Karamandan.com

Karamandan.com

18 Aralık 2018 Salı
Cem Sultan Kimdir?
Yakın zamana kadar Karaman'da bir bedesteni olan Cem Sultan kimdir? Yakın zamana kadar Karaman'da bir bedesteni de olan Cem Sultan, Osmanlı hanedanında hacca gitmiş olan ilk ve tek şahsiyettir.
Kategori : Kim Kimdir
11 Ekim 2018 09:12
 
Cem Sultan Kimdir?

Yakın zamana kadar Karaman'da bir bedesteni olan Cem Sultan kimdir?

Yakın zamana kadar Karaman'da bir bedesteni de olan Cem Sultan, Osmanlı hanedanında hacca gitmiş olan ilk ve tek şahsiyettir.

1459 yılında Edirne'de doğdu. Babası Fatih Sultan Mehmet, annesi Çi-çek Harun'dur.

İlk olarak Kastamonu sancakbeyliğine gönderilen şehzade Cem, abisi şehzade Mustafa'nın vefatı üzerine (1474) Karaman eyaletine gönderdi. Babası Fatih Sultan Mehmet 1481'de vefat edince, tahta çıkan İkinci Bayezid'e muhalefet etti. Cem, Bayezid'in aksine, babasının padişahlığı zamanında doğduğunu, bu yüzden Uzun Hasan Seferi sırasında babasına vekâlet ettiğini belirterek, tahtın kendi hakkı olduğunu iddia ediyordu. Bu sebeple harekete geçen Cem Sultan, bir ara Bursa'ya hâkim olduysa da, Bayezid'in kuvvetlerine mukavemet edemeyerek Konya'ya çekilmek zorunda kaldı. Daha sonra Kahire'ye giden Cem Sultan burada Sultan Kayıtbay tarafından merasimle karşılandı. Cem, hac farizasını yerine getirmek üzere Mekke'ye gidip, 1482'de Kahire'ye geri döndü. Kendisi Osmanoğulları hanedanından hac farizasını yerine getirmiş olan ilk ve tek şahsiyettir.

Bu arada eski Karaman beyi olan Kasım Bey, Cem'le birlikte hareket ederek Karaman beyliğini yeniden kurma düşüncesindeydi. Aynı zamanda Ankara sancakbeyini de yanına çekmeyi başarmıştı. Bu durum üzerine bir defa daha şansını denemeye karar veren Cem Sultan'ın,
 
Konya ile Ankara'ya karşı bizzat giriştiği taarruz başarısızlıkla netice-lendi. Bunun üzerine önce Akşehir'e sonra da Kasım Bey ile birlikte Taşeli'ne çekilmek zorunda kaldı. Konya Ereğlisi'ne gelen Sultan İkinci Bayezid'le yeniden müzakerelere girişti. Ancak bu müzakereler de diğerleri gibi neticesiz kaldı. Çünkü onun Kudüs'te oturmasını teklif eden Sultan İkinci Bayezid'e karşılık Cem Sultan, Osmanlı topraklarında hâkim olacağı bir bölgenin kendisine tahsis edilmesi hususunda ısrar ediyordu. Osmanlı topraklarında tutunamayacağını anlayan Cem Sultan, nihayet Rodos şövalyelerine müracaat etmeye karar verdi. 29 Temmuz 1482 günü, Rodos limanında karaya ayakbastı. Talihsiz şehzade için, 12 yıl 7 ay sürecek ve sonu ölümle noktalanacak olan acı gur-bet hayatı başlamış oluyordu.

Rodos şövalyelerinin başı Pierre d'Aubusson daha önce imzaladığı bir senetle Cem Sultan'a istediği zaman Rodos'tan ayrılabilme hakkını tanımıştı. Ancak bu sözünü çabuk unuttu. Şehzadeyi elde tutmakla Sultan Bayezid Hana istedikleri yolda anlaşma yapmaya ve adalarını Osmanlıların fethinden kurtarmaya, aynı zamanda para koparmaya muvaffak olabileceğini umuyordu. Ancak Cem Sultan'ın Türk topraklarına yakın olan bu adada bırakılması tehlikeli olacaktı. Böylece Cem Sultan, maiyetiyle birlikte bir müddet Nis'de, bir müddet de Şamb-ri ve Puy kalelerinde ikamet etti. Öte yandan d'Aubusson ile Sultan İkinci Bayezid arasında bir antlaşma imzalandı.7 Aralık 1482 tarihli bu antlaşmaya göre Cem Sultan'ın bakım masrafı olarak, Rodos'a her yıl 45000 duka altını ödeyecektir.

Şövalyeler 6,5 yıl ellerinde tutmaya muvaffak oldukları Cem Sul-tan'dan azami derecede istifadeye bakıyorlardı. Bu arada Avrupa'da Cem Sultan'ı elde edebilmek için yoğun siyasi faaliyetler vardı. Fransa, Macaristan, Venedik ve hatta Memlûk Sultanlığı bu gaye ile şövalyelere cazip tekliflerde bulunuyorlardı. Nihayet Cem Sultan'ın Alman İmparatorluğu'nun eline düşmesi ihtimalinin belirmesi üzerine endişeye düşen Fransa, onun Papa'nın himayesine verilmesini kabul etti. Bu faa-liyetlerden şüphelenen Cem Sultan, Bayezid'e gönderdiği bir mektupta kendisini küffar elinde bırakmamasını istedi. Nihayet Toulan'dan yola çıkan Cem Sultan ve maiyeti, Mart 1489'da Roma'ya vardı. Burada büyük bir törenle karşılanarak Vatikan Sarayı'na yerleştirildi. Papa 8. İnnocent (Innocentius), 14 Mart'ta merasim elbiselerini giymiş bir vaziyette Vatikan Sarayı'nın kabul salonunda Cem Sultan'ı karşıladı. merasimde Roma'daki elçilerle Roma'nın kardinalleri de hazır bulundular. Daha önce protokol görevlileri, imparatorların bilepapanın ayaklarını öptüklerini, kendisininse biraz olsun eğilmesini istediler.

Düşman elinde esir olmasına rağmen asalet ve vakarından asla taviz vermeyen Cem Sultan:

"Dediğiniz kimseler, Papa'dan mağfiret umdukları için ayaklarını öperlermiş. Halbuki ben, mağfireti yalnız Allah'ımdan bekler ve umarım. Bu hususta papaya hiç bir ihtiyacım yoktur. Ölüme razı olurum; ama dinime ihanet etmem ve dinime zarar verecek hiç bir harekette bulunmam. Ben, aranıza ahit ile gelmiş yalnız bir kimseyim. Bunca müddettir beni zulüm ile hapsettiniz. Nihayet; "Seni papa çağırıyor!" diyerek buraya getirdiniz. Artık bundan sonrasını nasıl isterseniz öyle yapınız! " dedi.

Teşrifat memurunun bütün ısrarlarına rağmen kavuğunu çıkarmaya ve diz üstü çökmeye razı olmayarak, doğru Papa'nın yanına gidip ona ve yanındaki kardinallere başıyla selâm verdi. Papa onu sarılarak karşılasa da o Müslümanlığının gereğini yapmıştır. Papa ile görüşmelerinde Avrupa'ya ne maksatla geldiğini anlatarak, artık Mısır'a gidip ailesiyle beraber olmaktan başka bir emeli kalmadığını açıklayan Cem Sultan, Papa'nın aracılığını istedi. Ancak Cem Sultan'ın üzüntüsüne iştirak etmiş görünüp onunla birlikte gözyaşı döken Papa, hakikatte onu âlet ederek Osmanlılar üzerine bir Haçlı seferi açmak emelinde olduğundan, Macaristan'a gitmek tavsiyesinde bulundu. Cem Sultan'ın böyle bir hareketin, İslâm âleminde lânetle karşılanacağını belirtmesi üzerine de, Papa Lâtince ağır bir cümle kullandı. Papa'nın, Latince anlamadığı zannettiği Cem Sultan'a: "Öyleyse burada it gibi sürün!" demesine karşılık olarak Cem Sultan, Papa'ya şöyle dedi: "Sizin elinize düşen, itten beter olmayacaktır da ya nice olacaktır" diye cevap verdi. Aynı dili bildiği anlaşılan Cem Sultan'ın mukabelesinde papayı mahcup ettiği görüldü. Papa Innocent, Cem Sultan'ı, Hıristiyan yapabilirse, Haçlı seferinin gerçekleşeceğini ve Osmanlıları Avrupa'dan atmanın mümkün olabileceğini sanıyordu. Bu sebeple bir gün, kendisiyle gö-rüşürken Hıristiyan olmasını resmen teklif etti. Cem Sultan, kendisine değil, Osmanlı padişahlığı, hatta bütün dünyanın padişahlığı payesi verilse, dininden dönmeyeceğini sertçe bildirdi.

Papa Innocent'in 1492 yılında ölümü üzerine yerine Altıncı Alexandre Burgia seçildi. 1494 yılında İtalya sınırını aşarak Roma'ya giren Fransa Kralı Sekizinci Charles, papa ile anlaşarak Cem Sultan'ı yanına aldı. Cem Sultan 28 Ocak günü Fransız ordusu ile Roma'dan ayrılarak Fransızların Napoli seferine iştirak etti ve birçok kalelerin zaptına şahit oldu. Napoli Krallığı'nın mukavemetinin kırıldığı sıralarda Cem Sultan'da hastalık belirtileri ortaya çıktı. Bir müddet sonra, hastalık daha da ilerleyerek, yüzü ve boynu şişti. Artık ata binecek hâli kalmadığından sedye ile naklediliyordu.

Cem Sultan böyle bir durumda bile daima, "Ya Rabbi! Eğer bu kâfirler beni bahane edip Müslümanlar üzerine yürümeye kalkarlarsa, beni o günlere eriştirme, canımı al!" diye dua ediyordu. Nihayet 25 Şubat 1495 Çarşamba sabahı, şehâdet getirerek ruhunu teslim etti. Cem Sultan o sırada 35 yaşındaydı.

Cem Sultan'ın hastalık veya zehirlenme neticesinde öldüğüne dair muhtelif rivayetler vardır. Osmanlı müellifleri genellikle papa tarafından gönderilen bir berberin zehirli ustura ile Cem Sultan'ı tıraş ettiğini ve ölümüne sebep olduğunu bildirmektedir. Papa'nın tüm Hıristiyanlığın hem dini hem siyasi lider olma arzusu ellerinde Osmanlı'ya karşı tek koz olan Cem Sultan'ın da ellerinden kayıp gitmesine neden olmuştu.
Haberin İstanbul'a ulaşmasından sonra, Sultan Bâyezid'in emriyle dükkânlar, çarşılar kapatıldı, fakirlere para dağıtıldı. Ülkedeki bütün camilerde gaip cenaze namazı kılındı. Tabutu ise ancak 1499 yılı Ocak ayında ülkeye getirildi. Bursa'ya götürülerek Fatih Sultan Mehmet'in büyük oğlu Mustafa'nın yanına gömüldü.

Cem Sultan, uzun boylu, mavi gözlü, uzun kirpikli, çoğunlukla sola doğru büktüğü dudakları kalınca, babası gibi doğan burunlu, kulakları ve çenesi küçük, hafif sakallı, vakur ve çevik bir gençti. Ölçülü ve ağır davranışlıydı. Sözünün eri, atılgan bir insandı. Fransa kralı 8. Charles ile görüşmelerinde yanında bulunan Sanuto, Cem Sultan'ın müthiş bir harp adamı olduğunu anlayarak: "Bu Şehzade'nin Osmanlı tahtına geçmeyişi, Hıristiyan âlemi için Tan-rı'nın lütfudür" demiştir.

Okunma : 1395
Gündem haberleri
47 YILDIR KAYIP OLAN AMCASINI BULDU
16 Aralık 2018 Okunma: 11283 Yaşam
Dinçer'in Cenazesine Yoğun Katılım
14 Aralık 2018 Okunma: 10995 Gündem
Evinin önünde duran arabasını yaktılar
16 Aralık 2018 Okunma: 10464 Asayiş
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın