Bir mektup ki.. | Karamandan.com - | Karaman Haber

Bir mektup ki.. | Karamandan.com - | Karaman Haber

08 Aralık 2019 Pazar
Bir mektup ki..

Kâmil UĞURLU

Ortanca oğlum, çocukluğundan beri farklı bir kişilikti. Aynı ana-baba, aynı yetişme ortamı, aynı iklim olmasına rağmen o, gerek ağabeyinden, gerekse küçüğünden daha farklı, daha hassas, olaylara farklı ve ilginç yönlerden yaklaşıp, ilginç yorumlar getiren bir yapıya sahipti. Çocukken böyleydi, şimdi otuz yaşına geldi, pırıltılı bir mimar, şehirci ve peyzaj mimarı oldu, baba oldu, hamdolsun aynı çizgiyi tâvizsiz devam ettiriyor.

Bunun için şükrediyorum.

Onu annesi, kardeşleri ve yeğeniyle, bir tatil döneminde Karadeniz’de gezintiye götürdüm. İki haftadan daha uzun bir geziydi ve biz çok keyifliydik. Tabiat olağanüstüydü. Hârikalar karşısında bizler, şaşkınlıklar ikliminde debelenirken Altay hep sâkin kaldı ve notlar aldı. Gezi boyunca bu durumunu hiç bozmadı.

Zaman zaman onu uyarmak durumunda kaldık ve bize uymasını istedik. Ama o tavrını değiştirmedi. Esasen tavrında, yani uyumunda bir sıkıntı yoktu. Söylenileni yapıyor, itiraz edeceği bir durum olunca itirazını bildiriyor, fakat biz ısrar edersek bize uyuyordu. Ama devamlı not alıyordu. Hemşin’de kurufasulye yerken de, Uzungöl’de yürürken de yazıyordu.

Ne yazıp, neleri tespit ettiğini elbette merak ediyorduk. Ama o çocuk değildi sanki, olgun bir erkek, olgun bir kişilikti ve biz ona “ne yazıyorsun?” demeye cesaret edemiyorduk.

Gezi, hamdolsun, sağ selâmet sona erdi. Ve Altay bize o notlar konusunda hiç ipucu vermedi.

Onun o olgun tavırları ve dengeli davranışları, giderek aramızdaki baba-oğul bağını geliştirdi, daha ötelere taşıdı ve o benim en yakın dostlarım arasına katıldı. Kişilikli bir meslektaşımdı ve arkadaşımdı. Onunla, bir çocukla konuşur gibi hiç konuşmadım.

Aradan yıllar geçti. Yani onun okul zamanları sona erdi ve hayata bir ucundan katkı sunma vakti geldi. Onlardan, yani ailemden uzakta olduğum ve onları özlediğim bir vakit, bir gün, bitmek bilmeyen bir gece oturdum, bu hârika dostuma mektup yazdım. Yazdıktan sonra iki defa okudum. Biraz vâsiyet tarzı üzere olmuş, fark ettim. İnsan sevdiklerinden ayrılınca, nereye giderse gitsin, gittiği yer gurbettir. Ve gurbet insana tuhaf düşünceler taşır, gönlünü yufkalaştırır ve onu garip kılar. Öyle bir hâlet içindeydim...

Yazdığım mektubu, değiştirmeden ona verdim. Okudu. Güldü. Ve konuşmadı. Fakat geçen zaman içinde onu, mektuptaki çizgiler içinde davrandığını pek çok defalar gördüm ve elbette mutlu oldum.

Yakın zamanda, bu mektubu tekrar okudum. Kanaatlerimde bir değişiklik oldu mu, diye kendime dürüstçe sordum. Hayır, o günkü düşüncelerimi bugün de aynen koruyorum.

Mektubu merak ederseniz, şöyleydi:

 

“Sevgili Yavrum,

Bu mektubu yazmakta belki acele ettim. Çünkü henüz çok gençsin. Fakat sana bunları söylemek istediğim vakit belki yanında olmayacağım. Onun için, sana o zaman söyleyeceklerimi, söylemek istediklerimi şimdiden yazıyorum.

Her şeyden evvel şunu bilmelisin ki; Hayatın, onu nasıl kurarsan öyle olacaktır. Baban olarak, hayatta yaptığım hataları sana anlatabilirdim, sakın sen­de bunları yapma diyebilirdim. Ama böyle yapmayacağım, seni etki altında bırakmayacağım. Kendi yolunu kendin hazırlamalısın.

Fakat buna rağmen bazı tecrübelerin, benim üzerimde bıraktığı bazı izlere değinmek isterim. Meselâ bütün dikkatini bir şeye vermesini öğrenmelisin. Ve buna hayatta, mümkün olduğu kadar erken başlamalısın. Dikkatini bir şeye vermek o şeyi tam anlamıyla öğreninceye kadar düşüncelerini oraya toplamak demektir. Eğer başaralı olmak istersen bu alışkanlığı edinmen şarttır.

Hayatta disiplinin anlamını erken öğren. Belki gelecekte bir askeri okula girersin. Veya en azından, Allah sağlık verirse bir gün mutlaka asker olacaksın. Askerlik yapacaksın. Kendi kendini disiplin altına almak, sert komutanla­rın elinde disipline girmekten çok daha kolaydır. Ve bunu yapmakla insan, eski söylenişiyle izzet-i nefsini, yeni söylenişiyle onurunu, gururunu korumuş olur. Onur, bir insan için o kadar önemlidir ki.

Kendi dilinde, yani Türkçe’de sınıfında ileri gelenlerden olmalısın. Düşün ki sabah gözünü açtığın andan itibaren yatıp uyuyuncaya kadar o dilde ko­nuşuyor, düşünüyor, yazıyorsun. Hayatta başarılı olmak için de dile hakim olmak, egemen olmak lâzımdır. Dilin düzgün olması da yeterli değil. Mükemmel olması lâ­zımdır. Ne kadar güç olursa olsun, bunu başarmaya çalış. Sana bunun için kolay bir yol göstereyim:

Her hafta, pazar günü gecesi, derslerini bitirdikten sonra bana veya annene ya da sevdiğin bir arkadaşına tek sayfalık bir mektup yaz. İstediğin ko­nuyu seç. Ve bunu, düşündüğün gibi, sade bir dille ve dürüstçe yaz. Anadilini iyi elde etmek için bunun büyük yardımı olacağına inanıyorum. Ve şuna içtenlikle inanıyorum ki kendi dilini iyi kullanmayan kişi ne doğru düşünüp doğru karar verebilir, ne kendisini doğru dürüst ifade edebilir, ne de bir başka dili kusur­suz öğrenebilir. Sözgelişi “ben İngilizce’yi Türkçe’den daha güzel konuşabiliyorum” diyen bir Türk, doğru söylemiyor, buna inan.

Dürüstlüğün gerçek anlamını idrak etmelisin. Hayatın her aşamasında dürüst bir karakter, nâmus ve doğruluk şarttır. Okul sıralarında, spor sahaların­da, evde, aile içinde, her yerde.

Hayatta herkesin yüzüne kızarmadan bakabilmesini erkenden öğren. An­cak, doğruluğuna ve namusuna kimsenin söz söyleyemeyeceğinden emin olursan bunu başarabilirsin.

Duruşuna dikkat et oğlum. Vücudunu ve özellikle başını dik tut. Bu ha­reket, göreceksin ki sana kişilik ve kendine güven kazandıracaktır. Omuzların dü­şer, başın eğilirse, kendine güvenin kalmaz.

Karar vermekte oyalanma. Bugün yapılacak işi yarına bırakmak, kendi kendine tembelliğini itiraf etmek demektir.

Herkese ve özellikle ailene karşı düşünceli ve nazik olman gerekti­ğini hatırla, annenin, benim ve öğretmenlerinin yaptığı fedakârlığı normal karşı­lama. Onların buna zaten mecbur olduğunu sakın düşünme. Senin için birçok fedakârlıklara katlanmışlardır. Onlara verebileceğin en güzel karşılık, seninle övü­nebilecekleri gibi hareket etmendir. Bu aslında zordur. Ama denemeye değer.

Hayatta en çok manevi cephene önem vermeye çalış, Allah ve Peygambe­rimize inan. İçine şüphe geldiği zaman, yıldızlı bir gece dışarıya çık ve gökyü­züne bak. Bu sonsuzluğu Allah’tan başka hiçbir kuvvet yaratamaz. Şimdi öğrencisin. Fakat buna rağmen hiç olmazsa Cuma namazlarına, imkânın ölçüsünde devam et. Bu senin Yaratan’a olan borçlarının, hiç olmazsa bir bölümünün ödenmesi demektir.

Sosyal hayatın senin için ne kadar büyük bir önemi var. Kızlardan hoşlanacaksın. Kızlar da senden hoşlanacaklar, bilhassa derslerinde ve sporda parlak başarıların olursa. Fakat sosyal hayatına ancak gerekli olduğu kadar de­ğer vermesini bil. Daima ayağın yerde olsun. Gerçekçi ol. Kendini gurura ve deği­şik havalara kaptırma.

Zaman zaman hayal kur. Kuvvetli hayalci olan hareketli bir zihnin ne­ kadar faydalı olduğunu henüz anlayamayacak kadar gençsin. Bugün modern imkânlar­dan hoşlanıyorsun. Çünkü, geçmiş yıllarda bazı kişiler sonunda olumlu fikirler doğuran hayallerini gerçekleştirmesini bildiler. Hayal kurarak.

Paranın kıymetini bilmelisin. Para önemlidir. Fakat ona gereğinden fazla önem verme. Onunla ihtiyaç duyduğun veya arzu ettiğin şeyleri alabilirsin. Fakat dostlarının saygı ve sevgisini kazanmanın yerini tutamaz. Hiç bir zaman. Parayı sana hizmet veren bir köle gibi gör. Sen ona köle olma.

İyimser ol oğlum. Eğer ona cepheden bakmasını bilirsen hayatı çok zevkli ve eğlenceli bulursun. O zaman dostların da seni neşeli ve sevimli bir insan olarak tanır ve seni severler. Seni bırakmazlar.

Vicdanını daima dinlemelisin. Çok şükür, Allah bize bir içgüdü vermiş ve iyiyi kötüden ayırabiliyoruz. Daima doğru yoldan gitmeye dikkat et. Kendine karşı duyacağın saygı ve doğru hareket ettiğini bilmek, sana dünyada her şeyden daha büyük huzur verecektir.

Bütün bunlar, sana biraz daha büyüdüğünde söylemek istediğim şeyler­di. Unut tuğum birçok önemli noktalar elbette var. Bu mektubu bir tarafa koy ve okulunu bitirinceye kadar, her ayın son günü bir defa oku. Bunu istemekteki ama­cım, içinde, 20-25 yaşına geldiğin zaman daha iyi anlayacağın şeyler bulunduğu içindir. Şimdi belki de dikkate bile almayacaksın. Ama gelecek hayatında etkili olacaklarından eminim.

Bu mektubu kendi hayatımı ve bazı yakınlarımın hayatını gözönüne alarak yazdım. Hayatının ve geleceğinin başarıya ulaşmasında az çok bir yardımı olursa huzurlu olacağım.

Sana sağlıklı ve başarılı uzun bir ömür dilerim.

Büyük bir sevgi ve şefkatle yavrum.

 

Baban

Okunma : 697