Belki de Beklenen Sensin | Karamandan.com - | Karaman Haber

Belki de Beklenen Sensin | Karamandan.com - | Karaman Haber

15 Kasım 2019 Cuma
Belki de Beklenen Sensin

Geçtiğimiz günlerde bir yakınımı Karaman Devlet Hastanesi'ne muayeneye götürmüştük.

Hastane girişinde bulunan bir billboard'da 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası ile ilgili olarak: Sağlık Bakanlığı himayesinde düzenlenecek olan Karaman Valiliği, Karaman Belediyesi, Karaman İl Sağlık Müdürlüğü ve Karaman Devlet Hastanesi'nin ortak çalışmalarıyla ilimizde gerçekleştirilecek olan 'Karaman Organ Nakli Hocalarıyla Bulusuyor' isimli etkinliğin ilanına/davetine rastladım.

Etkinlik konukları  birbirinden değerli hocalardan oluşuyordu.

▪Sayın Profesör Doktor Ömer Bayezid; Akdeniz Üniversitesi Kalp Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı.

▪Sayın Profesör Doktor Ayhan Dinçkan, Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Enstitüsü Hepatobiliyer Bölüm Başkanı.

▪Sayın Profesör Doktor Hüseyin Koçak, Akdeniz Üniversitesi Nefroloji Uzmanı.

▪Sayın Ayşe Özkan, Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Koordinatörü. 

▪Sayın Fatma Temel Konuk, Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Koordinatörü. 

Herbiri alanında uzman akademisyen konuklarımız organ nakli'nin önemi konusunda 07.11.2019 tarihinde, saat 14.00'de Lütfi Elvan Fuar ve Kongre Salonu'nda bizleri bilgilendirecekler, hem kendilerine hem de ilgili kurumlarımıza bu konuya gösterdikleri duyarlılık için ayrıca teşekkür ederiz. 

-keşke bu etkinliğe ait afişler sadece birkaç billboardla sınırlı değil de, şehrin kalabalık noktalarında ve okulların fazlaca olduğu bölgelerdeki billbooardlarda da olsaydı, mevcut billboardlar Başkan'ın farklı tasarımlarla hazırlanmış 29 Ekim kutlamalarıyla dolu-

Herneyse..

Organ nakli ve donör olma hususunda halkımızın duyarsız olması gerçekten üzücü bir durum, her ne kadar organ nakli bekleyen bir hastayı gördüğümüz zaman üzülsek de, ne vefatımızdan sonrası için organ naklini, ne de hayattayken, mesela ilik nakli için donör olmayı düşünmüyoruz. Kan nakli konusunda bile geride duruyoruz.

Hatta bunun bir örneğini geçtiğimiz yıllarda yaşamıştık. Hatırlarsanız yine Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'inde yatmakta olan ve ilik nakli bekleyen Karamanlı hemşehrimiz Gülizar evladımızı kaybetmiştik. 

Oysa Gülizar kardeşimiz için Karaman yerel internet haber sitelerinde de o kadar çok yayın yapılmıştı, o yayınlarda takipçiler Gülizar için sadece dua edip geçmişlerdi ve yüz elli bin nüfuslu Karaman'da bir elin parmakları kadar sayıda insan donör olmayı kabul etmişti.

Son yıllarda ne zaman bir organ nakli mevzusu geçse, yaklaşık on yıl önce yanıma çocuklarımı da alıp Konya'da ilgili kuruma gidip hep birlikte organlarımızı bağışladığımızı hatırlar ve bunun verdiği huzuru yaşarım.

Bunları yazarken Celal Şengör Hoca aklıma geldi. Hatırlarsanız olaydan haberdar olan kesim tarafından büyük tepki alan bir açıklaması vardı Celal Hocanın.

Hoca: "Elin dangalağına verip onu yaşatmanın anlamı yok ama araştırma yapacaklarsa istedikleri gibi kullansınlar," demiş ve eklemişti "Araştırma çok mühim. Ben duyuyorum, iskelet bulamıyorlar. Niye bulamıyorlar? Çünkü insanlar gömülme meraklısı, n'olacak gömülünce? Kaybolup gideceksin!" diye sinirlenmiş ve bu arada ateist olduğunun da tüyosunu vermişti.

Fakat o günlerde Celal Hoca'yı sırf bu açıklamasından okuyabilecek insanlar olduğumuz, mizacına ve üslubuna yabancı olabileceğimiz insanları ne derece yanlış anlayabileceğimiz ve bilime, bilim insanına ne kadar uzak durduğumuz da ortaya çıkmış oldu. Zaten toplumumuzda bu tür söylemlerin bilgi sahibi olunmadan tepki çekmesi de gayet normal.

Bence Celal Hoca'nın toplumsal konularda kullandığı o alaycı, iğneleyici dil, 'sağlam vücut sağlam kafada bulunur' deyiminin bir tezahürünü ortaya koyuyordu.

Celal Hoca o söyleşide algılandığı gibi bir yargıda bulunmuyor, aksine yergi yaparak bir eleştiri sunuyordu. Fakat, sadece 'sağlam vücudun sağlam kafada bulunacağı' konusunda bir bilincin oluşabilmesi konusunda umutsuzdu maalesef.

Yani Celal Hoca o söyleşide; "kalp ya da ilik nakli bekleyen el kadar çocuklardan bana ne!" demiyor, sadece izleyici kitleye taş atıyordu.

Organ nakli konusunda Hoca, sarfettiği bu sözlerden dolayı günlerce linç edildi, magazin programlarındaki kokoşların bile diline düştü. Tahminim Celal Şengör ismini ilk kez duyanların birçoğu düşünmeden anlamadan linç ettiler. 

Ee... bu adam 'dangalak' demekte haksız mıydı şimdi(!) İşte o da, bu duyarsızlıktan bahsetmek istemişti o gün.

Bu konuda otorite değilim elbette, fakat 'insanı yaşatmak' hususunda dinimiz ne diyor, bir de o açıdan bakalım organ nakli konusuna.

İslam Dini insan hayatına büyük önem verir, nitekim bir Ayette Rabbimiz: "Kim bir kişinin yaşamasına sebep olursa, bütün insanları yaşatmış olur." diyor. Buradan da anlıyoruz ki diğer insanların hayatları da en az bizim hayatımız kadar kıymetlidir.

Gerek kitaplarda, gerek tv programlarında, gerek sosyal medyada Müslüman bir kimsenin yapması gereken ibadet şekillerini okuyor, tartışmalarına şahit oluyoruz.

Muhtaç kimselerle bir empati yapmak ve ardından; "Elhamdülillah Müslümanım" demek, eğer var olan sıkıntının giderilmesinde bir rol oynamıyorsa, oturup kendi dindarlığımızı gözden geçirmemiz gerekir, diye düşünüyorum.

Örneğin bizler bir ilik nakli, karaciğer nakli, kan nakli bekleyen çaresizi ne kadar düşünüyoruz. 

Örneğin idrarını yapamayan böbrek nakli bekleyen insanları, kısmi ya da tamamen görme yetisini yitirmiş insanları mesela hiç anlayabiliyor muyuz?

Aklımıza gelip de bu insanlar için bir şeyler yapabiliyor muyuz, ne bileyim, en azından parasal bir bağışta bulunabiliyor muyuz Lösev gibi kurumlara? Müslümanlar olarak bu konuda ne düşünüyoruz?

Organ bağışı; kişinin henüz yaşarken hür iradesiyle veya tıbben ölümünden sonra ailesinin müsaadesi ile 'doku organlarının' başka bir hastanın hayata tutunabilmesi için kullanılmasına izin vermesi/verilmesidir.

Yaratan: "Yaşat!" diyerek izlememiz gereken yolu bizlere göstermiş. Fakat biz, insanı yaşatmanın diğer bir yolunun da organ bağışı/nakli olduğunu gözardı etmişiz.

Toplum, organ nakli konusunda anne, baba, akraba gibi kimselerin yeterli olabileceğini düşünüyor ve duyarlı olamıyor.

Oysa ki, sabah sağlıklı bir şekilde güne başlayacağımızın bile bir garantisi yok. Bize hiç bir araç çarpmaz, bir yerden kazara düşmeyiz, organlarınız iflas etmez, bir başka organa ihtiyaç duymayız/mı? Benim organa ihtiyacım asla olmaz/mı? Bi düşünün, bu siz olmazsınız da evladımız, olur, anne babanız olur. Olamaz mı?

Yaratanın: "Yaşat!" dediği şeylerden birinin de kaynağı 'organ bağışı' olamaz mı?

Siz yine de bir düşünün.

Organ bağışında bulunmaya sıcak bakmıyorsunuz ama ola ki bir gün organ nakline ihtiyaç hasıl oldu. Size organ nakli yapılması gerekiyor, yoksa günden güne ölüme gidiyorsunuz. 

O gün bir hastaneye gidip organlarınızı bağışlayacağınıza dair bir formu doldurmadığınız halde hayatta kalmak için ihtiyacınız olan o hayati organı birinin bağışlamış olmasını beklemez misiniz?

Hayra doğru İnşaallah...

Salih Cengiz

Düzenleme : 01 Kasım 2019 15:09 Okunma : 1341