Karamandan.com

Karamandan.com

14 Aralık 2018 Cuma
Karamanoğlu Alaaddin Bey Kimdir?
Karaman’da Hisar Mahallesinde Türbesi olan Karamanoğlu Alaaddin Bey kimdir? Şikari'nin"Ebü'l Feth" dediği ve Hisar Mahallesinde Türbesi olan Karamanoğlu Alaaddin Bey, Karamanoğulları'nın tanınmış beylerindendir.
Kategori : Kim Kimdir
31 Ekim 2018 10:04
 
Karamanoğlu Alaaddin Bey Kimdir?

Karaman’da Hisar Mahallesinde Türbesi olan Karamanoğlu Alaaddin Bey kimdir?

Şikari'nin"Ebü'l Feth" dediği ve Hisar Mahallesinde Türbesi olan Karamanoğlu Alaaddin Bey, Karamanoğulları'nın tanınmış beylerindendir.

Karamanoğulları Devleti'nin tanınmış beylerindendir.

Devrin kaynaklarından olan Şikari nin ona "Ebü'l-feth" demesine dair sözleri eserlerdeki kitabelerce de doğrulanmaktadır. 743'te (1342-43) doğmuştur. Karaman Bey'in torunu Halil Bey'in oğludur. 1352'de Karaman Devleti tahtına çıkan ağabeyi Süleyman Bey'in yanında bulunarak onun baş yardımcısı oldu. Bu sırada Karamanoğulları'nın ida-resinde İçel'den başka ova bölgesinde sadece devlet merkezi Larende (Karaman) bulunuyordu.

Konya, Aksaray, Niğde ve Beyşehri ye (Beyşehir) gibi yerler Eretnalılar'a bağlı valiler tarafından idare ediliyor ve Konya ovasının en güzel otlaklarında da devamlı karışıklık çıkartan Moğol oymakları oturu¬yordu. Ağır başlı, iyi kalpli ve dindar bir hükümdar olduğu anlaşılan Süleyman Bey 1361 yılında hanedandan Kasım ile diğer bazı devlet adamları tarafından öldürüldü ve yerine tahta Kasım çıkarıldı. Bundan haberdar olan Alaeddin Bey ağabeyinin öcünü almak için hareke¬te geçti ve topladığı askerle Larende üzerine yürüyüp karşısına çıkan rakiplerini yendi; şehri ele geçirerek Karaman Devleti tahtına oturdu.
 
Alaeddin Bey'in Karaman Devleti tahtına 1361 veya 1362'de geçmiş olduğu kabul edilebilir. Hükümdarlığının ilk yıllarını hakimiyetini sağlamlaştırmakla geçirdi. Bu sırada Eretna Devletinde de önemli olaylar meydana geliyordu. Moğollar Eretna'nın yerine geçmiş olan oğlu Mehmed Bey'i yendikten sonra Kayseri'yi alıp yağmaladılar (1364). Sivas'a çekilmiş olan Mehmed Bey ise orada beyleri tarafından öldürüldü ve yerine çocuk yaştaki oğlu Alaeddin Ali geçirildi (Ekim 1365) Devleti¬nin sınırlarını genişletmek isteyen Karamanoğlu Alaeddin Bey, Eretnalılar'ın içine düştüğü durumu fırsat sayarak harekete geçti ve ilk olarak Konya'yı Eretna Devleti'nin valisi Ali Zerger'in elinden aldı (1366-67) ve şehrin idaresini kardeşlerinden Davud Bey'e verdi. Bundan sonra Alaeddin Bey Akşehir, Ereğli, Niğde, Aksaray, Develi, Kayseri ve diğer bazı yerleri de topraklarına katarak başarısını devam ettirmiştir. Fakat Kayseri'deki hakimiyeti çok sürmemiştir.

Şehir Eretnalılar tarafından geri alındı. Devrin kaynaklarından Şikari'nin belirttiğine göre Alaeddin Bey daha sonra Frenkler ile şiddetli çarpışmaların ardından Silifke kıyılarındaki küçük Körkes (Korikos) ile Lamsi (Lamas) kalelerini fethetti. Tarsus ile Gülek Boğazı'ndaki kalele¬ri ele geçirmek gayesiyle Çukurova'daki Üçok Türkmenleri'nin Memlükler'e karşı mücadelelerini kuvvetle destekledi. Neticede Alaeddin Bey'in Üçok Türkmenleri'ni tutması ve Tarsus üzerindeki ihtirasları onu ve haleflerini Osmanlılar'a karşı kuvvetli bir hami olan Memlük-ler'den mahrum bıraktı.

Eretna Devleti Hükümdarı Alaeddin Ali Bey'in veziri Kadı Burhaneddin 782'de (1380-81) naibliğe geçti; bir müddet sonra da Ali Bey'in oğ¬lunu halledip hükümdarlığını ilan etti. Fakat diğer birçok Eretnalı vali¬ler gibi Kayseri Valisi Cüneyd de Kadı Burhaneddin'in hükümdarlığını tanımadı ve Kayseri bölgesini başına buyruk bir şekilde idare etmeye başladı. 1383 yılında Cüneyd, Ürgüp'ü Karamanlılar'ın elinden almak için harekete geçtiyse de onlara yenilip esir düştü. Ertesi yıl Kayseri'yi eline geçiren Kadı Burhaneddin Develi'yi de almak istedi. Bu memle¬ket ve havalisi için iki devlet çeşitli mücadeleler yapmıştır.

Alaeddin bey döneminde Osmanlı Karamanlı ilişkileri oldukça gelişmiştir. Alaeddin Bey'in Murad Hüdavendigar'ın kızıyla evlenmesi bu münasebetlerin güzel bir neticesi idi. Alaeddin Bey'in bu hanımının adı Melek Hatun olup kendisine Nefise Sultan da denilmektedir. Laren-de'de yaptırmış olduğu 783 ( 1381-82) tarihli medrese Karamanlı mi¬mari eserlerinin en önemlilerinden biri sayılır. Melek Hatun, Alaeddin
 
Bey'in en büyük oğlu Mehmed ile Karaman'ın anneleri idi. Fakat bu iyi münasebetler fazla sürmedi ve Hamidoğulları'na ait topraklara hakim olmak gayreti yüzünden bozuldu. Kendilerini Selçuklular'ın varisieri sayan Karamanlılar. Osmanlılar'ın kuvvetlenmelerini ve bilhassa Anadolu'da toprak kazanmalarını istemiyorlardı. Hatta Karamanoğulları'nın Ankara şehrinin Orhan Bey'in eline geçmesinden memnun kalmadıkları, Orhan Bey'in ölümü üzerine (768/ 1366-67) Ahileri tahrik ederek Osmanlı muhafız kuvvetini şehirden çıkarttıklarına dair bir ri¬vayet vardır. Fakat bu rivayet doğru olsa bile Ankara'nın zaptı iki taraf arasında herhangi bir ihtilat yaratmamıştı.

Buna karşılık Murad Hüdavendigar'ın ikna yolu veya tehdit ile Hamidoğlu Hüseyin Bey'den ülkesine ait bir kısım toprakları satın alması dostça münasebetlerin bozulmasına yol açtı. Alaeddin Bey, Osmanlı hükümdarının Rumeli'de seferde bulunmasını fırsat bilip Karaağaç, Eğirdir (Eğridir) ve Yalvaç şehirlerini işgal etti. Bu işgal esnasında yağ¬maların da yapıldığı, çok sayıda hayvan sürüldüğü anlaşılıyor. Alaeddin Bey bu yerleri evvelce Hamidoğlundan satın almış olduğunu iddia ediyordu. Karaman hükümdarının Hamitoğlunun telkini üzerine bu yerleri işgal ettiği şeklinde de bir rivayet vardır ki doğru olabilir.

Murad Hüdavendigar haklı olarak bunu savaş sebebi saydı ve Karaman ülkesine sefer açtı (1386). Alaeddin Bey, Murad Hüdavendigar'ın böyle bir harekette bulunacağını tahmin etmemişti. Barış yapmak için birbiri arkasından iki elçi gönderdi ise de Osmanlı hükümdarı verdiği karardan dönmedi. Bahar gelince ordusunun başında Karaman ülkesine yürüdü. Kalabalık (rivayete göre 70.000 ), bakımlı, donatımlı ve disiplinli olan bu orduda sayısı hiç de az olmayan Hristiyan hüküm-darların kuvvetleri de vardı. "Beni gaza etmekten alıkoydu" diyerek Karamanoğlu'na kızan Murad Hüdavendigar ile çevresindeki ulema ve şeyhler, Müslümanlara karşı sevk edilen orduda Hırıstiyan askerle-rinin bulunmasında dini bakımdan bir mahzur görmemişlerdi.

Alaeddin Bey de kalabalık bir ordu topladı ancak bu ordu sayıca, donatımca ve manevi kuvveti bakımından Osmanlı ordusunun gerisinde kalıyordu. Karaman ordusunda Orta Anadolu'daki bütün Moğollar yer almışlardı. Bu Moğollar ile Turgutlu, Bayburtlu. Varsak ve diğer birçok Türkmen oymaklarına mensup çok sayıda askerden meydana gelen Karaman ordusu Osmanlı askeri tarafından kolayca bozguna uğratıldı. Muharebenin Konya'ya iki konak mesafedeki Efrenk (Frenk) Yazısı denilen yerde yapıldığı anlaşılıyor. Savaştan sonra Osmanlı ordusu bir müddet Konya'yı kuşattı ve Murad Hüdavendigar kızının araya girmesiyle teklif edilen barışı kabul etti. Buna göre Beyşehri Osmanlı idaresine geçti. Çağdaş müellif Esterabadi. Osmanlı hükümdarı-nın Karamanoğlu'na ait olan Eğirdir'i fethettikten sonra geri döndüğü-nü bildirir. Ancak, karısı ve bilhassa şartlar dolayısıyla tehlikeyi ucuz atlatan Alaeddin Bey mücadeleyi bırakmadı. Murad Hüdavendigar'ın Kosova'da şehid olduğunu (1389) haber alınca Beyşehri'ni zaptettiği gibi Batı Anadolu beylerini de yeni hükümdarla mücadeleye teşvik etti. Fakat Bayezid yaklaştığı zaman onunla savaşmaya cesaret edeme¬yip Ermenek'e çekildi ve oradan kayınbiraderine elçi gönderip barış istedi. Osmanlı hükümdar onun bu isteğini yerine getirdi. Beyşehri'ne bağlı Köşk Bükü köyünün batısındaki yerler Osmanlılara ait olmak üzere barış yapıldı.

Buna göre Seydişehir ile Bozkır yörelerinin Osmanlılar'a verilmiş olması herhalde bahis konusu değildir. Bu arada Alaeddin Bey Kadı Burhaneddin'le de iyi geçinemedi: Kayseri yöresine düzenlenen tahrip ve yağma akınları ile Timur'a elçi gönderip bağlılığını bildirmesi, Kadı Burhaneddin'in Aksaray ve çevresindeki bazı kaleleri ele geçirmesine ve Karaman ilinde büyük bir yağmaya girmesine sebep oldu. Niğbo-lu Muharebesi sırasında (1396) Ankara'ya hücum eden Alaeddin Bey şehrin muhafızı Saru Temürtaş Bey'i esir aldı ancak muharebenin ka-zanıldığını duyunca Osmanlı kumandanını kendi elçisiyle birlikte Ba-yezid'e gönderdiyse de Yıldırım Bayezid barış teklifini kabul etmeyip Karaman ülkesine yürüdü. Konya yakınlarında Akçay'da iki gün süren savaşta yenilen Alaeddin Bey Konya Kalesi'ne sığındı.

Yıldırım Bayezid şehri kuşattı: kuşatmanın onuncu gününde Konyalılar, can ve mallarına bir şey yapılmaması karşılığında şehri Osmanlı hükümdarına teslim ettiler. Alaeddin Bey savaşarak kaçmaya çalıştı ise de yakalanarak kayınbiraderinin huzuruna götürüldü ve daha sonra da öldürüldü. Bu hadisenin 800 (1397-98) yılında vuku bulduğu anla-şılıyorsa da hangi ayda olduğu hakkında bir şey söylemek mümkün değildir. Bayezid sadece Konya ile yetinmemiş, Larende'yi aldıktan sonra Niğde'ye de yürüyüp burada bulunan Alaeddin Bey'in oğulları Mehmed ve Ali beyleri de esir alıp Bursa'da hapsettirmiştir.

Bu harekat ile Karaman Devleti'nin ova bölgesindeki Konya. Larende, Niğde. Yavaş Kara Hisarı şimdiki (Yeşilhisar), Ilgın, Saidili (Kadın-hanı), ishaklu, Akşehir, hatta belki Seydişehri. Bozkır şehir ve yörele¬ri Osmanlı ülkesine katılmış, iç İl denilen dağlık bölge yani Ermenek,
 
Mut. Silifke, Gülnar. Anamur. Hactim ve Selviran yöreleri yine Karamanoğulları'ndan Alaeddin Bey'in yeğeni ve Süleyman Bey'in oğlu Şeyh Hasan'ın idaresine bırakılmıştır. Yalnız. bazı vekayi 'namelerde yazıldığı gibi. Kadı Burhaneddin'in elinde bulunan Aksaray'ın da bu sırada Osmanlı idaresine geçmiş olması kabul edilemez. Alaeddin Bey şüphesiz cesur. enerjik. ihtiraslı bir hükümdardı; her istikamette toprak elde ederek Karaman ülkesini çok genişletmiş olduğu bir gerçektir. Bu sebepledir ki Karaman beyleri, Memlük müelliflerinin onlar hakkında yazdıkları "Anadolu dağlarının hükümdarları" vasfından kurtulmuş¬lardı. Ancak Alaeddin Bey'in bu başarıları bilhassa siyasi durumun pek müsait olmasından ve karşısında kuvvetli şahsiyetlerin bulunmama¬sından ileri gelmişti. Görüldüğü gibi Murad Hüdavendigar. Yıldırım Bayezid ve Kadı Burhaneddin gibi kuvvetli şahsiyetler çıkınca bunlar karşısında muvaffak olamamış, hatta aldığı yerler elinden çıkmış ve hayatını da kaybetmiştir. Alaeddin Bey'in halef ve selefIerinin çoğu gibi idare ettiği halka karşı şefkatle davrandığı söylenebilir.
Şikari'ye göre Alaeddin Bey dört tekke ve yirmi bir han ile Mevlana'nın kabri üzerindeki Yeşil türbeyi yaptırmıştır. Onun birçok kaleyi zaviye haline sokup oralarda yoksullara ve yolculara sofra hazırlattığı da bilinmektedir. Alaeddin Bey. Larende'de hisarın doğusunda bir cami ile bir türbe inşa ettirmişti.

Şikari. Osmanlı kumandanı Gedik Ahmed Paşa'nın saray yerine bir hisar yaparken malzemesinden istifade etmek için, diğer birçok camiler gibi bu camiyi de yıktırdığını ileri sürmektedir. Ona göre bu cami eşi görülmemiş bir eser idi. Ancak cami harap olmakla beraber 1476 yılında mevcut idi ve ll. Bayezid devrinde yeniden kullanılmaya başlanmış sonra yok olup gitmiştir Alaeddin Bey'in güzel bir sanat eseri oldu¬ğu anlaşılan türbesi ise harap bir durumda da olsa günümüze kadar gelmiş-tir. Alaeddin Bey, bunlardan başka 1370 yılında bir zaviye de yaptırmıştı. Bu zaviyenin kitabesinde. diğer kitabelerde olduğu gibi. Ebü'l-feth unvanı ile anılmaktadır. Bu zaviyeye ait vakfiye de günümüze kadar gelmişti. Alaeddin Bey babası Halil Bey gibi tahsilli bir hükümdardı. Şair Yarcani'ye Şehname tarzındaki Karamanname'yi yazdıran odur. Kaybolmuş olan bu eserin bazı ilaveler yapılarak men-sur tarzda Şikari tarafından Türkçe'ye tercüme edildiği bilinmektedir.

Fakat bu tahsilli hükümdarın Türk kültür ve Edebiyatına eser veya eserler kazandırılmasında gayret gösterdiğine dair hiçbir delil yoktur. Para kestirip kestirmediği de kesin olarak bilinmemektedir.
 

Okunma : 2397
GÜNEY EMLAK
Aktekke
gultes c6
Gündem haberleri
Karaman Sarıveliler yolunda görüntülenen domuz sürüsü şaşkınlık yarattı
10 Aralık 2018 Okunma: 11115 Magazin
Türklerin soy ağacının il il listesi! Hangi Türk boyundansınız?
12 Aralık 2018 Okunma: 8794 Yaşam
Karamanlı kazazede o anları anlattı
13 Aralık 2018 Okunma: 8029 Asayiş
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın