AKP Fobisinden HDP Sempatisine Mi? | Karamandan.com - Karaman Haber

AKP Fobisinden HDP Sempatisine Mi? | Karamandan.com - Karaman Haber

08 Ağustos 2020 Cumartesi
AKP Fobisinden HDP Sempatisine Mi?

Her canlı doğar, büyür ve ölür. Bu bir kanundur. Medeniyetler içinde bunu söylemek mümkün müdür? Acaba. Aslında tamda böyle değildir. Bazı canlılar doğar doğmaz, bazı canlılar, bir süre yaşayınca, bazıları uzun, bazıları kısa ve orta süreli yaşayabilmektedir. Allah’ın kendileri için biçtiği ömrün sonunda canlıların, hayati faaliyetlerinin sona erdiğini görmekteyiz. Özellikle insanlar söz konusu olduğunda, düşünen bir varlık olan insan; bazen kendi ihtirasları veya yanlışlarından dolayı hayatını sonlandırmaktadır.

Medeniyetlerin doğması ve bir dönem sonrasında batması da buna benzemektedir. 7 Haziran 2015 seçimlerinden elde edilen sonuçlar da bir an için bir dönemin sona erdiği ve artık AK Parti diye bir partinin ve özelde Erdoğan döneminin bittiği ve ülkenin huzura refaha kavuştuğu yönünde bir hezeyana kapılma ameliyesine dönüştüğünü çağrıştırdı. Özellikle de muhalefet bayram havası içerisinde bunu coşkuyla kutlama refleksi ile hareket eder oldu ekranlarda.

Bu sonuçlar son zamanlarda birileri tarafından sıkça dillendirilmekte ve sürekli koalisyona dikkat çekilmekte idi. Demokrasilerde bu tür seçim sonuçlarına hazırlıklı olmak gerekiyor aslında. Hazırlıklı olmalı ama neden, bu sonuçlar? Sorusuna da cevap aranmalı ve yeni yol haritası bu minvalde çizilmelidir.

Seçim öncesinde bir çok kişiden “AK Partiye bir ders verilmeli, bu güç ve şımarıklığın önüne geçilerek yanlış yapmaları engellenmelidir.” Şeklinde konuşmaları duyduk, dinledik. Tabi ki, bunu söyleyenler koalisyon olmasını da tasvip etmiyorlardı ama böyle tam sınırda bir hükümet arzu ediyorlardı. Sonuçta durum ortada.

Seçim sonuçlarına bakıldığında, AK Partinin oylarının HDP’ye kaydığı çok açıklıkla görülmektedir. Bu sonucu 3 şekilde incelemek ve irdelemek gerekmektedir.

Seçmenin AK Partiye olan mesajı.

Seçmenin CHP ve MHP’ye olan mesajı.

Seçmenin HDP’ye şans verme tercihi.

Bu başlıkları teker teker incelediğimizde;

1- AK Partiye Mesaj:

Ak Parti 12 yıllık tek başına iktidarda kaldığı dönemde Türkiye, Ortadoğu ve Dünya gerçekleri doğrultusunda çok badireler atlatarak bu günlere geldi. 2007 yılı sonrasında IMF ile imzalanması uygun görülmeyen Stand-by Anlaşmasından sonra 2008 yılında ortaya konulan politika AK Partiye ve dolayısı ile Sayın Erdoğan’a bir ayar verilmesini gerekli kılıyordu. Bu konuda ipleri sürekli elinde bulunduran ve bunu bırakmak istemeyen güç sürekli farklı oyun veya politika ile dize getirme mücadelesi verdi. Ta ki, bu olaylar 17 ve 25 Aralık Operasyonlarına kadar uzandı ve sonrası da devam etti. Son kerde de HDP üzerinden yeni bir algı ve buna destek çıkan bir Paralel Yapı şeklinde kamuoyuna sunuldu. Ve netekim bu senorya kısmen başarılı oldu. Kısmen diyorum çünkü henüz süreç devam ediyor.

17 ve 25 Aralık operasyonları ile gerek Hükümet gerekse ERDOĞAN ve DAVUTOĞLU iyice köşeye sıkıştırılmaya başladı ve etik , ahlak hiçbir kural tanınmadan üzerlerine gidilmeye başlandı. Karşı tarafta bir meydan okuma ile olayların üzerine yürüdü ve varlık savaşı başlamış oldu. Bu savaşta kenardan kıs kıs gülen ise adına ben diyeyim Rockefeller, siz deyin G.Füller…

Bu aşamada öyle iğrenç şeylerle şantaj yapılmaya çalışıldı ki, onların yerinde biz olsaydık ne yapardık hiç bilemiyorum. Bu savaşta AK Parti saflarında yer alan kişiler kendi aralarında gruplara ayrıldı, Bu mücadelede hiç yer almayanlar, bu mücadeleye karşı olanlar, olaylara göre tavır alanlar ve başından beri mücadele edenler.

AK Partinin ilk sosu bu şekilde ortaya çıkmıştı aslında. Daha sonra bu operasyonlarda gösterilen başarı Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’ı köşke taşıdı ama bunda Ekmeleddin İhsanoğlu’nun da payı yok değildi. Gerek Mücadelesinde yalnız bırakılmışlık, gerekse güce tapan ve etrafında kümeleşen bir grubun hemen kaçacakmışçasına tavrı, Sayın Cumhurbaşkanı’nın sert ve adaleti zedeleyici tavır içerisine girmesine sebep oldu. Belki de bu birilerinin güç zehirlenmesine tutulması idi. Bu sebepler muvacehesinde sonuç 4 partili bir parlamento ve koalisyonun önünü açmış oldu.

2- CHP ve MHP’ye Mesaj:

Seçim sonrasında biz zafer kazanmışçasına meydan muharebesinin gazileri ve galibi gibi yapılan açıklamalar hala olayları okuyamamanın ve hissi davranmanın bir göstergesiydi. Kimse seçimdeki oy oranının düşmesini, başarı ve başarısızlığını konuşmuyor sadece ERDOĞAN kaybetti, biz kazandık şarkıları söylemeye çalışıyordu. Ülke, gelecek, ekonomi vs. hiçbir derdi olmayan tek derdi elindeki oyuncaklarını kaybetmek istemeyen çocuk telaşı görüntüsünde bir kompozisyon çizdiler.

Seçmen; sizin bu ülkeye katacağınız pek bir şey yok, aynı sazı, aynı perdeden, aynı makamda çalmaya devam ediyorsunuz. “Dün dündür, geçti cancağızım, bu gün yeni şeyler yapmak lazım” diyemediniz! dedi.

3-HDP’ye Şans Verme:

Sürekli olarak geçmişten günümüze sahip olduğu düşünce ve içerisinde bulunduğu mücadele tarzı nedeniyle hep çatışmacı bir dili tercih eden HDP, son dönemde aldığı icazet nedeniyle midir, Kışanak-Dumanlı görüşmesinden midir, bilinmez ama yıllarca devlete karşı mücadele dili kullanan partinin bir anda devletçi bir dile sahip olması ve meydanlarda eş başkan Demirtaş’ın devlet diline sahip çıkma gayreti dikkatleri üzerine çekmeyi başardı.

Doğu ve Güneydoğu bölgesinde AK Parti seçmeninin bir kısmının HDP’ye kaymasına, Batıda ise CHP seçmeninin HDP’ye kaymasına neden olmuş gibi görünüyor. Marksist bir söylemle bu güne kadar gelmeyi başaran HDP, bu gün laik, Kemalist bir söylem üreterek ve kürt milliyetçiliği üzerinden kendisini meclise taşımayı başardı ve büyükte bir zafer kazandı.

Seçmen bu tercihi yaparken,

AK Partiye: “Güç zehirlenmesine tutuldun, adaletten ayrıldın, bir vesayet sistemini bitirirken yeni bir vesayet sisteminin oluşması için zemin hazırladın. Oysa ki bu zemini yok etmeyi kendine düstur edinmiştin. İlkelerin ve isminle çatıştın, yeni bir muhasebe yap ve aslına, olman gereken yere dön ve sana umut bağlayan binlerce, milyonlarca mazlumun umudunu boşa çıkarma” dedi.

CHP ve MHP’ye: “ Yeni Türkiye umudu ile çıkılan bu yolda artık vesayet sistemlerinin savunucusu olan ve kendisini yenileyemeyen bir anlayışla yola devam etmeye çalışan eski dünya düşüncelerine artık prim yok bu ülkede”dedi.

HDP’ye: AK Partinin güç zehirlenmesine tutulması, hak ve hakikatı gözeten kadrolarının yerine güçten nemalanan yapıların etraflarında yer edinmesi, yönümüzü size döndürse de, çözüm sürecinin arkasında olmaz isen, PKK sorununu çözüme ulaştırmazsan ve artık kürtlerin özgürlüğü adı altında islam ve müslüman düşmanlığı yapmaya devam edersen sana verdiğimiz emaneti geri alırız ona göre?” dedi.

Şimdi beklemekte ve koalisyondan ne çıkacak, kim aldığı emaneti taşıma refleksi gösterecek, kimler mesajı anlamış, kimler anlamamış görecek ve sonraki seçimde kararını ona göre verecek.

Düzenleme : 09 Haziran 2015 14:59 Okunma : 5273