Etnik Aidiyet Tartışmaları Üzerine | Karamandan.com - | Karaman Haber

Etnik Aidiyet Tartışmaları Üzerine | Karamandan.com - | Karaman Haber

17 Aralık 2018 Pazartesi
Etnik Aidiyet Tartışmaları Üzerine

And üzerine yazdığım yazı sebebiyle etnik aidiyetimi sorgulayan hemşehrilerimin var olduğunu fark ettim. Onların kafasındaki bu türden istifhamların varlığı aslında sağlıklı bir bünyeye işaret etmez. Yani kimi hemşehrilerimizin Türk olmadığı iddiası toplumun bünyesine sokulmuş bir virüstür.

Hiç kimse "Ben Türküm" demekle Türk olmaz; etnik aidiyeti farklıysa... Hiç kimse de "Ben Türk değilim" demekle Türklükten çıkmaz, etnik aidiyeti Türklükse... 

Nedense bunu sadece Türklerin içinde görebiliyoruz. Kimileri, kendilerinin “Öztürk” olduğunu iddia ederken, diğerlerini dışlıyorlar. Peki, Türklük bundan ne kazanıyor? Koskoca bir hiç… 

Öztürk oldukları iddiasında olan bazıları Ebulfeyz Elçibey’e ait olduğunu iddia ettikleri “ Türk değilim diyene sakın itiraz etmeyin. Tanrının bahşettiği şerefi istemeyen şerefsize, biz zorla şeref verecek değiliz” sözünü paylaşarak aramızda Türk olmadığını iddia edenlerin varlığına işaret etmektedirler.

Elçibey'in söylediği sözlere de katılıyor, hak veriyorum. Çünkü Azerbaycan'da Rus emperyalizminin baskıları sebebiyle dininden ve dolayısıyla etnik kimliğinden koparak, yozlaşmış insanlar mevcuttur. Bunlar yozlaştıkları için açıkça "Ben Türk değilim" diyebilmektedirler.
Türkiye'de ise "Ben Türk değilim" diyenler olmadığı halde kendilerini "Öztürk" olarak görenlerin, Türk olmadığını iddia ettikleri Türkler vardır. Tabii ki onların Türk olup olmadığını kendileri değil; müddei, yani iddia sahipleri ispat etmek zorundadır. Açıkçası bu iddialar, içimize sokulmuş, beyinleri kirleten, vücut sağlığını bozan bir virüstür. 

Türkler topluca bir vücut olarak kabul edilirse, Türk olmadığı iddia edilenler vücudun bazı organlarının vücut tarafından reddedilmesi gibi saçma bir durumu ortaya koymaktadır. 

Öyle ya, hangi insan vücudunun bir parçası olan parmağını, elini, kolunu, ayağını, başını, kalbini “bana ait değil” diye dışlayarak, kesip atar; psikopatların dışında?

Aslında zarfa değil mazrufa bakmak gerekir. And tartışmalarını etnik aidiyet üzerinden değerlendirmek zarfsa, anlatılmak istenen konu mazruftur. Yani daha derinlikli bir bakış... 

Orta yaşın üzerinde olanların ömrünün en az 40 yılı and okutulan dönemlerde geçmiştir. Peki, bu andın Kürt ayrımcılığını körükleyip, terörü azdırmaktan başka ne katkısı olmuştur?

Birçok Kürt kardeşimizin Diyarbakır cezaevinde akıl almaz işkencelere maruz kalarak, istiklal marşı okutulduğu tarihe kaydolmuş bir gerçektir. Hangisi bu psikolojik harbin sonunda Türk olarak cezaevinden çıkabilmiştir? Ki, baskıyla insanların etnik aidiyeti değiştirilemez. Etnik aidiyet kişinin kendi seçimi değil, doğuştan kazanmış olduğu bir aidiyettir. İstese de değiştiremez. 

And tartışmalarına gelince; halka yaptığı zulümlerin, referans olarak nesilden, nesile aktarıldığı totaliter CHP döneminden kalma and; açıkçası, çağımızla örtüşmüyor. Türkiye'ye diktatörlük görüntüsü vermekten öteye gidemiyor. 

Ne hazindir ki Cumhurbaşkanımıza "Diktatör" diyenler, tam da andı destekleyenlerin tarafında yer alıyor. Onlara söylenecek tek söz "Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu" sözüdür. Çünkü bir taraftan diktatörlükten şikâyet edip, bir taraftan da diktatörlük görüntüsü veriyor, her sabah körpecik çocuklara yönelik and içirme merasimini savunuyorlar. Tabii ki içinde bulundukları tezatı, bağnazlık ve at gözlüğü sebebiyle göremiyorlar. 

Ne diyelim, Allah onlara basiret ve feraset versin. 
Aşırılıklar bünyeye yani, Türklüğe zarar vermektedir. 
Aşırılığı bırakalım da "Süper Güç" olma yolunda aldığımız mesafeye bakarak, Türklüğümüzle gurur duyalım! 

Ortaya koyduğumuz dünya çapında eserlere bakarak gurur duyalım! Dünyanın gıpta ettiği projelere bakarak başımız dik tutalım! Daha büyük projeleri gerçekleştirebilmek için birlik ve beraberliğimizi muhafaza edelim!

Okunma : 2158