Adi olan insanlar | Karamandan.com - | Karaman Haber

Adi olan insanlar | Karamandan.com - | Karaman Haber

22 Ekim 2019 Salı
Adi olan insanlar

Üniversite öğrencisi olarak Ankara’ya geldiğim yıl (1975) ilk izlediğim tiyatro oyunu Küheylan, bu eserin sahnelendiği mekan ise Büyük Tiyatro idi.

Küheylan’ı hiç unutmadım. Müthiş bir oyuncu kadrosu vardı. O günlerin tiyatro sanatçılarının büyük bölümü daha sonraki yıllarda sinemaya ve televizyona geçtiler. Halen dizileri sürükleyen karakterlerin çoğu o günlerin genç tiyatrocularıdır. Küheylan’ın başrolünde bir konservatuvar öğrencisi vardı. Büyük usta Cüneyt Gökçer bir ışık görmüş olmalı ki, 16 yaşında bir öğrenciyi, sezonun en güçlü oyunu için başrole seçmişti.
O genç oyuncu hocasını mahçup etmedi. Olağanüstü performans gösterdi. Günlerce gazetelerde haber oldu, övgüler aldı. (O yıllarda tiyatrodan haberler verilirdi. Oyunlar ve oyuncular eleştirmenlerce ele alınır, haklarında uzun uzun yazılar çıkardı.) O genç oyuncunun Küheylan’daki yarı çıplak oynadığı roldeki haykırışları, sahneyi bir uçtan bir uca uçarak geçmesi, seyircileri büyülemesi ve oyundan sonra aldığı alkış tufanı hala gözümün önündedir.

Küheylan, yurt dışında ve Türkiye’de en sık sahnelenen oyunlardan biridir. Ama ben bir başka yerde ve başka bir kadronun Küheylan’ını izlemedim. Ankara’da ekim, kültür ve sanat dünyasının dönmeye başladığı aydır. İstanbul ve İzmir için de öyledir. Tiyatrolar da perdelerini bu ayda açarlar. Sanat ve kültür haberleri birçok kişinin “yandaş” diye adlandırdığı, iktidara koşulsuz destek verdiğine inanan, benim nazarımda ise çapsızlık, niteliksizlik ve kalitesizlik olarak gördüğüm medyada yer almaz. Sebepleri çoktur... Günümüzde medya köşe yazarlığı ise bir kesim için ‘iktidara övgü, muhalefete sövgü’, bir başka kesim için ‘iktidara sövgü, muhalefete akıl verme’ çizgisini izlemektir. Arada bir kültür ve sanata ilişkin yazılar çıksa da bunların okuyucusu azdır. İstanbul Şehir Tiyatroları’nda bu yıl sahnelenmeyecek oyunlar arasında yer alan Necip Fazıl Kısakürek’in Reis Bey adlı eseri vesile oldu, tiyatro üzerine yazılar ortaya çıktı. Yazılar, Reis Bey’in içeriğine ilişkin değildi.
Necip Fazıl, bir görüşün üstadı olarak kabul edildiği için, medyada yine iki zıt kutup, içerikten yoksun, politik hesaplaşmaları önceleyen görüşler ileri sürdüler.

Oysa Reis Bey, Ankara Büyük Tiyatro’da geçen yıl sahnelenmiş, kimsenin dikkatini çekmemişti. (Başkentin tiyatro severleri oyun kaçırmamaya çalışır. Bu oyun da büyük ilgi gördü.) Reis Bey, bu yılın gözde oyunları arasında ve yine Büyük Tiyatro’da sahneleniyor.
Biletler satışa çıktığı gün bitiyor, tıpkı Devlet Tiyatroları’nın diğer temsilleri gibi... Devlet Tiyatroları bu ülkenin nitelikli kurumlarındandır. Oyuncuları ve sahnelenen oyunlar bunun kanıtlarıdır. Reis Bey’in bu yılki ilk izleyicileri arasındaydım. İki perdelik oyunun, adalet, hukuk ve yargı tartışmalarının gündemde olduğu dönemde repertuvarda yer alması aslında pek çok fikir adamı için bir fırsattı. Kanun, hak, hukuk, adalet, suç, ceza, af ve merhamet kelimeleriyle yoğrulmuş, iki perdelik Reis Bey, yargı tartışmalarında söz söylemek isteyenlere yeni bakış açısı verebilecek çapta bir eserdir. Reis Bey’i önce üst düzey bürokratlar, adalet teşkilatı çalışanları, sonra adalet duygusu arayışında ve erdem peşinde olan herkesin izlemesini isterim. Niye böyle düşündüğümü ifade etmek için, oyunda Reis Bey’in söylediği şu cümleler yeterlidir kanaatindeyim. “Kimseye suç yükleyemem; ve benim hesabıma yüklenmesine razı olamam. Hakimlikteki görüşüme zıt olarak, nice şeyle beraber bugün anlıyorum ki, boş bir toprakta define aranırcasına suç aranmaz; ancak meydana çıkınca görülür. Hakim, suç alıp satan ve cirosu ile öğünen bir borsa simsarı değildir. Belki ideal bir cemiyette, işsiz bir fener bekçisi...” “Her sanığı, suçu sabit oluncaya kadar masum kabul etmeye mecbur değil misiniz? Hangi masum, masumluğunu ispat için suçluyu bulmakla mükellef tutulabilir? Hangi cinayet zanlısına ‘Katil sen değilsin, olanı bul ve kurtul!’ denilebilmiştir.” “Kanun, gizli eşyayı bulmaya mahsus bir fal kitabı değildir.”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun kültür ve sanattan sorumlu ekibi, eğer Reis Bey’in içeriğini bilenlerden olsaydı, oyunun devamına karar verilir ve kapalı gişe oynaması için uğraşılırdı. Cezaevlerinde çile çekenlerin, fikir suçlularının hakkını savundukları iddiasını taşıyan bir görüşün tarafı olduğunu öne sürenler, Reis Bey’i Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan zannetmiş olabilirler mi? (*)
Reis Bey oyununun isim babası olsam “Merhamet Bestesi” koyardım. Merhamet ve affetmenin yüceltildiği, adalet dağıtmakla sorumlu olan kişilerin hatalı kararlar verebileceklerine dikkat çekilen Reis Bey’i repertuvardan kaldırmak, muhaliflikten değil, kara cehalet ve ham yobazlıktandır.

Reis Bey’e yapılan haksızlığı, adaletsizliği ve hoyratlığı “maliyeti yüksek” yalanı perdeleyemez. Çünkü dekoru çok sadedir. Kadrosu sınırlıdır. Makyaj ve kostümde zorlanılacak durum söz konusu değildir. Ah, ah, ah!

Peşin hükümlerimiz, ön yargılarımız, fikirsizliğimiz, emek düşmanlığımız, kutuplaşmamız...
Bize ne çok maliyet yüklüyorsun.
Bizi çoraklaştırıyorsun.
Hak gasp ediyorsun.
Güzeli çirkinleştiriyor, çirkini güzelleştiriyorsun.
Aklımıza kast ediyorsun.
Reis Bey’in, eserdeki en güzel cümlelerinden biri şudur:
“Hiçbir makam adi değil, adi alan, insanlar...”
Eser, saptamasını içinde barındırıyor.
Bu da Necip Fazıl’ın ufuk adamı, bugünü dünden görenlerden olduğunu göstermez mi?
Büyük Tiyatro Ankara için çok önemli kültür merkezidir.
Henüz 20 yaşına gelmemiş bir üniversiteli iken Büyük Tiyatro’da izlediğim Küheylan’ın yıldızlaşan genç oyuncusu Mehmet Ali Erbil’di. O yıl, Küheylan’daki rolüyle ödül almıştı.
İyi eserler, yazarlar ve sanatçılar ölümsüzdür. Kara cahillerin ve yobazların her türlü atışı, esere, yazara, sanatçıya isabet etmez. Karavanadır, gürültüden öteye geçemez.
Reis Bey’i izledikten sonra kitaplığımdan Necip Fazıl Kısakürek’in, Kültür Bakanlığı’nca (Bir zamanlar ayrı bakanlıktı) 1976’da Tiyatro Eserleri dizisinden yayımlanmış iki ciltlik kitabını buldum.
Reis Bey’in yer aldığı sayfalara baktım. Öyle çok satırın altını çizmişim ki...
Okuduğum tarihi not düşmüşüm; 25 Haziran 1977 ve Reis Bey’den seçtiğim şu cümleleri kaydetmişim:
“Gözyaşı, suçun rengini soldurmaz.”
“Hastalığı değilse bile, rahatsızlığı bulaşıcı...”
“Milletler gibi... Toplamı efendi, ferdi köle... Kuvveti çokluğundan geliyor.”
“Dışımda ne arıyorlar, içime doğru suçluyum ben.”
“Merhamet harikulade bir şey; içinde hayat kaynayan kazan...”
(*) Reis Bey, bir hakimdir. Necip Fazıl Kısakürek’in dört perdelik tiyatro eseri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan doğmadan yazılmıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan için yakın çevresi bir dönem Reis kelimesini kullandı. Belediye başkanlarına da reis denilir. Buradan hareketle Reis Bey adlı tiyatro eserini Cumhurbaşkanı’nın hayatı sananlar vardır.

Yok artık diyenlere... Son yılların en çok satan kitaplarından, Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonnası’nı, Pop Müziğinin kraliçesi ABD’li şarkıcı Madonna ile karıştıranları hatırlatırım.

Reis Bey, 1988’de Mesut Uçakan tarafından filme alınmıştı. Filmde, Reis Bey karakterini Haluk Kurtoğlu canlandırırken, oyuncular arasında Murat Soydan, Sümer Tilmaç ve Ümit Acar vardı.

Sonsöz:
Bu yazı tiyatro yazısı değildir.
Bu yazı politik yazı değildir.

Düzenleme : 07 Ekim 2019 10:30 Okunma : 1296