Bir Vatan Vardır Birde Bu Yolda Sevda | Karamandan.com - Karaman Haber

Bir Vatan Vardır Birde Bu Yolda Sevda | Karamandan.com - Karaman Haber

08 Ağustos 2020 Cumartesi
Bir Vatan Vardır Birde Bu Yolda Sevda

İnsanlar hayat yolunda yürürken başarılı olmak için aşığın, maşukuna sevdası gibi davasına sahiplendiği zaman başarılı olabilir. Yani bir derdi olan ve bu dert uğrunda zulme karşı, adaletin yanında ve zalime dur diyen ve mazluma kucak açan bir ilke ile mücadele edenler tarihte hep kazananlar olmuştur.

Son 5 aylık sürede iki seçim atlatan ülkemiz bu sürede bir hayli arbededen geçti ve 1 Kasım seçimleri inşallah hayırlı sonuçlar doğuracak bir hal üzere sonuçlandı. Yarının sahibi yüce yaratandır, neyler, neylerse güzel eyler.
Hatırlarsanız 7 haziran seçimlerinden sonra 9 Haziran 2015 tarihinde “AK Parti Fobisinden HDP Sempatisine mi?” başlıklı bir makale ile seçim analizimi sizlerle paylaşmıştım. 27 Ekim 2015 tarihinde de “Geleceğin İnşası Karamandan Başlamalı” başlıklı makalem ile 1 Kasım seçimlerinde tercihin iyi yapılmasını ve bunun bizim kadar Ümmet’in umudu olduğunu belirtmiştim. Şimdi bu iki makale üzerinden 1 Kasım Seçimleri hakkındaki düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

7 Haziran seçimlerine dair şöyle bir yorum yapmıştım;

“1- AK Partiye Mesaj:

Ak Parti 12 yıllık tek başına iktidarda kaldığı dönemde Türkiye, Ortadoğu ve Dünya gerçekleri doğrultusunda çok badireler atlatarak bu günlere geldi. 2007 yılı sonrasında IMF ile imzalanması uygun görülmeyen Stand-by Anlaşmasından sonra 2008 yılında ortaya konulan politika AK Partiye ve dolayısı ile Sayın Erdoğan’a bir ayar verilmesini gerekli kılıyordu. Bu konuda ipleri sürekli elinde bulunduran ve bunu bırakmak istemeyen güç sürekli farklı oyun veya politika ile dize getirme mücadelesi verdi. Ta ki, bu olaylar 17 ve 25 Aralık Operasyonlarına kadar uzandı ve sonrası da devam etti. Son kerde de HDP üzerinden yeni bir algı ve buna destek çıkan bir Paralel Yapı şeklinde kamuoyuna sunuldu. Ve netekim bu senaryo kısmen başarılı oldu. Kısmen diyorum çünkü henüz süreç devam ediyor.

17 ve 25 Aralık operasyonları ile gerek Hükümet gerekse ERDOĞAN ve DAVUTOĞLU iyice köşeye sıkıştırılmaya başladı ve etik , ahlak hiçbir kural tanınmadan üzerlerine gidilmeye başlandı. Karşı tarafta bir meydan okuma ile olayların üzerine yürüdü ve varlık savaşı başlamış oldu. Bu savaşta kenardan kıs kıs gülen ise adına ben diyeyim Rockefeller, siz deyin G.Füller…

Bu aşamada öyle iğrenç şeylerle şantaj yapılmaya çalışıldı ki, onların yerinde biz olsaydık ne yapardık hiç bilemiyorum. Bu savaşta AK Parti saflarında yer alan kişiler kendi aralarında gruplara ayrıldı. Bu mücadelede hiç yer almayanlar, bu mücadeleye karşı olanlar, olaylara göre tavır alanlar ve başından beri mücadele edenler. AK Partinin ilk sosu bu şekilde ortaya çıkmıştı aslında. Daha sonra bu operasyonlarda gösterilen başarı Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’ı köşke taşıdı ama bunda Ekmeleddin İhsanoğlu’nun da payı yok değildi. Gerek Mücadelesinde yalnız bırakılmışlık, gerekse güce tapan ve etrafında kümeleşen bir grubun hemen kaçacakmışçasına tavrı, Sayın Cumhurbaşkanı’nın sert ve adaleti zedeleyici tavır içerisine girmesine sebep oldu. Belki de bu birilerinin güç zehirlenmesine tutulması idi. Bu sebepler muvacehesinde sonuç 4 partili bir parlamento ve koalisyonun önünü açmış oldu.

2- CHP ve MHP’ye Mesaj:

Seçim sonrasında biz zafer kazanmışçasına meydan muharebesinin gazileri ve galibi gibi yapılan açıklamalar hala olayları okuyamamanın ve hissi davranmanın bir göstergesiydi. Kimse seçimdeki oy oranının düşmesini, başarı ve başarısızlığını konuşmuyor sadece ERDOĞAN kaybetti, biz kazandık şarkıları söylemeye çalışıyordu. Ülke, gelecek, ekonomi vs. hiçbir derdi olmayan tek derdi elindeki oyuncaklarını kaybetmek istemeyen çocuk telaşı görüntüsünde bir kompozisyon çizdiler.

Seçmen; sizin bu ülkeye katacağınız pek bir şey yok, aynı sazı, aynı perdeden, aynı makamda çalmaya devam ediyorsunuz. “Dün dündür, geçti cancağızım, bu gün yeni şeyler yapmak lazım” diyemediniz! dedi.

3-HDP’ye Şans Verme:

Sürekli olarak geçmişten günümüze sahip olduğu düşünce ve içerisinde bulunduğu mücadele tarzı nedeniyle hep çatışmacı bir dili tercih eden HDP, son dönemde aldığı icazet nedeniyle midir, Kışanak-Dumanlı görüşmesinden midir, bilinmez ama yıllarca devlete karşı mücadele dili kullanan partinin bir anda devletçi bir dile sahip olması ve meydanlarda eş başkan Demirtaş’ın devlet diline sahip çıkma gayreti dikkatleri üzerine çekmeyi başardı.

Doğu ve Güneydoğu bölgesinde AK Parti seçmeninin bir kısmının HDP’ye kaymasına, Batıda ise CHP seçmeninin HDP’ye kaymasına neden olmuş gibi görünüyor. Marksist bir söylemle bu güne kadar gelmeyi başaran HDP, bu gün laik, Kemalist bir söylem üreterek ve kürt milliyetçiliği üzerinden kendisini meclise taşımayı başardı ve büyükte bir zafer kazandı.

Seçmen bu tercihi yaparken,

AK Partiye: “Güç zehirlenmesine tutuldun, adaletten ayrıldın, bir vesayet sistemini bitirirken yeni bir vesayet sisteminin oluşması için zemin hazırladın. Oysa ki bu zemini yok etmeyi kendine düstur edinmiştin. İlkelerin ve isminle çatıştın, yeni bir muhasebe yap ve aslına, olman gereken yere dön ve sana umut bağlayan binlerce, milyonlarca mazlumun umudunu boşa çıkarma” dedi.

CHP ve MHP’ye: “ Yeni Türkiye umudu ile çıkılan bu yolda artık vesayet sistemlerinin savunucusu olan ve kendisini yenileyemeyen bir anlayışla yola devam etmeye çalışan eski dünya düşüncelerine artık prim yok bu ülkede”dedi.

HDP’ye: AK Partinin güç zehirlenmesine tutulması, hak ve hakikatı gözeten kadrolarının yerine güçten nemalanan yapıların etraflarında yer edinmesi, yönümüzü size döndürse de, çözüm sürecinin arkasında olmaz isen, PKK sorununu çözüme ulaştırmazsan ve artık kürtlerin özgürlüğü adı altında islam ve müslüman düşmanlığı yapmaya devam edersen sana verdiğimiz emaneti geri alırız ona göre?” dedi.

Şimdi beklemekte ve koalisyondan ne çıkacak, kim aldığı emaneti taşıma refleksi gösterecek, kimler mesajı anlamış, kimler anlamamış görecek ve sonraki seçimde kararını ona göre verecek.”

1 Kasım da halk çok güzel bir ders verdi desem hiçte yanlış olmaz. Araştırma şirketleri ve köşe yazarlarını bile ters köşeye yatırdı sonuçlar.

HDP emanete sahip çıkamama hatta ihanet etme noktasına geldiğinden ve iplerinin kimin elinde olduğunu bir kez daha tescilli olarak göstermiş olmanın kıvancı! ile yaşadığı hezimetle baş başa kaldı. Ankara da canlı bomba ve patlama olayları olmasaydı muhtemelen baraj altında kalacaktı. Silah, çatışma ve zorla bu işin olmayacağını halk kendi eliyle ve diliyle anlatmış oldu HDP ve sempatizanlarına.

CHP ve MHP için sizde geleceğe dair hiç mi hiç ışık göremiyorum siz asla iktidarı hak etmiyorsunuz dedi. CHP’ye siz bu milletin inanç ve hayat felsefesi ile dalga geçip ve karşı çıktığınız sürece asla başarılı olamayacaksınız. MHP’ye ise “Ya bir yol bul, ya bir yol aç ya da yoldan çekil” düsturu gereğince bir cevap verdi ve koalisyon çalışmalarında ne yol buldun, nede yol açtın sadece her yolu tıkadın bari yoldan çekil de yolda yürüyeceklerin ayağına dolaşma dedi.

AKPartiye ise, yola seninle devam edeceğiz ancak güç zehirlenmesine düşersen, adaletten ayrılırsan, zulme karşı durmazsan, adam kayırma, rüşvet vb. konularla karşımıza gelirsen 7 Haziranı unutma! Sayın DAVUTOĞLU’na size güveniyoruz, dedi. Sen rüştünü 5 aylık süreçte ispat ettin. 4 yıl daha bu ülkenin yönetimini size ve ekibinize emanet ediyoruz. Ortadoğu’da oluşturulan suni bataklıktan çıkış yolunu siz olarak görüyoruz. Çözüm sürecini destekliyoruz Ümmet’in umudu olup dünya Müslümanlarının yeniden birleşmesi ve güçlenmesi için yola sizinle devam edeceğiz. Bu arada dar gelirli ve asgari ücretli olanları da biraz düşünün. Patronlarda bu ülkenin geleceği için sülalesini 300-500 binlik arabalara bindirinceye kadar biraz da bize doğru kesenin ağzını açsınlar. Ne verirsen elin ile o gider senin ile. Sayın Cumhurbaşkanına da Hükümet üzerinde bu kadar gölge olma, ellerini üzerlerinden çek biraz onlar koca koca adamlar. Bu ülkede yetişen öyle adamlar var ki, bırak ta onlarda kendilerini göstersinler. Ne cevherler çıkacak göreceksin diyerek yeni bir sayfa açtılar. Hayırlı olması dileklerimle.

Muhammed Çağlıyan

Okunma : 2634