Ahmet Hakan Fenomeni | Karamandan.com - | Karaman Haber

Ahmet Hakan Fenomeni | Karamandan.com - | Karaman Haber

25 Haziran 2019 Salı
Ahmet Hakan Fenomeni

Kurtlar Vadisi'ne dönüşen yazılı basın, anladığım kadarıyla siyasallaşan farklı eğilimlerle yukarılarda acımasız bir cedelleşme içinde var olma kavgasına devam ediyor.

Bu eğilimlere hatırlatma babından bir göz atmak istersek:

- Bunlardan birincisi ve en güçlü görüneni:  'Yandaş' ismi ile anılan ve çoğunlukla AK Parti hükümetinin icraatlarını ve AK Parti'li isimlerin  beyanatlarını köpürterek: "her şey müthiş güzel!" diyerek sallayan Ulusal ve yerel bir medya grubu. 

Bunun yanında yine sayısı oldukça kabarık 'yandaş' ulusal ve yerel televizyon kanalları var ki buralarda da kavga devam ediyor. 

- ikincisi: Her ne kadar ortadan kaldırıldığı düşünülse de farklı isim ve formatlarla sözde İslam'ı ve değerlerini savunduğunu ileri sürerek varlığını devam ettiren 'cemaat' medyası. 

Bunlar malum, 17-25 Aralık'tan, 15  Temmuz İşgal Darbe Girişimine kadar güçlüydüler; birçok ulusal ve yerel gazete, birçok ulusal ve yerel televizyon. 

Yakın zamana kadar iç içe olan ve 15 Temmuz sonrası birçoğu yurtdışına kaçan 'cemaat' medyası tetikçileri ile 'yandaş' medya arasında şimdilerde kanlı bıçaklı ve dünyanın en ilginç karşı koyma muhalefeti icra ediliyor. 

- Üçüncüsü: 'Geleneksel' medya. Ulusalcı bir refleksle donanmış. Kabaca: "Türkiye Türklerindir" iddiasını dayatan Kemalist medya. Onlara göre, Türkiye'de yaşayan  herkes Türk olduğunu üstü örtülü de olsa kabul etmek zorundadır ve bu lütuf olarak kabul edilmelidir.   

Bu kısım, ırkçılığın sularına dalıp çıkar sık sık, tüm özelliği de budur zaten.

- Dördüncüsü: 'Muhalif' medya. Bunlar Türkiye Solu ile Kürt Özgürlük Hareketinin ortaklığından oluşuyor.

Diğer üç medya unsuru gibi bunların birçoğuna yüksek miktarlarda para, lüks konutlar, model otomobiller verilmiyor,  gönüllülük esasına dayalı olarak çalışıyorlar. Bu kısım halen işin 'dava/ütopya(!) kısmını sırtlanmaya çalışıyor. 

Sıralamadaki üç medya unsurunda bir süredir çok belirgin ve neredeyse bel altı kavga, dövüş, meşrebine göre beddua,  küfür mevcut. 

Bunun son örneğini bu günlerde bazıları tarafından, 'Kripto Fetöcü' olarak anılan Cem Küçük ile Hürriyet yazarı Ahmet Hakan Coşkun arasında görüyoruz.

Aslında konumuz Ahmet Hakan fenomeni. Belki Cem Küçük, yenilip yutulması güç olan bir yazı yazmasa, Ahmet Hakan'ın popülaritesi bugünkü kadar artmayacaktı.

Ne demişti Cem Küçük son yazısında Ahmet Hakan için, hatırlayalım: Ahmet Hakan'ın Ekrem İmamoğlu'nu konuk ettiği program sonrası başlayan tartışmalara Cem Küçük de dahil olmuş ve Hakan'a ağır eleştirilerde  bulunmuştu. 

Ahmet Hakan'ın eleştirilere bir yazıyla cevap vermesinin ardından da dün Cem Küçük, sert bir dille polemiği sürdürdü. Cem Küçük yazısında Ahmet Hakan'a yönelik "Eskiden Aydın Doğan'ın köpeğiydin, şimdi ise bizim köpeğimizsin. Sahibin değişiyor ama her devir sen bir köpeksin" ifadelerini kullanmıştı.

Bir kısım medya mensuplarının ve dahası 'Siyasal İslamcı' olduğunu her fırsatta söyleyen Cem Küçük'ün siyasal hırslar nedeniyle düştükleri hali görüyor musunuz! Güya ilkeli bir duruşla iktidarın ayakta kalmasını sağlayacaklar ama şu kritik dönemde birbirlerine çakıyorlar.

Ahmet Hakan'ı TGRT'de haber proğram yaptığı günlerden tanıyoruz. Ciddi ve ses getiren programmlar yapardı.

Halkın desteği ile kurulan TGRT o sıralar kendi tabirleriyle: "Bab-ı Ali'nin kaygan zemininde ayakta durmaya çalışan" traj ve reyting derdinde bir kurum idi.

Dini yayınlar yapma iddiasıyla ortaya çıkıp sonradan modernizme kapılan TGRT kadrosuna Gülben Ergen, Seda Sayanları alıp rüzgara göre yön değiştirince Ahmet Hakan'ın da proğramı yayından kalktı ve Hakan Kanal 7'ye geçti. Üstelik bir proğram yapımcısı ya da spiker olarak değil, normal bir haber merkezi çalışanı olarak. Sonrası hepimizin malumu.

Ve bir gün Ahmet Hakan'ın Hürriyet Gazetesine geçişi hepimizde bir; "ne oluyor?" merakı/sorusu sormamıza neden oldu.

Başlarda ilgi çeken, kendinden ve çevresinden yazan Hakan, zamanla okuyucularının çok da bilmediği yönleriyle ve eski kimliğiyle pek de uyuşmayan yönleriyle yazmaya ve yukarılara koşmaya başladı.

Toplumun kültürel yapısındaki değişime  paralel olarak, 'farkında olan' bir denge kurmayı başarmıştı. 

O dönemler herkes, Hürriyet Gazetesi içinden, Milliyet, Vatan, Cumhuriyet gibi gazetelerden ne zaman Ahmet Hakan'a dalacaklar diye beklerken, tepki Ahmet Hakan'ın eski çevresinden geldi, merhum Hasan Karakaya ve diğer birçok gazeteciden şiddetli eleştiriler almaya başladı. 

Aslında Ahmet Hakan'ın Hürriyet'e geçme nedeni o hiç bilinmeyen yazarlık yönü değildi. İktidara olan yakınlığından dolayı oraya 'konuşlandırılmıştı.'

Bu nedenle iktidarla çok da ters düşmedi. Zaman zaman onu oraya konuşlandıranlar bu değişimden sonra bir açıklarını ortaya atar diye korkuyla bekleseler de, Hakan onlardan hiçbir bahis açmadan; "ben öyle biri değilim, ben de aynı sizler gibi tatlısu Müslümanıyım." türü yazılarla onları da rahatlattı.

Elbette eleştiriler hiç durmadı, Cem Küçük gibi kerameti kendinden menkul, 'maklube gazetecileri' de dahil olmak üzere iktidar yanlısı gazeteciler Ahmet Hakan gibi birinin, bir anda zirveye çıkmasına alınıp her fırsatta ona giydirmeye devam ettiler.

Aslında hâlâ büyük bir yanılgı içinde olduklarının da farkında değiller bence. Çünkü Hakan'a yöneltilen her türlü haksız ve edep dışı saldırı Ahmet Hakan'ın elini daha da güçlendiriyor. Tıpkı İBB başkan adayı İmamoglu'nu, daha etkili söylemler bulup puanını düşürecek yerde boş ve ilgi çekmeyecek iddialarla güçlendirmeleri gibi.

Fakat elbette yeni yetişen daha donanımlı bir  jenerasyon yetişiyor Bab-ı  Ali'nin kaygan zeminlerinde. Yarın: "Gözümüzün nuru geri geliyor." türü flaş haberleri Kanal 7 ekranlarından duyarsak da şaşırmayalım. Gerçi ben Ahmet Hakan olmuş olsam, beni komik duruma düşürecek böyle bir yanlışa  istemem, ama olur mu, olur.

Netice olarak: Ahmet Hakan'ı, Küçük Cem gibi aleni olarak sindiremeyenler ve Hürriyetten şutlanan Kemalist gazeteciler içten içe haset etseler de buna rağmen, Ahmet Hakan'ın Bab-ı Ali yokuşundaki kendinden emin yürüyüşü devam edecek.

Her ne kadar kamuoyundan ya da basından Ahmet Hakan adını duyunca küplere binenler olsa da, mülktedirler yeni bir İslamcı ekran ve basın starı bulana kadar Ahmet Hakan fenomeni var olmaya devam edecek.

Şimdilik Küçük Cem gibiler sinir krizleri geçirecek, kızacak, köpürecek, bağıracak, küfredecek, aşağılayacak, Ahmet Hakan daha da sivrilip yoluna devam edecek...

Bu arada tüm okuyucularımızın mübarek Ramazan bayramlarını kutluyorum.

Hayra doğru İnşaallah.

Salih Cengiz

Düzenleme : 05 Haziran 2019 01:12 Okunma : 1017