Ereğli'de Peygamberimizin Mucizesi Pınar | Karamandan.com - | Karaman Haber

Ereğli'de Peygamberimizin Mucizesi Pınar | Karamandan.com - | Karaman Haber

17 Aralık 2018 Pazartesi
Ereğli'de Peygamberimizin Mucizesi Pınar

Mükremin Kızılca Yazdı: Allaha şükürler olsun Evliya Çelebi merhumun seyahatnamesinden Karaman ve Konya bölümlerini sadeleştirerek okuyucularımla paylaşmak nasip oldu.

Bugün bu dosyalar arasından, şahsen ilk defa duyduğum ve sorduğum hiç kimseden de, duydum, cevabını alamadığım, yöremizle alakalı oldukça ilginç bir haberim var!

Şöyle ki:

Ereğli’ye hükmeden Herakliyus, halkın susuzluğundan ve ağaçlarının ve sebzelerinin susuzluktan kuruduğundan bahisle peygamber efendimize (sav) bir elçi göndererek kendilerine bir su kaynağı sağlaması halinde toptan İslam’a gireceklerini beyan edince Ereğli’ye şikâyetlere çare olan bir pınar açılıyor.

Evliya Çelebi merhumun konuya ilişkin yazılarının geçtiği bölümleri aşağıya aynen alıyorum, sabreder okursanız bu “Peygamber Pınarının” mutlaka araştırılmasına girersiniz.

Şu anda okumakta olduğunuz makale 10 sayfa olup sonunda uzunca, Cemali adlı şairin “Peygamber Pınarı”nı anlattığı manzum bir hikâyesi vardır. Tabi tamamen Seyahatnamede geçen bir yazıdır.

İşte seyahatnamenin “Ereğli’deki Peygamber Pınarının” geçtiği bölümü:

“Ereğli ve Antik Kalesinin Özellikleri

Osmanlı ülkesinde gezdiğimiz yerlerde dört Ereğli vardır.

Bir: Rumeli’nde İstanbul yakınlarında, Silivri ile Tekfur dağı arasında “Tekfur dağı Ereğlisi” olup büyük limanıyla kalesi vardır.

İki: Karadeniz sahilinde Bartın ile Akçaşar arasında Bartın Ereğli’sidir.

Üç: Saruhan Ereğlisi olup git gide harap olmaktadır.

Dört: Karaman Ereğlisi olup Hazreti Rasülüllah Efendimizin (sav) Hazreti Ömer’e verdiği ağzı yarı mucizesiyle ve hazreti Sultanü’l-ulema ve Celalededin-i Rumi Mevlana’nın ilgi alanı olması sebebiyle günden güne mamur ve abat olmaktadır.

Yine Van tarihine göre Ereğli şehrini ve kalesini ilk yapan hazreti Nuh’un oğlu hazreti Sam aleyhisselamdır. Sonra Ereğli kalesini hazreti Ebubekir’in (ra) zamanında sahabenin saldırı korkusuyla Hirakl Kayseri Herakliyus bina edip adını Herakliye koymuştu.

Sonra h 484 / m 1092 tarihinde Sultan Alaeddin bu kaleyi kuşatarak büyük bir savaş, acı bir muharebeyle fethetti. Bütün yaralılara peygamber pınarının başındaki çamurdan sürünce tüm dertliler ve yaralılar o mübarek kil çamuruyla şifa buldular. Ereğli ismi “er kili” yani “er çamuru” demekten galat olarak Ereğli adıyla adlanmış evliyanın nazargahı / ilgi odağı güzel ve parlak bir şehir olmuştur.

Sonra halkı isyan ettiğinden Ebu’l-feth Muhammed kalesini fethedip eşkıya yerleşmesin diyerek yer yer yıkmıştır. Bir tepe, höyük üzerinde beşgen, sağlam ve güzel bir kaledir. İçinde kale komutanı, eratı ve cephane yoktur.

Ebu’l-feth Gazi yazımına göre Karaman eyaletinden vergiden muaf, Müslüman, Haremeyn vakıflarından bakımlı bir şehirdir.

Saadet asitanesinde Darussaade ağası padişahın kanunu üzere işlerimi yürütür. Onlar tarafından şanlı bir muhteşem ağa yüz atlı ile hükümet eder. Önceleri İslam hükümdarları elinde iken Haremeyn vakfı imiş, hatta kâfirlerin elindeyken bile kral Herakl bu şehrin suyunun peygamber mucizesiyle aktığını gördüğü halde imana gelmemiştir.

Ama Emirülmüminin halife hazreti Ömer’e ve diğer halifelere her yıl hediyeler gönderdiğinden Ereğli rasülüllahın (sav) manevi himayesinde olmuştu.

Zira bu Herakl (Herakliyus) Kayserin hazreti Ömer Medine’de dördüncü bürde parmağıyla gözünü çıkarıp Kör Herakl olup hayatı boyunca halifeye korkusundan hediyeler gönderirdi. Bu ana kadar Ereğli halifelerin korumasında olup Haremeyn hâkimi zapt eder. Karaman paşasının tabileri asla saldıramaz. Bir hâkimi de şeriat tarafından olup 300 payesiyle şerif kazadır.

Mamur köy ve bucakları vardır. Bu bucaklardan yıllık yedi kese geliri vardır. Kethüdayeri, yeni çeri serdarı, muhtesibi, şehir naibi, şehir emniyet amiri, su taksiminde meravı yani su ağası vardır. Eğer su ağası, merav olmazsa gece gündüz su için kavga eksik olmaz. Zira bu şehir Peygamber Pınarı Dağı dibinde kurulmuş olup doğu, batı ve kuzeyi Hirakl ovası sayılır.

Bu geniş ovada 6000 kadar bağ, bahçe, yaylak ve mezra bulunur ki tamamı bu sudan sulanmaya muhtaç olduğundan bir su hakimi vardır. Su herkese sırasıyla verilir.

Bu şehir yüksek saraylarla süslenmiş ve mamur olup her evde bir akarsu, havuz ve şadırvan tertip edilmiştir.

EREĞLİDEKİ ESERLER

Peygamber aleyhisselam efendimizin mucizesi olarak Ereğli’de akan Pınarbaşı mesire yerini metheden merhum Cemali’nin burayla alakalı manzumesini teberrüken alıyorum:

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla başlar, sadece ondan yardım talep ederim, yâ Fettâh!

Hamd kılmak halka vaciptir   Bir yere cem’ oldu sahb-ı Mustafa
Nimetine ins ü cin taliptir   İbn-i Hattab Ömer ile Murtaza
Hem salat ü selam ol Ahmed’e   Cümle ashab-ı resul-i Kibriya
Mazhar-i Levlâk o ser-i emced’e   Söylediler her birisi bîriya
Sahbına evladına, evladına olsun selam   Dediler ki varalım peygambere
Onlar ile oldu çün din tamam   Diyelim ahvalimiz ol servere
Ehl-i ahbardan rivayet olunur   Bize andan oliserdir bir cevab
Çok tevarihte hikâye olunur   Olalım âmil bulalım çok sevab
Bir gün ol sultan-i zeyn-i enbiyâ   Merkad-i pergambere cümle varıp
Vâkıf-i esrâr-i pâk-i “Heletâ”   Hak-i paye cümleten yüzler sürüp
Otururdu rahmetenlil’âlemin   Kıldılar ana salat ile selam
Hem salatıyla emirü’l-müminin   Başlayuben söylediler hep kelam
İbn-i Hattab Ömer ol kân-i cûd   Dediler ki ya rasülezülminen
Hazreti Serverle kılmıştı sücûd   Gel bizim müşkilimizhalleyle sen
Hazret ağzından mübarek yârini   Yüz tutuben ağladılar her biri
Ol nübüvvet ağacı esmarını   Merkad-i pakine kodular seri
Vrdi ağzından dedi ki ya Ömer   Her kimin mir’at-i kalbi oldu pak
Emir haktır sen bunu tut muteber   Dediler ikrar edip “Mâarafnâke”
Bu emanettir senin ağzında bil   Ol kişi kim kendüsündenmahv ola

Vakti gelinceye kadar sakla gıl

 

 

Zat-ı hakdakendüliğin yok kıla

 

Onu bel’ etti Emirü’l-müminin   Zahir olur anda Settâru’l-uyub
Mustafa’nın sırrına oldu emin   Setr eder aybınıSettâru’l-uyub
Dar-ı mihnetten muhabbet darına   Keşf olup cümle hakaikdürleri
Gitti Sultan kodu yârin yârine   Zahir ederler çü batın erleri
Yar-i sani ‘âdil ü ‘âmil Ömer   Lutf ile kılur tecelli ana hak
Ehl-i İslam buldu devrinde zafer   İlm-i esrar-ı ledün olur sebk
Bir melikin adı Herakl-i Rum idi   Ya peyamberden olanlara nice
Kendisi ve cümle kavmi şûm idi   Keşf-i esrar olmasun mu ey hoca?
Görmediler yüzünü peygamberin   Cümlesinin kalbine mülhem olup
Mucizatın bilmeyip ol Server’in   Murtaza kim cümleden a’lem olup
Name yazıp gönderip ol kavm-i dâll   Dediler ki ana eyle feth-i bab
Sandılar ki ola bu işi muhal   Bize vere gelsün cezayı kâmyab
Dediler ki isteriz biz ya imam   İbn-i EbiTalib Ali der şah-ı din
Dininiz hak ise bildir bittemam   Dedi bana keşfoluptur bu yakin
Zahir olsun ilimizde bir pınar   Cümlemiz suya yazalım bir kitab
Cari olsun görelim hem aşikâr   Yazalım hem ismimiz şeyh ile şâbb
Terk edelim din kendi yılımız   Gönderelim bir kişi ashabdan
Vakfedelim ona bütün ilimiz   İzzet ve ikram gören ahbabdan
Hem Müslüman olalım biz bittemam   Cümle ashaba dahi söylediler
Sözümüz hep cümle budur vesselam   Bize de mülhem olan bu dediler
Name geldi çünmedine şehrine   Yazdılar bir name bismillah ile

Ol Halife adalet bahrine

 

 

Mustafa namı yazıldı evvele

 

Name geldi çün ona buldu vusul   Yazdılar pes Ahmed-i Muhtar hakkı
Gördü manasın bilip ol pür usul   Cevh-i pakinde olan envar-i hakkı
Zahiren verdi cevab-ı bâsavab   Name vardıkda sana ey ma-i pak
Lik düştü kalbine çok ızdırap   İttiba’ yoluna et insilak
Gece vardı merkad-i peygambere   Âşık-ı şeydalığından geç a su!
Makdemine kodu başın yüz yere   Mest ü medhuş olup akmağı ko
Çok tazarru’ eyleyerek ağladı   Nâsaenfa’ oluben vaktiyle ak
Ya Habiballah medet eyle dedi   Ta ki ola rûz-i mahşer yüzün ak
Beyne nevm ü yakaza ol pak-i zat   Nice bir ah ile feryad edesin
Geldi kim geldi göründü bir sıfat   Aşk ile kendini berbad edesin
Dedi kim “kaldır başını ya Ömer”   Mücerred huy-i hay ile iş olmaz
Hak katında çün sen oldun muteber   Senin gözün yaşıyla dünya dolmaz
Sana verdiğim ağız yarı ki var   Misal-i ebkem ol kendi halinde
Gizli idi oliserdir aşikâr   Koy bu cuş u huruşu git yolunda
Gönder onu Rumu mamur eylesün   Ki sırr-ı aşkı sakla sendeki var
Zemzem ile ehl-i Rumusulasun   Müyesser ola ta ki Dîdar
ÇünEmirü’l-müminin buldu safa   Ki hâkden tecavüz etme asla
Dedi zahir mücazat-i Mustafa   Ki senden hâsıl ola nice mana
Munkati’ olmaz cihandan tâebed   Ki senden bula insan intifaı
Cümleye ondan eriserdirsened   Bulasın hak katında irtifaı
Menzile geldi Emirü’l-müminin   Eğer ağlar isen vaktiyle ağla
Çıktı ağzından o dem derhemin   Zamanıyla çıkıp bir hoşça çağla
Gizledi sanduka içinde onu   Ki senden hasıl ola bağ u bostan
Hurrem oldu görenin can u teni   Yiyüp andan safalar ede insan
Gönderip ol dereyi ashab ile   Dahi bîsütun kamu eşcar u esmar
İzzet ü ikram ile ahbab ile   Ki gûna güne bite sende ezhar
İhtiram ile anı getürdiler   Ki feryad eyleye murg-ı elhan
Hirakl-i Rum’a anı yetürdiler   Karargâh edinip enva-ı murgan
Cem’ oluben bu sihirdir dediler   Eğer bir suda olsa sebze zarı
Bu yalandır ya mekirdir dediler   Anı kim görse kalmaya kararı
Dediler bunu koyalım bir yere   Zamanıyla çıkıp da eyle cereyan
Olmaya toprak, ola taş ve dere   Görüp seyreyleyenler ola hayran
Kodular bir yere yarı, sengi çok   Çıkıp hengam gel de eyle feryad
Bir deredir taşı çok, toprağı yok   Olasın bülbül-i şeydayaüstad
Zahir oldu anda enhar-i kiram   Ki vuslat demleri oldu o demler
Mucizat-i Mustafa’dan ey hümam   Gelür vuslat gider cümle sitemler
Ne yere kim kodular çıktı su   Bu üslupta yazıp name tamamı
Çünhemandem cari olup aktı su   Dahi gönderdiler cümle selamı
Her biri bir türlü söz söylediler   Varan adamlar ile bir sahabe
Bunun üzere infak eylediler   Alup mektubu ol gitti cevaba
Yarı varıp kodular taş mermere   Getirdi çün bular mektubu Rum’a
Çoğu münkir oldular peygambere   GelüpgösterdilşerHırakla kavme

Kıt’a-i ahir

 

 

Pınar başına cem’ olup ulular

 

Koyunca seng üzere mai zahir   Ki ashab ile ahbab ve veliler
Tulu’ etti o dem bir mai tahir   Dediler varalım nehrin başına
Serian anda dahi oldu cari   Gözümüzle bakalım işlerine
Rasül-i kibriyanın ağzı yarı   Kim anda cem’ olup cümle kibarı
Dediler ol pınara şimdi “Ejiz”   Durup saf saf kamu şeyh u sığarı
Ne hikmettir kim akar söyle tiz tiz   Dualar ederek anda cemaat
Cemian ettiler tecdid-i iman   Zuhur etti nice dürlü keramet
Edip tasdik cümle olup Müslüman   Sahabe kim yazıp vermişidi name
Mucize ve hem keramet oldu bu   Okuyup nameyi erdi tamama
Zemzem-i Ahmed değil midir bu su?   Mübarek su dahi dinledi anı
Oldu meşhur zemzem ile İsmail   Ki suyun guyiya var cism ü canı
Hacer ana ile babası Halil   Tamamen okudu mektubu kâri
Lik budur mucizat-i Kibriya   İşitip su o dem eyledi zari
O şefaat-kanı tac-i asfiya   Ki güya nameyi nehre etti tefhim
Mün kirine oldu malum bittemam   Kabul etti kelamı oldu teslim
Bldiler ol hazreti hep hâss u âmm   Nice etmeye tazim ol kelamı
Zübde-i evlad-i İsmail Halil   Lisan-ı hal ile duydu selamı
Hazreti Ahmed-i Muînbâ delil   Nice dürlü işaret oldu anda
Enbiya ve evliyanın efdali   Dil ehline beşaret oldu anda
Âdem evladının oldur ekmeli   Hemandem nice hikmet oldu zahir
Mucizatından zuhur etti pınar   Rasülün ümmeti kıldı tefahür
Takimidir? zemzem denilse sadhezar   Pes andan su yine akıp yürüdü
Ol mübarek su başında has u am   Ayanen Allah Allah der idi
Mesken edip tuttular anda hıyam   Pes andan güna güne zarı aktı
Ol makam oldu nazargah-ı Hüda   Acebler gördü o kim ana baktı
Seyrederler padişah ve hem gedâ   Açıldı pes o Hırakle ovası
Müfti-i devr-i zaman ehl-i yakîn   Göründü herkesin mülk-i esası
Hazreti Es’ad efendi şeyh-i din   Yerine vardı herkes etti mamur
Eyledikde hac için azm-i sefer   Reâya ve berâya oldu mesrur
Bu diyarı eyledi seyr ü güzer   Cemian zait olan ma-i cari
Olmağıla bu vilayet Râh-ı hacc   Akıp buldu kemal üzere kararı
Olduğuçin dâhil-i min külli fecc   Zevaid su varıp bir çaya aktı
İzzet ile bu tiyara geldi ol   Ki menfez oluben hep suyu çekti
Vardı nehre seyr için buldu vusul   Bu asır içre denildi ana çün “rud”
Meclisinde hazır olan arifan   Zevaid sular oldu anda mevcud

Olduğiçinmüfti-i sahib-zaman

 

  Bu “rud” suyunu çekmese evine
Eylediler anda istiftaolar  

Olup derya yürür idi sefine

 

Bu suyun aslın beyan et dediler   Taşar hengam-i kilde ol seraser
Suret-i fetvada verdiler cevab   Olurnef’inde her mahluk beraber
Dinle budur ol cevab-ı bâsavâb   Suvarır bağ u bostan ehl-i dehkan
İrade eyleyüp yâri   Refahiyet bulur insan ve hayvan
Mübarek ağzının yâri   Medine vakfına bâisçü budur
Yarubetrab ve ahcarı   Sebeb-i vakf olmağa budur, bu sudur
Nehirler eyledi cari   Anın ismiyle Hırakl-i evvel
Zülal-i mucizatından   Hark demek olur idi mükemmel
Bu yerler oldu dil-i seyr-âb   Mülük-i Kayseriden bir melik zade
Haraca kesti tiğ ile   Hükm-i ilminde idi kâmil, üstad
Bütün küffar-i füccarı   Anılırdı vilayette adıyla
Mâhasal su böylece oldu revan   Olup meşhur o adl ü dadıyla
Mucizat-i Mustafa’dan her zaman   Ereğli adı oldu şimdi meşhur
Ol feza kim yok idi anda pınar   Ziyaret eyleyenler oldu mesrur
Olmuşidi bağ u bostan sebz ü zar   Nice medh olmaya bu âb-ı seyyar
Hep kuyudan içilirdi suları   Ki sun’uyla yar etmiş onu Settar
Hem su için var idi kayguları   Ki üç yüz atmış altı hark suyu
Gördüler ki aktı nehir bîgiran   Aceb taksim etmiş bunca suyu
Dediler cümle olmak Müslüman   Akar harkı misal-i ma-i Ceyhun
Ehl-i İslam oldular cümle tamam   Gider sahralara güya ki mecnun
Mucizat-i Mustafa’dan has u amm   Olur her köşe anda sebze zari
Gördüler bu nehri cari b^sebat   Bitip güller olur bülbül kararı
Bir sudur ki mislidir Nil ü Fırat   Anın her köşesi san bâğ-ı cennet
Edip cuş u huruş aktı kuraya   Hayat bulur kılanlar anda sohbet
Hemanden başladı zikr-i Hüdaya   Ki nerde varsa onun bir mizabı
Anın sıt ve sadasın sanma hâli   Döner üstünde nice asiyabı
Ki zikrullah eder dinle makali   Nedir anda olan bâğ u besatin
Lisan-i hal ile der ya Muhammed   Nedir ezhar ile dürlüreyâhîn
Ki sensin mazhar-i levlak-i emced   Ne hoştur seyr kıl şu ma-i cari
Benim âşık sana can u gönülden   Gönüllerde komaz asla gubarı
Senin fikrin benim gitmez dilimden   Ana bağ-ı irem desem hata yok
Bana kılmak karar iken ola mı?   İrem bağında bu denlü safa yok
Fezalar bana hiç mesken ola mı?   Biter şeftalü ve armud ve elma
Benim senden muradım budur ey şah   Olur zerdalisi manend-i hurma
Mübarek yüzünü göstere Allah   Nice medh etmeyeyim ben bu cinanı
Bile girem seninle cennete ben   Ki yoktur bir tarafta ana sâni
Şefaat kıl erişem rahmete ben   Verip vakfiyetiniâl-i Selçuk
Ben oldum çünkü ma-i mucizatın   Bu hali bilmiş idi cümle mahluk
Ki senden isterem hem mucizatın   Telef olmuş idi ol vakf-ı harras
Beni bir kere nuş eden ricale   Mukarrer eylemişidiâl-i Abbas
Şefaat eyle yalvar Zülcelale   Gelip sonra yine mîr-i Karaman
Bu şevk ile tamam etti figanı   Muhakkak eyleyip etmişidi ferman
Heman alçaklara oldu revanı   Olup vali bu iklime Selim Şah
Olup cari figan ve zarı güya   Makamın kıla cennette ol Allah
Ovalar oldu güya misl-i derya   Verip hükmü ana sahib-kıranı
Tehassun etmeğe hak u gubarı   Mukarrer etti evkafında anı
Götürüp yaydılar seddi ile yâri   Verip vakfiyesin cümle selatin
Geçip yazı, dere derya-yı Nil-veş   Mücedde verdiler hükm ü beratın
Edip cuş u huruş aktı seyl-veş   Hususan bu zamanda ol vilayet
Dolup cümle su Hırakile ovası   Ki meftuh üstüne bab-ı saadet
Su içre kaldı evlerin binası   Güzin-i âl-i Osman Han Osman
Kaçıp halkı sudan hep dağa çıktı   Şehinşah-ı cihan Sultan Osman
Ki dufan-veş olup dünya su aktı   Anın şimdi olubdur padişahı
Kral yanına geldi cümle adam   Hüda olsun nigahban u penahı
Dediler noliser bu hal-i âlem   Saadetle muzaffer ola daim
Ki derya oldu cümleten ovamız   Semavat ile arz oldukça kaim
Yıkıldı evlerimiz hep yuvamız   Olunca saltanat tahtına nail
Dedi: akilleri bir iş edelim   Anın vakfiyetine oldu mâil
Medine şehrine varıp gidelim   Veriovakfiyetinehükm-i tekit
Ki zira anda ettiler duayı   Anunçün oldu böyle vakf-ı teyit
Duasıyla seyl almıştır ovayı   Celis-i padişah-ı âlem-ârâ
Varıp bildirelim hal-i tamamı   Enis-i tacdar-i dar-ı dünya
Ki razı oldular has ile âmmı   Karin-i şehriyar-i heftkişver
Yazıp name melik gönderdi adam   Saadet-baht u mansur u muzaffer
Ana derlerdi peyk-i mükerrem   Ağa-yıa’zam-i dâru’s-saade
Bu canipten varıp name o şaha   Saadetle ola daim küşade
Anun adli erişti mihr ü maha   Olubdur nâzır-i vakf-i peyamber
Emirü’l-müminin ol ibn-i Hattab   Muin ola ana Allahü Ekber
Oturmuştu yanında cümle ashab   Ola vakfın reayası safada
Okuttu nameyi bildi tamamet   Analar hayr ile daim duada
Gelip nutka dedi sahib-i salabet   Tekellüften meşakkattan müsellem
Dedi: peygamberimiz, bil diridir   Muaf ve hiç Müberra olan âdem
Cemi-i enbiyanın serveridir   Huzur-i kalb ile eyler duayı
Muradınız ne ise ola hâsıl   Ederler ruz ü şebhamd ü senayı
Kaçan kim olasızşer’ile ‘âmil   Cemali’nin dahi budur ricası
Âhirkıt’a   Erişe kâmil insanın duası
    Temmet”  (Evliya Çelebi Seyahatnamesi 3. cilt sayfa 520)

Konuyla alakalı Ereğli Belediyesi Web sitesinde şöyle deniyor:

“Evliya Çelebi Seyahatnamesinde ise I. Alaeddin Keykubad'ın Ereğli'den bir sefer dönüşü geçerken Peygamber Pınarı denilen (şu anda Akhüyük köyünde bulunan) çamurun, yaralı askerlerinin yaralarına şifa olduğundan dolayı buraya ERKİLİ (Ereğli) dediği için adını buradan aldığı yazılır.”

Mükremin Kızılca

Düzenleme : 21 Ekim 2018 22:45 Okunma : 6744