Acemi Uykusu | Karamandan.com - | Karaman Haber

Acemi Uykusu | Karamandan.com - | Karaman Haber

23 Eylül 2019 Pazartesi
Acemi Uykusu

“Elma” dendiğinde saklandığı yerden çıkacak, “armut” dendiğinde ise saklandığı yerde kalacak kaç çocuk var şimdi?

“Eskiden çocuklar oyuncaklarını kendileri yapar, oyunun kurallarını ise kendileri koyardı” dedi, çocuğunu oyun evinde oynatan. “Şimdi ise oyuncaklar hazır, kurallar ise peşin şekilde ilan edilmiş” dedi, oyun evindeki oyuncaklardan sıkılan çocuğun dedesi.  

“Zavallı soluk renkli çocuklar… Hiç kuzu görmemişler… Kiraz ve şeftali ağaçlarından hiç meyve toplamamışlar… Pınarlardan hiç su içmemişler… Üveyik görmemişler… Otları yara yara yürüyen kaplumbağa görmemişler… Derede kıvrıla kıvrıla yüzen yılan görmemişler… Kavanoz Çocukları…” dedi, Üstad Mehmet Şevket EYGİ. 

Şimdiki çocuklar badem ağacı ile kayısı ağacının ayrımını yapamıyorlar. Hatta kreşlerde “en sevdiğiniz meyve ağacını” çizin dediğinde öğretmenleri çilek ağacı resmi çiziyor; şimdiki çocuklar.

Kış mevsiminde apartmanlardaki dairelerinden dışarı çıkamadığından evde bunalan çocukların hafta sonu eğlence yeridir; oyun evleri.

Maddi bedel ödenerek girilen bu alanlar kapalı ve sıcak mekân olması ile velilere güven ortamı sunarken; havasız ortamından dolayı bu alanlarda hastalık riski de bir hayli yüksek oluyor. 

Petrol ürünü yumuşak zemin döşemeleri, kolonların ise buna benzer malzemeler ile kaplanması muhtemel düşme kazalarına karşı çocukların yara almamasını sağlarken; çocukların nefes yoluyla ağır ağır zehirlenmelerini ise engelleyemiyor. 

Rengârenk plastik oyuncaklar ile oynarken daha çok strese giriyor, toprağa değemeyen çocuklar. Plastik oyuncaklar yüzünden vücudu elektrik yüklenmiş çocuklar rahatlayacakları yerde daha gergin oluyorlar. Aslı olan toprağa değemeden oyun evinde oynayan çocuklar aslına dönmek ve aslıyla oynamak istiyorlar. 

Çocuklar ile oyun evindeki ablaları ilgilenirken veliler de çaylarını rahat rahat yudumlayıp cep telefonlarından sosyal medya hesaplarını dikkatleri bozulmadan takip edebiliyorlar.  

Müzik sesi, elektrik enerjisi ile çalışan oyuncakların verdiği soğuk ısı, plastikten tahterevalliler de dâhil olmak üzere bütün yapay oyuncaklar burada da sorun. Bir sürü çocuğun aynı anda oynadığı bu evde hâlâ sosyalleşme sorunu yaşayan çocuklarımız için tasarlayamadılar tek kişilik tahterevallileri bir türlü! 

Oyun evinin çilekeş ablalarının devamlı dışarı çıkmaları sonucu kapının önünde duran terlikleri ve içeri girdiğinde giydikleri ayıcıklı pandufları da hizmet yerinin tarzına çok uygun.  

Oyun evinin ayakkabılık bölümü yoğun günlerde yetersiz kaldığından özellikle de velilerin ayakkabılarını düzelten oyun evinin görevli ablalarının tükenmez enerjisi ve sabrı da takdire şayan. Camilerimize de lazım bu görevlinin erkek versiyonu. En azından Cuma ve Bayram namazlarında… 

Oyunun cazibesine kapılıp kendini unutan çocukların son dakikaya kadar bekleyip takati kalmayınca hemen annesinin ya da babasının yanına koşup iki büklüm vaziyette tuvalete gitmelerini seyretmek oyun evinde geçen zamanın en keyifli ânıdır.  

Kış mevsiminde haftada bir gün oyun evine gidip yorulan çocuklar, haftada bir gün ağız tadıyla uyuyabiliyorlar. 

“Ağız tadıyla kim uyur” dedi, bedeni hiç yorulmayan. “En iyi biz uyuruz” dedi, acemiliğini tamamlayıp memleketine izne gelen er. 

“İnsan ne yaparsa kendine yapar derler amaaa, aslında sadece kendine değil; nesline de yapıyor” dedi meczup.

Bir de şöyle düşünün; selfi çekinen kişi gözlerinin kapalı çıktığını gördüğünde ne hisseder?

“Şimdiki çocuklar” dedi, ihtiyar ve şöyle devam etti: “Yorulmadan yatıyorlar, dinlenemeden kalkıyorlar…”

Okunma : 1436