Baba Öğüdü ve Teşekkür | Karamandan.com - | Karaman Haber

Baba Öğüdü ve Teşekkür | Karamandan.com - | Karaman Haber

20 Mayıs 2019 Pazartesi
Baba Öğüdü ve Teşekkür

Çok şükür… 

Bu zamanda; ne zaman devlet kapıları yüzümüze muhkem şekilde kapansa, ne zaman davetimize bir avuç insan icabet etse, ne zaman sözümüze az sayıda insan kalbini açsa “çok şükür” diyoruz.
    
Baba öğüdüdür! Baba öğüttür! 

Oğlum! Arkandaki kalabalığa güvenme, etrafındaki arkadaşlara güvenme, dini, milli veya ideolojik cemaatlere güvenme! Arkadaş çoktur, dost azdır! İçinde bulunduğun camiada; esnafsan ticaret hacmin anormal şekilde büyüyorsa, memursan hak etmediğin makamlara getiriliyorsan, işçiysen yeteneğin olmadığı halde farklı muameleye tabi tutuluyorsan, orada adalet ve samimiyet yoktur. Adaletin ve samimiyetin olmadığı yerde ise menfaat, kibir, riya, ticaret, namussuzluk ve en tehlikelisi şirk vardır. Şirkin olduğu yerde ise dünya sevgisi vardır. Dünya ise beş para etmez…   

Şehrimize; 28 Şubat’ta Yazar Vehbi VAKKASOĞLU, 7 Mart’ta ise Yazar Ömer SEVİNÇGÜL gelmiştir. Mütevazı hallerine şahit olduğum, siyasi, dini, ideolojik bir gruplarla bağlantısı olmayan ve tamamen güzelliğin peşinde olduğunu gördüğüm bu insanların muhabbetine olan ilgi azlığı ise onları üzmese de bizleri üzdü. Burada insanları övdüğümüzü, onları yücelttiğimizi düşünüyorsanız, öyle düşünmeyin. Çok şükür bugüne kadar ne kimseyi övdük ne de yücelttik. Bundan dolayı da tükürüğümüzün tadını hiç bilmiyoruz. Övülecek tek insan varsa o da Allah’ın Resulüdür. 

“Kellesini veren Nef’i bile o günün yetkililerine methiyeler yazmıştır. Bende bir tane övgü yoktur. Memlekette övülecek insan mı yok? Var amma yarınını bilmiyorum” diyen, Üstad Abdurrahim KARAKOÇ’tan da tembihliyiz. 

Siyasi grupların, dini, milli veya ideolojik cemaatlerin vesilesiyle gelmeyen bu yazarlara, bu düşünürlere ilginin az olmasından ziyade davete icabet eden kişilerin çoğunun hanım olması dikkatimizi çekti. Hanımların erkeklere nazaran daha azimli olması, hanımların daha okuryazar olması gelecek nesiller için bize umut verdi. Çünkü hanımlar toplumun aynasıdır, çocukların terbiyecisidir. İlk gıdasını bile annesinden gelen sütle alırken çocuklar, hanımların toplum içindeki önemini daha iyi kavrattı bizlere. 

Dünya kadınlar günü yıldönümünün yaşandığı şu zamanlarda; şehrimizde de aile kurumu çatırdarken aileyi konu alan Vehbi VAKKASOĞLU, modanın ve tüketimin altında ezilip köleleşen insanların çoğaldığı bu zamanda düşünmeyi, okumayı ve yazmayı anlatan Ömer SEVİNÇGÜL bir grup insana hitap ederken anladım bir’in binden büyük olabileceğini, niteliğin nicelikten üstün olduğunu…

Sadece bunları anlamadım tabi! 

İslam’da dört evlilik olduğunu ağızlarından salyalar akar vaziyette sırtlanca gülüşleriyle dile getirirken; o İslamcılara bir hanımın bile çok olduğunu anladım. 

Varlık içinde hayatlarını idame ettirirken, sosyal eşitlik naraları atan insanların aşırı yemekten dolayı iğrenç geğirtilerini duydum. 

Kadın hakları müdafisi olduğunu beyan edenlerin, kendi içlerinde bile yaptıkları ayrımları görerek riyalarına şahit oldum. 

“60 yaşındaki bir adama 20 yaşındaki körpe kızını dördüncü eş olarak vermek ister misin” diye sordu, Üstad Ömer Lütfi METE. 

Biz de sormaya devam edelim… 

Sahip olduğunuz makamları, servetleri sosyal adalet için bir çırpıda elininizin tersiyle itmeye hazır mısınız?

Kadınlar daha ucuz işgücü olduğu için kapitalizm tarafından ezilirken, hayvani zevkler uğruna kadınlar vitrinlerde tezgâhlanırken; insanlığın, anneliğin buna paralel olarak toplumun geleceğini korumaya hazır mısınız? 

Hayvanların haklarını savunmak bahanesiyle köpeklerden başka hayvan tanımayan insanlar, pazarlarda satılan boyaya bandırılmış civcivleri ne zaman hatırlayacaksınız? 

Kasap post meselesini mermimiz yapıp atışımıza devam edelim!

“Dincileri birleştiren şeylerden biri de, dinin ahlaki doğruları konusundaki vurdumduymazlıklarını biçimsellik alanındaki aşırı vurgularıyla örtmeleridir. İnsan ilişkilerinde faşizan tutumları benimsemekten imtina etmeyenler, işçilerine hak ettiği ücreti vermemek için çırpınanlar, cinsel arayışlarını dini bir kılıfla örtmeye çalışanlar, gayriahlaki olanı nedense hep başkasının üzerinde teşhis eder. Oysa onların kör noktaları, kendi hayatlarının eğri büğrülüğü ve Tanrı karşısındaki samimiyetsizlikleridir. Dinciler özür diliyor. Bütün ağırlıklarından, kurnaz tilkiliklerinden sıyrılmaya ant içiyorlar. Öte yanda, kurnazlık için hiçbir zaman vesile bulamamış olan bu toprağın yerlileri var. Onlar özür dilemiyor ve ‘bronzlaşmıyor’. Sahne ışıklarını ellerinin tersiyle iterek, bu topraklar için söyleyecek sözü olan herkese değer veriyor ve usulca konuşuyorlar. Onları bir gettonun sakinleri olarak görüyoruz. Daha çok edebiyat, fikir ya da irfan meclislerinde kümelenseler de, dağınık ve bağımsız bir duruşları var. Onlar Allah’tan başkasına boyun eğmemenin erdemini yaşayan soylular. Onlar ricat etmiyor ve mevsim onlar için sonbahar değil. Çünkü kursaklarında haram lokma taşımıyorlar” dedi, Kemal SAYAR.

Kursaklarında haram lokma taşımayan, Allah’tan başka her gücün geçici olduğunu bilen ve bundan dolayı bu kalemleri layıkıyla dinleyen bu toprağın yerlilerine teşekkür ederiz. Var olun, daim olun…

Üstad Ömer SEVİNÇGÜL’den öğrendiğimize göre uzun zamandan beri hasta olan Üstad Ömer OKÇU nam-ı diğer Hekimoğlu İsmail’in durumu ağırmış. Allah’tan şifa dilerken üstada, yazımızı onun sözüyle bitirelim.

“Taif’te taşlanmak, Medine’de aç kalmak, Uhud’da yaralanmak da sünnettir”.

Not: KMÜ’de yapılan Yazar Ömer SEVİNÇGÜL’ün konferans haberi metninde şöyle bir ifade geçmiş: “Farklı bir fikirde bir sanat yaratmak…” Bu haber metnini gören Ömer SEVİNÇGÜL şöyle dedi: “Ben ‘yaratmak’ kelimesini kullanmadım, kullanmam da keşke iktibasta yer vermeselermiş!” Bilgilerinize…

Şadan Sezgin
 

Okunma : 1296