Çanlar ve Selalar | Karamandan.com - | Karaman Haber

Çanlar ve Selalar | Karamandan.com - | Karaman Haber

23 Eylül 2019 Pazartesi
Çanlar ve Selalar

Yeryüzünde ilk cinayeti işleyenin ‘Kabil’ olması ve öldürdüğü kardeşi ‘Habil’in cesedini toprağa gömmeyi bir kargadan öğrenmesi aynı zamanda toprağa verilen ilk insanın da bir masum olduğunu gösteriyor bizlere. Zalimin zulmü ve mazlumun ahı ile durmadan dönen bir dünya içinde yaşamaya çalışıyoruz bizler de; zulme uğramamak ve zulmetmemek için.

Şehrimizin caddelerinde, sokaklarında, çarşılarında canlı bombalar dolaşıyor. Canlı ama ruhsuz bombalar… Bu canlı bombalar öyle bir bomba ki üzerlerinde ne zaman ayarlı saat var ne de farklı renklerde kablolar var. Patlamalarına kendi gibi görünen bir canlıyla çarpışması yeterli oluyor. Bu canlı bombalar infilak edene kadar ne emniyet güçlerimiz fark edebiliyor bunları ne de bu canlı bombaların ülkemiz sınırları içinde dolaşması yasak. Ta ki patlayana kadar, bir cana kıyana kadar… 

“Bombaları etkisiz kılacak tek güç insan sevgisidir. Zulmü çağımızdan kaldıracak tek güç, sorumluluk duygusunun yaygınlaşmasıdır. İnsan soyu tükenmiyor ama bir şeyler tükeniyor insanda” dedi, Üstad Nuri PAKDİL.

Bir şeyleri unutmuş bir toplum olduk biz. Merhamet başta olmak üzere affetmeyi, sabretmeyi, konuşmayı, anlamayı, vicdanı, şefkati ve ahireti… Geçmiş zaman bizler için bir türlü geçmezken hep geçmişi yaşıyoruz şimdiki zamanda. Geleceğin de hep şimdi olduğunu düşünerek hareket ediyoruz. Hâlbuki ne geçmiş zaman tekrar geliyor ne de şimdiki zaman yerinde durabiliyor. 

“Merhametin olmadığı yerde insan da yoktur” dedi, Nurettin TOPÇU.

İnsanlara karşı işlenen cinayetler, sokak hayvanlarına işkence edip öldürmeler, gereksiz yere ağaç kesmeler, keyif veya spor için avlanmalar, romantizm için çiçeği dalından koparmalar, düğünde havaya ateş etmeler… Bu tür kötü hasletlerin toplumumuzda çoğalması toplum olarak kendimize dönüp ‘ne oluyor bize’ dememizi gerektiriyor. Bu soruyu kendimize dönmeden de sorabiliriz. İşlenen suç bireysel olabilir ama o suçun işlenmesine sebep toplumsal hatalardır. Bir suçun işlenmesinde kameraya yansıyan görüntüde birkaç kişi olsa da kamera arkası görüntü daha derin ve daha çeşitli ve daha kalabalıktır. 

Aile hayatında yaşanan bir sorun, okulda karşılaşılan bir haksızlık, sokakta bedenine veya ruhuna yapılan bir saldırı, işyerinde yaşanılan bir huzursuzluk, trafikte görülen bir olumsuzluk, kamu hizmetinden haksız yere mahrum kalmak gibi sabrımızı taşıran hadiseler karşısında sabırlı davranmak bizleri uzun süren pişmanlıklar karşısında koruyacaktır.   

“Ne hale gelmiş olduğumuzu anlamamız için, onları ne hale getirmiş olduğumuzu görmemiz yeterlidir” dedi, Sartre.

Toplumumuzda yaşanan vahşilikler ve canilikler karşısında kendinden olanın hakkını savunur gözüken kişilere ve bir çatı altında toplanıp hak savunucusu yapılara dikkat edelim. Onların söyledikleri ile niyetlerinin aynı yönde olup olmadıklarını görmeye çalışalım. 

“Hesap vermeden özgürce yaşamanın en iyi yollarından biri, her fırsatta herkesten hesap sormaktır. Ahlak bekçiliği yaparak, ahlaksızlığınızı gizleyebilirsiniz mesela… Ortaçağ karanlığını eleştirerek, kendi katı inançlarınızı saklayabilirsiniz… Başkalarının yanlışlarını dilinize dolayarak, yanlışlarınızı örtebilir, kendinizi iyi hissedebilirsiniz… Çocuklar masumdur, ama çocukların çocuklara ettiği kötülüğü büyükler edemez. Kadınlar zariftir, ama kadınların kadınlara ettiği kötülüğü erkekler başaramaz” dedi, İbrahim PAŞALI.

“Merhamet eden merhamet edilmiştir” dedi, gönül ehli. “Herkes ne yaparsa kendine yapar” dedi, kalp gözüyle bakan.

Çoğu zaman da bela geliyorum der…

Bir de şöyle düşünün! Masanın ayağı ile göz göze gelen ayak serçe parmağı ne hisseder? 

“Çanlar bizler için çalıyor” dedi meczup ve şöyle devam etti: “Minarelerden selalar da yine bizler için okunuyor".

Düzenleme : 26 Ağustos 2019 19:05 Okunma : 2856