Karamandan.com

Karamandan.com

26 Mayıs 2020 Salı
Mevlana Celaleddin-i Rumi Kimdir?
Annesi Mümine Hatun’u Karaman’da medfun bırakan Mevlana Celaleddin-i Rumi Karaman denilince ilk akla gelen şahsiyetlerden biridir.
Kategori : Kim Kimdir
08 Ekim 2019 08:27
 
Mevlana Celaleddin-i Rumi Kimdir?

Annesi Mümine Hatun’u Karaman’da medfun bırakan Mevlana Celaleddin-i Rumi Karaman denilince ilk akla gelen şahsiyetlerden biridir.

Mutasavvıf, mütefekkir, şair (D. 30 Eylül 1207, Belh/Afganistan- Ö. 17 Aralık 1273, Konya)

Asıl adı Muhammed b. Hüseyin el- Belhi’dir. Lakabı Celaleddin’dir. Mevlana adı ‘efendimiz’ anlamında, Rumi adı ise Diyar-ı Rum (Rum memleketi) denilen Anadolu’nun vilayeti olan Konya’da uzun müddet oturmasından dolayı verilmiştir.

Eflaki’ye göre asil bir aileye mensup olan Mevlana’nın annesi Belh Emiri Rükneddin’’in kızı Mümine Hatun, babaannesi Harzemşahlar (1157 Doğu Türk Hakanlığı) hanedanından Türk prensesi Melike-i Cihan Emetullah Sultan’dır. Babası Sultanü’l Ulema (Alimlerin Sultanı) unvanı ile tanınmış, Muhammed Bahaeddin Veled, büyükbabası Ahmet Hatib oğlu Hüseyin Hatibi’dir.

Yine Eflaki’ye göre; Sultanü’l Ulema’nın Moğol istilası nedeniyle sırasıyla Şam’a, Hicaz’a ve Anadolu’ya göç ettiğini söylese de Rumi Mevlevihane’ne göre esasen Harzemşah katında saygı gören bu aileyi çekemeyen Fahreddin-i Razi, Bahaeddin Veled’in açıkça kendi aleyhine tavır almasına çok içerlediğinden onu Harzemşah’a gammazladı.

Bahaeddin Veled’in de gönlü Harzemşah’tan incindi ve Belh’i terk etti. Böylece Bağdat, Kufe, Kabe, Şam, Malatya, Erzincan, Karaman’a gittikten sonra Konya’ya yerleştiler. Karaman’da bulundukları 1225 tarihinde Mevlana babasının isteği ile itibarlı,asil bir zat olan Semerkant’lı hoca Şerafeddin Lala’nın kızı Gevher Banu ile evlendi.

Bahaeddin Veled, Mevlana’nın ilk mürşididir. 24 Şubat 1231 tarihinde ebedi aleme göç edince Mevlana bir yıl mürşidsiz kaldı. 1232 yılında babasının değerli halifesi Seyyid Burhaneddin-i Muhakkık-ı Tirmizi’nin Konya’ya gelmesi ile onun manevi terbiyesi altına girdi.

Mevlana yüksek ilimlerde daha da derinleşmek için Seyyid Burhaneddin’in izniyle Haleb’e gitti. Halavviye Medresesi’nde fıkıh, tefsir ve usul ilimlerinde üstün bir alim olan Adim oğlu Kemaleddin’den ders aldı. Halep’teki tahsilini bitirdikten sonra Şam’a geçti. İlmi incelemeler yaptıktan sonra dört yıl kaldı. Bu sürede Şam’daki alimlerle tanışıp onlarla sohbet etti.

Eflaki’ye göre Mevlana, Şam’da Şemseddin-i Tebrizi ile görüşmüştür; fakat bu görüşme kısa bir müddetti. Dönemin pirleri tarafından ‘Tebrizli Kamil’ olarak isimlendirilen ve birçok yer dolaştığı için ‘Şemsi Parende’ (uçan Şems) diye adlandırılan bu zat kendisinin sözlerinden derlenen Makalat adlı adlı eserde; ‘Beni velilerinle tanıştır’ diye dua etmesi üzerine rüyasında ‘Seni bir veliye yoldaş edelim’ denildiği rivayet edilir. Yedi yıl süren Halep ve Şam seyahatinden sonra Konya’ya dönen Mevlana irşad ve tedris (öğretim) makamına geçti.

1244 yılında Şems-i Tebrizi’nin Konya’ya gelişi Mevlana’nın hayatında dönüm noktası oldu. Mevlana gönlündeki Allah aşkını Şems’te yaşattı. Tasavvuf alanında bilmek ihtiyacını duyduğu yeni bilgileri öğrenmek için zamanının tümünü Şems’le sohbete ayıran Mevlana halka verdiği ders ve vaazları bıraktı. Bu iki ilahi dostun sohbetlerindeki mukaddes sırrı idrakten aciz olanlar ileri geri konuşmaya başladılar. Neticede Şems incindi ve Şam’a gitti.

Menakıbü’l arifin adlı eserde Şems’i hiçbir yerde bulamayan Mevlana’nın kırk gün sonra başına beyaz sarık yerine duman renkli bir sarık sardığını, Yemen ve Hint kumaşından bir fereci yaptırdığını ve ömrünün sonuna kadar bu kıyafeti kullanıdığı söylenir.

Şems’in ayrılığından derin bir ızdıraba düşen Mevlana manzum olarak yazdığı mektubu Sultan Veled’in başkanlığındaki kafileyle Şam’a, Şems’e gönderdi. Sultan Veled mektubu hediyelerle birlikte Şems’e sundu. Şems 1247 yılında davete icabet ederek Konya’ya döndü.
Şems’in Konya’ya geri gelmesine herkes sevindi. Fakat huzurla, muhabbetle, dostluk içinde geçen günler pek çok sürmedi, dedikodular ve can sıkıcı durumlar yeniden başladı. Şems Mevlevilere göre 1247-1248 tarihinde Konya’dan ansızın kayboldu. Eflaki’ye göre ise Şems suikastle öldürülmüş ve cesedi bir kuyuya atılmıştı.

Mevlana’nın ömrünün son yıllarından halifeliğini Çelebi Hüsameddin yaptı. Ansızın hastalanıp yatağa düştüğünde son anlarını yaşadığını, özlediği ebedi cemal alemine kavuşacağını anlamıştı ve şöyle vasiyet ettiği rivayet edilir:

“Ben size, gizli ve aleni, Allah’tan korkmanızı, az yemenizi, az uyumanızı, az söylemenizi, günahlardan çekinmenizi, oruç tutmaya ve namaz kılmaya devam etmenizi, daima şehvetten kaçınmanızı, halkın eziyet ve cefasına dayanmanızı avam ve sefihlerle düşüp kalkmaktan uzak bulunmanızı, kerem sahibi olan salih kimselerle beraber olmanızı vasiyet ederim. Hayırlısı, insanlara faydası dokunandır. Sözün hayırlısı da az ve öz olanıdır. Hamd, yalnız tek olan Allah’a mahsustur. Tevhid ehline selam olsun.”

İrfan ve sevgi güneşi Mevlana 5 Cemaziye’l-ahir 672 (17 Aralık 1273) Pazar günü gurup vakti ebediyet alemine göç etti. Mevleviler o geceye Şeb-i Arus derler. Sultan Veled İbtidaname’de Mevlana’nın cenazesinde her din ve mezhepten çok kalabalık bir insan topluluğunun katıldığını, Müslümanların onu Hz. Muhammed’in (SAV) nuru ve sırrı, Hıristiyanların kendilerinin İsa’sı, Yahudilerin de kendilerinin Musa’sı olarak gördüğünü söyler.

Eflaki’ye göre, Mevlana’nın vasiyeti üzerine Şeyh Sadreddin, Mevlana’nın namazını kıldırmak üzere niyetlendiğinde dayanamayıp baygınlık geçirdi. Bunun üzerine namaza Kadı Siraceddin imamlık etti.

Mevlana’ya Yeşil Kubbe denilen türbe, Sultan Veled ile Alameddin Kayser’in gayreti ve Emir Pervane’nin eşi Gürcü Hatun’un yardımıyla Çelebi Hüsameddin zamanında yapıldı.

Mevlana’nın ilkelerinden ve İslam inancına getirdiği yorumdan Mevlevi tarikatı doğdu. Fakat Mevlana bizatihi bir tarikat kurucusu değildir. Mevlevilik onun ölümünden sonra oğlu Sultan Veled ile halifesi Hüsamettin Çelebi’nin birlikte hazırladıkları bir örgütlemeye göre kurulmuştur.
Dünyanın en büyük şair ve düşünürlerinden biri olan Mevlana Celaleddin-i Rumi; İslam dinini şiir, sanat yoluyla en ince yorumlayan kişidir.
Kişilerin inanç, düşünce ve özgürlüğüne olağanüstü bir değer vermesi bütün insanları saygıya ve sevgiye çağırması onun en büyük özelliğidir. Bugünün diliyle; ‘Gel, gel, ne olursan ol yine gel! İster kafir, ister Mecusi, ister puta tapan ol yine gel’ dizeleri, O’nun felsefesinin özünü oluşturur.

Mevlana’daki dini-tasavvufi düşüncenin kaynağı Kuran ve Sünet’tir. ‘Canım tenimde oldukça Kuran’ın kölesiyim ben. Seçilmiş Muhammed’in yolunun toprağıyım…’ beytiyle bunu dile getirmiş, ‘Pergel gibiyim; bir ayağımla şeriat üstünde sağlamca durduğum halde öbür ayağımla yetmiş iki milleti dolaşıyorum’ diyerek bir Müslüman olarak insanlığı kucaklayabildiğini belirtmiştir.

 

Okunma : 3903
atsepete
guney sigorta
seç
EKSPERTİZ
karaman


Gündem haberleri
Karaman sessizliğe büründü
23 Mayıs 2020 Okunma: 9671 Gündem
Karaman'da hastaneden kaçan korona şüphelisi aranıyor
24 Mayıs 2020 Okunma: 8220 Asayiş
Karaman Sokakları boş kaldı!
23 Mayıs 2020 Okunma: 5674 Gündem
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın