Allah'ın Partisi | Karamandan.com - Karaman Haber

Allah'ın Partisi | Karamandan.com - Karaman Haber

08 Ağustos 2020 Cumartesi
Allah'ın Partisi

Politika memleketimizde, hele seçim dönemlerinde, renkli yaşanır. İnsanlar heyecanlanır, kızar, küser, küfreder, dedi-kodu eder, ama politikadan hoşlanırlar. Dört-beş yılda bir evlere-dükkânlara köylere gelen renkli simalar onları eğlendirir. Sair zaman ulaşmak zor da olsa seçim döneminde her şey mümkün görünür. Vaadler, inanılmasa bile, dinlenir, gelen siyasetçi konukların gönlü hoş edilir. Yaşanılan hâdiseler, askerlik hâtıraları gibi uzun zaman unutulmayan anılar olarak anlatılır.

Başarılı ve sevilen bir meslek adamı, bir avukat olan Mehmet Ali Bey[1] milletvekilliği için aday oldu. Arkadaşlarıyla birlikte hazırlığını yaptı ve küçük gruplar olarak Maraş’ın yakın köylerini ziyârete başladılar. Her gittikleri köyde, daha çok ihtiyarların bulunduğu kahvehanelere uğradılar. Kim varsa, iki-üç kişi bile olsalar, bıkmadan usanmadan, düşüncelerini, nelerin yapılması gerektiğini anlattılar. Akşama denk gelen zamanlarda, işten dönen gençler de onları dinledi. Bazan tuhaf, adayları zorda bırakmak isteyen sorular da soruldu. Verilen cevaplar bazan takdir edildi, baş sallandı, bazan beğenilmedi.

Mehmet Ali Bey ve arkadaşları bir köye vardılar. Gündüz vaktiydi ve kahve ahalisi yaşlıydı. Selâm sabahtan sonar propaganda konuşmalarına başladılar. Adaylar torbalarında ne varsa onu sayıp-döktüler ve ihtiyarlar dinler gibi, dinlemez gibi, başları önde, öylece durdular. Konuşmalar bittikten sonra başka bir köy için ayağa kalktılar.

Yaşlılardan biri onlara sitem ederek seslendi:

- Seçim zamanı gelirsiniz, bir daha yüzünüzü göstermezsiniz. Şimdi telefonlarınızı falan bize verirsiniz, seçilir-seçilmez numaraları değiştirirsiniz. Hepiniz aynısınız, dedi.

Adaylardan biri öteki adaylar adına da konuştu:

- Bak amca, sana verdiğim bu telefon benim meslek hayatımda da konuştuğum numaradır. Sabah dokuzda açarım onu, gece oniki odlumu da kapatırım. Bu hep böyle olmuştur, böyle olmaya da devam edecektir.

Milletvekili adayını dinleyen ihtiyar:

- Eh, hadi bakalım, göreceğiz, dedi, gülüştüler.

Seçim yapıldı. Adaylardan Mehmet Ali Bey ile iki arkadaşı o seçimde Maraş milletvekili oldular ve Ankara’ya gittiler.

Aradan bir yıla yakın zaman geçti ve milletvekilinin gece yarısı telefonu çaldı. Her zaman olan bir durumdu. Telefona cevap verdi. Karşıdaki adam tanıdık bir ses değildi. Bu da olağan bir şeydi.

Adam kendini tanıttı. “Hani siz falan ayda, seçim öncesi falan köye gelmiştiniz, ben o köyden Ahmet Ağayım”

Mehmet Ali Bey,

- Eyvallah, hatırlamadım ama, buyur, sana nasıl yardımcı olayım, diye sordu.

Adam,

- Yok vekilim, hamdolsun bir şikâyetim, bir ricam yok. amma seni sınamak istedim. Bakalım ne kadar ciddisin sözünü ne miktar tutuyorsun, bilmek istedim. Sen, telefonunu dokuzda açıp, onikide kapattığını söyledin. Acaba böyle mi, bilmek istedim, hepsi bu.. dedi ve selâmlarla telefonu kapattı.

Milletvekili saate baktı. Gece yarısı, onikiye beş vardı.

Birinci imtihanı geçmişti.

*    *    *

Sezal ailesi, Ali ve Orhan Sezal kardeşler, Maraş siyasetinde uzun süre etkin oldular ve iyi izler bıraktılar. Orhan Bey milletvekili, Ali Bey belediye başkanı olarak Maraş siyasî tarihinde yer aldılar.

Bir seçim öncesi, Orhan Sezal ve arkadaşları partilerinin adına hızlı bir çalışma yaptılar. Her şeyin tamam olduğunu düşünüp rahatladılar. Muhafazakâr kanadı temsil eden partiler Maraş’ta iki veya üç vekil çıkarıyor idiler. Sosyal demokratlar da iki veya üç sayısında kalıyordular ve bu durum artık alışılmış bir durum oluyordu, şaşırtıcı olmuyordu. Bazan biri, bazan diğeri bir eksik veya fazla alıyordu. Fakat bu seçimde tercih sistemi denilen yeni bir sistem uygulanacaktı. Seçmen, listedeki isimlerden istediklerini işaret edecek, onlar vekil olabileceklerdi.

Seçim başladı. Buralarda o zamanlar her şeye rağmen aşiret sistemi etkisini devam ettiriyordu. Ve onlar birbirini takibeden şekilde davranıyorlardı. Bu seçimde de öyle yaptılar. Daha önce anlaştılar. Sandığa ilk giden, oy kabinine ilk giren, uzun aday listesini cebine yerleştirdi ve boş zarfı sandığa attı. Dışarıda bekleyen arkadaşına boş olan listeyi verdi. Onu istedikleri şekilde hazırlayıp, işaretleyip ceplerine koydular, kabinde bunu mühürleyip zarfa koydular, kendilerine verilen listeyi boş olarak ceplerine koyup dışarıya çıktılar.

Durum böyle devam etti. Ve bütün tahmin hesapları alt-üst oldu. Onların destekledikleri isimler seçildi. Orhan Bey ve arkadaşları kenarda kaldılar. Onlar bu durumu hesap edememişlerdi.

Sonra bu sistem değiştirildi, ama epey sonra.

Atı alan menziline ulaştı.

*    *    *

Yine bir seçim dönemi o zamanlar siyaset hayatında önemli olan iki partinin, Adalet Partisinin (AP) ve Cumhuriyet Halk Partisinin (CHP) rekâbeti olarak devam ediyordu. Diğer partiler de sahada idiler ama bu iki grup tam bir çekişme halindeydiler Maraş’ta.

Adalet Partili adaylar ve partililer köyün birine vardılar. Milleti kahveye doldurup onlara uzun uzun partilerini ve kendilerini ve programlarını anlattılar. Sonra şöyle dediler:

- Arkadaşlar, siz bizim partinin asıl adının ne olduğunu biliyor musunuz? A ve P. Bu ne demek? Allah’ın Partisi. Ama kanunlar bunun böyle açıkça yazılmasını yasaklıyor. Bu yüzden, yani mevzuata uygun olmadığından biz de mecburen bu iki kelimenin baş harfleriyle faaliyetimize devam ediyoruz. Vaziyeti böyle değerlendirin.

Köylüler bu son açıklamayı daha önce söylenenlerin hepsinden etkili buldular. Daha fazla konuşturmadılar, onlara söz verdiler ve selâmlarla uğurladılar.

Bir gün sonra diğer partinin propaganda heyeti aynı köye geldi. Yine aynı kahveye uğradılar. Çünkü köyde tek kahvehane vardı. Oturdular ve çayları söylediler.

Köylüler onlara ilgi göstermediler:

- Buyurun, ne söyleyecekseniz söyleyin, ama biz bir partiye söz verdik. Oyumuzu onlara vereceğiz, dediler.

CHP’liler şaşırdılar:

- Kime söz verdiniz? Hangi partiye söz verdiniz?

Onlar da “Allah’ın Partisine” oy vereceğiz, dediler. CHP’lilerin şaşkınlıkları iyice arttı:

- Öyle bir parti yok ki memlekette dediler.

Köylüler:

- Olmaz olur mu, işte kağıtları dediler ve daha önceki partinin kitapçıklarını, kağıtlarını gösterdiler.

- “Bakın, bu A, Allah demek, bu da Partisi. Gördünüz mü? Biz Allah’ın Partisinden yana oy kullanacağız” dediler. “Kanunlar müsait olmadığı için böyle kullanıyorlarmış harfleri” dediler.

CHP’li adaylardan cin gibi bir eski bürokrat itiraz edip ortalığı bulandırmamak için meseleye güzel bir elbise giydirdi, köylülere:

- Haklısınız, dedi. Biz de aynı durumdan müştekiyiz. Bizim de adımız aslında Cenab’ı Hakkın Partisi. Ama mevzuat, işte. İzin verilmiyor. Biz de şimdiki gibi bu adın altında faaliyetimizi sürdürüyoruz.

Bu defa şaşırma sırası köylülere geldi. “Allah Allah” dediler, başlarını salladılar.

Seçim yapıldı bitti. Oylar sayıldı. Allah’ın Paritsi ile Cenab’ı Hakkın Partisi birbirine yakın oy aldılar.

Kâmil Uğurlu


[1] Maraş Milletvekili Mehmet Ali Bulut

Düzenleme : 02 Temmuz 2020 15:48 Okunma : 6927