Anadoluda Buluşmalar | Karamandan.com - Karaman Haber

Anadoluda Buluşmalar | Karamandan.com - Karaman Haber

09 Ağustos 2020 Pazar
Anadoluda Buluşmalar

Geçtiğimiz hafta yani 25-30 Ağustos 2015 tarihleri arasında 10.su düzenlenen Anadolu Buluşmalarında idik. Anadolu Platformu tarafından her yıl düzenli olarak yapılan ve bu yıl 10.su gerçekleştirilen Anadolu Buluşmaları Kızılcahamam da düzenlendi.

“100 YILLIK MUHASEBE VE YENİDEN İNŞA” üst başlığı ile yapılan buluşmada yurt içinden ve yurt dışından konusunda uzman kişiler tarafından sunulan yaklaşık 15 seminer gerçekleştirildi.

1915 Osmanlı tarihinde ve dünya tarihinde ciddi bir kırılma idi. 2015 te ciddi anlamda bugün kırılmaların yaşandığı bir yıl. O nedenle 100 yıllık muhasebe gerçekten çok önemli. Bu konu zaten konuşmacılar tarafından da çokça dile getirildi.

Biraz daha geriden alınarak 18. yy.dan itibaren dünyada meydana gelen gelişmeler Avrupa’nın sanayi hamlesi ve bu gelişmelerin Osmanlı üzerindeki etkileri, alınan tedbirler ve Osmanlı topraklarında yaşayan etnik gruplar üzerinden hareketle İslam dünyasına karşı birleşen haçlı ruhu ve (İngiltere-Fransa) tarafından kurulan tuzaklardan önemle bahsedildi. Bura da hepsine girmeyeceğiz çünkü buna yetecek kadar sayfamız yok maalesef.

1915 neden kırılma noktası? 1908’de II. Meşrutiyetin ilanı ile Abdulhamid Han tahtan indirilmiş ve İttihad ve Terakki başa geçmişti. İzlenen yanlış politikaların neticesinde Osmanlı 1. Dünya Savaşına girmişti. Boğazlardan geçerek Rusya’ya yardım etmeyi planlayan İngiliz Donanması 1915’te Çanakkale de büyük bir yenilgiye uğramış ve hedefine ulaşamamıştı. Bunun üzerine Osmanlıyı parçalamayı ve yok etmeyi planlayan İngiltere ve Fransa Osmanlı topraklarındaki etnik gruplara ve ulus devlet düşüncesine yönelerek sonuçta Osmanlı İmparatorluğunu Anadolu toprakları ile sınırlandırılacak ve sanal-yapay bir sınır ile kardeşlerin arasını açacak hatta düşman edecekti ve nitekim de bu gerçek oldu.

1920 de Meclis kuruldu ve 1921’de ilk Anayasa yazıldı. Aslında bu ilk Anayasa, gerçekten Anayasa niteliği taşıyan ve çok fazla metin ihtiva etmeyen, ana çerçeve çizen bir Anayasa idi. 1923’te Cumhuriyet ilan edildi ve İslam ve Müslüman düşmanlığı o kadar kine dönüşmüş ve büyümüştü ki, hemen 1924’te sekülerizmi öne çıkaran, laik, ayrılıkçı ve halkları birbirine düşman eden bir anayasa hazırlandı. İslam’a ve dini motiflere yer verilmeyen bu anayasa ile Osmanlı topraklarında Müslümanlarla savaş başlamış ve bir millet kendi öz vatanında, bu vatanın evlatları ama (hani filmlerde olur ya insanın içine şeytan ve kötü güçler girer) içerisine kötü güçlerin şeytan ve şeytaniliğin girdiği vatan evlatları tarafından nasıl “PARYA” haline getirilir bu görülecektir. Yapılan bir takım inkılaplar ve aşırılıklar ardından iktidara taşınan Adalet Partisi ve Menderes döneminde millet biraz nefes alır ama bunu da çok görenler 1960 darbesi ve ardından 1961 de yeni bir Anayasa yaparlar. 1961 Anayasası da 1924 Anayasasından çok farklı değildir. Bu şekilde 1980 darbesine kadar yönetilen ülke belki de bu ülkeye en çok zarar veren ve halen değiştirilemeyen 1982 darbe Anayasası ile tanışır. Kardeşliği tamamen ortadan kaldıran ve beraberliği “Türk” tanımı üzerinde gören ve Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan herkes türktür, savı üzerinden birlik-beraberlik tanımlayan anayasa ülkenin bu gün için içinden çıkılmaz hale gelen sorun yumaklarının ana müsebbibidir aslında.

Yeni Dünya, Yeni Türkiye, Yeni Anayasa. Bu kadar yeninin arasında Müslümanlar bu “Yeni” kavramına nasıl bir anlam yüklemeli ve geçmişe dönük yapılan muhasebeden hareketle Yeni İnşa nasıl olmalı.

Dünyada emperyalisler, yukarıda da bahsedilen olaylar çerçevesinde Müslümanların zihin kodları ile oynanmış ve sonuncusu ülkemizde yapılan 28 şubat post modern darbesi ile gerçekleştirilmiş olan ve 1000 yıl etkisi devam edecek denilen bu zihinsel kod bozma ve ayar verme ameliyesi artık son bulmalı ve yeni inşa başlamalıdır.

Adına “Arap Baharı” denilen ve İslam dünyasında kendine gelme ve özgürlük hareketi olan direnişin okumasının çok iyi yapılması gerekir. İslam dünyasına giydirilen kılıf artık dar gelmektedir ve bunun Müslümanlar farkına varmıştır. Kendilerine göre kılıfı kendileri biçmelidir artık.

Sanayii devrimi ardından soğuk savaş dönemi ve bu günlerde küreselleşme üzerinden dünyaya dizayn veren güçlere dur deme zamanı gelmiştir. İslam dünyası kendisinde olan gücün, özünde olanın farkına varmalı ve bu günkü küreselleşme ve iletişim çağında bu öz gücü ortaya çıkarmalıdır.

Bu bağlamda etik ve ahlak kurallarını çok önemsemelidir. Sağlam bir tevhid inancı üzerine ancak ahlaki olan bir hayat tarzı ile kendine gelebileceğinin bilinç ve şuuru ile hareket etmelidir. Hayatta her şeyin ancak Allah azze ve celle hazretlerinin izniyle gerçekleştiğinin bilinci ile hareket ederek O’na olan güven ve itibarın artması sayesinde yol alabileceğinin farkında olmalıdır.

1400 yıllık tarihi içerisinde değişkenlerini ve sabitelerini iyi tespit etmeli ve buna göre yeni bir yol haritası belirlemelidir. Aşırılıklardan uzak durmalıdır. Denge ve adaleti gözetmeli “Vasat Ümmet” olduğunun bilinci ile hareket ederek; teslimiyetçi, uzlaşmacı bir tavır içerisine girerek ifrata, aşırı giderek ve kelami tartışma ve yorumlarla boğularak bu günkü “İŞİD” vari anlayışların gelişmesine fırsat vererek tefrite düşmemelidir.

Müslümanlar “Yeniden İnşa” sürecinde; başarının kendilerinden değil, çalışmanın kendilerinden başarı ve zaferin Allah’tan olduğu şuuru ile hareket etmelidirler.

İnsanlarla olan diyaloglarında ayrılıkçı, müteşabih, ötekileştirici, karmaşık bir dil yerine, açık, anlaşılır, muhkem, kaynaştırıcı ve birleştirici bir dil kullanmalıdırlar.

Gençlere güvenmeli ve onlara görev ve sorumluluk vermekten kaçınmamalı hatta görev ve sorumluluk sahibi gençleri artırmalıdırlar. Kaliteyi öncelemeli, nice az toplulukların, nice çok topluluklara nasıl galip geldiklerini hiçbir zaman unutmamalıdırlar.

İslam toplumunda kadın bütün hayatın merkezinde bulunmaktadır. Kadınlar tekrardan bu rollerine kavuşmalı, modernizmin kadın üzerine yüklediği kölelikten kurtulmalı, toplum içerisindeki asıl görevine dönmelidir. ANA her zaman için merkezdir. Bu merkez zihin olarak asla zarar görmemeli ve kodları asla bozulmamalıdır. Gelecek nesillerin arzı; imar ve ıslahı bu merkezi sinir sisteminin sağlamlığı üzerinde yükselecektir.

Gençlik; teknolojinin kollarına bırakılamayacak kadar tecrübesiz ama bu gelişmeleri çok yakından takip ederek islam dünyasının sorunlarının çözümleri için ciddi bir enerjinin sinerjiye dönüştürülme kaynağıdır. Teknolojiyi bu yönde kullanmaları ve hedefe doğru ilerlemeleri teklif ve tavsiye edilmelidir.

Anadolu buluşmalarından kısaca aktaracağım notlar böyle. Çok daha güzel konulara ve memleket meselerine, ümmetin dertlerine değinildi ancak bir makale için bu kadar yazılabiliyor. İleriye dönük ciddi çalışmalar yapacağı ve bunu islam dünyasına yayacağı konusunda şüphem olmayan Anadolu Platformuna bu güzel organizasyonu için teşekkürü bir borç biliyorum. Allah yollarını açık etsin…

Okunma : 2100