Adanmış Bir Kimlik | Karamandan.com - Karaman Haber

Adanmış Bir Kimlik | Karamandan.com - Karaman Haber

08 Ağustos 2020 Cumartesi
Adanmış Bir Kimlik

Anadolu’da öyle kahramanlar var ki, belki hiç adını duymadığınız, birileri tarafından adı unutulmuş/unutturulmuş bir çok değer.
Sizlere bu gün böyle kendisini dini ve vatanına adamış örnek bir kimlik/kişilik tanıtmaya çalışacağım. Bülbülzade!

Adını hiç duydunuz mu bilemiyorum ama çok az kişi hariç duyan olduğunu zannetmiyorum. Ben de öğreneli çok olmadı. Ama ilk duyduğum anda mutlaka bunu siz okurlarımla paylaşmam gerektiğini ve bu ismin ve hatırasının yaşaması gerektiğini düşündüm.

Geçtiğimiz günlerde Anadolu Platformu Yönetim Kurulu Başkanı Turgay ALDEMİR, Başkan Yardımcısı Gazi KILIÇPARLAR, Anadolu Platformu 5. Bölge Sorumlusu Hasan İLHAN, Konya Eğitim Kültür İlim ve Medeniyet Derneği Başkanı Salih Zeki Keş ve ben Konya’da bir dizi ziyaretlerde bulunduk.

Ziyaret duraklarımızdan biriside Konya Müftülüğü ve İl Müftüsü Prof. Dr. Ali AKPINAR’dı. Çok hoş sohbet ve sıcakkanlı bir sima Sayın Müftümüz. Din, İslam, geçmişte olanlar ve gelecek hakkında derdi olan bir insan. Ali Bey konuşma esnasında Sayın ALDEMİR’e “şu sizin vakfın isminin nerden geldiğini anlatta bir daha dinleyelim ve arkadaşlardan duymayanlar varsa onlarda öğrenmiş olur.” Dedi.

 Biz tabiî ki daha önce dinlememiş olanlar hep birden Sayın ALDEMİR’e baktık. (Turgay ALDEMİR aynı zamanda Gaziantep Bülbülzade Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı.) O da başladı anlatmaya. 

“1993 yılında ilk vakıf kurma çalışmalarına başladığımızda vakfa isim arıyoruz. Tabii o günkü konjonktür gereği herkes islamı ve İslami kavramları çağrıştıran bir dizi isim getiriyor veya teklif ediyor. Derken Bülbülzade olmasına karar verdik. Bu ismin yaşaması/yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması için. Bülbülzade aslında anlatacağım kişinin lakabı. Sesi çok güzel olduğu için bu lakap verilmiş yada bu isimle anılır olmuş. Asıl ismi Abddullah Edip. Abdullah Edip, kurtuluş savaşını ilk başlatan kişi. Kendisini İslami ilimlerde çok iyi yetiştirmiş Arapça ve aynı zamanda Fransızca ve İngilizcede bilen bir alim. Hatta Fransızca öğrenirken gizli gizli öğreniyor halk görürde fitneye sebep olurum diye gizlice öğreniyor. Osmanlının son dönemlerinde isyanlar, her yerden savaş çığlıkları vs. işitilmeye başlayınca gidişatın iyi olmadığını anlayan Abdullah Edip Cemiyeti İslamiye diye bir cemiyet kurup mücadeleye başlıyor. Kur’an öğretiyor talebe yetiştiriyor. Fransızlar bu bölgeleri işgal ettiğinde gizli gizli  yetiştirmeye çalıştığı öğrenciler ders verdiği yere teker teker gidiyorlar ve her biri aynı gömleği giyerek gidiyor fark edilmemek için. Daha sonra Milli Mücadele Cemiyetleri kurulunca Abdullah Edip’in cemiyeti kapatılıyor ama Abdullah Edip çalışmalarına cemiyet olmadan devam ediyor. Bu durumdan rahatsız olan Cumhuriyet rejimi Kılıç Ali tarafından yapılan bir suikastle 1927’de Abdullah Edip’i şehit ediyor. Geride 1 Hanım ve 4 kız bırakıyor Abdullah Edip.”

İşin ilginç ve bir o kadar da hazin ve intikam, kin kokan tarafı ise şimdi anlatılacaklar.

“Vakıf bünyesinde yardım çalışmaları, kimsesizleri yaşlıları ziyaret vs. programı düzenliyoruz. Bir ramazan günü iftar için yaşlı komşulardan birini ziyarete gidelim dedik, hanımla beraber.  Yetmiş yaşlarında bir karı koca. Gayet sosyete bir aile.  Hemen bizim üstte oturan bir çift. Suna Teyze o yaşta kısa etek giyen, makyaj vs. çok iyi kendine kendi felsefesinde bakan bir bayan. 

İftar sonrası bize, 

–Ya çocuklar hiç evde durmuyorsunuz, ne yaparsınız, ne işle uğraşırsınız? Diye sordular.

Bizde, 

-Bizim bir vakfımız var. O vakıf kapsamında yardım yapıyoruz, eğitim faaliyetlerinde bulunuyoruz, deyince hemen sordu. 

-Hangi vakıf?

-Bülbülzade.

Der demez Suna Teyze hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. 

-Ya teyze bir hatamı işledik, kusurumuz olduysa af ola. 

Felan dedik, bu arada Suna teyzenin tüm makyajları aktı perma perişan bir görüntü. Derken biraz sonra elini yüzünü yıkadı geldi. 

-Biliyormusunuz çocuklar? Bülbülzade benim dedem. 

Tabii ki biz şaşırdık. 

Suna Teyze,

Şaşırdınız demi? Dedemi öldürenler, bizden sadece onu değil hayatımızı, geleceğimizi, her şeyimizi aldılar, maddi manevi. Dedemin ölümünden sonra annemleri aileden alıp İzmir’e yetiştirme yurduna götürmüşler. Orada yetiştirmişler, sonrada her birini, dedemin düşüncesine düşman birileri ile  evlendirip bizi kendi düşüncelerine hizmet ettirdiler.

 Söylenilenleri duyunca iyice şaşırdık ve nerden nereye! Dedik. Daha sonra Abdullah Edip’in eserlerinin peşine düştük. Çok sayıda kitabı olduğunu öğrendik. Bir kısmını aile efradından, bir kısmını izbe, kenar çöplüklere atılan yerlerden topladık.  Çoğu Arapça eser. Tamamı olmasa da çoğunluğuna ulaştık.”

Evet kısaca anlatmaya çalıştığım kişi Bülbülzade Abdullah Edip. Arapça, İngilizce ve Fransızca bilen alim. Kurtuluş savaşını ilk başlatan kahraman. Anadolu da böyle yüzlerce belki binlercesi var. 

İslama ve Müslümanlara düşman olan bir zihniyet! Her ne kadar bu dine hizmet eden birisini öldürseniz de, birgün Allah o kişiyi bir başkasının eliyle yaşatır ve hizmetinin devamını sağlar. Aynı Abdullah Edip gibi.

Cumhuriyet dönemi yapılan zulümlerden bir tanesi. Son dönem Osmanlısından  olan ailelere ve alimlere bu şekilde yapılan zulmün haddi hesabı yok. Bu isimleri yerel olarak öğrenim tarihin sayfalarına not düşmek gerek. Gelecek nesillere örnek olması için.

Düzenleme : 13 Ocak 2015 17:24 Okunma : 6453