Çeltek Mahalle/Meydan Camii | Karamandan.com - Karaman Haber

Çeltek Mahalle/Meydan Camii | Karamandan.com - Karaman Haber

04 Temmuz 2020 Cumartesi
Çeltek Mahalle/Meydan Camii

Çeltek Mahalle/Meydan Camii  Adı ve Yeri

  Çeltek Mahalle Camii, Lârende’nin Çeltek Mahallesi’nde yaptırılmış olmasından dolayı Çeltek Mahalle Mescidi adıyla anılmıştır. Kanuni Dönemi tahririnde bulunduğu yer “meydân bağçesi kapusunda” şeklinde kaydedilmiştir[1]. Bu sebeple halk arasında Meydan Camii olarak da söylenmiştir. Mezarlık sokağında bulunan bu mabet, başlangıçta mescit olarak yapıldığı belgelerde; “Çeltek Mahallesi Mescidi dimekle maʽrûf câmiʽ-i şerîf…”[2] olarak geçmesinden anlaşılmaktadır. Mahallenin nüfusunun artması sebebiyle oluşan ihtiyaçtan dolayı sonradan camiye dönüştürülmüş olmalıdır.

Banisi ve Yapım Tarihi

  Çeltek Mahalle Camii, Lârende eşrafından olup Şam Pazarı Camii’nin de banisi olan İb­rahim Ağa isimli bir şahıs tarafından yaptırılmıştır[3]. Fatih ve II. Bayezit Devri vakıfları arasında yer almamış, 1530 tahririnde “Mescid-i Mahalle-i Çeltek” şeklinde kaydedilmiş­tir[4]. Bu bilgilere bakarak mabedin mescit olarak XVI. yüzyılın başlarında inşa edildiği söylenebilir.

Mimari Yapısı

  Çeltek Mahalle Camii, toprak dam ile örtülü küçük bir yapıdır. Taştan yapılmış mihrabı istelaktitlidir. Minaresi tahtadandır. Konyalı’ya göre caminin mimari bir kıymeti bulunmamaktadır[5]. Bununla birlikte Lârende’nin en eski camilerinden biri olma özelliğine sahiptir.

Vakfiyesi ve Vakıfları

  Çeltek Mahalle Camii’nin vakfiyesine şu ana kadar ulaşılamamış olup vakfı ve bu vakıflara ait gelir getiren gayrimenkulleri bulunuyordu. XVI. yüzyıl başlarına ait Karaman Eyaleti Vakıf Tahriri’nde bağ ve tarlalar hakkında bilgiler verilmiştir[6]. 937/1530 yılında bu vakıflar, iki adet hane, dört kıta bağ ve 18 kıta zemindir[7]. Caminin giderleri ve görevlilerin maaşı öncelikle bu akarlardan karşılanıyordu. Eğer bu para yetmezse, mahalleli hayırseverlerin bağışlarına müracaat ediliyordu.

Görevlileri

   Çeltek Mahalle Camii ve cami vakfına incelenen dönem içerisinde görevli atamaları yapıldığı belgelerden anlaşılmaktadır. Bunlar hakkında aşağıda bilgi verilecektir.

  Belgelerden tespit edilebilen en eski imam ataması, 1152/1739-1740 yılına aittir[8].         Mabet camiye çevrildikten sonra hatip görevlendirmesi de yapılmıştır. Hatip olarak görev yapan Ahmet Halife vefat edince yerine kardeşi Yusuf Halife, Şaban 1134/Mayıs-Haziran 1722’de beratla tayin edilmiştir[9].

  Çeltek Mahalle Camii’nin müezzin kadrosuna da günlük yarım akçe ücretle atama yapılmıştır[10].            Çeltek Mahalle Camii’ne yapılan diğer bir atama vakfın mütevelli kadrosu ile ilgili olup günlük bir akçe ücret ile vakıf mütevellisi olan İbrahim’in vefatı ile yerine Ahmet, Safer 1133/Aralık 1720 tarihinde bir beratla görevlendirilmiştir[11].

Debbağhane Camii

Adı ve Yeri

  Debbağhane Camii’ne Karaman’ın önemli üretim tesislerinin başında gelen debbağhanelerin yakınında bulunduğu için “Debbağ-hâne” adı verilmiştir[12]. Zilkade 1224/Aralık 1809 tarihli bir belgede “Debbâğ Camii” olarak da kaydedilmiştir[13]. Halk arasında Tabakhane Camii denmektedir. Bazı belgelerde mescit olarak geçtiğine göre[14] sonradan ihtiyaca binaen camiye çevrilmiştir. Karaman Kalesi’nin doğu yakasında, Şam Pazarı Mahallesi’nde bulunuyordu[15].

Banisi-Yapım Tarihi

  Banisi hakkında kesin bir belge olmasa da, Debbağlığın Anadolu’da ahiler tarafından teşkilatlandırılan en eski meslek gruplarından olduğu ve başlarında “Ahi Baba” adı verilen bir görevlinin bulunduğu bilinmektedir[16]. Muhtemelen Debbağhane esnafının ihtiyacına cevap vermek amacıyla mensup oldukları hirfet grubunun ahi babası başkanlığında debbağlar tarafından yaptırıldığı söylenebilir. XV. ve XVI. yüzyıl Osmanlı vakıf tahrirlerinde ismi yer almayan camiye ait ulaşılabilen en eski belge, Hurufat Defterleri’nde geçen Rebiyülâhır 1122/Mayıs 1710 tarihli bir atama kaydıdır[17]. Buna göre caminin XVII. yüzyılın sonlarında yaptırıldığı söylenebilir.

Mimari Yapısı ve Müştemilatı

  Debbağhane Camii günümüzde ayakta değildir. Mimari yapısı ve müştemilatı hakkında herhangi bir belgeye şimdilik ulaşılamamıştır. Ancak Ahi esnafının oluşturduğu bu tür yapıların; gezici dervişlerin ibadet, barınma ve toplantı gereksinimlerini karşılayacak şekilde yapıldığı bilinmektedir[18]. Bu nedenle mabet dışında misafirhane, mutfak ve ahır gibi kullanılan odalar da müştemilatta yer almış olmalıdır.

Vakfiyesi ve Vakıfları

  Debbağhane Camii’nin vakfiyesi ile ilgili malumata şimdilik rastlanmamıştır. Debbağhane Camii’nin vakıflarına ait ulaşılabilen ilk kayıt ise 1193/1779 tarihlidir. Buna göre Lârende’nin değişik yerlerinde bulunan 10 adet debbağ dükkânı, caminin vakıfları arasındaydı. Ayrıca 1193/1779 senesinde caminin imamlığı ile vakfın mütevelliliğini yapan Fazlızade Ömer Efendi’nin uhdesinde vakfa ait 45 kuruş nakit para bulunuyordu[19].

Görevlileri

   Debbağhane Camii’ne incelenen dönem içinde düzenli bir şekilde çeşitli görevli atamalarının yapıldığı tespit edilmiş olup en eskisi imam kadrosuna aittir[20]. Mabede imam atamaları incelenen dönem içerisinde düzenli olarak devam etmiştir[21].

  Debbağhane Camii’ne vaiz ve nasih atamaları da yapılmıştır. Müftüzade Seyit Hacı Ömer oğlu Seyit Mehmet, 05 Zilkade 1224/12 Aralık 1809 tarihinde bu göreve ücretsiz olarak tayin edilmiştir[22].

  Camilerde dinî-tasavvufi bilgileri içeren Muhammediye adlı manzum kitap okunur[23], cemaat eğitilirdi. Debbağhane Camii’ne de Muhammediyehan tayinleri yapılmıştır. Caminin imamı aynı zamanda bu görevi yürütüyordu. Günlük bir akçe ücret ile imam, bayramlarda ve sair günlerde Muhammediyehan olan Fazlullah oğlu Ömer vefat edince yerine 16 Muharrem 1205/25 Eylül 1790’da Süleyman oğlu Süleyman tayin edilmiştir[24]. Süleyman’ın feragat etmesiyle yerine oğlu Mustafa’ya selh-i Rebiyülevvel 1207/29 Kasım 1792 tarihinde Muhammediyehanlık görevi verilmiştir[25].

Fakçızade Camii

Adı ve Yeri

  Adı kayıtlarda “Fakçızade[26] veya “Fakçıoğlu[27] Camii olarak geçmektedir. Daha eski belgelerde mescit olduğu belirtilmiştir[28]. İlerleyen dönemlerde camiye dönüştürüldüğü yapılan atamalardan anlaşılmaktadır[29]. Cami, Osmanlı Dönemi’nde ortaya çıkan Hatip Mahallesi’nde bulunuyordu.

Banisi ve Yapım Tarihi

  Fakçızade Camii belgelerde; “Hatip Mahallesi’nde vâkiʽ ashâb-ı hayrâttan Fakcı-zâde nâm sâhibü’l-hayrın binâ eylediği câmiʽ…” olarak geçtiğine bakılırsa banisi mahallenin hayır sahiplerinden Fakçıoğlu adında bir kişidir. Fatih, II. Bayezit, Kanuni ve III. Murat Dönemi tahrirlerinde adı geçmeyen camiye ait ulaşılabilen en eski belge, Cemaziyelevvel 1139/Aralık 1726 tarihli bir atama kaydıdır. Bulunduğu mahallenin ismi de eski vakıf tahrirlerinde geçmemektedir. Bu bilgilere bakılarak caminin, mahalle ile birlikte XVII. yüzyılda inşa edildiği söylenebilir.

Mimari Yapısı

  Günümüze kadar ulaşamayan Fakçızade Camii’nin mimari yapısıyla alakalı belgelerden herhangi bir bilgiye şimdilik ulaşılamamıştır. Mabedin ayakta kalamadığına bakılırsa dönemin şartlarına uygun olarak toprak ve taş malzemeden küçük bir mahalle mescidi olarak inşa edildiği söylenebilir.

Vakfiyesi ve Vakıfları

  Fakçızade Camii’nin vakfiyesine şu ana kadar rastlanmamıştır. Bununla birlikte caminin menkul ve gayrimenkul vakıfları mevcuttu. Bunlardan biri Şaban Çavuş Camii yakınında bulunan bir berber dükkânı olup Hacı Şeyh Ali vakfetmiştir[30]. Ayrıca cami vakfına ait nakit paradan Panos adlı bir gayrimüslime beş kuruşluk borç verildiği belgelerden anlaşılmaktadır[31].

Görevlileri

   Fakçızade Camii’ne incelenen dönemde yapılan çeşitli görevli atamaları tespit edilmiştir. Bunların başında imamlar gelmekte olup genellikle mütevellilik görevini de üstlenmişlerdir (Bk. Ek- III)[32]. Bunun dışında incelenen dönemde camiye yapılan çok sayda görevli atamaları tespit edilmiştir[33].

 

[1] Muhâsebe-i Vilâyet-i Karaman, s. 122.

[2] KARŞS, no. 281, s. 75.

[3] Konyalı, Karaman Tarihi, s. 278.

[4] Muhâsebe-i Vilâyet-i Karaman, s. 122.

[5] Aynı yer.

[6] Karaman Vilâyeti Vakıfları, s. 154.

[7] Muhâsebe-i Vilâyet-i Karaman, s. 122.

[8] VAD, no. 1145, s. 6.

[9] VAD, no. 1131, s. 113.

[10] KARŞS, no. 281, s. 75. Evasıt-ı Rebiyülahır 1133/10-19 Ocak 1721.

[11] VAD, no. 1131, s. 112.

[12] KARŞS, no. 285, s. 84.

[13] VAD, no. 560, s. 150.

[14] VAD, no. 569, s. 8.

[15] VAD, no. 563, s. 2.

[16] Yusuf Küçükdağ, “Ahi Baba”, AA, I, Ankara 2014, s. 41.

[17] VAD, no. 1131, s. 103.

[18] Ömer Akdağ-Bekir Şahin, Dirilişin Şifresi: Ahilik, Konya 2016, s. 12, 24.

[19] KARŞS, no. 297, s. 113.

[20] VAD, no. 1139, s. 322, Ramazan 1141/Mart 1729.

[21] KARŞS, no. 285, s. 84; no. 287, s. 24; VAD, no. 558, s. 167; no. 561, s. 5; no. 563, s. 6; no. 569, s. 8; no. 1131, s. 103.

[22] VAD, no. 560, s. 150.

[23] Mustafa Uzun, “Muhammediye”, DİA, XXX, İstanbul 2005, s. 586-587.

[24] VAD, no. 558, s. 167.

[25] VAD, no. 558, s. 172.

[26] KARŞS, no. 293, s. 436; VAD, no. 1147, s. 251.

[27] VAD, no. 1146, s. 9.

[28] VAD, no. 1128, s. 215.

[29] KARŞS, no. 305, s. 176.

[30] KARŞS, no. 305, s. 251.

[31] KARŞS, no. 305, s. 287.

[32] KARŞS, no. 305, s. 176; VAD, no. 1147, s. 26; no. 562, s. 17.

[33] KARŞS, no. 289, s. 131; no. 290, s. 40, 150; no. 293, s. 436; VAD, no. 559, s. 6; no. 560, s. 157; no. 561, s. 9, 10, 15, 16; no 262, s. 17; no. 563, s. 10; no. 569, s. 18/1; no. 1128, s. 215; no. 1146, s. 9; no. 1147, s. 251, 257, 260; no. 1150, s. 1.

Düzenleme : 05 Mart 2020 11:30 Okunma : 1253