ADAM olabilmek; | Karamandan.com - | Karaman Haber

ADAM olabilmek; | Karamandan.com - | Karaman Haber

26 Haziran 2019 Çarşamba
ADAM olabilmek;

Dava; Dava Adamlığı içerisinde bulunduğumuz sürecin en can alıcı sosyal gündemi durumunda.

Gazete köşelerini, entellektüel oturumları şöyle göz ucuyla bile takip ettiğimiz vakit milliyetçi ve muhafazakar kesmin yazar, çizer, siyasetçi, eğitimci hemen hemen her kesminin şikayetçi olduğu bir durum. 

Bu durumdan Devletin en üst makamında bulunan Cumhurbaşkanımız bile şikayetçi. Hatta bir konuşmasında davadan bahsederken "Bize dava adamı, milletin adamı olarak görev yapacak kadrolar lazım" ifadelerini kullandı.

Örnek olarak da Abdülmecit YÜCEL' i gösterdi. O günkü çalışmalarıyla hâlâ akıllara gelen, dönemin simge isimlerden biri. Abdülmecit YÜCEL' i tüm arkadaşları; dava için kendi acısını hiçe sayan, hayatını ortaya koyan bir DAVA ADAMI olarak tanımlar. 

Derneklere, vakıflara, sosyal çalışmalara göz açtırılmayan sıkıntılı bir dönemde, sorumlu olduğu Teşkilatında nöbette iken eşi doğum esnasında şehit oluyor o da yavrusunu yengesine teslim etmiş, hanımını da hastanenin morguna indirmiş. Nöbetim var diyerek koşarak nöbete gelmişti. 

Bir grup insan Türkiye'nin en büyük hareketinin temellerini işte böyle DAVA şuuruyla atmışlardır.

Şu an Sosyal ve Siyasi yaşantımıza baktığımız zaman bütün planlamalarımızın içimize sinmediği, en kritik zamanlarda bu topluma önderlik yapmış kurum, dernek, teşkilat, cemaat vesairelerin değer yargılarını kaybedip bir dönüşüm içerisine girdikleri, asli görevlerini unutup, daha kısa yolu seçenek haline getirdikleri bir süreç içerisinde olmamız belki sosyal çözülmelere bile yol açacak, ruh yitimine götüren süreci geçirmekteyiz. 

Zamanın en zenginlerinden, stratejik olarak da Mekkenin askeri bayraktarlığı Kabenin de anahtarından sorumlu ailesinden birine mensub olan Mus' ab, ailesinin tüm baskısına rağmen 25 yaşında Davete icabet ederek DAVA' ya da icabet etmiş, Medine’nin İslamla tanışmasında emek vermiştir. İslamiyetin de ilk öğretmeni olma şerefine ulaşmıştır. 

Mus' ab (r.a.) Uhut da Şehit düştüğünde ailesinin tüm zenginliğine rağmen üzerindeki elbise bütün vücudunu örtmeyecek kadar fakirlik içerisindeydi. DAVA sına ömrünü feda edebilecek kadar DAVA ADAMI zenginliğine sahipti. Onu da Mus' ab Bin Umeyr yapan bu DAVA bilinciydi.

Şimdilerde çevremize baktığımız vakit bir sürü olaylarla karşılaşıyoruz. Çekirdek yapımız olan Aile başta olmak üzere, sokaklarımız, şehirlerimiz, bizim toplum yaşantımıza, kültürümüze, dünya görüşümüze uymayan kabüllenemiyeceğimiz yaşam tarzı, söylemler, eylemlerle gündem olmakta. 

Bir gözlem yapacak olursak bu durumdan herkes şikayetçi; siyasetçisi de, dernekçisi de, teşkilatçısı da, cemaatçısı de hatta eylemin odağında olan şahıslar da. Peki ya sorun nerede..?

Herkes bir şeyden şikayetçi ise demek ki yanlış işleyen bir mekanizma var. 

DAVA ADAMLIĞI' nı işte burada sorgulamak gerekiyor. Eğitimden tut da sosyal yaşantımıza kadar bizleri yönlendiren ya da yönlendirecek olan siyasi yapı, kurum, dernek ve oluşumların kendi içerisindeki rekabeti, çıkar ilişkileri, entrikaları, ego tatminleri mekanik arızanın temelini oluşturuyor olmalı.

Hayatını Milliyetçiliğe adamış Galip ERDEM' in "Bizler davayı Ağrı Dağı’nın zirvesine çıkaracaktık. Yola koyulduk. Bin zahmet ve emekle, acılar çekerek dağa tırmandık. Zirveye vardığımızda sevincimiz sonsuzdu. Ama küçük bir noksanımız olduğunu farkettik. Davayı dağın eteklerinde unutmuştuk. Meğer biz davayı değil, kendimizi zirveye çıkartmışız"

Davasını bir kenara bırakan siyasetçi gibi davasına ve kuruluş amaçlarına uymayan çıkar ve ego amaçlı çatışmalar içerisine giren, her şeyi siyasetçiden bekleyen dernek, teşkilat, cemaatler de toplumun ruh yitimine, amaçsız dünya yaşamının yanı sıra yaşamsal ve ahlaki çöküşün de baş sorumluları olsa gerek. 

Dava; ceketin yakasına takılan bir rozet ya da ismin başına eklenen bir ekden ibaret olmaması gereken, sorumluluk ve fedakarlık içeren, isteyen savunulan bir düşünce olması gerek. Dava adamlığı da Davadan maddi - manevi bir çıkar değil de Davasına hiç tereddüt etmeden herşeyini feda edebilen olsa gerek. 

Eğer ki şehirlerimizde olaylar dur durak bilmiyorsa, üreten değil de tüketen sorumsuz bir toplum olmuşsak, manevi çöküntü toplumu sürüklüyorsa bunda davasına sahip çıkmayan dernek ve cemaatler baş sorumludur. 

Asli görevleri toplumu kişisel ve sosyal yaşamda kaliteli bireyler olarak yetişmeleri için yol gösterici ve yardımcı olmaları gerekirken, siyasi ve ticari her rant yollarını zorlayan kuruluşlar olmuşlar ve DAVANIN asıl manasından uzaklaşmışlardır.

Mesela Doksanların Karamanında işini - gücünü bırakıp sosyal bir sorumluluk ve DAVA ADAMLIĞI bilinciyle gençlere sahip çıkan, gecesini gündüzünü onlara ayıran, tüm şehrin saygı duyduğu herkezin kabullendiği Esat KANTAR' ın yerine bir DAVA ERİ konulamamıştır. 

DAVA, adamları mı bıraktı ya da adamlar DAVA' yı mı bıraktı bu karmaşık bir soru. 

Ama DAVA; adamı paraya, makama mala mülke götürmez. Şüphesiz ki bu yol çok çetindir. Dava Adamı Hak' a götürür. 

Adam olabilmek çok önemlidir...

Saygılarımla,

Arife BEYHAN
20 Ocak 2019
Belçika

Okunma : 3023