Ağalık Vermeyle Efelik Vurmayla Belli Olur | Karamandan.com - | Karaman Haber

Ağalık Vermeyle Efelik Vurmayla Belli Olur | Karamandan.com - | Karaman Haber

17 Aralık 2018 Pazartesi
Ağalık Vermeyle Efelik Vurmayla Belli Olur

Cömertlik, bonkörlük sahavet infak ve isar, Rabbimizin bize vermiş olduğu nimetleri yine onun uğruna harcamaktır. Malın ve canın Allah’a adanmasıdır.

Cenabı hak el vehhab dır. Her nimeti her yerde karşılık beklemeden bol bol verir. Bütün mahlûkatı verme üzerine yaratmıştır. Meyve ağaçları nesillerinin devamı için meyve verirler, içlerinden biri tohum , neslin devamı için kâfidir. Toprak o kadar ezilmesine tüm pisliğimizi hazmetmesine rağmen devamlı ikram ve ihsan halindedir.

İnsanoğlu çalışıp kazandığı malın bir kısmını kendi ihtiyaçlarına ayırıp, farz olan zekâtı hesapladıktan sonra sadaka olarak çoğunu ihtiyaç sahibine dağıtması gerekir.

Günlük hayatımızda hoca efendinin Cuma hutbesinde verdiği vaazda, afet için yardım toplanacağını, meselenin önemini coşkulu bir üslupla, heyecanla anlatmaktadır. Cemaat mensubu kardeşlerimizden biri çok duygulanıp kendi kendine, yüz lira vereceğim der. Cumanın farzını kıldıktan sonra yüz lira fazla olur elli lira olsun der. Namazı bitirip ayağa kalkınca elli lira çok gelir on lira olsun derken kapı çıkışında kutunun yanından geçerken bu Cuma da vermeyelim diyerek uzaktan hızla geçerler.

Miskinlerden biri ağanın kapısına gelerek yardım talebinde bulunur. Kapıdaki hizmetçiler içeriden küçük bir para getirip verirler. Miskin hem mahcup hem de üzgündür. Eline aldığı kazma ile kapıyı kırmaya başlar. Görevliler hemen müdahale ederler. Kapıyı kırmanın sebebini sorarlar. Miskin hemen cevap verir. Ağaya söyleyin ya bu kapıyı küçültsün ya da bu parayı büyütsün der.

Yine yardıma muhtaç fakirlerden biri iyi giyimli zengin bir adamdan sadaka ister. Zengin zat elini cebine sokar tüm bozukluklarını çıkarır içinden en küçük parayı aramaktadır. Gönül ehli fakir sadaka verecek zengini uyarır. ‘’ Paraların içinden kendi değerini mi arıyorsun? ‘’ der.

Zira unutmayalım cimriler bu dünyada fakir, ahrette ise zengin muamelesi görecekler. Atalarımız ne güzel söylemişler, ağalık vermeyle efelik vurmayla belli olur.

Ecdadımızdan Sami Efendi Tahtakale de bir ticarethanenin muhasebesini tutmaktadır. Maaşını zarfın içinde yeni almıştır. İhtiyaç sahibi fakirlerden biri yardım ister. Üstat maaş zarfını olduğu gibi verir. Ticarethanenin sahibi patron dışarıda fakirin elindeki zarfı kontrol eder maaşın tamamı zarfın içindedir.

Gönül dostlarının büyüklerinden Muhyeddin- i Arabi hazretleri evin kapısından henüz çıkmıştır. Fukaradan biri önüne geçer, Allah rızası için bir sadaka der. Hazret Rıza için elimden başka verecek hiçbir şeyim yok der ve evinin anahtarını cebine koymadan fukaraya verir.

Dervişin biri Hasan-ı Basri hazretlerinden bir ikram ister. O da hemen gömleğini çıkarıp dervişe verir. Mecliste bulunanlar evinden bir şeyler getirip verseydin ya derler. Hasan Basri hazretleri şöyle cevap verir.

Davudu TAİ hazretlerine talebeleri pişmiş et ikram ederler… Hazret ikram için teşekkür eder ve komşumuz olan şu fakirler benden daha uzun zaman dır et yemediler, “bu eti ben yesem pislik olur tuvalete gider, ama komşumuz yetimler yerse arşı alaya çıkar” ikramı hemen komşusu yetimlere takdim ederler..

‘’ Bir defasında bir muhtaç mescide gelip açım dedi. Gafletimizden hemen yiyecek getiremedik ve onu mescitte unuttuk, evimize gittik. Sabah namazı geldiğimizde gördük ki zavallı ölmüş. Kefenleyip defnettik. Ertesi gün rüyamda manevi zuhurat olarak garibi sardığımız kefeni mihrapta durduğunu gördüm. Üzerinde de ‘’kefeninizi alın Allah kabul etmedi’’ yazısını okudum. O gün bundan sonra bir ihtiyaç sahibi gördüğümde onu bekletmeyeceğim diye yemin ettim.’’ der.

Peygamber Efendimiz ‘’sadaka vermekte acele edin çünkü bela sadakanın önüne geçemez.’’

‘’Az sadaka çok belayı def eder’’ buyurmuştur. İnsanlar arasında hukuk olası için hakkın birbirine geçmesi gereklidir. Zira insanoğlu ekmek yediği kabı pisletmez. Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı olduğunu da unutmayalım.

Öyle ise bizler nedamet günleri görmeden evvel Hak rızasının bulunduğu her işe koşmalı ve boş şeyler ile vaktimizi geçirmemeliyiz. Her günümüzü son günümüz gibi, uyanık bir gönülle yaşayıp zamanımızı dolu dolu geçirmenin şuuruna ermeliyiz. Rabbim ikram edeni, sadakayı çok vereni, infak ve isar da bulunanlara mükâfatını, kat kat fazlasını vereceğini vaat ettiğini unutmayalım.

İbadet ve iyiliklerin biri bittiğinde hemen diğerine koşmak gerekir. Zamanın ibadetsiz ve hayırdan uzak geçmesine fırsat vermemek icap eder.

‘’Ecel verileni almadan önce verilmesi gereken her şeyi vermek gerekir’’ düsturuna tabi bir ömür geçirmek temennisiyle. Mübarek Ramazan bayramınızı tebrik eder, sahavetli ve bereketli günler için dua eder ve de beklerim. Baki selam.

Necdet BAŞTOKLU

Okunma : 3535