Foto galeri

Karamandan.com

Karamandan.com

 
 
Tarih : 22 Aralık 2018  -  Saat : 12:20:08   Görüntülenme: 2764

Kazımkarabekir (Gaferiyat) İlçesi
Kazımkarabekir ilçesi;  Konya-Karaman  karayolu üzerinde, Karaman iline 23 km mesafede tarihi oldukça eski bir yerleşim yeridir. İlçenin denizden yüksekliği 1030 metredir. İlçenin güneybatısında yer alan Hacıbaba Dağı ( Bosala Dağı ) 2481 metre yüksekliğindeki zirvesiyle İç Anadolu Bölgesi’nin Konya Bölümünde en yüksek noktadır. Bu dağın kuzey eteklerinde kurulmuştur. İlçenin sınırları içerisinde yer alan  ve kuzeybatı - güneydoğu istikametinde uzanan Hacıbaba Dağı, Orta Toroslarla İç Anadolu Platosunun birbirine bağlandığı geniş bölgede olup, Orta Torosların İç Anadolu’ya doğru bir uzantısını teşkil eder. 

Bu dağın kuzey yamacı Konya  kapalı   havzasına;  güney  yamacı   ise   Göksu nehri vasıtası ile Akdeniz havzasına su gönderir. Bu asimetrik topografyadan dolayı dağın kuzey yamacının akarsu şebekesi, güney yamacına  nazaran daha  az  gelişmiştir.   Yani kuzey  yamaçtaki  derelerin hem debileri daha az, hem de boyları daha kısadır. İlçe merkezinde sekiz mahalle mevcut olup, mahallelerin isimleri: Boyacı, Eminettin, Oba, Pazar, Timsal, Selçuklu, Emsal-Hayat ve Subaşıdır. İlçeye bağlı 6 köyü olup, nüfus genellikle ilçe merkezinde toplanmıştır. İlçeye bağlı olan köyleri; Batıda Özyurt, Akarköy, Kızılkuyu, kuzeybatısında Sinci, Doğusunda Mecidiye ve Karalgazi’dir. İlk adı Gaferiyat olan İlçemiz 1071 yılından sonra bir Anadolu Selçuklu Kenti olmuştur. Beylikler döneminde kaza merkezi olduğu 1260 tarihli mühründen anlaşılmaktadır. Cumhuriyet devrinde ise bucak merkezi olan ilçemiz, 21 Haziran 1989 tarihinde 3578 sayılı kanun ile ilçe olmuştur.

İlçemizin tarihi, muhtelif zamanlarda ortaya çıkan kazılardan, ansiklopedik bilgilerden ve benzeri birçok belgeden elde edilen verilere göre, Hititlere kadar uzanır. Uzun zaman Romalılar tarafından ticari, dini, askeri bakımdan önemli bir üs,  posta ve ticaret yolu üzerinde bir merkez olarak kullanılan İlçemiz Karamanoğulları döneminde ve Osmanlılar zamanında da önemini korumuştur. Karamanoğulları döneminde kasabanın etrafının surlarla çevrili bir iç kalesi olan küçük bir şehir olduğu anlaşılmaktadır. Ekonomisi ticarete, tarım ve hayvancılığa bağlıdır. Bu önemi Konya-Karaman yolu üzerinde ve Akdeniz’e giden yoların üzerinde olmasından kaynaklanmaktadır. Selçuklu, Karamanoğulları ve daha sonraki dönemlerde de Gaferyad'ın önemli bir yerleşme yeri olduğu görülmektedir. Çünkü Konya'yı Karaman'a Mut ve İçel'e bağlayan tarihi kervan yolu üzerinde önemli bir menzil noktası idi. Bunu günümüze ulaşmayan han, Büyük Cami ve diğer yapılardan anlayabilmekteyiz.

Bu nedenle büyük seyyah Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesine de konu olmuştur. Bu dönemde özellikle 17. yüzyılda Evliya Çelebi Gaferyad'a gelmiş adını Kâfirabad şeklinde yazmış ve şu bilgileri vermiştir: “Geliri Padişahın olmaktan ayrılmış ve Nişancı Paşa'ya verilmiştir. 150 akçalık şerefli bir kasabadır. 18 köyü vardır. Bütün kazanın senelik geliri 2000 kuruştur. Kethüda yeri, serdası (Komutanı), kale dizdarı, 18 kale muhafızı vardır.” Evliya Çelebi Gaferyad'ta üç medrese, altı sübyan mektebi, iki han, kırk dükkân bulunduğunu da yazmıştır.

Karaman Kapısından dışarıda mezaristanın çok olduğunu yazdıktan sonra “ekin bakımından zengin bir şehirdir”, der. Bütün halkının rençper olduğunu belirtir. Halkın giyim kuşamı hakkında bilgi verir. Burası Kafiriyyat olmakla birlikte halkının Müslüman, dost sevdiklerini yazar. Kafirabad'ın ziyaret yerleri başlıklı bölümde "Bu şehir böyle bir isim taşır. Sultan-ül Ulema böyle söylemiştir amma burada ulu kimseler vardır. Evvela Ulu Camiinin sol tarafında metfun olan Karabaş Efendi olgun ve ergin bir zattır. Karaman Kapısından dışarıdaki kabristanda metfun Hacı Ömer Efendi, Yoğunlar Kapısı dışında metfun Mamadı Sultanzade, Ulu sultanlardır" şeklinde yazmıştır. İlçemiz şimdiki adını İstiklal Harbimizin Şark Cephesi Komutanı Korgeneral (Ferik) Kazımkarabekir Paşa’nın aslen buralı olması dolayısıyla almıştır.  Selçuklular,  beylikler ve Osmanlı devrinde  “GAFFİRİYET”, “GEFR-İYAD”  anılan İlçeye Cumhuriyet döneminden önce “GAFFERİYAT” denilmiş, 1956 yılında KAZIMKARABEKİR adı verilmiştir. Buraya öteden beri “KASABA” da denile gelmiştir.

Kasaba diye anılması ile ilgili bir görüş şöyledir; Bu yörelere Türkler yerleşmeye başladıklarında ilçe ve civarında bir yerleşim merkezi kurulmuş, ilk kurulan bu yerleşim birimine başlarındaki Türkmen beyinin adından dolayı ”Kasaba-i Mahmudlar” (Mahmutlar Kasabası) denilmiş.  Daha sonra bu kasaba halkı şimdiki merkezimize yerleşmiş ve kasaba ismi böylece söylenegelmiştir. Osmanlı harfleriyle yazılmış “Lugat-ı Tarihiye ve Coğrafya” adlı lügatin V. Cildinin G bölümünde buranın adı “GAFFAR ABAD” olarak geçmektedir. XIX. yüzyıl sonlarında hem “Gafr-i yâd” ve hem de “ Kasaba” denildiği olmuştur. Bu isimlerin hepsi de (Kasaba hariç)  Arapça - Farsça bir terkiptir. “GAFFAR” Allah’ın Esma-i Hüsna’sından (99 güzel isimden) biridir. Günahları örten, günahları bağışlayan, merhameti çok olan Allah anlamındadır. Gafir de aynı kökten bir kelime olup, aynı anlamda kullanılır. Arapçadır.

Bütün bunlara bağlı olarak, İlçemizin daha önce kâfirlerin elindeyken Evliya Çelebi’nin de dediği gibi, “KAFİRABAD” iken, Müslümanlar tarafından fethi ile “GAFFÂRÂBAD”, “GAFARİYAD” olarak adlandırıldığı görüşü kuvvetlidir. Buna göre; GAFFÂRABÂD ya da Gafirabâd: günahları örten, günahları bağışlayıcı, Allah’ın şenlendirdiği, nimetlendirdiği, mamur ettiği yer anlamında,  adlandırılmıştır. Aynı adlar veya birisi zaman içinde halk tarafından söylenirken Gaferiyad şekline dönüşmüştür. Karamanoğulları Beyliği devrinde İlçemizin arazilerinin büyük bir bölümünün (Karamanoğlu İbrahim Bey) İmaretinin vakfı olduğu ilgili kaynaklarda yazılıdır. Bu tarlaların mevkii;  İlisıra  (Yollarbaşı), Bosala, Letere, Yağmurlar, Karacalar,  Sınıkahır tarlaları ile Erayda kışlığı ve Düdükümmü toprakları da dâhil olmak üzere) sınırlandırılarak gösterilmiştir. Karamanoğulları çağında, Osmanlıların gerileme çağlarına kadar önemli bir Türk-İslam kasabası olarak Gaferiyad’ta İslami birçok mabetten başka,  Karamanoğulları çağının yapısı olan, kadın ve erkekler için ayrı ayrı bölümleri bulunan hamamı,  3 tane medresesi, 6 tane okulu ve yine Karamanoğulları yadigârı bir bedesteni vardır.

Başbakanlık arşivinin S.42, H.30’daki kayda göre Osmanlılar zamanında kasaba adı ile 18 köyü olan ve Konya İlinin 25 ilçesinden birisi iken, Gaferiyad 1885 tarihinden itibaren bucak durumuna indirilmiştir. Üzerinde 1260 tarihi bulunan ve İlçe merkezi olduğunu belirleyen KAZA-YI GAFERİYAD mührü zamanın Başbakanı Adnan Menderes’e verilmiştir. Medresesi, müderrisleri ve kadılık makamının varlığı (ki bugün hala kadılar lakabı ile anılan bir aile mevcuttur) ilçemizin tarihi derinliğine işaret eden delillerdir. Gaferiyad'ın 18. yüzyılda siyasi bakımdan önemini koruduğunu görüyoruz. İdari taksimatta kaza merkezi olarak yerini almıştır. Bu yüzyılda bazı seyyahlar bu yol üzerinden gitmişler ve hatıralarında Gaferyad’tan söz etmişlerdir. XIX. yüzyılda Gaferyad'ı tekrar kaza olarak görüyoruz. Adı kayıtlarda ise "Gafiryad nam-ı diğer Mahmutlar" şeklinde geçmektedir. 1971 Konya Salnamesinde Gaferyad nahiye merkezidir ve sekiz köy bağlıdır. 1878 Konya İl Yıllığında ise İlçemiz bucak merkezi olarak, 1296 sayılı Devlet Sâlnâmesinde Karaman’a bağlı tek nahiye olarak Gaferiyat nahiyesi gösterilmektedir.  I. Dünya Savaşı yıllarından sonra önemini giderek kaybetmiştir. Cumhuriyetten sonra nahiye haline getirilmiştir.

Gaferyad 22 Şubat 1951 tarihinde “Kasaba Belediyesi” adı altında Belediyelik olmuş, bu isim 1956 yılında, babası Mehmet Emin Paşa ve ailesi aslen ilçemiz halkından olan Kurtuluş Savaşımızın komutanlarından, Şark Fatihi, Yetimler Babası unvanlarına layık görülmüş, Kazımkarabekir Paşa’nın adına atfen KAZIMKARABEKİR olarak değiştirilmiştir. 4 İl ve 5 İlçe Kurulması Hakkındaki 15.06.1989 tarih ve 3578 sayılı Kanun ile Karaman ilçesi Konya ilinden ayrılarak Karaman ili adı ile il merkezi olarak kurulmuş ve Kazımkarabekir bucağı aynı Kanun ile Karaman iline bağlı Kızılyaka bucağı ile birleşerek Kâzımkarabekir ilçesi adı altında 17 köyü ile tarihte sahip olduğu ilçelik unvanına tekrar kavuşmuştur. Daha sonra İlçemizin Kızılyaka bucağına bağlı Alanözü, Ağaçoba, ve Habiller köyleri 24.10.1991 tarih ve 21031 Sayılı Resmi gazetede yayınlanan kararla İlçemizden ayrılarak Konya ili Güneysınır ilçesine; yine Kızılyaka bucak merkezi ve bağlı Başkışla, Bozkandak, Damlapınar, Göcer, Muratdede, Şıhlar ve Yılangümü köyleri 22.02.l993 tarih ve 21504 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan kararla İlçemizden ayrılarak Karaman ili merkez ilçesine bağlanmıştır.

İlçede yerleşme bir höyüğün etrafında kurulmuştur. Buraya Asar Tepe adı verilmektedir. Bu höyükte bugün herhangi bir kalıntıya rastlanmamaktadır. Kâzım Karabekir ve yakın çevresindeki mevcut yapılarda spoliyen malzemelerden Geç Roma-Erken Bizans dönemine ait eserler görülmektedir. Höyükte araştırma ve kazılar gerçekleşmemiştir. Selçuklu ve Osmanlı döneminde yerleşme Ulu Camii, Hamam, Bedesten ve İç Kale çevresinde kurulmuştur. Ortadaki kent alanının etrafında mahalleler yer almaktadır. Bu mahallelerin isimleri Boyacık, Eminüddin, Pazar, Oba'dır. Mahallelere ancak at arabaların geçebileceği kadar dar sokaklardan ulaşılmaktadır. Sokaklar üzerinde geniş avlulara sahip evler bulunmaktadır. Sokak ve evleri ayıran yüksek bir avlu duvarı ile çevrilmiştir. Sokaklar zaman zaman küçük meydancıklar oluşturmaktadır. Buralarda mescit ve çeşmeler yer alır.

1979 yılında şehrin imar plânı yaptırılmış ve başta Çarşıdibi mevkii merkez olmak üzere modern yapılarla donatılmaya başlanmıştır. İlçede dikkati çeken en önemli unsur tüm yapıların, duvarların kasaba taşı adı verilen tabakalar halindeki bir çeşit yassı kalker'den yapılmış olmasıdır. Aynı cins taştan yapılan bu düzenleme kasabaya ayrı bir görünüm ve güzellik katmaktadır. Karaman çevresinde özellikle Kâzım Karabekir'de taş ocaklarından elde edilen taşa halk arasında "Kasaba taşı" veya "saytaşı" olarak adlandırılmaktadır. Taşın elde edildiği yörede üçüncü zamanda hızlı ve yavaş aşınma, tortulanmalar sonucu oluşan neojen kalker tabakalarının geniş bir alana yayılmış olmasından dolayı kasaba taşı bol miktarda elde edilmiştir. Kasaba taşı Kâzım Karabekir, Mecidiye, İlistra, Yazılı ve Kürtderesi köylerinden çıkarılmaktadır.

Ocaklardan çıkartılan kasaba taşı Kâzım Karabekir'in hemen hemen tüm sivil mimarisinde kullanılmıştır. Mimaride kullanılan en eski örneği Gaferyad Büyük Camii'dir. Monografi de incelediğimiz tüm dini ve sivil yapılarda kasaba taşı bulunmaktadır. Çalışan taşçı ustalardan öğrendiğimize göre ilçenin genelde tüm erkekleri bu taşın çıkartılmasında çalışmışlardır. Kâzım Karabekir’de taş, toprak yüzeyinden 80 cm. ile 1m.'den itibaren çıkmaktadır. Yüzeye daha yakın olan taşlar dayanıksız olup derinleştikçe taşın kalitesi artmaktadır. Kasaba taşı katmanlarına ve çıkan taşın cinsine göre değişik adlarla anılmaktadır. Taş ocağın en üst seviyesinden başlayarak alt kısma doğru 32 kat olarak tesbit edilmiştir.

Bu katlardan en üstten başlayarak 1m ile 3m toprak altında fazla sert olmayan porlu tabaka; kesitinde gri ve beyaz çizgili görüntüsü olan çelik kol, bir ince bir kalın olarak iki kattan oluşan ve yapı taşı olarak kullanılan karakol; yapı taşı olarak en iyi olan 2. çelik kol tabakası, kaliteli taşlardan sürmeli kol, tabaka halinde çıkan dayanıklı ve en pahalı olan kademe taşı, 15 cm. kalınlığında kuduz kol, çil kol, duvar yapımında kullanılan taban kol yörede çıkan kasaba taşının katmanlarına verilen addır. Taşın damarlarına kol denmektedir. Taş ocaklarında ustalar tarafından taş ocağının yüzeyindeki toprak temizlendikten sonra alta doğru taşın sökümü yapılmaktadır. Gaferyad'ta hâlâ çalışan 50-60 taş ocağı bulunmaktadır. Bu ocaklardan taş genelde kış aylarında çıkartılmakta ve 300-400 kişiye iş imkânı sağlamaktadır.
Taşın mimaride en yoğun olarak kullanıldığı yer Kâzım Karabekir ilçesidir. Taşın düzenlenmesine değişik uygulamalar getirilmiştir. Taşın yerleştirilmesinde ana ilke dış kısma gelen kenarlarının düzgün olmasıdır. Arada kalan boşluklar moloz taş ve çamurla doldurulur.

Taş, süsleme unsuru olarak kullanıma imkân vermesi açısından mimari süsleme de sık sık görülmektedir. Balıksırtı şeklinde, Taci Camii'nde olduğu gibi yuvarlak tarzda, pencere üstlerinde yuvarlak kemer olarak, kuş yuvası şeklinde örülmüşlerdir. Bu süsleme unsurları bazen dışarı çıkık, bazen de içeri girmiş olarak düzenlenerek cepheye hareketlilik kazandırılmıştır. 1970 yılında Kâzım Karabekir Belediyesince yaptırılan Kâzım Karabekir Paşanın heykelinin de bulunduğu park taşın mimarideki uygulamalarının en güzel örneklerinden birisidir. İlçeye adını veren Kâzım Karabekir’in Hayatı ve Eserleri: 1882 yılında İstanbul'da doğan asker, milli mücadele kahramanlarından ve devlet adamı Kâzım Karabekir 1948 yılında Ankara'da ölmüştür. Dedesi tarafından Kâzım Karabekir'lidir. Babası Selçuklu Türklerinden Karamanlı Kırım Gazisi M. Emin Paşa, annesi Havva Hanım’dır. Türkmenlerin Avşar koluna mensup olup Kasaba (Kazımkarabekir) ilçesinde Karabekiroğulları diye bilinmektedir.  Babası Mehmet Emin Paşa'nın asker oluşundan dolayı ilköğretimini değişik yerlerde tamamlamak zorunda kalmıştır. Ortaokul ve Liseyi İstanbul'da Fatih Askeri Rüştiyesinde ve Kuleli Askeri Lisesinde okumuştur.

Karabekir Harp Okulunda iken Atatürk'le tanışmış ve bu tanışma bütün hayatını etkilemiştir. Harp Okulunu (1902)'de, Harp Akademisini ise 1905 yılında beraber bitirmişlerdir. 31 Mart Olayını bastırmak üzere İstanbul'a gönderilen Harekât Ordusunda Mustafa Kemal ile birlikte Kâzım Karabekir de vardı. I. Dünya savaşı başlarında yarbaylığa kadar yükselen Karabekir, İran sınırında, Halep'te, Doğu Cephesinde, Çanakkale'de büyük yararlıklar göstermiştir. Doğu Anadolu'da gösterdiği başarılardan dolayı "Doğunun Fatihi" adıyla anılmaktadır. Erzincan ve Erzurum'un alınmasında, Sarıkamış'taki kolordu ile işbirliği yaparak Kars ve Gümrü kalelerinin alınmasında üstün başarı göstermiş, generalliğe kadar yükseltilmiştir. Karabekir, Atatürk ile işbirliği yaparak beraberlikleri Kurtuluş Savaşı sonuna kadar sürecektir. Erzurum Kongresine katılmadan ordudan istifa eden Atatürk'ün tutuklanarak İstanbul'a gönderilmesi istendiği halde Karabekir emirlere uymayarak bu görevi yerine getirmemiştir. Bununla da kalmayarak kongre öncesinde ve sonrasında kendisine her alanda yardım etmiştir.

Doğu'da milli mücadeleyi sürdürürken Edirne milletvekili olarak T.B.M. Meclisine girmiş ve böylelikle siyasi hayata atılmıştır. Sağlığında Kâzım Karabekir’i birkaç kez ziyaret eden Paşanın buradaki halkla ilgilendiği, okutmak için bazı erkek çocuklarını yatılı okullara yerleştirdiği bilinmektedir. Siyasi yaşamı ölümüne kadar sürmüştür. Mezarı Ankara Cebeci şehitliğindedir. Basılmış on sekiz eserinden bazıları: Cihan Harbine Neden Girdik, Nasıl Girdik, Nasıl İdare Ettik (İstanbul, 1937), İstiklal Harbimizin Esasları (İstanbul, 1943), İstiklal Harbimiz (İstanbul, 1969), Birinci Kafkas Kolordusunun Harekât ve Meşhudatı, Öğütlerim, Ülkümüz Kuvvetli Bir Türkiye’dir. Bitki örtüsünü İç Anadolu bozkır alanı içinde kaldığından step bitkileri oluşturmaktadır. İlçenin çevresinde yer alan düz araziler tarım alanları ile kaplıdır. Konya Havzası içinde yer alan bu bölgede akarsular az ve yetersizdir. Bu nedenle sulanabilen alanlar dışında meyvecilik üretimi yapılamamaktadır. En çok üretilen meyveler elma, kayısı, erik, armuttur. Toprak yapısının engebeli, sulamanın ise elverişsiz olduğu alanlarda bağcılık üretimi yapılmaktadır.

Tarım, ilçenin ekonomisinin büyük bir kısmını teşkil etmektedir. Ekilebilir arazilerde buğday, arpa, yulaf, mısır, şekerpancarı yetiştirilmektedir. 17. yüzyılda Gaferyad'ı gezen Evliya Çelebi ilçenin ekonomisinden söz ederken "Cenup tarafında yarım saat mesafedeki Hacıbaba dağının etekleri baştanbaşa bağdır. Bu bağları anlatmak zordur. Sahrası ekin ocağıdır. Zengin bir şehirdir. Bütün halkı rençberdir" demektedir. Bugün de tarla bitkileri üretiminin dışında bağ-bahçe tarımda önemli bir yer tutmaktadır. Tarım üretiminin yanı sıra ilçenin ekonomisine hayvancılık ta büyük gelir sağlamaktadır. Özellikle küçükbaş hayvan yetiştiriciliği, koyun, keçi, sığır besiciliği yapılmaktadır. Gerek tarım, gerekse hayvancılık yapılan çiftliklerin bazıları hala kullanılmakta birçoğu ise ören yeri halindedir. Memalik-i Osmaniye’nin Tarih ve Cografya Lügati (A. Cevat, İstanbul,1898) adli eserin 548. sayfasında Gaffarabad'la ilgili olarak su bilgiler verilmiştir; “Konya Vilayetinde Karaman nevahisindendir. (nahiyelerindendir.) Nahiye 10 karye ve 1184 hanede 5567 nüfusu havidir. Nahiyede 65 manda 550 inek, 1923 öküz, 57 deve, 850 merkep, 35 ester, 27 beygir, 40 bin kadar keçi, 24 bin koyun ve 300 öküz arabası vardır. Hacı Baba dağında yetişen hayvanların etinin lezzetli olduğu ve bazı Arap ülkeleri tarafından özellikle arandığı, yaslılarca anlatılır. Simdi hayvan sürüleri çoğaldığı için otlaklar yetmemekte, yaylalara çıkılmaktadır.

Kazımkarabekir, gerek Selçuklular, gerekse Karamanoğulları ve Osmanlılar devrinde önemli bir merkez durumundadır. İlçemizdeki Büyük Camimi (Ulu Cami), Bedesten, Hamam birbiri yanına yapılmış külliye görünümündedir. Kasabamıza ait halen elimizde bulunan 1679 tarihli Şeyh İbrahim Çelebi Vakfiyesinde imaret, kuralara (Talebe -i Ulüm) ilim Talebeleri ve Müderrisseler vakıf gelirlerinden verilmesi şartları vardır.
Bunların hemen yakınlarında, Medresenin bulunduğu hala bilinmektedir. (Külliye; Camii, medrese, hastane, imaret, sübyan mektebi vb. eserlerin oluşturduğu yapıların meydana getirdiği bütüne verilen isimdir.) Vakfiyeye göre kazamızda su an yerini bilemediğimiz bir imaretin var olduğu kesindir. Ayni vakfiyede bir handan da bahsedilmektedir. Evliya Çelebi ise iki “han”in bulunduğunu eserinde kaydetmiştir. Büyük camii içinde Karabaş Efendi türbesi bulunmaktadır ki, O'nun Kur'an okuyucuların okuyucusu, başı anlamında Kurrabaştan Karabaş seklinde dönüştüğü düşünülebilir. (Darül Kura; Kur'an okunan yer, Kari; Kur'an okuyan, Kura bas; Kuran okuyucularının da başı, müderrisi anlamındadır.) Kuraların ise cami ya da medreselerin içinde, bitişiğindeki Dar'ül kuralarda eğitim gördükleri tahmin edilebilir. Asar ‘ın kuzeyindeki yüksek tahsil yapılan bir medrese ve hemen bitişiğinde bir de darüs sifanin bulunduğu yasayanlar tarafından anlatılmaktadır. (Darüs şifa: Selçuklu, Osmanlı dönemi hastanelerine verilen ad ki, konumuna göre ayni zamanda sağlık okulu, tıp fakültesidir. Buralarda hastalara parasız ilaç da verilip giderleri genellikle vakıflar aracılığı ile karşılanırdı.) Asardaki Medresede, Kur'an derslerinin de yapıldığı yaşlılar tarafından söylenmektedir. Yine Avgin mevkiindeki medresenin müderris ve mollaları l. Dünya Savaşına ve İstiklal Harbimize katılmıştır. Bu medresenin daha önceki yerinin “Küng” diye anılan Subaşı Çeşmesinin alt tarafları olduğu bilenlerce nakledilmektedir. Buralar ayna zamanda vakıf imiş. Birinci Dünya Savaşı’ndan önce İlçede üç medrese, sekiz ilkokul (sübyan mektebi) bulunduğu anlatılır. Evliya Çelebi ise; üç medrese, altı sübyan mektebi olduğunu yazar.

İlçemizdeki ziyaret yerleri için de Evliya Çelebi seyahatnamesinde, bir başlık koymuştur. Bu dönemde “Ulu camide medfun Karabaş Efendiden olgun ve ergin bir zattir” diye bahsettikten sonra söyle devam eder: “Karaman kapısından dışarıdaki kabristanda Medfun Hacı Ömer Efendi, Yoğunlar kapısı dışında Medfun Mamadi Sultan Zade, Hacı İlyas mescidinde (simdi Camii) gömülü, tarikat ileri gelenlerinden Yakup Efendi Hazretleri ulu Sultanlardır. Bunların menakıbı (Menkibeleri) pek çoktur. Bu şehirde iki gün kalarak zevk ve safalar ettik.”
Bunlardan başka ilçenin içi ve çevresinde, birçoğu sınanmış yerler diye de tabir edilen ziyaret yerleri vardır. Letere çiftliğinden Sarı Sultan Dede'nin tekkesinin kalıntıları, yeri ve mezarı hala mevcuttur. Sarı Sultan Dede'ye akıl hastalarının götürüldüğü, Allah’ın izniyle şifa buldukları anlatılır. Şantiye içindeki yatır ağır sıtma hastaları tarafından ziyaret edilir. Boyacı mahallesindeki bir yatır sıtma hastaları tarafından ziyaret edilir. Eski Çarsı sokağındaki yatırın da büyük bir veli olduğu, sütü olmayan emzikli kadınlar tarafından ziyaret edildiği ilçe halkı tarafından nakledilmektedir. Kazimkarabekir ilkokulu avlusu içerisindeki (güney dogu kösesinde) Emir Dede adli yatırın mezar taşı hala durmaktadır. Hacı baba daği zirvesindeki yatır 20 yıl kadar önce yağmur duasına çıkıldığı zamanlarda ziyaret edilen yerlerden birisi olarak anlatılır. Emineddin Mahallesinde, Piri Reis ailesi mensupları aracılığı ile ziyaret ettikleri yatırdan başka; sığırcı çiftliğinde Sığırcı Dede, Areyde çiftliğinde Arı Dede, Hacı Baba’nın eteklerinde Tığıl Dede vardır.

1970' li yıllarda park haline getirilen mezarlığın kuzey kösesinde bir yatır, şantiyenin arkasındaki mezarlıkta, düz harman yeri haline getirilen zatın mezarı da ziyaret yerlerinde olarak anlatılır. Kışla bağları mevkiindeki yatır da saygı duyulan zatlardan birisidir. Seyit Yusuflar diye bilinen bu derviş Horasan taraflarından gelmiştir. Gelip yerleşmesi ile ilgili Menkıbe şöyledir. Seyit Yusuf'a rüyasında yerleşeceği yer bir dağın önü olarak gösterilir. O da gele gele Areyde köyüne gelir, yerleşir. Rüyasında biraz daha güney batıya denilir. Bu sefer Helgez (Gelgez diye bilinen simdi ören, zamanında çok şirin bir yerleşim merkezi imiş) mevkiine yerleşir. Biraz daha güney batıya gitmesi işaret edilince bu gün bulunduğu yerde ikamet eder. Halkımız Seyit Yusufların bulunduğu mevkide bulunan meşe ağaçlarını hiç kesmemiş. Bundan dolayı da ağaçlar çok büyümüştür. Burası mesire yeri olarak kullanılmaktadır. (Peygamber Efendimizin (s.a.v.) torunu Hz. Hüseyin'in soyundan gelenlere seyit denir.) Bu zatin Seyit olma ihtimali kuvvetlidir. Karabaş Efendi ile ilgili olarak bir menkıbe de söyle anlatılır: Hacı Baba, Sultan Karabaş Efendiyi ziyaret eder. Gelişinde mendilinde süt getirmiş. Ziyaretlerinden birinde süt dolu mendili duvara asmış, Karabaş efendi ile sohbet ederlerken oradan kadınlar geçiyormuş. Mendilden süt damlamaya başlayınca, Karabaş Efendi, Hacı Baba Sultana, ”Kalbini bozdun süt damlamaya başladı, dağda evliyalık kolay, şehirdeki evliyalık, insanların içinde bulunmak zor ama üstün” demiş.

İlçemizin eski Kabristanlarındaki mezar taşları, burada birçok tekke-medrese mensubunun yaşadığının işaretidir. Büyük camiin bati tarafında Şeyh Ömer'in merkadi 1679 Şeyh İbrahim Çelebi vakfiyesi de bunların sağlam belgeleridir. Bunlardan başka Gaffarabad'da birçok âlim de yetişmiştir. Tespit edilen bu büyük âlimlerin isimleri şunlardır:
1- Molla Dede'i Gafriyadi
2- Molla Bali'i Gafriyadi
3- Hoca Muhlihitdin Gafriyadi
4- İzmir Kadisi İshak Gafriyadi
5- Gecdehan Abdullah Gafriyadi
6- Kudüs Kadısı Sefer Gafriyadi
7- Molla Mustafa Gafriyadi
8- Veliyüddin Efendi 

Ayrıca ilçe merkezinde geleneksel zanaatlar berber, nalbant, semerci, bakkal, demirci, traktör ve oto tamircisi gibi zanaatkârlar faaliyet halindedir. İlçede günlük hayat, esnaf ve zanaatkârların günlük işleriyle ilgilenirlerken, halkın büyük bir kısmı yazın tarlalarda, bağ-bahçe işinde, kışın ise taş ocaklarında çalışarak geçmektedir. Bununla beraber hiç bir yöremizde bulunmayan taş ocağı da çok yaygın olup, ekonomiye büyük katkı sağlamaktadır. Kazımkarabekir’de 24 üniteden oluşan bir Kombassan gıda şehri kurulmaktadır İlçede halkın % 95'i okuma-yazma bilmektedir. Piri Reis İlkokulu, Kâzım Karabekir İlkokulu olmak üzere iki ilkokulu, bir ortaokul ve bir lisesi vardır. S.Ü.’ne bağlı Meslek Yüksek Okulu bulunmaktadır. Ayrıca ilçede okuma odası ve kütüphane de yer almaktadır.

Hicri 1256 (m. 1840) tarihinde “Kasaba-i kaza-i Gaferyad tabi-i eyalet-i Karaman, Evkaf-ı İbrahim Bey veled-i Karaman” olarak not düşülmüştür. 1844 Temettuat Defterlerine göre Gaferiyad olarak kaydedilmiş ve Bazar,, Boyacı, Oba, Emineddin olmak üzere dört mahalleden oluşmaktadır. Bazar Mahallesi 107 hane, Boyacı Mahallesi 94 hane, Oba Mahallesi 121 hane ve Emineddin Mahallesi 72 hanedir. Bu tarihte mahallelerde bulunan hane reislerinin adı ve lakapları ise şöyledir: Bazar Mahallesi; Abdullah Efendi İmam, Memişoğlu Hüseyin, Hacı Ahmet ve oğlu İbrahim, Dağlı Hasan, Eskici İbiş, Demirci Halil, Dilki Ahmet, Tahtasakal İsa, Berberoğlu Hasan, Gülünoğlu Mehmet, Ömer Ağa’nın Mehmet, Nalbant Mehmet, Topal Hasan, Semerci Mustafa, Hacı Süleyman’ın Mehmet, Topal Osman, Fettahoğlu Mustafa, Kocabaşoğlu İbrahim, Mustafa ve Mehmet, Hacı İbrahim, İçekoğlu Mehmet, Ahmet Emmioğlu Hüseyin ve Abdurrahman, Aynioğlu İsmail, Berber Osman, Sakallıoğlu Mehmet, Abdülvehhab Efendi Hatip, Kabadayıoğlu Osman, Serhatli Veli, Deli Hasan’ın Mehmet, Beğ Süleyman, İmam Molla Abid, Hacı Süleyman’ın Osman, Melekoğlu İbrahim, Topuzoğlu Ömer ve Abdullah, Bozokluoğlu Memiş, Sırtlanoğlu Kel Halil, Muttalipoğlu Hacı Osman, Hacı Ustanın Ali, Dağlı Abdullah ve oğlu Mehmet, Şiddetoğlu Mustafa, Ramazanoğlu Mehmet, Kudüm Musa, Hocaoğlu Mustafa, Kalaycı Hasan, Dilaver Mehmet, Büyüklüoğlu Çolak Mustafa, Butluoğlu İbrahim, Berber Ahmet, But Mustafa, Azizoğlu Mehmet, Kara Hüseyin’in Mahmut, Gülünoğlu Bekir, Tiftikoğlu İbrahim, Müderris Süleyman, Karabayıroğlu Bekir, Bayramoğlu Halil, Ögey ve biraderi Abdullah, Bekiroğlu Reşit, Şamlıoğlu Halil, Kalaycı Mustafa, Deli Yusuf’un Mehmet, Arabacı Abdurrahman, Tokluoğlu İbrahim, Kör Ahmet, Koca Mustafa’nın Süleyman, Deli Yusuf Mustafa’nın Osman, Yusuf Emmioğlu Yusuf, Kör Hasan’ın Melek Mustafa, Arabacı Veli, Hacı Nurullah, Abdülkerim Hoca’nın Muharrem ve biraderi osman, Hacı Halil’in Ömer, Muttalipoğlu İbrahim ve Mustafa, Osman Paşaoğlu Halil, Çoban Nureddin, Koraşoğlu Hüseyin, Berber Mehmet’in Mehmet, Hacı İsa’nın Mehmet ve Ali, Resil, Kara Casimoğlu Ali, Deli Yusuf’un İsa, Himmetoğlu Mustafa, Kocabaşoğlu Ahmet ve Ali, Çatmaoğlu Mehmet, Kumaşoğlu Abdurrahman, Hacı İsa ve oğlu Ahmet, Kalemi kırık Hüseyin, Küçük Ahmet, Deli Yusuf’un Ali, Hocaoğlu Osman, Meydanlıoğlu Ali, Güçoğlu Ali, Tatoğlanın İsmail, Türkmen Abid, Çolak Nasuh, Çömlekoğlu Mehmet, Duloğlu Mustafa, Büyüklüoğlu Durmuş, Abbas.

Boyacı Mahallesi; Vaiz Hüseyinoğlu Mustafa Efendi, Kaza Müdürü Eşraftan Hacı Mustafa Ağazade Mehmet Haşim Ağa, İmam Mehmet Hocaoğlu Ebubekir, Yörükoğlu Süleyman, Hasan’ın Abdurrahman Ağa, Kara Hüseyin’in Mehmet, Mahmutoğlu Ebubekir İmam, Kırkatlıoğlu Musa ve Abdülkadir, Hacı Mehmet, Keleşoğlu Ahmet ve Memiş, Molla Mustafa’nın Ahmet, Aşık Hasan’ın Hasan, Karaoğlan’ın Ali, Yarımcanın Süleyman, Kazak Hasan, İbişoğlu Ali, Dedeoğlu Ömer, Deli Hasan’ın Hüseyin ve Ömer, Fettah Veli’nin Mehmet, Kırkoğlu İsmail, Kebetoğlu Mehmet, Kara Yusuf, Ögeyoğlu Ahmet, Şekerin Mehmet Ali, Beğolu Abdülkadir, İsmilli Himmet ve oğlu Naim Çelebi, Zırtlanoğlu Mustafa, Kürt Yusuf, Hacı Hüseyin, Dakkaoğlu Sarı ve Ahmet, Pehlivanoğlu Ahmet, Muharrem’in Ömer, Hacı Hıdır, Kazak Ali, Yarma Hüseyin’in İbrahim ve İsmail, Topal Ahmet’in Mehmet, Kirtişoğlu İbrahim, Ayna Hasan, Fettahoğlu Hüseyin, Güdük Ali, Ömeroğlu Safer ve oğlu İbrahim, İbişoğlu Hacı, Kiriş Halil’in Hasan ve Mehmet, Kırkaştıoğlu Yusuf, Hocaoğlu Süleyman, Beğ Mustafa ve oğlu Civciv Bekir, Koraşoğlu Hüseyin, Beğoğlu Mustafa ve Hasan, Kızılkuyulu Satı, Aşık Hasan’ın Süleyman, Deli Ali’nin Süleyman, Koraşoğlu Osman, Alibeyoğlu Mümin, Kızılkuyulu Ali, Himmet’in Mehmet, Kızılkuyulu Memiş, Veziroğlu Ali, Köleoğlu Hüseyin, Yaylıoğlu Emrullah ve Ömer, Kör Osman’ın İbrahim, Müezzin Molla Osman, Kürt Hasan’ın Veli, Hadimli Mehmet, Fasılacı Abdullah, Hakkıoğlu Mustafa, Dakka Hasan, Kevenkoğlu Mehmet, Alatalı Kara Mehmet, Kızılkuyulu Abdülkerim, Yaylıoğlu İbrahim, Gün Ali’nin Mehmet, Hasan Ali, Kafaoğlu Abdullah, Türkmenoğlu Rışvan İbrahim, Lafcıoğlu Mehmet, İşlioğlu Hüseyin, İlisralı Ahmet, Habiboğlu Mehmet, Arap Hüseyinoğlu Mehmet, Dağlı Abdullah’ın Mehmet, Civcivoğlu Memiş, Kırkaltıoğlu Abdullah, Hacı İbrahim’in Mehmet, Muharrem’in Mehmet Ali.

Oba Mahallesi; İmam Veli Efendi, İmam Molla Fahri, Efendizade Abdurrahman Efendi, Ali Efendi ve oğlu Abdülkadir, Memiş Efendinin Abdurrahman, İbrahim Efendizade Raşit Efendi, Sarı Mustafa, Çobanoğlu Halil, Kör Fettah’ın Mehmet, Bekiroğlu Memiş, Bedeloğlu Ömer, Gülüz Abdullah’ın Durmuş, Hafız Halil, Abdülvehhab’ın Mehmet Ali, Gölgelioğlu Mustafa, Çoban Ahmet’in Ömer, Cob Hasan, Camuzoğlu Abdurrahman, Sinanoğlu Osman ve Abdurrahman, İrbişdioğlu Yusuf ve Hüseyin, Eskici Hasan, Çamurcuoğlu Abdülhaluk ve Mehmet, Pehlivanoğlu Hanefi, Bölücüoğlu Ömer, Boduroğlu Mehmet, Halil Hoca’nın Mustafa, Güdükoğlu Mehmet ve Mehmet Ali, Salihoğlu Mehmet, Ali Efendinin Mustafa, Serdaroğlu Abdullah, Mercanoğlu Nasuh, Küçük Mehmet’in Osman ve Hüseyin, İncekaraoğlu Mehmet, Molla Mustafa, İbridioğlu Mehmet ve Mustafa, Nalbantoğlu İbrahim, Hacı Hıdır’ın Mehmet, Sağır İsmail, Haliloğlu Mehmet ve Mustafa, Cincioğlu Molla Mehmet, Tellak Mustafa, Müminoğlu Mehmet, Bekçi Topal Osman, Kabakçıoğlu Hüseyin, Tat Süleyman’ın Recep, Boz Seyyid, Abidin’in İbrahim, Molla Yusuf’un Nasuh, Çobanoğlu Küçük Halil ve Bıyık Mehmet, Demirci Mahmut ve Hüseyin, Kör Salih ve Musa Küt Ömer’in Ebubekir, Davdalıoğlu Kadir, Cılfıtoğlu Ahmet, Bezikoğlu Süleyman, Deli Süleyman, Ahmet’in Hüseyin, Kör Hüseyin’in Mehmet, Pala Yusuf’un Ahmet, Kör Ali’nin Osman, Kazıkçı Ali, Veziroğlu Veli, Acı Abdullah, Yusuf Hasan, Kara Bekir’in Ahmet,  Seyyid Ali’nin Mehmet Mustafa, Seyyid Ali Ahmet’in Bayram, Kara Musa’nın Mustafa, Davut’un Mehmet, Kör Ali, Nalbantoğlu Hüseyin, Lapacıoğlu Süleyman, Sağır Muharrem’in Ömer, Hamza’nın Kerim ve Ahmet, Aladağlı Mehmet, Kara Memiş’in Bekir ve Mustafa, Berber Mustafa, Hafız Mustafa, Solak Hasan, Naim’in Mehmet, Şıhali’nin İbrahim, Dilaver’in Keçeci Süleyman ve Ahmet, Macaroğlu İsmail ve Hasan, Molla Yusuf’un Abid, Kocaoğlu Mustafa, Dağlı Hasan, Kalaycı Abid, Kalaycıoğlu Osman, Kör Hüseyin, Çömlekçinin Altıparmak Mehmet, Kör İsa’nın Hüseyin, Kerebetoğlu Çoban Osman, Usta Hasan’ın Mehmet, İbişoğlu Abdurrahman, Hafız Süleyman, Abdioğlu İsmail, Haşim’in Mustafa, Çopur Ali’nin Mehmet, Çoban Topaloğu İbrahim, Çoban Abdülkadir, Çatrazoğlu Nasuh, Köylüoğlu Osman, Muhsin’in İsmail, Kel Sunullah, Kaytazoğlu Ahmet, Kocadevelioğlu Ömer, Bayarm’ın Hasan Ali.

Emineddin Mahallesi; İmam Molla Kerimoğlu Hasan Efendi, Hacı İsa’nın Ahmet, Alişan’ın Yusuf, Osman Çelebi’nin Hacı Osman, Gözlü Mustafa, Çoban Ali’nin Ömerce, Eskici Osman, Hacı İsa’nın Mehmet, Kirtişoğlu Deli Hüseyin, Nalbant Hacı Mehmet’in Ali, Hüseyin Ağaoğlu Yusuf, Şeremetoğlu Ali, Nasuh ve Hasan, Hacı Abdi’nin Ali, Perioğlu Mehmet, Hacı Hıdır’ın Ali, Kör Süleyman, Zanburoğlu Ali, Ebubekir’in Bekir, İlisralı Hüseyin, Kel Hasan, Çoban Kara Ali, Keçeci Mehmet, Küçükoğlu Veli, Keneviroğlu Mehmet, Deveci Süleyman’ın Mustafa ve Safer, Devecioğlu Mehmet, Kara Mehmet’in Abdülkadir, Kör Habib, Deli Ali, Tafra Abid’in Mustafa, Çakır Paşaoğlu Mehmet, Baki Paşaoğlu Mehmet, Kocabaşoğlu Hadi, Hacı Hıdır’ın Hasan, Molla Ömer’in Abdülkadir, Çöğüroğlu Mehmet, Kara Veli, Pirioğlu İsmail, Sürücü Halil’in Mustafa, Abidoğlu Hasan, Celeb İsa, Abadoğlu Memiş, Pirgayipoğlu Mustafa ve Ahmet, Altıparmak’ın Deli kerim, Boyacıoğlu Mehmet, Aşıkoğlu Köse, Kör Himmet’in Abdullah, Kara Kethüda’nın Abdullah, Sirke Halil, Kel Aziz’in Durmuş, Ece’nin Kara Veli, Nasuh’un Mehmet, Hacı Memiş’in Abdullah, Könte Ali’nin Abdullah, Hacı Abdurrahman’ın Mehmet, Ağcıoğlu Hüseyin, Boz Hüseyin’in Mustafa ve Mehmet, Serseri’nin Ali, Tatoğlan’ın Mustafa, Tana Mehmet, Çimenoğlu Mustafa ve Süleyman, hacı Hasan, Arap Ali’nin Abdullah, Ama Mehmet, İbrahim’in Himmet, Gök Ahmet, İmam Nurullah Hoca, Kethüdaoğlu Abdülgani.               
 

Kazımkarabekir (Gaferiyat) İlçesi
Kazımkarabekir (Gaferiyat) İlçesi Kazımkarabekir ilçesi;  Konya-Karaman  karayolu üzerinde, Karaman iline 23 km mesafede tarihi oldukça eski bir yerleşim yeridir.