Karamandan.com

Karamandan.com

20 Mayıs 2019 Pazartesi
1671'de Karaman ve Kalesi
Evliya Çelebi Seyahatnamesinden Seyyahın üç gün kaldığı Karaman merkezi hakkında anlattıklarının tamamını sadeleştirerek incelemenize arz ediyorum.
Kategori : Köşe Yazıları
23 Ağustos 2018 11:26
 
1671'de Karaman ve Kalesi

Evliya Çelebi Seyahatnamesinden Seyyahın üç gün kaldığı Karaman merkezi hakkında anlattıklarının tamamını sadeleştirerek incelemenize arz ediyorum. 

Burada “Karaman Kalesi” kadim payitaht Karamanın tamamı manasına geliyor.
Seyyahımızın ele aldığı konular şunlardır:
Karaman iç ve dış kalesi, şehrin dışa açılan kapıları
Karaman’ın cami, mescit, medrese ve kitabeleri
Karaman’ın han, hamam ve dükkânları
Karaman’ın ziyaret yerleri
Karaman halkının giyim-kuşamı
Ayrıca makalenin sonunda “Evliya Çelebi Kimdir” bölümünü de bulacaksınız.  

İman Yurdu Karaman Şehri Kalesinin Özellikleri

Karaman eyalet tahtı burasıdır ancak Konya vilayetin tam ortası olduğundan valiler Konya’da ikameti tercih etmektedirler.
Eski taht kenti ve devlete ait mülk olan Karaman kalesini Karaman oğulları inşa etmiştir. 

Karaman yüz akçe şerif kadılıktır. Kadıya yıllık 7000 kuruş gelir elde edilir. Adalet gereği zeamet, tımar, alaybeyi ve çeri beyi Konya’da toplanırlar. Karamanda Şeyhülislam, Nakibü’l-eşraf, kethüdayeri, yeniçeri serdarı, kale dizdarı ve 150 eratı mevcuttur.

Karaman âlimleri, üstatları, imamları, kabiliyetli elemanları, şeyhleri, hatipleri ve âyânı bol bir eski kenttir.
Karaman ovasının ortasındaki kalesi üç katlı, Şeddad’ın yapılarına benzeyen, zor ve sağlam bir kaledir.
İç kalesi yüksek, topraklı bayır üzerinde, dörtgen biçiminde, Şeddadi iri taşlı bir binadır.
İç kalenin hacmi 600 adımdır. Sekiz büyük kulesi vardır. Dört tarafı derin ve geniş hendeklerle ihata edilmiştir. 
Doğuya bakan bir kapısı vardır. Ağaçtan köprüyle geçilir. Üç kat demir kapılardır. Bu kapının iki yanındaki duvar taşlarının her birinde celi hat ile Esma-i hüsna yazılmıştır. 

Kale dizdarı burada oturur. Burada 46 eski toprak damlı ev vardır. Kale içinde sadece bir cami vardır. Bu kalenin dışında bir kat daha kale ihata etmektedir. Buna Ortahisar diyorlar ve yuvarlak, sağlam bir kaledir. Bunun da ayrı hendeği vardır. Çepeçevre etrafı 1700 adımdır. Bunun da 40 kulesi iki kapısı vardır: batı tarafına yol kapısı, kıble tarafına Pazar kapısı, bu büyük şehri çevreleyen hisarları kalesi üçüncü katıdır.
Etrafı tamamı 7000 adım dev bir kaledir. Burada 140 kule vardır. Kapılarının tamamı dokuzdur. 

Önce Paşa camiinde kıbleye bakan Emildenli kapısı, doğuya bakan Seki çeşmesi kapısı ve yine doğuya bakan Şam kapısı, batıya bakan Kör soku kapısı, hazreti Mevlana’nın annesi türbesi dibinde Parmak kapı, güneyde Toplar kapısı, kıblede imaret kapısı, yine güneyde Emir Ahmet kapısı, kıblede Tekke kapısı.

Bu büyük yerleşkenin içinde 32 mahalle ve 53 cami vardır. Karaman şehrinin tamamı 7080 hane olup toprak damla örtülüdürler. 

Camilerin en fazla cemaate sahip olanı Mevlana’nın annesinin de metfun olduğu Bostancı camiidir. Burası Mevlana dergâhı olup kapı üstündeki tarihin de geçtiği kitabesi şudur:

Bu mübarek zaviyeyi inşa eden ariflerin kutbu, âşıkların sultanı, âlemlerin sultanı Mevlana Celalettin’in annesi Havva, Allah cc onun aziz ve mutlu sırrını kutsasın ki o Mahmut Ömer oğlu Halil oğlu Süleyman oğlu Seyfeddin’in kızıdır. Büyük sultan, evrene yansıyan, Allah’ın gölgesi, bütün milletlerin boyun eğdiği, Arap ve Acem sultanlarının tabi olduğu, asileri ve inatçıları ezen, kafirleri ve şirk erbabını öldüren Alaeddin Allah cc saltanat ve mülkünü daim eylesin. Tarihi: 27 Eylül 1370 
Yeni cami ile Hacı Beğler camiinin minaresi yoktur. Hacı oğlu camiinin de minaresi yoktur ve kıble kapısı üzerinde:

 
 
“Peygamber (sav) buyurdu ki: Kim Allah rızası için bir mescit inşa ederse Allah da ona cennette bir köşk inşa eder.” Hadis-i şerifi kitabede yer almaktadır.

Nuh Paşa Camii gayet müstesna bir sanat eseri olup en yüksek kubbesi Nil rengi kurşunla örtülüdür. Bu şehirde başka kurşunlu cami yoktur. Çok düzgün minaresinin başka yerlerde örneği yoktur. İçinde tatlı suyun aktığı bir de şadırvan vardır. Bütün cemaat burada abdest yenileyerek Allaha yaklaşırlar.

Bu camiin kapısının üzerinde:
Allah Teâlâ buyuruyor ki: “Bu apaçık bir kitaptır, size selam olsun, yaptığınız iyilikten dolayı sonsuza kadar cennete girin!” (Zümer 73)
(Bu kitabedeki “ve kitabin Mübin” bölümü Zümer 73’te değil Neml 1. ayettir.)

Görülmesi gerekli bu güzel camideki yukarıdaki kitabe Karahisarı resmiyle yaldızlı lacivert renktedir.  
Dikbasan camii minaresiz, Karabaş Camii minarelidir ve bir de tekkesi vardır. 
Orta hisarın Pazar kapısısın iç yüzünde minaresi bitmemiş yüksek kubbeli ve kiremitli Kadı Camii vardır. 
Kalenin Pazar kapısı üzerinde kûfi hatla   Kelime-i tevhit yazılıdır.

Keresteci Baba Camii de dâhil olmak üzere Karamandaki mihrapların sayısı 53 mescide ulaşmaktadır. Bunların hepsi aynı zamanda medresedir, Musa Bey medresesi ve diğerlerinde namazlar cemaatle kılınır. Bu medreselerin en muhteşem ve mamur olan Karaman oğlu İbrahim Bey medresesidir ki kapısının üzerinde tarihinin de bulunduğu şu kitabe vardır: 

Bu eseri, büyük sultan, azametli hakan, milletlerin boyun eğdiği, Arap ve Acem padişahlarının efendisi, adalet ve iyilik merasimlerinin tertipçisi, cömertlik kurallarının koyucusu, zındıkların, mülhitlerin, azgınların ve suçluların korkulu riyası, dünya ve dinin tacı merhum Karaman oğlu Mehmet bey oğlu İbrahim, Allah iktidarını kat kat artırsın. Bu mübarek hayrat ve imaret medresenin yapılış tarihi: 1426 (h 830)
Bu medresenin bir de minaresi mevcuttur. Gelene gidene yemek veren, konaklama sağlayan umumi bir imareti de vardır. 

Hz Mevlana’nın annesinin medresesi de gayet bakımlıdır, vakıfları ve öğrencileri fazladır, bu medresenin bir benzeri de Simav’daki Kızıl Medresedir. Ama bunun kapısı üzerindeki mermerleri ve süslemelerini anlatmaya kelimeler yetmez. Kapısı üzerinde Ayetelkürsi ve Esma-i Hüsna nakşedilmiştir. 

Müftü medresesinin kapısının üzerinde hayır sahibi ve banisi yazılıdır. 

Kas Arpa mahallesinde Şeyh Ali Sultan (boşluk) alt ve üst katında ellişer odaları vardır. Her biri bir bağ ve bahçe içinde inşa olunmuştur.

Bir Daru’l-Kurra ve iki (boşluk), üç imareti vardır. Bu imaretler Karamanoğlu, Valide-i Mevlana ve Karabaş tekkesi imaretleridir. 
Karamanın hanları minnete ihtiyaç duyurmayacak kadar çoktur. Hanlarının en genişi Çarşı hanı, Nuh Paşa hanı ve Alaeddin hanıdır. 
Şehirde altı hamam vardır. Suyu ve havası latif binası güzel ve temiz Nuh Paşanın yeni hamamı, Saki Çeşmesi Hamamı Karaman oğlunundur, Eski bir işçilik olduğundan yapısı sanat eseridir ve suyu ve havası hoş bir hamamdır. 
Karaman hocası Molla Fenari hazretlerinin Nazargâh Hamamına hasta giren şifa bularak çıkar. 

Karamanoğlu beylerinden Nasuh Bey Hamamı, Süleyman Bey Hamamı, Seyit Hoca Hamamı en ünlü, herkese hizmet veren hamamlardır. İnsanların ağızlarında yetmiş saray hamamı diye övülürler.

Karaman şehrinde toplam 23 çeşme vardır. Çarşı içindeki çeşmenin 1594 tarihli kitabesi şudur:

Ya rabbi amellerimizin mükâfatını bol eyle
Muhammed hoca bu yüksek çeşmeyi sebil eyledi
Gönül adamları toplanıp tarihini dediler 
Hayat çeşmesi midir yoksa Selsebil pınarı mı?

Karaman’ın dükkânları büyük bir cadde üzerinde dizilidir, sayıları 470 kadardır, ancak bedesteni yoktur. Bu dükkânlarda her türlü kıymetli ve çeşitli eşya bulunmaktadır.

Karaman (Larende) hava ve suyunun hoşluğundan dolayı erkek ve kadınları sevgi doludur. Bağ ve bahçeleri dünyayı tutmuştur. 
Bütün halk kırmızı boyalı kuzu kürkü giyerler, külahlarının üzerine Muhammedi sarık sararlar. Lehçeleri Türk dili olup adam gibi adam bir toplumdurlar. Ümmet-i Muhammedin iyilerinden çok veli-erişmiş kimseleri vardır.

Karamanda öyle gurbetçi severler vardır ki bu ayan ve eşraf hanedanları gece gündüz misafirsiz kalmazlar ve zayıflara ikram ederler. Sürekli kapıları açıktır. 
( بابنا مفتوح لمن دخل طعامنا حلال لمن اكل Kapımız girene açık, yemeğimiz yiyene helaldir.)

Kadınları sarı çizme giyip üzerlerine beyaz car bürünürler. Daima örtülü ve perdeli gezerler.

Bu Kadim Şehrin Ziyaret Yerleri Şunlardır:

el-Mevla Ahmet bin Mahmut Asem kadılığı bırakıp kıyıda iken doğum yeri olan Larende içinde    deyip kazaya rıza gösterip cennete kavuştu. Halen ziyaretgâhı herkesçe malumdur. 

Hazreti Mevlana’nın annesi, Karamanoğlu Gazi İbrahim Bey medresesinde metfundur. Şeyh Ali Sultan da medresesinde metfundur. Karabaş Sultan tekkesinde, Molla Fenari hazretleri Şam kapısında. Menar kitabı yazarı mezarı Halveti tarikatı Seyyid Yahya Şirvani tekkesinde metfundur. Yine o tekkede Mevlana Celaleddin Rumi mezarı ve yine o dergâhta hazreti Şeyh Nurullah-i Karamani mezarı, iç kale yakınında Akbıyık Sultan mezarı, Keresteci Baba camiinde Yunus Emre Hazretleri mezarı, Yunus Emre’nin Türkçe ve tasavvufi ilahi ve şiirleri herkesçe bilinmektedir. 

Bu sayılanlardan başka Karamanda daha binlerce veliyullah vardır. Bütün bu binlerce velinin eşiklerine yüzümü sürerek Allah’ın izniyle yardımlarını istedim. Bunların hepsini yazsam İmam-ı Şarani’nin Tabakat’ı gibi ciltler dolusu kitap ortaya çıkardı. 

Karaman şehrinde üç gün misafir olup mümkün olduğu kadar gezip seyrettikten sonra bütün dostlarla vedalaşıp Silifke tarafına devam ettik.”
(Evliya Çelebi Seyahatnamesi c 9 sh 312-314) 

EVLİYA ÇELEBİ KİMDİR?

Evliya Çelebi Seyahatnamesi 10 ciltte 4000 sayfadır ve yazarı üç kıtada yedi iklim, 257 şehir gezmiş ve anlatmıştır. Bu şehirler arasında 1671 yılında Antalya-Ermenek üzerinden geldiği Karaman da vardır. 

Aslen baba tarafından Kütahyalı olan Evliya Çelebi, 25 Mart 1611 yılında İstanbul’da doğdu. Babası, Seyahatname'nin bazı yerlerinde adı Derviş Mehmet Ağa-i Zılli şeklinde geçen Saray-ı Amire kuyumcubaşısı Derviş Mehmet Zıllî Efendi'dir. Annesinin ise Abaza asıllı olup 1. Ahmet zamanında saraya getirildiğini ve babası ile evlendirildiğini yazar.

Evliya Çelebi ilim, sanat ve müzik alanlarında iyi bir eğitim aldıktan sonra kendisi eserinde seyahatlerinin sebebini,1040 Muharreminin aşure gecesi (19 Ağustos 1630) gördüğü bir rüyaya bağlamaktadır. 

Buna göre İstanbul’da Yemiş iskelesi civarındaki Ahi Çelebi Camii'nde Hz. Peygamber'i kalabalık bir cemaatle birlikte görür, heyecana kapılıp Resul-i Ekrem'in elini öperken, "Şefaat ya Resülallah" diyecek yerde "Seyahat ya Reslallah" der. Hz. Peygamber tebessüm ederek şefaati, seyahati ve ziyareti ona müjdeler; cemaatte bulunan ashabın duasını alır.

Evliya adı muhtemelen hocası Evliya Mehmet Efendiden alan Evliya Çelebi kırk yıl sürecek seyahatine tavsiye üzerine İstanbul’dan başlar. O günün Osmanlı memleketlerini bugünün Kuzey Afrika, Doğu Avrupa ve başta Anadolu olmak üzere Asya’daki bütün İslam ülkelerini gezer.
Seyahatlerinde bazı savaşlara katılır, yerine göre isyancılarla tanışır, zaman zaman vergi görevlisi olur, elçilik kafileleriyle yolculuk yapar, olayları bizzat anında kaleme alır, hac farizasını da böyle uzun bir seyahat esnasında hac güzergâhını kullanarak ifa eder.

Evliya Çelebi hiç evlenmemiştir. Eserindeki bilgilerden iyi ata bindiği, iyi cirit oynadığı, gayet çevik ve hareketli bir insan olduğu, Herkesle iyi geçindiği, hoş sohbet, nüktedan olup katıldığı meclislerde sözünü dinlettiği anlaşılmaktadır. Hatta bazı duvarlara “Evliya Ruhiçün el-fatiha” yazacak kadar hoş hal bir zattır. 

Evliya Çelebi gezdiği ülkelerin ve iklimlerin konuşması, dili, giysileri ve adetleri hakkında geniş bilgiler vererek atalarımızın tanıtımında büyük bir vazife icra etmiştir. 

Bu durumu şahsen sadeleştirdiğim Ermenek, İlisıra (Yollarbaşı), Gaferiyat Kalesi (Kâzımkarabekir) ve Karaman (Larende) Kalesi bölümlerinde de okuyabilirsiniz. 

Hac yolculuğunu da içeren bu 9. ciltteki seyahat bölümünde İstanbul'dan Mekke ile Medine'ye kadar uzanan güzergâhta Batı ve Güney Anadolu ile Suriye şehirleri anlatılır. 

Bursa, İzmir ve Antalya’dan sonra Gazipaşa üzerinden Taşeli yaylalarına çıkan Evliya Çelebi Karaman ilimizin Sarıveliler, Ermenek ve Kâzımkarabekir güzergâhıyla merkez Karamanı da bu meyanda 9. ciltte anlatmış ve buradan Hacca yine seyahat ederek gitmiştir. 
9. ciltte gezdiği sırasıyla şehirler ve tarihleri,  Türk Tarih Kurumu verilerine göre şöyledir: Kütahya, Afyonkarahisar, Uşak, Manisa, İzmir, Aydın, Denizli, Muğla, Isparta, Antalya, Karaman, Adana, Maraş, Ayntab, Kilis, Halep, Şam, Trablus-şam, Lazkiye, Beyrut, Sayda, Kudüs 1671, Medine ve Mekke ise 1672’dir.  

Kendisi hakkında bilinenler genelde dünyaca ünlü dev eseri Evliya Çelebi Seyahatnamesinden esinlenerek elde dilen bilgilerdir. 
(Evliya Çelebi - DİA’dan faydalandım)

Mükremin Kızılca

Okunma : 12353
Foto galeri
KORKMAZLAR
guney sigorta
maboto
EKSPERTİZ
Gündem haberleri
Karaman'da mera kavgası 4 yaralı
18 Mayıs 2019 Okunma: 14823 Asayiş
Karaman'da gençlerin intihar girişimleri arttı
18 Mayıs 2019 Okunma: 14105 Asayiş
Eski muhtar bacanağını ve iki çocuğunu öldürdü
17 Mayıs 2019 Okunma: 9636 Asayiş
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın