Karamandan.com

Karamandan.com

26 Mayıs 2020 Salı
Mustafa Kemal Atatürk kimdir?
Karaman'ın Kızıllar aşiretinden olan Atatürk'ün adı, Karamanda cadde, mahalle, sokak, bulvar, okul gibi bir çok yerde yaşatılmaktadır.
Kategori : Kim Kimdir
14 Kasım 2019 08:31
 
Mustafa Kemal Atatürk kimdir?

Karaman'ın Kızıllar aşiretinden olan Atatürk'ün adı, Karamanda cadde, mahalle, sokak, bulvar, okul gibi bir çok yerde yaşatılmaktadır.

1881 yılında bir liman kenti olan Selanik'in Koca Kasım Mahallesi'nde doğmuştur. Annesi Zübeyde Hanım, babası Karaman'dan Makedonya'ya oradan da Selanik'e göç etmiş bir aileden gelen Ali Rıza Bey'dir.

Babası Ali Rıza Bey, beşikten düşürerek ölümüne neden olduğu kardeşinin ismini oğlu Mustafa'ya vermiştir. Kemal ismini ise okulda bulunan Matematik öğretmeni vermiştir. Mustafa Kemal daha çocukken babasını kaybetmiş bu nedenle tüm bakımını annesi Zübeyde Hanım üstlenmiştir.

Zübeyde Hanım eşini kaybettikten sonra kardeşinin yanına gitmiş, küçük Mustafa bu süreçte dayısının tarlalarına bakmış, tarlaları kargalardan korumak için stratejiler belirlemiştir. Bu stratejiler onun gelecekte askerlik yönünün güçlenmesini sağlamıştır.

İlk eğitimini Mahalle Mektebinde ve Şemsi Efendi Ortaokulunda almıştır. Ortaokul eğitimini ise önce Selanik Mülkiyesinde ardından da Askeri Rüştiyesinde almıştır. Ortaokulu bitirdikten sonra Selanik Askeri İdadisini bitirmiştir. Ardından da Harp Okulunu ve Harp Akade-misini başarıyla bitirmiştir. Mustafa Kemal'in Harp Okulu'ndaki numarası 1283'tür. Günümüzde Harp okullarının diploma törenlerinde 1283 denildiğinde tüm subayların "İçimizde" diye karşılık vermesinin sebebi budur.

Mustafa Kemal'i tarih sahnesine çıkaran önemli olayların başında; İstanbul'da başlayan Meşrutiyet yönetimine karşı yapılan 31 Mart Ayak-lanması ve bu ayaklanmanın bastırılması için Selanik'ten İstanbul'a hareket eden, komutanlığını Mahmut Şevket Paşa'nın yaptığı, Mustafa Kemal'in de Kurmay Yüzbaşı olarak görev aldığı hareket ordusu gelir. Bu ordu İstanbul'da ayaklanmayı bastırmıştır. 31 Mart Ayaklanması'nın sonucunda II. Abdülhamit tahttan indirilmiş, yerine Mehmet Reşat tahta çıkarılmıştır. 1909'dan 1918'e kadar Osmanlı Devleti'nin fiilen yönetiminde bulunan İttihat ve Terakki'nin egemenliği de bu şekilde başlamıştır. 1910 yılında Mustafa Kemal Fransa'ya gönderildi. Picardie Manevraları'na katıldı. Buradan döndükten sonra da Erkan-ı Harbiye'de göreve başladı.

Avrupa'da Pazar ve ham madde arayışlarının şiddetlendiği bir süreçte İtalya Osmanlı Devleti'nin Kuzey Afrika'daki son toprağı olan Trablusgarp'a saldırdı. Mustafa Kemal bu süreçte Trablusgarp'taki savaşa dahil olmak için yola çıktı. Trablusgarp'la Osmanlı Devleti'nin kara bağlantısı olmadığından gazetecilik kimliğine bürünerek "Mustafa Şerif" ismiyle sahte pasaport çıkartmış ve çok zorlu bir yolculuk yapa¬rak Trablusgarp'a gitmiştir. Mustafa Kemal Derbe ve Tobruk'ta, Enver Paşa da Bingazi'de İtalyanlara karşı başarılar elde ettiler. Savaş devam ederken Osmanlı Devleti için hayati öneme sahip Balkan topraklarında başını Rusya'nın çektiği Balkan Savaşları patlak verdi. Bu nedenle Mustafa Kemal Balkan Savaşları'na dahil oldu ve başarılı hizmetlerde bulundu. Özellikle Edirne'nin geri alınmasında önemli görevler üstlendi.

1914 yılı dünya tarihi açısından büyük kırılmaların yaşandığı bir yıl olmuştur. Bu süreçte "Düvel-i Muazzama" diye kabul edilen Avrupalı devletler büyük bir savaşın eşiğine gelmişlerdir. Almanlar ve İtalyanlar, milli birliklerini geç tamamladıkları için sömürge yarışında İngil-tere ve Fransa'nın gerisinde kalmışlardı. Özellikle Almanlar dengeleri kendi lehine çevirebilmek için tüm Avrupa'yı birbirine katacak büyük savaşın hazırlıklarını yapmışlardır. İngiltere, Fransa ve Rusya; başını Almanların çektiği İtalya ve Avusturya- Macaristan ittifakına karşı ted-birlerini almış ve savaşın başlamasını bekliyorlardır. Avusturya-Macaristan Veliahtı Ferdinand'ın bir Sırp milliyetçisi tarafından Bosna gezisi sırasında suikast sonucu öldürülmesiyle beklenen savaş başladı. İlk başta Osmanlı İmparatorluğu tarafsız kalmıştır. Daha sonra Osmanlı İmparatorluğu, kendilerine sığınan ve sonra da tarafsız kalmak için sa-tın aldıkları iki Alman zırhlısının (Goben-Yavuz, Breslau-Midilli) Karadeniz kıyısındaki Rus limanları olan Odessa ve Sivastapol'u bombala-ması ile kendini I. Dünya Savaşı'nın içinde bulmuştur.

Dünyayı yakıp yıkan bu savaşta Mustafa Kemal'in savaştığı ilk cephe, savaşın gidişatına ciddi etkisi olan Çanakkale Cephesi olmuştur. İngiltere ve Fransa savaşı erken bitirmek için donanmalarını Akdeniz'de birleştirmiştir. Böylece önce İstanbul'u ele geçirerek Osmanlı'yı saf dışı bırakacak ve ardından da Almanlarla savaşan Ruslara yardım edecektir. Almanlar yenilecek, böylece savaşı çok kısa sürede bitireceklerdir. Bu ölümcül plan 18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Savaşları'yla sekteye uğramış, ardından da denizden İstanbul'a ulaşamayacaklarını anlayan İngiltere ve Fransa kara savaşlarını başlatarak Gelibolu'ya çıkarma yapmıştır. Bu süreçte Mustafa Kemal; Arıburnu, Conk Bayırı ve Kireçtepe'de göğüs göğüse yapılan savaşta düşmanın yenilgiye uğratılma-sında etkin rol oynamıştır. Askeri teçhizat ve lojistik anlamda çok geri olan Osmanlı ordusunu sevk ve idare etmiş ve yine bu muharebelerde "Ben size taaruzu değil, ölmeyi emrediyorum!" diyerek İngiltere ve Fransa'nın planlarını boşa çıkarmıştır.

Mustafa Kemal Çanakkale Cephesi'nin kapanmasından sonra Kafkas Cephesi'ne dahil olmuştur. Burada Rusların elindeki Muş ve Bitlis'i geri almış ardından da Suriye Cephesi'ne dahil olarak Halep'teki İngiliz ilerleyişine karşı mücadele etmiştir. 30 Ekim 1918'de Limni Adası'nın Mondros Limanı'nda imzalanan Mondros Mütarekesi'yle Osmanlı Devleti savaşı kaybettiğini kabul etmiş, ordularını terhis etmiştir. Limanlarını, donanmalarını, tersanelerini, demir ve kara yollarını İtilaf Devletleri'ne bırakmıştır. Mütareke'yle birlikte Mustafa Kemal Suriye'den İstanbul'a geri dönmüştür. Geri döndükten sonra da emri altındaki Yıldırım Orduları'nın silahlarını halka dağıttırmıştır. Bu silahlar, Kurtuluş Savaşı'nın Güney Cephesi'nde Fransızlara karşı halkın dire¬nişini kolaylaştırmıştır.

Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan sonra İtilaf Devletleri'nin Osmanlı topraklarına saldırması üzerine Mustafa Kemal, 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkarak Kurtuluş Savaşı'nı fiilen başlatmıştır. Samsun'dan sonra Havza'ya geçerek Havza Genelgesi'ni yayınlatmıştır. Buna göre milli bilincin uyandırılması için Anadolu'nun her yerinde işgallere karşı halkın protesto gösterileri yapmasını istemiştir. Havza'dan sonra Amasya'ya geçmiştir. Kurtuluş Savaşı için hayati öneme sahip olan ve Kurtuluş Savaşı'nın amacını, yöntemini, gerekçesini belirten Amasya Genelgesi'ni yayınlatmıştır. Amasya Genelge-si'nin yayınlanmasında Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Refet Bele, Ali Fuat Cebesoy büyük katkı sağlamışlardır.

İhtilal beyannamesi özelliği taşıyan bu belgenin milli bir sır olarak kalması gerekirken, gerek İstanbul Hükümeti gerekse İşgalci Devletler olaydan haberdar olmuşlardır. Bunun üzerine İstanbul Hükümeti Mustafa Kemal'i geri çağırmıştır. Mustafa Kemal kurtuluşun İstanbul'da değil Anadolu'da olduğunun farkındaydı. İstanbul Hükümeti'nin geri dön çağrısını kabul etmeyerek çok sevdiği askerlik görevinden 7 Temmuz'u 8 Temmuz'a bağlayan gece istifa etmiştir. Damat Ferit'in başkanlığını yaptığı İstanbul Hükümeti Mustafa Kemal için tutuklama kararı çıkarmıştır. Böyle bir süreçte 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Mustafa Kemal'i Erzurum'a "Paşam ordularımla beraber emrinizdeyim!" diyerek davet etmiştir.

Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ve Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin başı çektiği cemiyetler Erzurum Kongresi'nin toplanmasına zemin hazırladılar. Mustafa Kemal Kongre Başkanı oldu. Toplanma biçimi bakımından bölgesel olan bu kongrede çok ciddi ulu-sal içerikli kararlar alınmıştır. Buna göre manda ve himayenin kabul edilemeyeceği, milli sınırlar içerisinde vatanın bir bütün olduğu, gölge bir hükümet statüsü olan temsil heyetinin kurulması gerektiği gibi kararlar alınmıştır. Erzurum Kongresi'nden sonra İstanbul Hükümeti Mustafa Kemal üzerindeki baskısını arttırmıştır. Mustafa Kemal bu baskıya karşılık Anadolu da milli örgütlenmenin hızlanmasını sağlayacak çalışmaları arttırmıştır.

Bölgesel kurtuluşun çare olamayacağını, istiklalin ancak ve ancak tüm ulusun güçlerinin birleşmesiyle gerçekleşeceğine inanan Mustafa Kemal; Sivas'ta ulusal bir kongre düzenlenmesini amaçlamaktaydı. İstanbul Hükümeti de bu kongrenin düzenlenmemesi için Elazığ valisi Ali Galip'i görevlendirmiştir. Ali Galip, kongrenin düzenlenmesini engelleyemedi. Buna rağmen kongre öncesi bazı heyet üyelerinin Ame-rikan mandacılığını istemesi ve aynı zamanda başkanın kim olacağına dair soru işaretlerinin oluşması, kongrenin sancılı başlamasına neden olmuştur. Mustafa Kemal inisiyatifi ele alarak kongre başkanı olmuş, manda ve himayeyi kesin olarak reddetmiştir.

Bölgesel olan tüm cemiyetleri Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti çatısı altında birleştirmiştir. Sivas Kongresi İstanbul'da da büyük yankı uyandırmış ve İstanbul'da Milli Mücadele karşıtı olan Damat Ferit Paşa Hükümeti istifa etmiştir. Yerine Damat Ferit'e göre Milli Mücadele'ye daha müspet bakan Ali Rıza Paşa Hükümeti kurulmuştur. AIi Rıza Paşa, " Temsil Heyeti Başkanlığı" unvanını kul-lanan Mustafa Kemal'e Salih Paşa'yı göndermiştir. Amasya'da yapılan bu görüşmeyle İstanbul hükümeti Mustafa Kemal'in başkanlığını yaptığı Temsil Heyeti'ni tanımıştır. Bu görüşme sonucunda Mustafa Kemal'in şerh düşmesine rağmen meclisin İstanbul'da açılmasına karar verilmiştir. İstanbul'da açılan ve "Misak-ı Milli Kararları"nı alan bu meclis, Mustafa Kemal'in şerhlerini haklı çıkarırcasına itilaf Devletleri tarafından basılmış, mebuslar tutuklanmış, İstanbul resmen işgal edilmiştir. Bu olaylar üzerine Ankara'da bulunan Mustafa Kemal 23 Nisan 1920'de "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!" diyerek Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açmıştır.

Gazi unvanını da alacak olan Mustafa Kemal, bu Meclis'le beraber olağanüstü yetkiler kullanıp Kurtuluş Savaşı'nı yönetmiştir. Anadolu coğrafyasını paramparça eden Sevr taslağını reddetmiş, bundan dolayı Mustafa Kemal önderliğinde Düvel-i Muazzama ve onun desteği¬ni alan Yunanistan'a ve Ermenistan'a karşı bağımsızlık mücadelesini yürütmüştür. I. İnönü ve II. İnönü Savaşları'yla özgüveni artan Meclis, Eskişehir-Kütahya Muharebeleri'yle Sakarya Irmağı'nın doğusuna çekilmiş ve Mustafa Kemal'e eleştiriler artmıştı. Bunun üzerine Mustafa Kemal Meclis'te yaptığı konuşmayla, Meclis'ten "Başkomutanlık" yetkisini istemiştir. Meclis de Mustafa Kemal'e bu unvanı vermiştir. Mustafa Kemal "Milli Yükümlülükler" adı verilen yasa ile tüm ulusu orduya destek olmaya davet etmiş, aynı zamanda da ordunun başına geçerek Yunan saldırısını bertaraf etmek istemiştir.

Dünya tarihinin en uzun meydan savaşlarından biri olarak kabul edilen 22 gün ve 22 gece süren bu muharebelerde Türk ordusunu sahte ricat planıyla Yunanlıları kendi üzerine çekmiştir. Ardından Mustafa Kemal'in "Hattı müdafaa yoktur, Sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır!" diyerek Yunan ordularının taarruz gücünü kırmış, onlara çok ağır bir zayiat vermiştir. "Subay Savaşı" diye de bilinen bu muharebede kaburgası kırılan Mustafa Kemal'e Meclis tarafından "Mareşal"likle birlikte "Gazi" unvanını da verilmiştir. Sakarya Savaşı bir çok emperyalist planı durdurmakla beraber 1683'ten beri sürekli savunma savaşı yapan Türk ordusuna taarruz imkanı da vermiştir.

Mustafa Kemal emperyalizme ve o emperyalizmin Anadolu'ya uzanan eli olan Yunanlılara ölümcül darbeyi vurmak için taarruz hazırlıklarına başladı. 26 Ağustos 1922'de Türk ordusu Yunan ordusuna karşı taarruza geçti. 30 Ağustos'ta Yunan ordusu ağır bir yenilgiye uğradı. Tüm hatları yarılan, emir komutası bozulan Yunan ordusu büyük bir hen¬game ile geri çekilmeye başladı. Mustafa Kemal "Ordular ilk hedefiniz Akdeniz ileri!" diyerek Yunan ordusunu İzmir'e kadar kovalamış, 9 Eylül'de İzmir'in kurtuluşuyla beraber, Kurtuluş Savaşı'nın askeri safhası sona ermiştir.

Mudanya Ateşkes Antlaşması'yla İtilaf Devletleri İstanbul'u Ankara Hükümeti'ne bırakmıştır. Bu olay Osmanlı Devleti'nin hukuken sona erdiğinin göstergesiydi. Kurtuluş Savaşı'nın askeri safhasının tamamlanmasıyla beraber Mustafa Kemal inkılapçı yönünü de ortaya çıkarmaya başlamıştır. Daha bir barış antlaşması imzalanmadan olası tehlikeleri bertaraf etmek için 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldırmıştır. Bu süreçte halifeliğe dokunmamıştır. Bunun nedeni inkılapların tedrici olarak yapılmasını ve şartların olgunlaşmasını beklemek istemesiydi.

Oldukça uzun ve meşakkatli görüşmelerin gerçekleşeceği Lozan Görüşmeleri'nde İsmet İnönü'yü görevlendirmiş ve ona kapitülasyonlar, Misak-ı Milli gibi konularda asla taviz verilmemesi gerektiğini söylemiştir. Lozan Antlaşması, tarihten gelen yüzlerce yıllık sorunların belli bir karara bağlanması açısından önemli bir antlaşmadır. Lozan'da Türk tarafının aleyhine sonuçlanan Boğazlar Meselesi Montrö antlaşmasıyla, Hatay meselesi de Mustafa Kemal'in ölümünden sonra Hatay'ın ana vatana katılmasıyla olumlu sonuçlanmıştır. Musul Meselesi ise Şeyh Sait Ayaklanması'nın çıkması sebebiyle Türk Devleti'nin aleyhine sonuçlanmıştır.

1923-1938 yılları arasında 15 yıl boyunca Türk tarihi açısından önemi büyük olan birçok konuda kararlar alınmış, alınan bu kararlar Türk Tarihi'nin gidişatında kalıcı izler bırakmıştır. 1922'de saltanatı kaldırmış ve 1923'te Cumhuriyet'i ilan etmiştir. 3 Mart 1924'te ise halifelik kaldırılmıştır.

Bu inkılapla beraber eğitim-öğretim birliğini sağlamıştır. Medreseleri kapatmış, Şeriyye ve Evkaf Vekaleti'ni kaldırmış, Diyanet İşleri Başkanlığı'nı kurmuştur. Akabinde Tekke ve Zaviyeleri kapatmış, kılık kıyafet yasasıyla dini kıyafetlerin giyilmesini sınırlanmıştır. Ezanı Türkçeye çevirmiş, resmi tatili Cuma'dan Pazar'a alınmıştır. Latin Alfabesi'ne geçilmiş, 1928 yılında Anayasa'da yazılı "Devletin dini İslamdır." ifadesini kaldırmıştır. 1937'de ise Anayasa'ya "laiklik" ilkesini ekleyerek kurmuş olduğu yeni Türk Devleti'ni Batı dünyasına entegre etmeye çalışmıştır. Sosyal, kültürel ve siyasal alanlarda da seküler dünya görüşünü benimsemiş; devlet yönetiminde teokratik yapılanmayı reddetmiştir.

"Soyadı Kanunu" ile Mustafa Kemal'e "Atatürk" soyadı verilmiştir. 15 yıllık Cumhurbaşkanlığı sürecinde eğitim faaliyetlerine, sanayileşme ve modernleşmeye yönelik çok ciddi çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmalar kimi zaman toplumun bazı kesimlerinde rahatsızlık meydana getirmiştir. Şeyh Sait İsyanı, Menemen Olayı gibi birtakım isyanlar görülmüştür.

Siyasal alanda çok partili hayatı benimsemesine rağmen kendi döneminde çok partili hayata geçiş denemeleri (Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Serbest Cumhuriyet Fırkası) başarıya ulaşmamıştır. Kurtuluş Savaşı'nın hemen akabinde bazı generaller ile inkılapların yapılış biçimleriyle alakalı gerilim yaşanmış ve bu süreçte Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele gibi arkadaşlarıyla ile arası açılmıştır.

1937 yılında Dersim Olayları ve ekonomik gelişmelerde yaşanan olumsuz süreç İsmet İnönü'yle de tartışma yaşamasına neden olmuştur. İsmet İnönü'yü başbakanlıktan azlederek Celal Bayar'ı başbakan olarak atamıştır.

Mustafa Kemal 10 Kasım 1938'de Dolmabahçe Sarayı'nda 09.05'te hayatını kaybetmiştir.

Who is atatürk, who is Mustafa Kemal

Okunma : 7656
seç
karaman


atsepete
guney sigorta
EKSPERTİZ
Gündem haberleri
Karaman sessizliğe büründü
23 Mayıs 2020 Okunma: 9675 Gündem
Karaman'da hastaneden kaçan korona şüphelisi aranıyor
24 Mayıs 2020 Okunma: 8227 Asayiş
Karaman Sokakları boş kaldı!
23 Mayıs 2020 Okunma: 5680 Gündem
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın