Çivisi çıkmış bir kentin kaderine terk edildiğini görüyorum... | Karamandan.com - | Karaman Haber

Çivisi çıkmış bir kentin kaderine terk edildiğini görüyorum... | Karamandan.com - | Karaman Haber

17 Aralık 2018 Pazartesi
Çivisi çıkmış bir kentin kaderine terk edildiğini görüyorum...

Soguk ve karanlık bir gecenin hemen sonrasıydı.

Şairin de dediği gibi; "Biraz deprem sonrası, biraz şehir hülyası" kol geziyordu sokaklarda.

Böyle havalarda aşık olurdu eskiler, böyle havalarda unutulurdu eve ekmek ve su götürmek...

Geceleyin ansızın başlayan kar ortalığı beyaza boyamış, sokaklarda keskin bir kömür kokusu dalga dalga yayılır olmuştu.

Hava aydınladığında ise güneş bütün ihtişamı ile belirmiş, havayı olabildiğince ısıtarak şehre adeta bir kartpostal izlenimi getirmişti.

Yılların alışkanlığıyla erkenden kalktı, giyinerek bu renk cümbüşüne katılmak için acele eder gibiydi. Kapı aralığına sıkıştırılmış gazetesini aldı.

Sessiz ve yavaş adımlarla parka doğru yürümeye koyuldu.Gözüne ilişen ilk bankı seçti, senelerin yorgunluğuyla kendini bıraktı ihtiyar. 

Koltuğunun altına iliştirdiği gazeteyi çıkardı.

Manşetteki habere ve diğer başlıklara göz gezdirdi. Yüzü buruştu, midesinin yandığını hissetti. 

Kalın ve siyah bir puntoyla atılmış manşette "25 yaşındaki Halil Yılmaz bıçaklanarak öldürüldü" yazıyordu.

Gözlerini kaldırıp "Gönüller Sultanı" Muammer Baran'ın kendisine bakan heykeline baktı bir süre.

Tekrar okudu, tekrar okudu...

Hıçkırıklarıyla böldü sessizliği.

Kimsesizliği.

**********

İsa Kiriş Caddesi'nde toplanan kalabalık en kısa sürede gelecek bir yardım bekliyordu. 

Yirmi beşinde bir can "Koltuk altından sızan hayat sıvısı" ile saniye saniye eriyor, ona yardım etmeye çalışan onlarca insanın avuçlarına kan ve acı bırakıyordu.

Ambulans geldi, son bir umutla yaktı sirenlerini. 

Araç yığınları ve beton bloklar geride kaldı.

Halil de öyle.

Ötelere verilmiş bir sözü varmışcasına.

Yirmi beşinde göçüp gitti sonsuzluğa.

Tarih 18 Ekim 2017 idi.

**********

-Kalk evladım, bu saate kadar uyunur mu?
-Tamam anne ya biraz daha uyuyayım...
-Kalk diyorum okula geç kalacaksın.
-Offf kocaman adam oldum halen anne azarı yiyorum.

Evet kocaman adam olmuştu. On sekiz yaşındaydı Yusuf. 

Kanunen artık büyük adamdı. Oy kullanacak, sevecek, evlenecek yaştaydı.

Bu hayallarle çıkmıştı evden. Başında deli bir rüzgar. Kulağında İbrahim Sadri'nin "Deli çağımsın" mırıltısı.

Nefise sultan Kız meslek lisesi önünde bedeni bıçak darbeleriyle yere düşerken düşüdüğü son şey neydi acaba?

Üniversite okumak mı?

Askere gitmek mi?

Uzun yıllar yaşayıp torun sevmek mi?

10 Mart 2016'da  sirenler bu kez onun için yankılattı şehri.

Bağladı elini kolunu doktorların, onun çeşitli yerlerden bıçaklanan bedeni.

Kanının düştüğü yerden yürüyüp geçerken bizler,

O da yok olup gitti şehrin rüzgarlarında.

Hiç gelmemişcesine...

***********

 

Kadirhane sokakta sıcak bir yaz havası mahalleliyi hayatından bezdiriyor, pencerelerden etrafa yayılan gürültüyü kimse umursamıyordu.

Her yaz olurdu bu. Sıcağı bir nebze olsun hafifletebilmek için evler, kaldırımlar, hatta sokaklar yıkanır, şehrin harareti ile oynanırdı.

Ahmet amca sokağın en variyetlilerindendi. Otuz yılını Avrupa'da geçirmişti. Memlekete kesin dönüş yaptıktan sonra yaz avlarından şikyetçi olduğu için evine klima taktırmıştı.

Komşuları onu yadırgamış, Karaman'da klimanın gereksizliğine ikna etmeye çalışmıştı. Ama bütün tembihlere rağmen bildiğini okumuştu.

Klima hortumundan çıkan suyu sokağın köşesine koyduğu bidona aktarıyor. Bütün mahalleye kendince medeniyet öğretiyordu.

işte tam o bidonun yanına düştü Ferhat...

Bıçaklanan bedeninden kan sızarken son isteği "Yaşamaktı".

Yaşamak istemeseydi geri döner miydi yapılan kalp masajıyla hayata?

Direnir miydi tam on iki gün yoğun bakımda?

Direndi,istedi,kalkamadı...

On yedi yaşındadı.

Bu kez sıcaktan değil, temizlik için yıkandı kaldırımlar. 

Kan kokuyordu her taraf.

Tarih 21 Mayıs 2015'ti.

***********

Adnan Özdağ Parkında bacağından bıçaklanan on beşlik Betül'e ne demeli?

Onu bıçaklayan ise on yedi yaşında bir genç.

İkisi de çocuk daha.

Bakmayın medyada sevgili olduklarını üzerine bir şeyler yazıldığına.

Çocuk bunlar...

Doğruyu ve yanlışı ayırt edemeyecek kadar çocuk.

Şanslıydı Betül.

Müthiş bir travma geçiriyor olsa da, belki de bir daha asla birilerine güvenemeyecek olsa da.

Aramızda.

Nefes alıyor...

***********

Çivisi çıkmış bir kentin kaderine terk edildiğini görüyorum utançla.

Parkların "bilaaadeerr" ağzıyla konuşan torbacı kılıklı adamlarla dolu olduğunu. Ve bunların güçlü sanılıp özenildiği bir kent burası.

Öyle olmasa mısırcı mısırcıyı bıçaklar mı?

Öyle olmasa köpekten korkan adam hem köpeği hem sahibini bıçaklar mı?

Sahi elinizi vicdanınıza koyun da söyleyin.

Yıkılan üst geçit kadar ilginizi çekti mi yukarıda zikrettiğim isimler?

Hangisini hatırladınız?

Hangisini zaten biliyordunuz?

Ben bu yazıyı kaleme alırken bir eğitimci olarak gözyaşlarıma hakim olmakta çok zorlandım.

Sizin kalbinize dokunmuyor mu çocuklarımızın birbirini öldürmesi?

Ya da bu yaşlardaki çocuğunuzun aynı akıbete uğrama ihtimali...

Bir şeyler yapmalı.

Neron gibi yakmalı bu kentin hastalık taşıyan tüm hücrelerini.

Polisiyle, eğitimiyle, esnafıyla topyekün...

Bir şeyler yapmalı...

***********

Son Not:

Bu yazıyı okuyan ve şans eseri buraya kadar gelen okurlara mesajım ise şu:

"Düzgün yetiştirilmiş bir nesil, altından, elmastan ve her türlü cevherden kıymetlidir. 
Bizler; geleceğimizi ilgilendiren meselelere, cebimizi ilgilendiren meseleler kadar kıymet verdiğimiz zaman başaracağız."

Saygılarımla.

Sinan ÖRS
Özel Tekin Anadolu Lisesi
Edebiyat Öğretmeni
sinan033@gmail.com

Düzenleme : 02 Ocak 2018 20:54 Okunma : 3892