Aşkın ve vefanın şairi Karamanlı Kâmî | Karamandan.com - | Karaman Haber

Aşkın ve vefanın şairi Karamanlı Kâmî | Karamandan.com - | Karaman Haber

22 Kasım 2019 Cuma
Aşkın ve vefanın şairi Karamanlı Kâmî

Hani demiştim ya, hikayesi olan insanları severim, hikayesi olan şehirleri ve şiirleri sevdiğim gibi…

Benim için hikayesi olan bir beyiti ve müellifini konuşalım bu yazıda.

2013 yılı idi. “Şiir Gibi” adında bir kitap yapmıştım. Fotoğraf ve şiirlerden oluşan bir albüm. Karamanlı sanatçıların fotoğrafları ve fotoğrafları tamamlayan şiirlerin yer aldığı eser dönemin Belediye Başkanı Kâmil Uğurlu’nun tensipleri ile basılmış idi.

Birkaç ay sonra bir sohbetimizde, eseri sanat zevki olan dostlarına yolladığını söyleyen Başkan Uğurlu çok güzel dönüşler aldığını ifade etmişti, keyifliydi. Bizi de memnun etmişti haliyle bu durum.

O sohbette kim olduğu söylenmişse de adı hafızamda kalmamış, Kamil Hocamın kitabı yolladığı arkadaşlarından biri şöyle bir ifade kullanmış;

Harika bir kitap olmuş fakat bir eksiği var. Bu kitapta Karamanlı Kâmî’nin şu beyiti mutlaka olmalıydı.

Güle gûş ettiremez yok yere bülbül inler,
Varak-ı mihr ü vefâyı kim okur kim dinler.

Bu beyitin kitapta noksan olduğunu kimin söylediğini unutmuş olsam da beyit mıh gibi aklıma saplanmıştı. Kâmil Bey bunu bana aktardığında bu beyiti ilk defa duymuştum. Böylesine heybetli bir divan şiirini bilmiyor olmaktan hicap etsem de hemen hafızama kazınmıştı mısralar. “Zavallı bülbülün güle sesini duyurabilmek için beyhude feryâd ettiği gibi dostluk ve vefâ sayfasını da ne okuyan var, ne dinleyen.” diyordu Karamanlı Kami Mehmet Efendi.

3 Yıl sonra Kebikeç’i yazınca kapağın başköşesine bu şiirin “Varak-ı mihr ü vefâyı kim okur kim dinler” mısraını koydum. Hatta bir arkadaşım bunu okuyunca kitabı almaktan vazgeçtiğini söylemişti. Olsun varsındı. Artık bu beyit olması gereken yerdeydi, baş tacıydı.

Bütün bunlar olup biterken bu gazelin devamını ve şairini araştırmaya başlamıştım. Maalesef ki çok bir bilgiye rastlayamadım. Öyle ki beyitin farklı versiyonlarını farklı şairler kullanmış, tabiri caiz ise ortalık toz duman idi. Çok sonra Konya Meram Belediyesi’nin bastığı “Mevlana’dan Hacıveyiszade’ye Konya’nın Manevi Mimarları; Alim ve Velileri” adlı eserde izine rastladım Karamanlı Kami Efendi’nin.

KARAMANLI KÂMÎ KİMDİR?

Mehmet Ali Uz’un kaleme aldığı eserde Kâmî Muhammed Karamanî olarak geçiyordu şairimiz. Ve Şeyhülİslâm Zenbilli Ali Cemâli Efendi’nin kardeşi, Muhyiddin Mehmet Çelebi’nin oğlu olduğu kaydedilmişti. Kitaba göre Kami Efendi Karaman ve Konya’da tahsil görmüş ve amcası Şeyhül İslâm Zenbilli Ali Efendi’den icazet almıştı. Muhtelif yerlerde kadılık yapan şairimiz babasının vefatından sonra Amasya’da ikamet etti, Kanunî’nin oğlu Şehzade Mustafa’ya musahiplik yaptı. Onun ölümünden sonra da Amasya Müftülüğüne tayin edildi.

Mehmet Tahir, Kâmî Karamânî’nin vefat tarihini 952/1545 olarak verirken, Yusuf Küçükdağ vefat tarihi ile doğum yerinin belli olmadığını, Amasya’da uzun süre kaldığına göre doğum yerinin orası olabileceğini belirtir. Bazı yazarlar da onu, değişik kişilerin oğlu olarak göstermişler.

Mehmet Ali Uz, devrinin ünlü şairlerinden olan Kâmî Karamani’nin, âlim ve faziletli söz ve sohbetinden yararlanılan bir kişiliğe sahip olduğunu ve Mevlâna Câmi’nin Yusuf-u Züleyha manzumesini nazmen tercüme ettiğini aktarır.

Bu yazıya ilham olan beyitte olduğu gibi şiirleri atasözü hâline gelen Karamanlı şairimiz şiirlerinde “Kâmî” mahlasını kullanmış.

Bu konuda yazı hazırlamaya karar verdiğimde Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Edebiyat Fakültesi hocalarından Dr. Kamil Ali Gıynaş’a ulaşıp Karamanlı Kami’nin başkaca şiirlerini bulabilir miyiz diye sormuştum. Kendisi de eser sahibi olan değerli Hocam bana Karamanlı Kâmî'nin tezkirelerden (Şairlerin hayatını anlatan biyografik eserler) alınmış şiirleri yollamıştı. Yazıyı tamamlamak bu güne nasipmiş. Bu vesile ile Dr. Kamil Ali Gıynaş’a ve Karamanlı Kami ile tanışmama halleşmeme vesile olan herkese teşekkür ederim. Eksik olmasınlar.

Sohbetimizi, Dr. Kamil Ali Gıynaş hocamın ulaştırdığı Karamanlı Kami şiirleri ile sonlandıralım.

LATÎFÎ TEZKİRESİ (Rıdvan Canım, Latîfî, Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, Ankara 2018):

Yûsufu Züleyhâ Mesnevisinden:

İlâhî bikr-i fikri feyż-i ḫâṣ it
Çü Yûsuf-ṭabʿ çâhından ḫalâṣ it (6)

Nesîm-i ṣubḥ-ı saʿd idüp be-şîrîn
Uyar ḫˇâb-ı aʿmâdan ʿaḳl-ı pîrîn (7)

Kerem pîrâheninden bû virüp ḫûb
Dil-i maḥzûnı şâd it hemçû Yaʿḳûb (8)

Züleyḫâ-veş ḳoma ki nefs-i reyyân
İde cân-ı ʿazîzi ḥabs-i zındân (9)

Meh-i Kenʿân gibi luṭfuñla her gâh
Yakınuñ nûrın it dil mıṣrına şâh (10)

Diğer şiirleri:

Ḥüsn-i Yûsuf görinelden ruḫ-ı cânânumda
Âyet-i miḥnet-i Yaʿḳûb oḳınur şânumda (1)

Beni öldürmek içün irdügine mâyil olur
Ḥareketler görinür serv-i ḫırâmânumda (2)

Baḥr-ı eşkümde ṭoġar oldı güneş Kâmî benüm
Çarḫ ġarḳ itdi meger fülkini ʿummânumda (3)

Güle gûş itdürimez yoḳ yire bülbül iñler
ʿAşḳ destânını şimdi oḳur kim diñler (4)

ÂŞIK ÇELEBİ, MEŞÂ’İRÜ’Ş-ŞU’ARÂ (Kılıç, Filiz (hzl.) (2010). Âşık Çelebi, Meşâ’irü’ş-Şu’arâ, İnceleme-Metin. C. 2. İstanbul: İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Yay. 718.):

Gerçi olmaz güzel ol serv-i ser-efrâz gibi
Güzel oldur ki kolunda ola şeh-bâz gibi

xxx

Güle gûş itdürimez yok yire bülbül inler
‘Işk destânını şimdi kim okır kim dinler

 xxx

Bende-i halka be-gûşum diyü yâd itdi meger
Beni ol verd-i letâfet ki kulagum çınlar

xxx

Getürmez hâme gam sırrın beyâna
Sıgar mı bahr-i kulzum nâvdâna

xxx

Hadîs-i akl olmaz ışka makbûl
Sözi geçmez olıcak kâzî ma’zûl

SEHÎ BEY TEZKİRESİ, HEŞT-BEHİŞT (İsen, Mustafa (hzl.) (1998). Sehî Bey Tezkiresi, Heşt-Behişt. Ankara: Akçağ Yay. 223.):

Meyl itme sîme olma bahâda hazef gibi
Dür dahi olsa göz yaşın alma sadef gibi

Adem Kocatürk
24/10/2019

Düzenleme : 24 Ekim 2019 12:30 Okunma : 1347