Darbeci Geleneğin İntiharı | Karamandan.com - Karaman Haber

Darbeci Geleneğin İntiharı | Karamandan.com - Karaman Haber

14 Ağustos 2020 Cuma
Darbeci Geleneğin İntiharı

Üstat Necip Fazıl’ın 1960 Hükümet Darbesi hakkındaki hükmü şöyleydi:’’Yoğurttan bir hükümete saplanmış mukavvadan bir hançerden ibarettir.’’

  İki tarafı da kapsayıcı bir eleştiri söz konusuydu: ilki halkın verdiği emanete askeri despotizm karşısında dirayetle sahip çıkamayan hükümet, diğeri ise darbeyi belli bir fikrin topluma nakşı amacıyla değil de sırf hükümeti devirmek için devirmek gayesine indirgemiş komuta kademesi hakkındaydı. Bu tespitin ardından da ‘’şayet hükümet çeliği boş verelim teneke sağlamlığında bile olsaydı kendisine yönelik hamleye girişen karton mukavvanın büküleceğini’’ ilave ediyordu...

  Aradan tam 56 yıl geçti. Hemen hemen o yıllarda doğmuş çocuklardan biri olan Sayın Cumhurbaşkanımızın gölgesindeki hükümet, çok daha acemice kurgulanmış bir girişimle alaşağı edilmek istendi. Çünkü önceki darbelerin aksine, rütbe sıralamasında en üst makamları işgal eden komuta kademesi teşebbüse dâhil değildiler. Buna rağmen bir gurup darbe heveslisi, kitle iletişim araçlarının bu denli yaygınlaştığı bir devirde sadece TRT binasına el koyarak ekrandan okunan bir bildiriyle, Genel Kurmay Karargâhını ve MİT Binasını işgal etmekle, iki şehrin havaalanlarını kontrol etmekle, Ankara semalarında savaş uçağı uçurup meclis binasını bombalamakla idareye yönetimden el çektirebileceğini düşünmüş olmalı ki 1960’vari bir gece bir gece baskınına yeltendi.

  Ancak Türkiye 1960’lar Türkiye’si değildi. Teşebbüsün hükümet kaynaklarıyla püskürtülemeyecek çapta büyük olabileceğini hesaba katarak ihtiyatlı davranan Sayın Cumhurbaşkanı, heybesinde Necip Fazıl’ın tespitleri olmakla, darbe müteşebbislerinin doğrudan halkı hedef alamayacaklarını varsayarak derhal halkı demokratik düzene sahip çıkmak üzere şehir meydanlarını doldurmaya davet etti. Muhalif Parti Liderleri de bu tavra destek oldular. Gelgelelim, her konuya sahibinin meşrebine göre yorum yapmasıyla meşhur medyamız ise darbe teşebbüsünün başarısızlıkla sonuçlanacağı alenen ortaya çıkana kadar ‘’sadece habercilik’’ yapmakla yetindiler. Adeta önce havayı kokladılar; kötü senaryoya da prim verecek şekilde darbe karşıtı yayın yapmış olmaktan çekindiler. Aynı tutumu isyana dahil olmamış ordu komutanlarının da sergilediğini düşünüyoruz. Çünkü bu gibi durumlarda olayların evirileceği mecranın yönü hayli dakik hamle, hareket ve tavırlara bağlıdır. İsyana bulaşmadıklarını deklare eden komuta kademesinin açıklamalarının ağırdan alınmasına da bir mim koyuyoruz.

  Bu gecenin asıl kahramanlarına gelince: Mukaddes minarelerden yükselen zamansız sela ve ezanlarla başlayan davetlere tüm beldelerde icabet eden ve sabahın ilk ışıklarına kadar meydanları terk etmeyen milyonlarca halk evladıdır. Gecenin üçünde şehrimizin meydanında darbecilere karşı durmak amacıyla toplanmış halkımıza eşi ve iki küçük çocuğuyla iştirak etmiş bir kardeşiniz olarak bu coşkuyu yerinde yaşadım. Hakikaten Karamanımızın barındırdığı her siyasi görüş ve meşrepten insanın planlanan bu cinayete karşı dik durduğunu gözlemleyerek memleketimle gurur duydum.

  Ancak işaretlenmesi gereken bir hususun da altını çizmek görevimdir. Şöyle ki:

  TRT’de yayımlanan isyancı askerlerin bildirisinin girizgah kısmında sıralanan ve teşebbüsün gerekçesi olarak zikredilen bir takım eleştirel ibarelerin suret-i hak maskesi altında sunulmasının niçin’i, nefs muhasebesi anlamında iktidar sahipleri tarafından dikkate alınmalıdır. O metindeki, yanlışa alet edilmek istenen doğrular nelerdir?Bunun murakabesi...

  Hakikaten birlik ve beraberlik gösterilmesi gereken şu demlerde savaş baltalarını çıkarmanın bir anlamı yok. Hele ki darbe girişiminin tam anlamıyla bastırılmasının henüz başarılamadığı günün şu saatlerinde...Allah’tan niyazımız, idarecilerimizi, darbecilerin elinde birer malzemeye dönüşen hatalarından uzaklaştırmasıdır.Unutmamalı; hakikate mutlak aykırı söz söylemek mümkün değildir...Bununla beraber askeri darbe, hiçbir iktidarın günahlarının kefareti olamaz.

  Bu gece anlaşılmış olmalıdır ki: Üstad Necip Fazıl’ın ifadesiyle ‘’yeniçeri ruhiyatıyla dışarıda düşmanına mağlup, içeride halkına galip bir ordu istemiyoruz.’’..Askerin görevi ülkeyi dışarıdan gelmesi muhtemel beynelmilel saldırılara karşı müdafa etmekten ibarettir.Yetki gasbına yelteniş, ordunun,  kendi varoluş amacına ihanet etmesidir.Ve bilinmelidir ki, askeri darbeler yordamıyla ülkeye barış, huzur ve refah getirme tecrübesi, bir insanın başına konan minik bir sineği devasa bir havanın tokmağıyla öldürmeyi denemekten farksızdır.

  Umulur ki; bir zamanlar askeri darbelerden medet uman halkımızın  bu geceki beceriksiz teşebbüse  tereddütsüz bir cesaretle verdiği cevap, müstakbel darbecilerin heveslerini kursaklarını bırakır.

  Bu vesileyle, Türkiyemiz’e tekrar geçmiş olsun... 

Okunma : 2464