Karamandan.com

Karamandan.com

03 Aralık 2020 Perşembe
Delibaş Olayının Karaman Ve Ermenek’teki Etkileri
Bundan tam 100 yıl önce kurtuluş savaşı sırasındaki kargaşada bütün vatan sathında olduğu gibi Karaman ve Ermenek’te de istenmeyen olaylar olmuştur.
Kategori : Köşe Yazıları
21 Ocak 2020 00:51
 
Delibaş Olayının Karaman Ve Ermenek’teki Etkileri
karaman

Bundan tam 100 yıl önce kurtuluş savaşı sırasındaki kargaşada bütün vatan sathında olduğu gibi Karaman ve Ermenek’te de istenmeyen olaylar olmuştur.

Bu olayların Delibaş adıyla Konya ve Bozkır’da isyan bayrağı açan kişinin etkisiyle olduğu muhakkaktır.

Remzi ve Mehmet Tüzün’ün babaları Ermenekli Hüseyin Ağanın tuttuğu ve Dr. Alaeddin Atalık’ın merhum babası Vacit Atalak eliyle tarafıma tevdi ettiği notları çevirerek sizlere beş bölüm halinde Karamandan.com adresinden sunmaya çalışacağım.

“Bu Hicri yılın başında durum gittikçe fenalaşıyor, Kuva-yı milliye çıkıyor, Yunanlıların Uşak Karahisarını istila ettikleri gelen telgraflarla duyulunca ortalık buz gibi soğuyor.

Bu telgraflara itimat edilecek olursa Yunanlıların girdikleri her köy ve beldede zulüm ve işkenceyle halka cevr ettikleri yürekleri sızlatır.

Böyle havadisleri işitmektense hayatta kalmamak tercih edilir olmuş, her yerde ordu kumandanları birbirini tutmayan emirler veriyor, Ankara’da bulunanlar da bu şekilde.

Konya valisi 1300’den yukarı (1885) doğumluların askere sevki hakkında kaymakamlıklara emir veriyor.

Halkta bir ümitsizlik yayılarak asker olanlar dağılıyor, esnaf olanlar dükkânlarını kapatıyor.

Diğer insanlar da dışarı çıkmamak, oraya buraya gitmemekle çarşıda kimse bulunmaz olmuş, seferberliğin başında ve sonunda olduğundan daha ziyade aradığını bulamayacağın bir durum meydana geldi.

Bir lamba camı ki eskiden 20 – 30 paraya (bir para bir kuruşun kırkta biri) alınırdı 40-50 kuruşa fırladı. İki kuruşa en fazla üç kuruşa alınan tahta mıhı büyüklü küçüklü hepsinin okkası (1283 gram) 80-90-120 kuruşa satılıyor.

Zahire, hububat fiyatı yükselmekte, yağın okkası 140 kuruşa, et 35 kuruşa arz ediliyordu, her şey buna kıyas, ortalığı bir kıtlık ve pahalılık sarmıştı.

Başdere’nin Adiller köyünden Aslan İsmail oğlu Mehmet bir buçuk senedir eşkıyalık ediyordu.

Bu sırada1300’den (1885) yukarı doğumluların askere sevk edileceği haberleri vardı.

Bir takım asker firarilerinin çoğalması adı geçen Aslan İsmail oğlu Mehmet ile birleşerek 20-30 kadar eşkıya yetmesi Eylülün 18. teşrin-i evvel (Ekim) yedinci gününde Davdas karyesinde Kadı Zade Hacı Mehmet Efendi ki Kadı Küçüğü diye ünlenen zatı sabah namazı vaktinde kaldırdıkları ve büyük bir fidye alarak salıverdikleri, halkın bu nevi hadiseleri haber vererek emniyetleri için hükümete müracaat ettikleri halde hükümetin kuvvetsizliği jandarmaların düzensizliği cihetiyle takip edilmedi.

Konya’dan İstenen Yardım Gelmiyor Çünkü Karaman – Konya Telgraf Hattı Kesiliyor!

Konya vilayetine bilgi verilmişse de o sırada Konya Karaman telgraf hattının kesildiği anlaşılmış ve her hangi bir emir alınmadığından kazamız (Ermenek) kaymakamı Nazım Bey iktidarsızlığı nedeniyle eşkıyayı takibe cesaret edememiştir.

Memleketin ileri gelenleri kaymakamlığa, eşkıyayı takibata yardım etmek üzere müracaat etmiş iseler de Konya’dan bir emir alamayınca şehrin ileri gelenleriyle bir toplantı yaparak Silifke Mutasarrıflığından kuvvet istemeye karar verilir.

Ermenek’e firari askerlerin başı çektiği bir saldırı muhtemel olduğundan Konya’dan silahlı güç talep edilmesine rağmen başında bela bulunduğundan bu talep karşılanamıyor ve ancak Ermenek asilerin eline geçerse diğer bütün kazaların da tehlikeye gireceğine mebni Silifke’den yardım isteniyor. Yardım edileceğine dair telgraf geliyor.

Hükümet bu konudaki haberleşmelerle uğraşırken Teşrin-i evvelin (Ekim) dördünde Halimiye / Tepebaşı köyünden üç kişiyi daha dağa kaldırdıklarına dair nahiye müdürü bilgi ulaştırıyor. Bu hususta ilçeye şikâyetler ulaştıysa da hükümet takibata cesaret edemiyordu.

Rumi takvimin eylül ayı sonlarına doğru Uşak Kütahya ve Afyonkarahisar taraflarında Kuva-yı milliye aleyhinde takibat ve işgal sözleri söylenmeye başlandı.

 

Bozkır ve Aladağ’dan Ermenek’e Yürüyüşe Geçen Asiler

Bozkır kazasından Kuva-yı milliye aleyhine kıyam eylediği ve Konya’nın da rey olduğu otuz kırk ve bir rivayete göre daha fazla asi ile Aladağ ahalisinden birçok kişi Ermenek’e ve köylerine gönderilirler.

Bu kişiler rast geldikleri yolculara, kendilerinin eşkıya olmadığını fakat Ermenek’ten Karamana asker sevk edilecek olursa göndermeyeceklerini söyledikleri duyulmuştur.

Bu halde iken Konya ile Karaman arasında telgraf hattının kesildiği, haberleşmenin mümkün olmadığı ve Bozkır halkının kuvvetiyle gelmekte olduğu duyulmakta ve Konya Karaman köyleri halklarının da bunlarla müttefik oldukları söylenmekte idi.

Ekim ayının ilk Çarşamba günü Başdere’deki eşkıyaların takip ve cezalandırılmaları için İçel valiliğine ricada bulunmak isteyen eşraf ve hükümet adamlarının istekleri yerine getirilerek Vali Bey telgraf makinesinin başına gelince arz edileceği bildirildi. 

İçel valisiyle haberleşme sırasında Karaman Belediye Başkanından bir telgraf geldi.

Bu telgrafta mealen: Konya ve bağlı kazaların tamamında Padişahın askerleri duruma hâkim oldukları, halkın Kuva-yı milliye zulmünden kurtarıldığı, bu akşam da Karaman’a geleceklerini ve Karaman’ın da bütün bağlı yerleşim yerleriyle beraber meşru güç olan padişah ordusuna katılacaklarını, yazıyordu.

Telgrafın sonunda da; Ermenek’in de hiç vakit kaybetmeden Kuva-yı milliyeyi ilga ederek aynı yolu izlemesi gerektiği tavsiye ediliyordu.

Bu hususta, Kuvve-i teşriiye (meşru padişah ordusu) komutanı dava vekillerinden Yusuf Kenan’ın 10.000 kişilik silahlı bir güçle İçel vilayetinden Kuvve-i milliyeye katılanların üzerine yürüyeceğini bildiren telgrafta Karaman Kaymakam Vekili Mustafa Asım imzası vardı. Telgrafa hemen cevap bekleniyordu.

Mustafa Asım ve Yusuf Kenan’ın durumlarına vakıf olan kişiler telgrafa verilecek cevabın birkaç gün ertelenmesini tavsiye ettiler.

Bir gün sonra Cuma günü telgrafa cevap verileceği sırada İçel valiliğinden bir telgraf geldi. Telgrafta şöyle deniyordu:

Konya ve Karaman telgraf hattı açıldı, bu iki ildeki asiler temizlendi, tamamen Kuva-yı milliye eline geçti. Karaman ve Konya’daki hapishaneler boşaltılarak Kuva-yı milliye tarafından silahlandırıldı.

Bu haber iyice teyit edilince Ermenek hapishanesi de boşaltılarak mahkûmlara mavzer dağıtıldı ve ikinci bir emre kadar evlerinde saklanmaları istendi.

Ermenek’te Resmi Daireler Boşalıyor!

Ekim ayının ortalarında Hadim halkından 300 – 400 kişinin Nevahi (Ermenek’in batısında kalan bütün yerlerin bağlı olduğu eski bir kaza adı) köylerine geldikleri, Başdere’deki eşkıyaya haber göndererek bir araya toplandıkları ve Ermenek’i işgal edecekleri haberi duyuldu.

Bunun üzerine Ermenek eşraf ve ayanı toplanarak mahkemece tayin edilecek zatlardan bir nasihat heyeti oluşturulması ve isyan ve işgalden vazgeçirmek için gönderilmesi karara bağlandı.

Tam bu heyet gideceği sırada, gece yarısı Başköy’den ve Hadim Pirlü Kanda (Taşkent) nahiyesinden; Vaiz Ali Zade, Ahmet Fati ve Latif Ağa Zade Hacı Efendi imzalarıyla Ermenek eşrafından bazı zatlara bir mektup geldi. Mektupta şöyle yazıyordu:

“Bizim Nevahi’de toplanmaktan amacımız, Kuva-yı milliyeyi lağvederek halkı zulümden kurtarmaktır, Ermenek eşrafıyla da bir araya gelip bu hususu görüşmek istiyoruz.”

Bunun üzerine Nahiyeye (Halimiye – Tepebaşı) gidecek on kişiden oluşan Nasihat Heyeti (Asileri ikna için vaiz ve müderrislerden seçilen yetkili kişiler) Gargaraya doğru hareket emri beklemektedirler.

18 Ekim 1920 Pazartesi günü sabah namazı vaktinde Keben başından tüfek atılmaya başlanınca herkes ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Bu arada yaylaya gitmek için yola çıkanları ileri salmadıklarından geri dönmüşlerdi. Bu yaylacılar tüfek atanların asiler olduğunu haber verdiler.

Bunun üzerine Kaymakam Nazım Bey ve hükümet erkânı hükümet konağını terk ederler bir yerlere gizlenirler.

Onların ardından da jandarmalar silahlarını yerlerine bırakıp elbiselerini değiştirerek büsbütün firar ederler.

Kaymakam Nazım Bey ve görevliler hükümete varamıyor, çarşıda esnaf dükkânları açamıyordu.  Herkesi bir telaş sarmıştı.

Bu arada hükümette kimse olmayınca hapishanedeki mahkûmlar kapıları kırarak firar etmişlerdir. 

Gargara (Güneyyurt) Muhtarı Rıza Efendinin Ermenek’e Haberi

Nasihat Heyeti Gargaraya gittiler.

Burada Nahiye Müdürüyle beraber toplanan Başdereli asilere gereken nasihatleri vermek üzere bu heyeti yanlarına yanaştırmadıkları gibi öğütlerini de kabul etmiyorlarmış.

iki saat sonra Gargaradan bir özel adam gelip bu akşam gece Hadim nahiyesinden ve aşiretinden iki bini aşkın kişi Nevahi Nahiyesinden ileri gelenlerle nahiye müdürü beraberinde toplanan halk ve Başdereli eşkıyalar köyümüze geldiler.

Gece Ermenek’i basmak üzere geleceklerdi. Muhtarımız Rıza Efendi, şimdi gece varılsa karı kız çoluk çocuk telaş ve korkuya kapılırlar, sabahleyin varalım, münasibi budur, diye kafalarını karıştırınca hepsi buna muvafakat eylediler.

Rıza Efendi de gece Ermenek’e bir adam göndererek hükümet yetkililerini haberdar etti.

Dışarıdan Gelen İki Asi Lideri: Mustafa Asım ve Yusuf Kenan

Evvelce Keben başına bir gözcü göndermişler ve 200 miktarında adamı geceden mahallelerin kenarlarına ve Deli Aliler mevkiine kadar nokta nokta dağıttıktan sonra sabaha yakın topyekûn baskın için hazırlandıkları zamanda arkalarından bir özel adam bir mektup getirir ve bu mektubu Pirlekondalı (Taşkent - Hadim) Hacı Efendiye verir.

Mektupta,  Ermenek’e gitmeyip geriye dönmek icap etti, Başköy’de birkaç gün kalıp sonra gelecekler, şeklinde yazması üzerine hemen geriye döndüler.

Nahiyeden toplanan halk bunun üzerine dağıldılar.

Başdereli eşkıya başı Aslan İsmail Oğlu Mehmet gurubu can sıkarak onların da geri döndüklerini kendisinin haber vermek üzere hususi geldiğini yolda Nasihat Heyetine rastladığını söyledi.

Keben başında bulunan adamlara bu yolda haber verilmiş ise de kanaat etmediler akşama kadar beklediler, akşamüzeri onlar da savuşup gittiler.

Ermenek’ten giden Nasihat Heyeti Gargara köyüne varıp içlerinden dört efendi Başdereli eşkıyaya nasihat etmek üzere Dindebol ve Başköy’e giden eşkıyanın peşinden devam ederler. Nasihat Heyetinin diğer efendileri geriye dönerler.

Hadimden gelen mektuptan sonra anlaşıldığına göre Karaman ve Konya tekrar Kuva-yı milliyeye geri döndüklerinden Konya ve Karaman köylerine ve Aladağ nahiyesine Kuva-yı milliye kuvvetleri çok hakaret ediyorlar.

Ermenek’e varmaktan sarfınazar ederek hemen geri dönmelerine sebep bu haber olup o suretle gittikleri malum oldu.

Navahinin çoğu köylerinden toplananların ekserisi isteksiz olarak gelmişler, baş tutanların yanlış düşüncelerine kapılmışlardır.

Hatta Nahiyenin Davdas müdürü Efendi de beraber olarak Gargaraya kadar geldikleri halkın fikirlerinin bozukluğu, bazı jandarma erlerinin asker toplamak üzere köylerde bulundukları sıralarda halkın bir kısmına ve firar eden asker ailelerine yapmış oldukları hakaret, zulüm ve baskılardan jandarmalara olan husumete dayanan intikamlarını almak bahanesi ve bir kısmının da Ermenek’i yağmalama bozuk düşüncesine bağlı olarak özellikle aşiretinden iltihak eden yağmacılık etmek üzere toplananlara ve Hadimden gelenlere katılmışlardır.

Her tarafta halkın bir ahlaki çöküntüye düşmüş olmasından böyle münasebetsiz yollara cesaret ediyorlar.

Konya’nın halk tarafından işgalinde Alibey Hüyüğü köyünden Delibaş adlı bir adam halka kumanda edince Konya valisinin firar eder. İçel vilayetinden Mustafa Remzi adında bir gazeteci geçer. Karamanın işgali sırasında Aladağ nahiyesi ve Karaman köylerinden toplanan halkın Karamanda bazı evleri yağmaladıkları, Karaman Milletvekili Arif Efendinin firar edip bir çok müttefikle Mut kazasına girdiği, Konya ve Karaman işgallerinde bazı yolsuzluk yapıldığı haberleri geldi.

Bunların düşüncelerinin de Kuva-yı milliye güçlerini kaldırıp İstanbul hükümeti ve İstanbul yolunun açılması olduğu anlaşıldı.

Alınan haberlere göre Ankara’dan içişleri bakan vekili Refet Bey adlı Miralay rütbesinde bir zatın kumandasında birkaç top mitralyöz ile silahlı bir güç gelip Konya ve Karaman’da asileri dağıttı.

Bozkır, Karaman ve Konya köylerini yakılıp yıkılıp hakaretlere maruz kaldıkları gerekçesiyle Karaman Kaymakamı vekili olan Mustafa Asım, Yusuf Kenan ve diğer asi liderlerinin firar ettikleri anlaşıldı.

Asilere Gönderilen Nasihat Heyeti

Ermenek’te 30 kadar jandarma kuvveti ve silahları bulunup kazada başka bir kuvvet olmadığı biliniyordu.

Karamandan firar eden asi reislerinin Aladağ ve Hadim taraflarında bulundukları ve daha önce Başdere tarafındaki eşkıyaların niyetlerinin bozuk oluşu anlaşıldığı için Ermenek’e beraber bir saldırı olması ihtimaline karşı Konya’dan tekrar tekrar kuvvet ve silah talep edilmiş ve ediliyordu.

Ancak Konya ve bağlı yerlerin başındaki büyük isyan belası nedeniyle bir cevap alınamayacağı anlaşılınca Silifke Mutasarrıflığına kuvvet ve silah gönderilmesi talebi iletildi.

Silifke’ye yapılan bu talep tekrarlandı. Mut’ta bulunan İçel milletvekili Ali, Karaman milletvekili Arif Efendilere Ermenek milletvekili Hulusi Efendi telgrafla buranın durumunu şöyle anlattı;

Ermenek’te kuvvet bulunmadığı takdirde asilerin hücumuyla hakaretlere maruz kalınacağı gibi İçel’in kilidi mesabesinde bulunan Ermenek asilerin eline geçerse diğer kazaların işgali muhakkak olacağından milletvekili efendilerin de Silifke Mutasarrıfına müracaat etmelerini, Silifke’den yeteri kadar silahlı güç gönderilmesini temin etmeleri rica olunur.

Silifke’den Mutasarrıf Bey’in kuvvetiyle Mut’a hareket ettiğine dair telgraf alınır, bu sırada Başdereli Aslan İsmail oğlu Mehmet Halimiye’ye / Tepebaşı gelerek Ermenek eşrafına hitaben bir mektup gönderir ki içeriği şöyledir:

Daha önce Gargaraya gelip geri dönen Hadim çete reislerinin ve efelerinin niyetleri bozuktu, ben Ermenek’i bu serserilerden korumak için geleceğim, Hadim efelerine Ermenek’ten iki üç bin lira verilince geri dönecekleri düşüncesindeyim. Ermenek’ten on kadar jandarmayla silahlarıyla üç bin fişek gönderilmesini istiyorum.

Başdereli eşkıyanın bu sözlerinde bazen tehdit işareti anlaşılmakla beraber kendisinin Ermenek’e götürülüp eski yaptığı kusurların bağışlanmasını ima ettiği yolunda anlaşılmaması aksine bu mektubun bir kandırmaca olduğu, hem Hadimden gelenlerin hem de Başdereden katılanların düşüncelerinin bozukluğu teyit edildi. Bu arada nahiye ileri gelenlerinin de bunları teşvik ettiği kanaati hasıl oldu.

14 Teşrin-i evvel (Ekim 1920) Nahiyeden Paşa Beyzade Galip Bey tarafından bir mektup geldi. Mektupta Dindebol köyünde tedarikte bulunuyorlar, Aladağ ve Hadim tarafından gelenlerin orada toplanacağı anlaşılıyor, diye haber verilmesi üzerine gelecek asi çete başlarına ve Başdereli eşkıyalarla Nevahinin Nahiye ileri gelenlerinden Dindebol’daki bu toplantıya katılacak olanlara gereken nasihatler edilmek üzere Ermenek’ten birkaç zatın nahiyeye gönderilmesi gündeme getirildi.

Nasihat Heyetini Teşkil Eden Hoca Efendiler

15 Ekim Cuma günü müderris Molla Durmuş Zade İbrahim, Hacı Metin Ağa Zade Ahmet, Cenger Zade Rıza ve Hacı Abit Ağa Zade Feyzi Efendilerin gönderilmeleri münasip görülmüş yanlarına Haranı Hacı Hüseyin oğlu Ahmet Efendiyi de alarak yola çıktılar.  Gittikleri yerlerden bilgi vermek ve mektup göndermek üzere iki kişi de gözcü olarak beraberlerinde gitti.

Nasihat Heyeti Gargara köyüne varıp buradan da muhtar Rıza Efendiyi alarak ileriye hareket ettikleri ondan sonra bir malumat veren haber beklentisi içinde olunuyorsa da hiçbir taraftan haber alınamadı. Nahiye köylerindeki ahalinin bazılarının fikirlerinin bozukluğundan dolayı Ermenek’e haber vermiyorlar ve vermeyecekleri de anlaşılınca Silifke’den hareket eden Mutasarrıf Bey beraberindeki kuvveti Muta geldikleri haber alınınca hemen yetişmeleri isteği kendisine ulaştırıldı.

16 Ekim 1920 cumartesi günü Mutasarrıf Bey’in beraberindeki kuvveti ile Muttan hareket ettikleri telgrafı alındı.

Silifke’den Askeri Yardım Sevk Ediliyor!

17 Ekim Pazar gecesi Gargara köyünden bir haber almak üzere iki kişinin gönderilmesi uygun görülerek gece saat beşte yola çıkarıldılar.

Ermenek kaymakamı Nazım Beyin iktidarsızlığı nahiyedeki eşkıyanın takip edilmediği ve jandarmaların köylerde yapmış oldukları fenalıkların önünü alamadığı belli olmuştu.

11 Teşrin-i evvelde (Ekim 1920) Keben başına gelen asilerin beş on silah atmasıyla jandarmaların hükümeti terk ederek kaçmaları sonucu hapishanenin boşalması bir oldu.

Kaymakamın kendisinin de hükümeti bırakıp başka bir yerde gizlenmesi Konya vilayetine bildirilmiş olmalıdır ki olaylardan bir iki gün sonra görevden alınıp Hacı İbrahim Zade Kamil Efendiye vekalet verildi.

Ardından da kaymakamlık makamı mal müdürüne devredildi. Bu arada kaymakamın vilayete gelmesi emri ulaşınca kaymakam iki gün sonra Anamur’a sıvışınca Anamur’dan Konya’ya gönderilmesi emri verilmiştir ki Konya’ya götürüldüğü haberi alındı.

Gargaraya giden iki kişiye birer kağıt para ücret verilerek gönderilmişti. Giden adamlar Gargaraya varırlar, gece yarısı bir tarafta ateş yakmışlar ondan fazla kişinin toplanmış olduklarını görürler, gelecek asilere yemek vermek üzere davar, yağ, bulgur ve saire yiyecekler toplanması için dağıtım ve tahsil etmekle uğraşıyorlarmış.

Gönderilen adamlarımız yanlarına vardıklarında; siz Ermenek’ten casus olarak bizi takip etmek için geldiniz, sizi bırakmayız, diye işkence etmek isterler.

Onlar da ileri giden Efendiler (Nasihat Heyeti) komşularımız olup aileleri endişeye düştüklerinden bir haber almak üzere kendilerini gönderdiklerini ifade ederler.

Bunun üzerine bir kısmı bırakmamak istese de diğer bir kısmının ricasıyla geri dönmelerine müsaade ederler. Ellerindeki kağıt paralarını alırlar. Ve şu bilgileri verirler:

İleri giden Efendiler buraya geldiler, muhtarımız Rıza Efendiyi de alıp gittiler. Yeniceköy Paşa Beyzadelerin yanlarına varıp gece orada kalırlar. Dindebol köyüne gelen Hadimliler haber almışlar adam göndererek Dindebola götürdükleri oradan da Hadim tarafına gönderdikleri söylentisi ortada dolaşıyor.

Aynı gece Ermenek’e dönen iki kişi bu bilgileri getirdiler.

17 Ekim Pazar günü Silifke’den yola çıkmış bulunan Mutasarrıf Beyin teşrifleri bekleniyor. Tekke tarafına karşılamak üzere heyet gitti. Pazartesi gecesi saat birde Mutasarrıf Bey beraberinde kuvveti ile geldi ve hazırlanan evlere ve misafirhanelere yerleştirildiler.

Daha önceden Mutasarrıf Bey için aşçı ve yemekler hazırlanmış ve asker için de deppoya aşçı konulup yemekleri hazırlanmış olmakla lazım gelen hizmetleri yerine getirildikten sonra asilerin nahiyede oldukları haberi verilir.

Asilerin Ermenek’e gelip gelmeyecekleri tam bilinmediğinden yine de tüm tedbirlerin alınacağını söylemişlerdir.

Mutasarrıf beyle beraber Ermenek’e teşrif edenler şunlardır.

Silifke şube memuru Emin Bey, Emin beyle beraber dört teğmen, Silifke müftüsü Efendi, Milletvekili Rıza Efendi Zade Sami, Kaymakam Zade Nuri, Umumi Meclis üyelerinden Ermenekli Fevzi Hacı Hulusi Efendi Zade Sami beyler, Gülnar Kaymakamı Beyle müftü Efendi, Mut kadısı ve müftüsü ve İçel milletvekili Ali Efendiler kazalarından birer miktar asker ve gönüllü kuvvet alarak geldiler.

Ayrıca bir gün sonra da Mahmut BeyZade Mirza Bey beraberinde 20 erle geldiler. İki gün sonra Anamur Kaymakamı ile müftü Efendi sekiz on kadar askerle geldiler.

Silifke Mutasarrıfı ve civar kazaların kaymakamlarının, müftülerinin ve bazı eşrafın beraberinde Ermenek’e gelmelerinden dışarıda Ermenek’in Kuva-yı Milliye aleyhinde olduğu yanlış algısından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

Ermenek Girişinde İlk Çatışmalar ve Asilerin Püskürtülmesi

Gelecekleri gece Ermenek jandarmalarıyla kazalardan gelen asker kuvvetlerin kasaba içinde, nahiye yolunda ve keben başında lazım gelen noktalara devriye çıkarılması emredilir.

Devriye kuvvetleri gezerken saat beşte Gargara köyünün ileri gelenlerinden dört kişi derdest edilerek Mutasarrıf beyin huzuruna getirmişlerdir.

Gargaralı bu dört kişi ifadelerinde şu bilgileri vermişlerdir:

Akşamüzeri köylerine gelen asi çete başlarından Ermenek eski kaymakamı Mustafa Asım Ermenek’ten daha önce gönderilen “Nasihat Heyeti” içinden müderris İbrahim Efendi hocayı beraberlerinde götürmüşler.

İbrahim Efendi hocaya Ermenek eşrafına hitaben bir mektup yazdırmışlar ve bizimle gönderdikleri o mektup budur, kendileri de sabah erkenden çıkmak üzere hazırlanmaktadırlar.

Mutasarrıf Beye verdikleri mektubun tam içeriği bilinmemekle beraber açıklanan meali şudur:

Sekiz on binden ibaret, Mustafa Asım söylemiş, Hoca İbrahim yazmış, bir takım saçma sapan tekliflerden ibaret, adı geçen İbrahim hoca canının sıkıntısından ne yazdığını hatırında tutamadığı mektup Mutasarrıf beyde kalıyor.

Mutasarrıf Bey beraberindeki kumandanlara lazım gelen noktalara gerektiği kadar asker yerleştirmelerini emrediyor. Nahiye yolu üzerinde Meydan Kebeni ve Kilise önüne ve üstündeki dağın başlarına ve Keben başına geceden asker siper altına giriyorlar ve sabah erkenden kebenden silah atmaya başlıyorlar.

Gelen asiler evvelki gibi ortalığı boş zannederek kollarını sallaya sallaya açıktan açığa geliyorlarmış, Kilise önü üstünde sırtlara gelince asker silah kullanmaya başladı, asiler de müdafaa atışlarına geçtiler. 

Mutasarrıf Bey bizzat bazı efendilerle keben başına gidip komuta kademesine iştirak eder. İki üç saat kadar çatışma devam eder, asiler kaçışmaya başlar, kalenin üstündeki sırtlara çıkarlar, askerlerimiz de takip eder ve hezimete uğramış olarak kaçarlar.

Kebende yeteri kadar kuvvet bırakarak Mutasarrıf Bey ve beraberindekiler kilise ve Nahiye yolu tarafına gittiler.

Gargara köyü tarafından doğru gelen asiler Bileğiyi aşıp Emir Havuzu ve Kilise önüne geldikleri sırada yukarıda kilisenin üstündeki dağın başından ve kilise önünde siperde bulunan askerlerimiz silah atışına başlayınca asiler ne olduğunu anlayamamışlar ve şaşkın bir biçimde kendilerine siper olacak yer aramaya başlamışlardır.

Bu halde aşağı ve yukarı koşuştururken çatışmaya yeltenseler de siper altında bulunan askerlerimize bir zarar verememişlerdir.

Asilerden bazılarının tüfekleri eski ve silahları olmadığından öğleye kadar oraya buraya sokularak devam edebilmişlerse de sonunda firara mecbur kalıp hezimete uğramış olarak Kilise önünden ve Emir Havuzundan aşağı Pancarcı bağlarının arasına kaçarlarken askeri kuvvetler arkalarından silah atmışlardır.

Ancak bunu onları korkutmak için yaptıkları anlaşılıyor ki asi kuvvetlerinin tamamen hedef altında bulunduğu ve hiç birisinin kurtulması imkansız olduğu halde sayılarının çokluğuna nispetle çok az miktarda yaralı ve ölü kalmıştır.

Mutasarrıf Bey ve kuvvetleri Bileğiye kadar kendisi de takip edip Gargara köyüne kadar takip edilmelerini münasip görerek emrederler.

 Oradan ayna ile bakıp Gargara köyü büyükçe bir köy olması sebebiyle asilerin burada toplanarak bir kuvvet meydana getirmeleri ve mukavemet göstermeleri muhtemel bulunması ve getirmiş olduğu askerlerin de birkaç gündür yol zahmeti ile yorgun bulunduklarını göz önünde bulundurarak oradan geriye dönerler.

Asilerden kaçamayanlar taş arkalarına, oraya buraya saklananları toplarlar. Bu sırada Başdereli Aslan İsmail oğlu Mehmedi de yakalarlar. Aslan İsmail oğlu Mehmet’in bindiği hayvan vurulunca düşüp ayağı hayvanın altında kalarak kırılmış, burkulmuş firara mecali kalmayınca bir duvarın dibine sokulmuş, kendisini taş ve çakıllarla örterek gizlenmiş haline tesadüf edilerek yaralı olduğunu haber verdiler.

Herkes rahat bir nefes alarak Cenab-ı Hakkın lütuf ve inayetiyle elde edilen bu sonuca teşekkür etmiştir.

Öğleden sonra esir edilen asiler ve yaralılar gelmeye başladı.

Esirlerin üzerlerinde Nahiyeye giden efendilerden Hacı Metin Ağa zade Ahmet ve Rıza efendilerin elbiseleriyle Haranı’nın Ahmet efendinin çizmesi ve diğer eşyaları çıktı. Hacı Metin Ağa zadelerin atı boynundan vurulmuş yaralı olarak getirildi.

Efendilerin elbiseleriyle atları asilerde ortaya çıkınca akıbetleri de bilinmeyince tereddüt ve endişe içinde kalındı. Alata (Balcılar –Taşkent) köyüne gönderildikleri ve orada oldukları söylentisi geldi.

Çatışma esnasında askerlerimizden yaralı ve ölü olmayıp Hacı Muhlis Efendi Zade Emin Efendinin elindeki mavzer tüfeği patlayıp sol elinin iki parmağı kesildi ve birkaç ay zarfında iyileşti.

Emin Efendi şubede süvari muhafaza askerliğinde bulunuyordu.

(DEVAMI VAR)

Kaynak: Remzi ve Mehmet Tüzün’ün babaları Ermenekli Hüseyin Ağanın (Tüzün) tuttuğu notlar. Belgeler: Osmanlıca olarak Dr. Alaeddin Atalık’ın babası merhum Vacit Atalık

Sadeleştiren: ا ب ج ile ABC arasında köprü, Arşiv uzmanı – Gazeteci - Yazar: Mükremin Kızılca

 

Okunma : 10136
Foto galeri
sağlam pen
Yavuzlar iplik
karaman


guney sigorta
Gündem haberleri
Karaman pandemide ne durumda?
30 Kasım 2020 Okunma: 12841 Sağlık
KARAMAN'DA İNANILMAZ İŞ KAZASI
29 Kasım 2020 Okunma: 9229 Asayiş
Genç Kadın Sokak Ortasında Bıçaklandı
30 Kasım 2020 Okunma: 8316 Asayiş
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın