Biz İnkar Eder, İnkarı Severiz | Karamandan.com - Karaman Haber

Biz İnkar Eder, İnkarı Severiz | Karamandan.com - Karaman Haber

05 Aralık 2020 Cumartesi
Biz İnkar Eder, İnkarı Severiz

Cennet ve cehennem arasındaki gerilimde yaşarız. Âdem’den beri süregelen tarihimize baktığımızda bu gerilimdeki helake düçar hallerimizi, yeniden dirilişlerimizi, nice badirelerden geçip geniş coğrafyalara hükmetmemizi ve daha birçok maceramızı görürüz. Rüzgarın ruha hitap eden sesi kimi zaman felaketimizdir; yağmuru taşıyan bulutlar bazen azap dolu olur. Depremlerle silinip gideriz, gökten taşlar yağar da hâlâ ibret almak nedir bilmeyiz.

Susuz diyarda gemi yapanı alaya alır; denizin ortasında kalınca Musa’nın Rabbine sığınırız. Mucizeler istemekte üstümüze yoktur(!). Kayanın yarılmasıyla ortaya çıkan deveye sabredemez, keseriz. Kimi zaman gökyüzüne hükmettiğimiz vehmine kapılırız kimi zaman ise gökteki “batan”lara taparız. Haddi aşar, birbirimize sarkarız. Kıskançlığın doğurduğu hal ile kuyuya başvurur, farkına varmadan Mısır da buluruz, kendimizi. Zindanlara hapsederiz kurtuluş meşalemizi. Sabrın timsaline itimat etmeyiz. Tartıda dürüstlüğü arka plana iteriz. Firavun’un elinden kurtulmamızı sağlayan şahsı unutur, arka döneriz.

Pişkin pişkin oturarak “Sen ve Rabbin gidin savaşın” diyecek kadar da nankörlük etmekten geri durmayız. Kral dahi olsa kurtarıcımız, bahanelere sığınır yine inanmayız. Topraktan yaratılanın varlığını biliriz de babasız dünyaya geleni suçlarız. En temiz, en doğru ve her doğruyu kendisinde toplayıcı, bütün alemlere rahmet olarak gönderileni apaçık delillerine, müjdelerine, uyarılarına rağmen kabul etmeyiz de şeytanın ordusunda sonuna kadar savaşma gafletini gösteririz.  Şairin hitabıyla ; “Biz inkar eder, inkarı severiz”

Gün olur, asır geçer yine ders almayız. Ders alacak vakti bulamayız. Uçsuz bir sahraya çekip kendimizi ya da ıssız bir adaya atarak bedemizi ruhumuzu aramayız. Ruhumuzla var olduğumuzu unutmuşuzdur biz! Her şeyi yetkililerden bekleriz de kendimiz bir şey yapabilir miyiz diye düşün(e)meyiz. Başkalarını suçlamaktan hoşlanırız çünkü. Suçu başkasında ararız, başkalarını cehenneme yollarız. Cenneti kendimize parseller, kendimizden olmayanı oradan kovarız (!). Didişiriz durmadan, kardeşimizin boğazına yapışırız utanmadan. Kan akıtırız evimizde, kana batarız kinimizle. Öfkemiz, öfkelenilmesi gerekene değildir; şefkatimiz şeytanın müritlerinedir. Bir virüsü bahane eder, “Filan sebepten uğradı bizim diyarımıza” deme cehaletini gösteririz. Biz tayin ederiz neyin ne ile cezalandırılacağını, yalnız biz belirleriz imtihanın nasıl olacağını(!). 

Tanrılar mesabesindeki ideolojilerden, izm’lerden vazgeçemez, asıl İlâha yönelemeyiz. Putlar diker, putlara değer veririz. Nefse hoş gelen her şeyi kabul ederiz de hakikate “L” deriz. Oysa ki hayır’ımız Tanrılara, reddimiz hakikatten alıkoyanlara olmalıdır. İlahımızı “L” diyerek bulamadıktan sonra bulduklarımızı ilah kabul etmeye devam ederiz. 

Bilmem kaç milyon yıldır bu gerilimde yaşamaya devam ediyoruz? Kaç imtihana gark olur, kaç badireden geçeriz? Testereyle öldürülen aziz şahsiyet ya da çarmıha gerilecek kadar kin duyulan ulu kimse… Her biri birer dersti bizlere. Hicretten dirilişe, güzide nesilden bizlere ibret taşıdı bu tarih. İlah hakikattedir. Yaratılmış ise küfürde, imanda, zillette veya cennettedir. 

Yeniden temiz olmak ve pâk hale gelmek için kendimize dönmeli, kendimizi kurtarıcı şahsiyetlerin getirdikleri mesajlarla yıkamalıyız. Küfrün ortasına dalarsak şayet o zaman dahi imanımızı artırmalı, küfre gür bir seda ile “L” demeliyiz. 

Biz göbeğine düşerek gerilimin, nihayetinde ibret olacak şairin şu mısralarıyla hitap etmeliyiz tarihimize;

Seni süt içmeğe çağırıyorum parmaklarımdan
Kara yılan kara yılan kara yılan kara yılan 

Fatih Gilik 

Okunma : 1837