28 Ekim 2014 Ermenek Maden Faciası | Karamandan.com - | Karaman Haber

28 Ekim 2014 Ermenek Maden Faciası | Karamandan.com - | Karaman Haber

17 Aralık 2018 Pazartesi
28 Ekim 2014 Ermenek Maden Faciası

Bir salı günü öğle vakti tramvaydaydım. Mutadım üzere Rampalı Çarşı'ya gidip biraz kitaplara baktıktan sonra eve gidecektim. Telefonum çaldı. Açtım, telaşlı bir ses vardı telefonda. 

O zaman nereden bilebilirdim aynı şekilde onlarca kişinin arandığını ve o günden sonra onların hayatların hiçbir zaman eskisi gibi olmayacağını. İlk durakta tramvaydan indim. Eve gittim, hazırlıklara başladık. Yola çıkacak diğer aile fertleriyle haberleşip alel acele toparlanıp yola çıktık. Yola çıktığımızda vakit ikindiye yaklaşıyordu. Ben her zamanki benzer olaylardan biriyle karşılaştığımızı zannediyor, olayın teferruatını öğrenmeye çalışıyordum. 

Yolda uğradığımız benzinliklerde televizyonlar hep canlı yayındaydı. Olay yerinden canlı bağlantılar yapılıyor, uzmanlar görüşlerini anlatıyordu. Merak ve endişemiz artmıştı. Demek ki büyük bir olayla karşı karşıyaydık. İşin vehametini, bütün çıplaklığı ve korkunçluğuyla olay yerine vardığımızda anladık. 

Dağ başı olmasına rağmen ortalık ana baba günüydü. Yüzlerce insan oradan oraya koşturuyor, yollar rastgele parkedilmiş araçlardan kapanmış, askerler tıkanan yolları açmaya çalışıyordu. Olayın yaşandığı ocağın yanına, çamurlu yolları ve mahşerî kalabalığı aşarak varmamız yarım saatimizi aldı. Ocağı üstten gören tepeciğe vardığımızda ağıtlar yakan, ağlaşan işçi yakınları sağa sola dağılmış, çaresiz bir halde bekleşiyordu.

Ocağın ağzına, yoğun bakımdaki bir hastanın ağzına sokar gibi büyük, içeriye hava pompalayan hortumlar sokulmuştu. Adeta maden ocağının nefes alması için çalışılıyordu. Biz bekleşiyorduk, kelimenin tam anlamıyla perişan, tükenmiş, bitik, çaresiz bir halde bekleşiyorduk. Yoğun bakımdaki bir hastaya camın arkasından bakar gibi gözlerimizi maden ocağının karanlık ağzına dikmiş, hareketsiz bakıyorduk.

Bizim basit bir maden göçüğü zannettiğimiz olay ülke tarihinin en büyük maden facialarından biri ve türü itibariyle ilkiydi. Aileleri olay yerinde ziyaret eden Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanı Taner YILDIZ'ın söylediğine göre maden ocağına 120 bin ton su dolmuştu ve su seviyesi madencilerin bulunduğu yerin çok üzerindeydi. "Maalesef..." diyordu bakan, o sakin konuşmasıyla, "Bunu söylemek durumundayız, su seviyesi işçilerimizin bulunduğu yerin çok üzerinde."

Umut bu, insanoğlunun ekmeği. Bekleyecektik sonuna kadar. Ülke seferber olmuştu sular altında kalan 18 maden işçisini kurtarmak için. Memleketin en modern kurtarma cihazları seferber olmuştu. Su çeken büyük pompalar, habire binlerce ton suyu ocaktan dışarı pompalamak için gece gündüz çalışıyordu. O binlerce ton çamurlu su çekilecek, işçiler kurtarılacaktı. Böyle ümit ediyorduk, böyle inanıyorduk. Bir yerlere, suyun erişemeyeceği bir kuytuya saklanmışlardı ve kurtarılacaklardı. 

Herkes bu kadar suyun nereden nasıl maden ocağına dolduğunu tartışıyordu. Kimi yeraltı su kaynağına rastlanıldığını söylüyor,kimi başka ihtimaller üzerinde duruyodu. Nihayet anlaşıldı ki eskiden çalışılan, şimdi kapalı olan eski bir maden ocağının galerilerine yıllar içinde dolan suya, haritalara bakılmadan, daha çok para kazanma hırsıyla hesapsız yapılan kazılarla haddinden fazla yaklaşılınca aradaki duvar suyun ağırlığına dayanamamış, patlamıştı. Binlerce ton su alttaki ocağa dolmuştu. 
Her koldan çalışıldı açık ihmalin ve yetersiz denetimin özrünü diler gibi. Facia ülkede büyük yankı buldu, herkes ailelere yardım ve destek olmak için neler yapılabileceğini soruyor, evlere teselli ziyaretlerinin ardı arkası kesilmiyordu. Bu ilgi kurtarma çalışmaları boyunca devam etti. Kurtarma çalışması tam 38 gün sürdü. En son beş işçinin cansız bedenleri çıkarıldığında tarihler 4 Aralık 2014'ü gösteriyordu. 

Her gün umutlu bekleyiş için gittiğimiz maden ocağı bütün işçilerin çıkarılmasından sonra buruk sessizliğe gömüldü. Şimdi bütün ülkenin sadece yıldönümlerinde hatırladığı o binlerce faciadan biridir Ermenek Maden Faciası. Memlekette o kadar acı, o kadar ölüm var ki biz acımızı hatırlatırken bile utanıyoruz artık. 

Ermenek Maden Faciası, garip ülkenin garip bir aynasıdır aslında. 
Ermenek Maden Faciası, "Oğlum yüzme bilmezdi. Suyun içinde ne yapar şimdi?" diyen Ayşe Teyze'dir. 

İki oğlunu birden kaybeden Kerim Haznedar'dır.
Hem eşini hem kardeşini kaybeden bir kadındır.
"Babama Galatasaray'ın maçı var derseniz madenden çıkar." diyen Ömer Asaf'ın saf yüreğidir. 

Anadolu’nun kaderine razı, cefakar evlatlarının sabrıdır Ermenek Maden Faciası.
Zor günlerdi dört yıl önce yaşadığımız günler. Unutmuş değiliz. O günlerden bize yadigâr kalan; durup dururken zamansız hıçkırıklar, katıla sarsıla ağlamalar, psikolojik tedaviler, duvarları yumruklamalar, baba diyen bir ses duyunca arkasından uzun uzun bakmalardır.

RUHLARI ŞÂD OLSUN.
(H. HİLMİ KIZILCA’NIN FACEBOOK HESABINDAN İKTİBASTIR)
 

Düzenleme : 30 Ekim 2018 16:43 Okunma : 1943