamberin devlere taşıttığı ve köşk ve saraylarında kullandığı devasa kayaların da getirilerek inşa edilmesiyle sırf altından yapılması halindeki yapılacak masrafı geçmiştir.”***

Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettikten sonra Ayasofya’yı “Yeni Cami” e tahvil için on yıl emek verdiler. Bu arada etrafına imaret, sekiz medrese ve şifahane yaptırdılar.

Fatihten sonraki bütün padişahlar da Ayasofya’ya aynı ihtimamı gösterdiler. Tahta oturduktan sonra kılıç kuşanma törenleri burada yapıldı. Bütün padişahlar istisnasız Kadir gecelerini burada ihya ederlerdi.

1. bölüm- Ayasofya Yeni Camiinde Hizmet Eden 95 Kişinin Hizmetleri ve Ödenekleri

Vakıflar tüm sağlıklı şartları bulundurmalı, bütün noksanlardan, iptal etme ihtimallerinde uzak olmalı -Allah onlardan razı olsun- bütün müçtehitlerin itibar ettiği şartlarla geçerli olmalıdır.

Vakıflar Allah yeryüzünü kıyameti koparıp da yeni varislerine verinceye kadar, ebediyen sonsuz olan bir zamana bağlıdırlar.

Satılamaz, üzerinde tasarruf edilemez, başkasına bağışlanamaz, ipotek verilemez, hiçbir suretle telef edilemez, hiçbir sebeple yok edilemez, değiştirilemez, değiştirilme konusunda kimse tasarrufta bulunamaz, vakıfta ve onunla alakalı müştemilatta eksikliğe, son verilmesine neden olacak ve yürürlüğüne halel getirecek hiçbir değişiklik yapılamaz.

Ancak zamanın şartlarına göre tadilat, tamirat ve fiziki yenilemeler bunun dışındadır.

Adı geçen vakıflarda, ağaçlarında sulama kiralandırmaları ancak bir yıl olacaktır, zaruri bir hal zuhurunda üç yıla kadar uzatılabilir.

Kiracı dindar, güvenilir, başkasının malına tamahsız, mülayim, vakıf ve vakfın menfaatleri hususunda zerre kadar da olsa yolsuzluğa göz yummayan birisi olmalıdır.

Vakfedenin (Allah mülkünü ebedi kılsın) şartı:

İstanbul’da yeni inşa ve tadil ettiği adı geçen camiin salih bir ilim sahibi hatibi olacaktır. Her Cuma günü Hanif İslam dinine ve İslam Şeriatına aykırı olmayan hitabet ve imamet icra edecektir. Hatibe her Cuma günü için darphane eseri, vakfedenin sikkesi tarzıyla darp edilen 30 dirhem tayin edilmiştir.

Hatipten ayrı iki salih, mazbut, alim kişi de günde beş vakit namazları, teravih ve tesbih namazı gibi diğer cemaatle kılınan namazları kıldırmak için tayin edilecektir. Bu iki imam bir gün birisi bir gün birisi nöbetleşe namazları kıldıracaklardır. Bunlara da aynı sikkelerden günlük onar dirhem verilecektir.

12 kişi bu yeni camiin yeni iki minaresinden günde beş defa ezan-ı Muhammedî okumak üzere vazifelendirilmiştir.

Üçü iki minareden birisinde, üçü de diğer minarede vazifelerini icra edeceklerdir. Bu zatlar müezzinlere layık güzel sesle, vakit bilgisiyle, takvayla donanmış olmalıdır. Bunlardan her birisi için günlük beş dirhem tayin edilmiştir.

Vakfeden -Gölgesi ebedi olsun- bu camide daima Kur’an okuyacak on hafız bulunmasını da şart koştu. On hafızdan birisi başkanları olacak, başkan kıraat ilmine sahip, güzel sesli, hafızlığı çelik olacaktır. Başkana her gün için 7 dirhem tahsis edilmiştir.  Diğer dokuz hafıza da günlük beşer dirhem verilecektir.

Camide yirmi salih kişi de her gün Kur’an’ın otuzda biri olan birer cüz okuyacaklardır. Bu yirmi kişinin her birine günlük iki dirhem ödenecektir.

Yirmi kişi de her gün bu cami-i şerifte 3500’er defa kelime-i tevhit söyleyeceklerdir. Bunlardan her birine günlük iki dirhem ödenecek, başkanlarına ise üç dirhem verilecektir.

On adam da her gün bu cami-i şerifte peygamberimiz (sav) üzerine şu şekilde salat ü selam getirecektir: Allahümme salli alâ Muhammed’in ve ala âli Muhammed.  Bunların da her birine ikişer dirhem, başkanlarınaysa üç dirhem ayrılacaktır.

Beş kişi de bu camide beş vakit namazlarını kıldıktan sonra sevabını vakıf sahibine -Allah saltanatını daim kılsın- bağışlayacaklardır. Bu beş kişiye de günlük yedişer dirhem tahsis edilecektir.

Bir adam da Muarrif olarak her Cuma Muarriflerin vazifesini yapacaktır. Muarrif: Cuma günleri adet üzere cami mahfilinde, Allah’a hamd ü sena ve resulüne salavattan sonra Emir sahiplerine dua, mümin erkek ve mümine kadınlara da istiğfarda bulunacaktır.

Cuma günleri için Muarrife altı dirhem tayin edilmiştir.

Bir kişi de namaz vakitlerinin düzeni ile alakalı görev alıp günlük on dirhem verilecektir.

Bu yeni camide görev almak üzere altı kişi de Kayyım olarak atanmış olup caminin açılması, kapatılması, tefrişi ve demirbaşların korunması gibi Kayyımlara has hizmetleri yürüteceklerdir. Bunlardan her birisine de günlük beş dirhem verilecektir.

Dört kişi de aydınlatma ve kandillerle görevli olup kişi başına her gün için beş dirhem tahsis edilmiştir.

İki adam ise caminin önündeki tuvaletler için vazifeli olarak cami ile medreseler arasındaki muhiti süpürmekle ve dış kapıları açıp kapamakla görevli olacaktır. Bunlara da günlük üçer dirhem tayin edilmiştir.

Bütün bu vazife sahiplerine vazifelerini tarif eden bir kişi daha bulunacaktır. Vazife sahiplerinden ihmal ettikleri vakitlerin karşılığı olan dirhemleri kesecektir. Bu denetçinin günlük ücreti üç dirhemdir.

Bu yeni camiin hasırı için günlük dört dirhem, aydınlatma lamba yağı için beş dirhem, kandil ve süpürge parası için günde bir dirhem ayrılacaktır.

*tarifi, doğrudur, tarihi olmalı diye düşünmeyiniz!

**Bu söz biraz iddialı olmuş derseniz ve 141 sayfalık Fatih’in 1460 tarihli Ayasofya Cami Vakfiyesinin Türkçeye, şahsımdan önce çevrildiğini ispat ederseniz özür dileyip bu ilk iddiasını sileceğim.

***Feth-i Kostantıniyye ve Tarif-i Ayasofya University of Toronto

(Devamı var: 2. bölüm Ayasofya Medreseleri ve mefruşatı)

Mükremin Kızılca

Okunma : 1740
Foto galeri
karaman


guney sigorta
Yavuzlar iplik
sağlam pen
Gündem haberleri
Karaman pandemide ne durumda?
30 Kasım 2020 Okunma: 12838 Sağlık
KARAMAN'DA İNANILMAZ İŞ KAZASI
29 Kasım 2020 Okunma: 9225 Asayiş
Genç Kadın Sokak Ortasında Bıçaklandı
30 Kasım 2020 Okunma: 8309 Asayiş
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın