Karamandan.com

Karamandan.com

25 Haziran 2019 Salı
Babacan Karamanlı
   Karaman’ın henüz elektrikle tanışmadığı yıllarda bir genç, İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği bölümüne kayıt yaptırır.
Kategori : Köşe Yazıları
21 Mayıs 2019 15:35
 
Babacan Karamanlı

   Karaman’ın henüz elektrikle tanışmadığı yıllarda bir genç, İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği bölümüne kayıt yaptırır. 23 yaşında diplomasını alır. Heyecanla Karaman’a gelir. Yıl 1955’dir. Karaman’ın ilk elektrik mühendisidir. Karaman’da kalmak ve şehrine hizmet etmek ister. Hayat cömerttir. Özellikle emek verenlere, geleceğinin peşinde inançla koşanlara. Genç mühendis, parasız yatılı okumuştur, yaz tatillerinde çalışmıştır. Bir baba ve bir ağabeyin ortaklaşa okuttuğu biridir. Akranlarından zeki ve akranlarından şanslıdır. Ama Karaman’a hizmet etme isteği gerçekleşmez. Kendi ifadesiyle, “Karaman’da mesleğine uygun iş yoktur, Ankara’da işe girmek nasip olmuştur.”

   Gazetecilik sadece ekmek kapım olmadı. Çok insan tanımama imkan sağladı. Mesleğimin kazandırdığı zenginliklerin en önemlisi, tanımaktan onur duyduğum güzel insanlardır.

   Hürriyet Gazetesi’nde ve Anadolu Ajansı’da çalıştığım uzun yıllar boyunca çok sayıda hemşehrimi de tanıdım. Bu yazıda “Güzel Adamlar Sözlüğüm”ün altın sayfasında yer alan bir ağabeyimizi anlatacağım. Tanışıklığımız 1990’da olmalı, öyle hatırlıyorum. Rahmetli Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanlığı dönemi. İşyerime bir ziyaretçi geliyor. İngiliz aristokratlarının şıklığında. Tüvit ceket, lacivert pantolon, yakada ipek mendil. Tarz sahibi olduğu hemen dikkati çekiyor. Hafif kilolu, renkli gözlü, sarıya yakın, kan fışkıran bir yüz. Benden 25 yaş kadar büyük. Kapıda karşılıyorum, oturması için koltuk gösteriyorum. 

   “Ben, Mükrem Erkin” diyor. Gıyaben tanıyorum. 5 Ocak 1978’de Bülent Ecevit’in Başbakanlığında kurulan 42. Hükümet’in Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı olarak görev yaptığını biliyorum.

   O günden aklımda kalan Mükrem Erkin, babacan, hiperaktif, candan, samimi ve içten biri. Özgüven abidesi. Rahat, sohbeti seven, ışıl ışıl gözleriyle güven veren bir şahsiyet. 

   Daha sonraki görüşmelerimizde de ilk izlenimlerim devam ediyor. Nitelikli özellikleri her seferinde çoğalıyor; insancıllığı, güler yüzü, kendini kasmayan hali ve mütevazılığı ile Mükrem Erkin’i zihnim “önemli şahsiyet, nitelikli insan, güzel adam” olarak kotluyor. 

   Türkiye’nin ilk uydu kent denemesi olan Ankara’daki Or-An’ı yapan ünlü Mimar Konya doğumlu Şevki Vanlı, o günlerde Özal’ın teşvikiyle Yenikent’te 7 bin dönüm alanda süper bir tesis yapmış. Tenis kortları, at binilecek sahalar, yüzme havuzu ve çeşitli spor alanlarının yer aldığı tesis Ankara’nın tek golf sahasıydı. (Mimarlar Odası’nın Büyük Ödülü Olan Sinan Ödülü de alan Şevki Vanlı 2008’de vefat edince tesisler kapandı,)

   Mükrem Erkin, Yenikent’teki tesislerden golf oynamaktan geldiğini söyledi ve “Şevki Vanlı’yı tanıyor musun?” diye sordu. İsim olarak tanıdığımı ama tanışmadığımızı belirttim. “Seni tanıştırırım. Büyük bir gazetede çalışıyorsun. Mutlaka golfe git. Senin için çok iyi olur” dedi. Daha sonra değişik konulardan sohbet ettik. Benimle daha sık görüşmek istediğini söyledikten sonra ayağa kalktı, teşekkür etti, geride enerjisinden ve pozitifliğinden bir hale bırakarak ayrıldı. 

   İki insan arasındaki yaş farkının  büyüklüğüyle dost olma ihtimalleri arasında ters orantı vardır. Birbirine çok yakın olamazlar. Böyle düşündüğüm halde Mükrem Erkin’e gıptayla baktım. “Bu adamın yanında kedi olmak lazım.” diye düşündüm. Kedi olma isteği sadece golf öğrenmek için değil, vasıflarından bazılarının bulaşıcı olabileceği ihtimalinden kaynaklandı. Golf literatüründe sahaya golf oyuncusuyla birlikte çıkan, çantasını taşıyan, çeşitli atışlarda hangi sopayı kullanması gerektiğini tavsiye eden, çamurlanan malzemeleri temizleyen, metrelerce uzağa giden topu arayıp bulan ve oynadığı sahayı oyuncuya tanıtan görevlilere kedi (caddy) denir.

   Mükrem Erkin, 5 Haziran 1932’de Karaman-Abbas Mahallesi’nde doğdu. Ailesi Hacı Dervişler olarak bilinir. Babası Ahmet Bey, Ziraat Bankası Müdürüdür. Mustafa, Necibe, Kamuran, Ekrem ve Mükerrem’le birlikte 6 kardeştirler. Bugün kardeşlerinden hayatta olanı sadece Mükerrem Özalp’dır. Kardeşlerinden Kamuran Hanım eski bakanlarımızdan Işın Çelebi’nin annesi Kamuran Hanım’dır. Mükrem Erkin, ‘bir başka güzel adam’ Işın Çelebi’nin dayısıdır.

   Mükrem Erkin okula Cumhuriyet İlkokulu’nda başlar. Aile Abbas Mahallesi’nden taşınınca Gazi İlkokulu’na devam eder. Öğretmeni yazar Emine Işınsu’nun annesi ve Pınar Kür’ün teyzesi olan şair ve yazar Halide Nusret Zorlutuna’dır. Son sınıftaki öğretmeni ise Şehvar Hanımdır. Şair Bekir Sıtkı Erdoğan çocukluk ve mahalle arkadaşıdır.

   Karaman Ortaokulu’nu bitiren Mükrem Erkin 2 ay Konya’da okuduktan sonra sınavları kazanarak Afyon Lisesi’nde leyli meccani (parasız yatılı) okumaya hak kazanır.

   Daha sonra İTÜ Elektrik Mühendisliği bölümüne kayıt yaptırır. Mükrem Erkin, o zorlu günleri anlatırken, “Babamın geliri okul masraflarımı karşılamaya yetmiyordu. Ağabeyimle babam yardımlaşarak beni okuttular. Her ikisine de Allah rahmet eylesin” dedi. 

  1955’de Elektrik Mühendisi diploması alan Mükrem Erkin, o günleri şöyle anlattı:

  “Üniversite yıllarımda, tatillerde Karaman’a gelirdim. Karaman’ı çok severdim. Ahmet Vefik Tosun en iyi arkadaşımdı. Diplomamı alınca Karaman’da kalmak istedim, olmadı. Mesleğime uygun iş yoktu.”

   İnsan doğduğu yerde değil doyduğu yerde yaşar. Modern zamanların evrensel kuralı budur. Mükrem Erkin de Karaman’dan Ankara’ya gelir, Sular İdaresi’nde işe başlar. Böylece müsteşarlığa, Türkiye’nin en büyük kuruluşlarından birinin Yönetim Kurulu Başkanlığına, Güneşin Oğlu Japon İmparatorundan nişan almaya kadar çıkacağı kariyerinin ilk basamağına adım atmıştır. 

   Buradan PTT Genel Müdürlüğü’ne geçer. PTT Genel Müdürlüğü Teknik İşler Daire Başkan Yardımcılığından 1968’de Ulaştırma Bakanlığı Planlama Dairesi Başkan Yardımcılığına atanır. Bir süre sonra Daire başkanlığından ayrılarak özel sektöre geçer ve Ankara’dan İzmir’e taşınır. Afyon Lisesi’nden sınıf arkadaşı olan Ali Topuz’un İmar ve İskan Bakanlığı dönemde Müsteşar Yardımcısı olarak atanır. Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarlığı’ndan emekli olduktan sonra bir köşeye çekilmez. 
Hiperaktiftir, heyecanlıdır, tez canlıdır, enerjiktir. STFA’nın Yönetim Kurulu Başkanı olur. Türkiye’nin dev kuruluşlarından biri olan STFA’nın enerji yatırımlarının planlayıcısıdır.

   Mükrem Erkin işkoliktir ama ondaki enerji ve aktiflik hobilerine de fırsat yaratır. Bir dönemler Ankara’nın en önemli kültürel mekanlarından olan Sanat Kurumu’nun başkanlığını üstlenir. 1995’de Japon Kültürünü Araştırma ve Dayanışma Derneği Başkanı seçilir. Erkin’e, Türk-Japon ilişkilerine katkılarından dolayı 2007’de “Japonya Dışişleri Bakanı Ödülü” verilir. 2013’de ise Japon İmparatorundan onaylı Japon Hükümeti’nce “Altın Işıklar, Yükselen Güneş Nişanı” takdim edilir.

   Uzun yıllar golf oynayan, sosyal etkinliklerde bulunan Mükrem Erkin, bir dönem Ankara Karamanlılar Derneği’nin başkanlığını da yapmıştır. 

   Mükrem Erkin’in üç kızı, üç torunu vardır. Kızı Nur,  Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünü bitirdi, Londra’da yaşıyor. Gül, Hacettepe Üniversitesi’nde tıp doktoru olarak görev yaptı ve bir süre önce Avustralya’ya yerleşti. Can adlı kızı ise TED Üniversitesi’nde İktisat Profesörü.

   Fırsat buldukça dostlarıyla bir araya gelen Mükrem Erkin, zamanını tarih ve sosyoloji kitapları okuyarak değerlendiriyor. 

  Çocukluğundan ve ilk gençlik günlerinden ‘arkadaşlarıyla teravihe gittiği Karaman Ramazanlarını özlüyor.’

  Sohbetimiz sırasında, “Güzel bir batırık olursa hiç hayır diyemem. Batırığı çok seviyorum “ diye iç geçirişini duyan Başkan Veli Bozkır, Mükrem Ağabeye batırık ikram etme sözü verdi. Veli Başkanın eşi Belgin Hanım, Ramazan gelmeden batırık yapacak ve  Mükrem Ağabey ağır konuk olarak ağırlanacak. 

  Derneğimizde herkesin ağabeyi olarak kabul gören Mükrem Erkin’in olaylara pozitif bakışından çok faydalanıldığı bir gerçektir. 

  Karamanlı hemşehrilerim içinde görmekten ve sohbet etmekten en çok keyif aldığım insan Mükrem Erkin’dir. Bu yargı cümlemde yalnız olmadığımı biliyorum. Çünkü o, hepimizin Mükrem Ağabeyi. Nezaketiyle, tarzıyla, üslubuyla, cömertliğiyle örnek şahsiyet. 

  30 yıl önce golfden dönerken ziyaretime gelen ve benimle tanıştığı andan itibaren hayat tecrübesini paylaşan zinde şahsiyetin bu yaklaşımı aklımdan çıkmadı. 

  “Bu adamın kedisi olmak şanstır” diye düşündüğüm Mükrem Erkin Ağabeyle bu yazının iznini almak için dernek binasında sohbet ettik. Yine aynı insan; babacan, atak, gönül adamı, güven veren bir insan. Bir süredir golf sopasından uzak. Şıklığını, tarzını tamamlayan bastonuyla geldi. Bastonunu bir kenara bırakırken, “Acaba kedisi kimdi? O da Mükrem Ağabey kadar imrenilecek biri midir?” diye bir soru aklıma geldi. Ama cevabını alacağım halde bu soruyu sormadım.

  Güzel adamlar örnek tavırlarıyla kim bilir ne çok kişinin rol modeli olmuşlardır. Rekabetçi dünyada samimiyete ihtiyaç var. Samimi şahsiyetlerin peşine takılalım. Biz kazanırız, insanlık kazanır.

  Makamlar geçicidir. Kalıcı olan erdemlerimizdir.

Ahmet Tek

Ahmet Tek’e ait bu makale “Bir Portre” başlığı altında Başkentte Karaman Dergisi’nde yayımlanmıştır.

Okunma : 1735
Foto galeri
EKSPERTİZ
maboto
guney sigorta
Gündem haberleri
Karaman'da piknik alanında "sarıkız" paniği
22 Haziran 2019 Okunma: 16683 Gündem
TOKİ Kırbağı Kura Sonuçları Açıklandı!
21 Haziran 2019 Okunma: 15719 Gündem
TOKİ Karaman Kırbağı Kura Çekilişi Yapıldı!
21 Haziran 2019 Okunma: 13266 Gündem
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın