Karamandan.com

Karamandan.com

18 Haziran 2019 Salı
Cumhur İttifakı başarısız mı?
31 Mart Mahalli İdareler Seçimi Sonuçlarının Değerlendirmesi.
Kategori : Köşe Yazıları
11 Haziran 2019 12:35
 
Cumhur İttifakı başarısız mı?

31 Mart Mahalli İdareler Seçimi Sonuçlarının Değerlendirmesi.

31 Mart 2019 tarihinde gerçekleştirilen Mahallî İdareler Seçiminin öncesinde yaşanmaya başlayan dış kaynaklı birtakım gerilimlerin seçim gününde de devam ettiği hatta seçim sonrasına da aksettiği görülmektedir. Her ne kadar gerilimlere sahne olsa da Türk seçmeni, seçim günü büyük bir katılım oranıyla sandık başına gitmiş ve iradesinin tecelli etmesi adına demokratik bir tavırda bulunmuştur. Seçmenin bu demokratik tavrının neticelerinin her şeyden önce beka bakımından ülkeye katkı sağlaması en önemli toplumsal beklenti olarak görülmeli ve neticenin ülke için hayırlara yol açması temenni edilmelidir. Bununla birlikte ortaya çıkan neticenin sağlıklı değerlendirmelerinin yapılması da gereklilik olarak görülmelidir.

31 Mart’ta gerçekleştirilen Mahalli İdareler Seçimi hem seçim atmosferi hem de sonuçları bakımından Türk Siyasi Tarihinde önemli bir konuma yerleşmiştir. Türkiye bu seçimlere girerken gerek bölgesel gerekse küresel anlamda siyasi ve ekonomik baskılara maruz kalıyordu. Bununla birlikte adeta belirli aralıklarla gerçekleştiği bilinen bir siyasal/sosyal dizayn çalışması süreci yaşanıyordu.  

Burada özellikle belirtilmesi gereken ilk nokta muhalefet partilerinin tutumu olarak düşünülmektedir. Çünkü bu tutum Türk demokrasisine ve seçmenine güveni bir kenara bırakan muhalefetin, Türkiye’de seçimlerin ve demokrasinin tarihini görmezden geldiği ve Türk vatandaşının en önemli kazanımlarından olan seçme hakkını nasıl ve hangi merhalelerden geçerek aldığını dahi bilmediği anlamına gelir ki bu da muhalefetin trajikomik hâlini gözler önüne sermektedir. Çünkü seçim sonuçlarında oluşan tablo seçim boyunca muhalefetin bu tutumunu boşa çıkarmış ve “Acaba ne amaçla bu tutum içinde dışarıya mesaj veriyorlar?” sorusunu akıllara getirmiştir. Bu durum ise oldukça vahim akla zarar bir anlayışla küresel bir satranç tahtasında en basit taş görevi yüklendiği gerçeğiyle bizleri karşı karşıya getirmektedir.

Muhalefet, seçimlerde Türkiye’de demokratik kurum ve kuralların tasfiye edildiği, hukuksuzluğun arttığı yönünde eleştirilerini yoğunlaştırmış adeta ülke dışına bir yerlere selam çakar bir hâl ile seçim sürecine başlamıştır. Burada verilen mesajın hedefinin bir tarafı uluslararası kamuoyu iken diğer hedefi ve amacı ise seçim sonucunda oluşabilecek bir mağlubiyete önceden sebep arama ve seçmene yönelik bir algı oluşturma olarak değerlendirilebilir. Muhalefetin bu tezlerinin özellikle Batı Dünyası tarafından ciddi şekilde desteklendiğini de söylemek gerekir. Ancak seçim sonucunda gelinen noktada muhalefet partilerinin Türkiye’de demokrasi kültürü ve seçimler üzerine değerlendirmeleri başka bir boyut kazanmıştır. Muhalefet seçim kazandıkları büyük kentlerde hiçbir problemden bahsetmemesine rağmen hukuki anlamda sürecin devam ettiği ve hemen her seçimde de karşılaşılan seçim bölgelerinde ise yine aynı anti-demokrasi vurgusuyla süreci baltalamaya çalışmak istemesi bu demokrasi söylemlerinin ülke içinde bir seçim kazanma stratejisi, küresel boyutta ise bir yerlere mesaj gönderme gayreti olduğu düşünülmektedir.

İktidar olmak gibi muhalefet etmek de siyasi partilerin en temel görevlerindendir. Elbette her parti seçimleri kazanmak, iktidara gelmek ve iktidarda kalmak ister.  Lakin bir partinin seçim kazanma arzusu onu ülke içindeki rakip olduğu parti üzerinden ülkenin sistemini uluslararası alanda tartışmaya açma ve adeta “şikâyet etme” noktasına gelmemelidir. Rakip olduğu partiyi yermek adına ülkenin sistemini tartışmaya açmak, ülkede seçimlerin sağlıklı yürümediğini ifade etmek, demokrasinin olmadığı mesajını vermek bir ülkenin siyasi partisinin en son dillendireceği konunun bile olmaması gerektiği söylenebilir. Üstelik seçimin kazanıldığı yerlerde bu söylemlerin olmaması ancak kaybedildiği yerlerde bu söyleme başvurmak bahsi geçen durumun kendi içerisinde dahi çeliştiğini gözler önüne sermektedir.

Seçmenler, 31 Mart’ta bir tarafta ekonomik göstergelerin bozulduğu diğer yandan ise bölgesel ve küresel açıdan dolaylı ya da doğrudan müdahalelerin etkisiyle önemli şekilde hissedilen beka endişesiyle yerel idarecilerini seçmek için sandık başına gitmiştir. 

Siyasi partiler ise bu seçimlerde özellikle büyükşehirler başta olmak üzere pek çok yerde, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin oylandığı referandum ve 24 Haziran 2018 genel seçimlerinde olduğu gibi ittifaklar oluşturmuşlardır. Bu ittifaklar Ak Parti ve MHP tarafından kurulan Cumhur İttifakı, karşısında ise CHP, İP, adı konulmamış ortak HDP ve diğer bazı partilerin desteklediği Millet İttifakı olarak görülmektedir. 

Seçim sonuçları İttifaklar açısından değerlendirildiğinde Cumhur İttifakının % 51,64’lük oy ile sistem referandumu ve 24 Haziran 2018 seçimlerinin sonuçlarıyla örtüşen, başarılı bir sonuçla seçimi tamamladığı söylenebilir. Ayrıca bu sonuç Türk seçmeninin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini bir kez daha onayladığı, beka meselesinin var olduğunu gördüğü ve ülke yönetimini Cumhur İttifakına emanet ettiği şeklinde de değerlendirilmelidir. Bu sonuçlara bakıldığında “Seçimin tartışmasız galibi Cumhur ittifakıdır.” şekilde söylenebilir.

Yine seçim sonuçları değerlendirildiğinde öncelikle muhalefetin iddia ettiğinin aksine demokratik kurum ve kuralların işlediği, Türkiye’nin demokrasi tarihinin birikiminin olumlu şekilde tecelli ettiği açık bir şekilde görülmektedir. Seçimler birçok il ve ilçede beklenmeyen sonuçların da ortaya çıktığı kıyasıya bir yarışa sahne olmuştur. Özellikle büyükşehirlerde ortaya çıkan sonuçlar, hem muhalefetin demokratik işleyişe yönelik eleştirilerini boşa çıkarmış hem de seçmenin oyunu nasıl bilinçli ve stratejik bir şekilde kullandığını göstermiştir. Örneğin, Ankara’da Büyükşehir Belediye Başkanlığı muhalefete geçerken 25 ilçenin 22’sinde ise Cumhur İttifakı kazanmıştır. Dolayısıyla Büyükşehir Belediye Meclisinde de çoğunluk yine Cumhur İttifakındadır. Yine İstanbul’da da Büyükşehir Belediye Başkanlığı muhalefete çok küçük bir farkla geçmiş, ancak 39 ilçenin 26’sında kazanan ve Büyükşehir Belediye Meclisinde de çoğunluğu elinde bulunduran Cumhur İttifakı olmuştur. Bundan başka Adana ve Mersin’de de ilçelerin büyük çoğunluğu Cumhur İttifakındadır. Şehirler açısından bu veriler, Türkiye’de muhalefetin demokratik bir şekilde siyaset yapmasının önünde bir engel bulunmadığını, seçmenin hür iradesiyle tercihini kullanabildiğini ve yönetimin seçimle değişmesinin mümkün olduğunu açıkça ortaya çıkarmıştır. 

Burada belirtilmesi gereken bir diğer husus da Cumhur İttifakının Türkiye geneli oy oranının 24 Haziran 2018 seçimlerine göre % 2 oranında azalışıdır. Burada özellikle seçim sahası tek tek değerlendirildiğinde sandığa gitmeyen AK Parti seçmenleri ve yine AK Parti teşkilatlarındaki mikro grupların iç siyasi çekişmelerin ve ekonomik problemlerden ötürü tercih değiştiren seçmenlerin varlığından bahsetmek mümkündür. Her şeyden önce yaşanan bütün olumsuzluklara rağmen Cumhur İttifakının önemli bir başarı sağladığı da açıktır. Ancak bu durumu ısrarla bir başarısızlık olarak göstermeye çalışan ve seçim boyunca ortada olmayıp seçim sonucunda adeta bir yerlerden düğmeye basılmış gibi aynı ağızla koro hâlinde tekrar eden bir yapıyı da incelemek gerekliliği düşünülmektedir.

Öncelikle bu değerlendirmeye Cumhur İttifakının bir seçim birlikteliği olmadığı ve seçim sürecinde oy oranı üzerinden yapılan pazarlıklarla şekillenmediği gerçeğini ortaya koyarak başlanılmalıdır. Cumhur İttifakı 15 Temmuz hain darbe girişiminin olduğu gece, başta bu ezberi tekrarlayan koro üyeleri ve onların bu ezberleri aldıkları FETÖ uzantılı siyasilerin ortadan kayboldukları, sonuç bekledikleri zaman ileriye atılan, sokaklara çıkıp mücadele eden Türk Milleti tarafından kendiliğinden hesapsız bir şekilde oluşturulmuştur. 

Seçim sonucunda bir ağızdan adeta ezberlenmiş söylemlerin tekrarı belirli köşelerde görülmektedir. Ana söylemleri ise “AK Parti ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın başarılı olmadığı, AK Parti’nin MHP ile ittifaktan vazgeçmesi gerektiği, başarısızlığın ana nedeninin ise MHP ile ittifak yapılmış olması” şeklindedir. Burada öncelikle ana sonuçtan giderek bakılabilir ki yukarıda da bahsedildiği gibi, ittifaklar bazında değerlendirildiğinde Cumhur İttifakı seçimin galibidir. Kaybedilen büyükşehirler ve ittifak partilerini ayrı değerlendirildiğinde ise verilen mesajdan anlaşılan AK Parti’nin kaybettiği büyükşehirlerdir. O açıdan bakıldığında ise AK Parti tabanında ve tercih eden seçmen üzerinden yapılan gözlemler başarısızlığın sebeplerini zaten aleni bir şekilde ortaya koymaktadır.

AK Parti içinde yılların verdiği yıpranmışlık ve adeta ‘paralel yapı’ şeklinde oluşan gruplaşmalar, ki yokluğundan bahsedilemez, seçim sonucu başını Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu’nun çektiği oluşum, bu kaybın en önemli sebebi olsa gerektir. Ayrıca ‘ittifakı istemezuk’cuların evveliyatları da incelendiğinde hangi oluşumlardan geldikleri ve hala nasıl neden böyle rahat olabildikleri de ayrı bir tartışma konusu olarak düşünülmektedir.

Yine AK Parti döneminin bürokrasisindeki en önemli sivil topum örgütlenmesi olan bir sendika vardır ki bu yapı yıllardır adeta Türk bürokrasisini talan etmiş, zulmetmiş ve hiçbir liyakat ölçütü gözetmeden kendisinden olmayanı yok etmeyi amaçlamıştır. Bu yapının tekrar bir incelenmesi ve tutumlarının değerlendirilmesi gerektiği söylenebilir. 

Bir diğer konu ise yine AK Parti’nin yıllardır iktidarda olması ve doğal olarak yıpranmışlığıdır. Bu örnekler çoğaltılabilir. Burada önemli olan Türk Milleti tarafından kendiliğinden oluşturulan bu milli birlikteliğin neden, niçin, kimlerin isteğiyle dağıtılmaya çalışılmasıdır. Bu konunu AK Parti başta olmak üzere ittifak partileri tarafından irdelenmesi gerektiği düşünülmektedir.    

31 Mart seçimi sonucunda belediye başkanlığı muhalefete geçen büyükşehirlerde seçmenin önemli bir mesaj verdiği de gözden kaçırılmamalıdır. Özellikle bunların birçoğunda ilçeler ve büyükşehir belediye meclisinde ağırlığın Cumhur İttifakında olması seçmenin iktidara yönelik bir uyarı verdiğini göstermektedir. Bu uyarının altında yatan gerekçelerin ekonomik olduğu kadar siyasi olduğu da söylenebilir. Ekonomik etkenlerle birlikte seçmenin FETÖ ile mücadelenin siyasi ayağına yönelik operasyonların gecikilmesi ile AK Parti içerisinde şahsi çıkarlarına odaklanmış, halkla arasına duvar örmüş ve FETÖ ile iltisaklı olduğunu düşündüğü birtakım kimselerden rahatsız olduğu ve bu yönde bir uyarı verdiği de açıktır.

Millet İttifakı cephesine bakıldığında ise CHP’nin bu ittifakın içerisinde kazançlı çıkan taraf olduğu düşünülmektedir. CHP diğer muhalefet partilerinin desteği ile 14 olan il belediyesi sayısını 21’e çıkarmış ve yine önemli büyükşehirlerde belediye başkanlıklarını kazanmıştır. İttifakın diğer partisi olan İP’nin ise seçimlerde hiçbir varlık gösteremediği alenen ortadadır. 81 ilden hiçbirinde seçim kazanamayan İP, ittifakın desteğiyle birkaç ilçe belediyesi ile yetinmek zorunda kalmıştır. Söylem olarak CHP’ye büyükşehirlerde alınan 24 Haziran seçim sonuçlarındaki oy oranları üzerinden ‘Bizim sayemizde kazandınız.’ mesajı veren İP’nin bu savının başta Orta Anadolu olmak üzere MHP’nin başarılı olduğu şehirlerde tabanını geri alması ve HDP’nin oylarının da varlığı ile basit bir manipülasyondan öteye gitmediği görülmektedir.  İttifakın bir diğer ortağı HDP ise önceki seçimlerde aldığı önemli illeri kaybetmiştir. Bu seçimlerde 2014’te HDP’nin kazandığı Ağrı, Şırnak ve Bitlis gibi illerde seçimin galibinin AK Parti olması da kayyumlar tarafından yerine getirilen hizmet odaklı belediyeciliğin halk nezdinde karşılığını bulduğunu göstermektedir.

Seçim sonuçlarının ortaya çıkardığı bir diğer önemli netice ise MHP’nin başarısıdır. MHP ittifak adayının olmadığı 11 ilde seçimi kazanmış ve yine ittifak adayı çıkarılmadığı birçok ilde de oylarını ciddi oranda artırmıştır. Büyükşehirlerde çoğunlukla ittifak adayları ile seçime girildiğinden partinin kendi oy oranının belirlenmesinde 51 ildeki il genel meclisi sonuçlarına bakmak daha anlamlı olacaktır. MHP’nin buradaki oyunun ise %18,81 ile önemli bir seviyeye gelmiş olduğu görülmektedir.

Sonuç olarak 31 Mart 2019 Mahalli İdareler seçim sonuçları, muhalefetin eleştirilerinin birçoğunu boşa çıktığı ve Türk seçmeni tarafından beka meselesinin hassasiyetle önemsendiği, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin bir kez daha kabul edildiği ve tartışmaya kapatıldığı bir seçimdir. Ayrıca başta büyükşehirler olmak üzere seçmenin iktidara ciddi bir uyarıda bulunduğu şeklinde de yorumlanmalıdır.

Dr. Turan Şener

Okunma : 1593
guney sigorta
EKSPERTİZ
maboto
Gündem haberleri
Karaman’da silahlı saldırıya uğrayan iki kişi yaralandı
15 Haziran 2019 Okunma: 14568 Asayiş
Karne almayı beklerken babasının vefat haberini aldı
16 Haziran 2019 Okunma: 10674 Yaşam
2. Kattan Düşen Bebek Defnedildi
16 Haziran 2019 Okunma: 9102 Gündem
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın