Foto galeri

Karamandan.com

Karamandan.com

 
 
Tarih : 07 Eylül 2018  -  Saat : 12:06:05   Görüntülenme: 12148

Değerli Karamandan.com ziyaretçileri, şehjrimizin tüm köylerini yayınlamaya devam ediyoruz. Bu kapsamda Karaman merkez ve harf sırasına göre Ayrancı ilçemizin köylerini tamamladık. Sıra Başyayla İlçesine geldi.Şİmdi Başyayla merkezden başlamak üzere tüm köyleri yayınlayacağız. Bu çalışmalarımız kapsamında bize bilgi, belge ve fotoğraf temin eden, köylerinde bizleri misafir eden tüm dostlara teşekkür ederiz. Taktir sizden gayret bizden...

Karaman Başyayla İlçesi

Karaman ilinin en küçük ve oldukça şirin bir ilçesidir. 1967 yılında Tepebaşı (Halimiye-Betnam) nahiyesine bağlı olarak Kasaba olmuştur. 1990 yılına kadar Ermenek ilçesine bağlı kasaba iken bu tarihte ilçe olmuştur. Geçim kaynaklarının darlığı nedeniyle büyük bir göç olgusuyla karşı karşıya kalmıştır. Tarihi zenginlikleri, doğa yürüyüşleri ve eşsiz güzellikte görünümü, çağıldayan dereleri ile ziyaretçilerini beklemektedir. Bölge Karamanoğullarının ilk yerleşkeleri arasında bulunmakta, çevre ile kültür etkileşimi fazla olmadığından kültürünü de koruyabilmiş ender yerlerdendir.

Başyayla ilçesi; Orta Torosların güney yamaçlarında Göksu havzasını kapsayan Taşeli platosunda yer alan ilçemizin kuzeyinde Balcılar Kasabası, doğusu ve güneyinde Ermenek batısında ise Sarıveliler ilçeleri yer almaktadır. İlçemizin kuzeyi, kuzey batısı ve batısı birden bire yükselerek tabii bir kale görünümü veren dağ silsileleri ile çevrilidir. Dağ silsilelerinin sonunda gelen Düğünözü, Karamıklı, Çimen, İnceöz, Suluboğaz, Kışlaçayırı, Kuşu, Güllüpınar yöre halkı tarafından, Barçın Yaylası göçerler (Yörük) tarafından yaylacılık faaliyetleri için kullanılmaktadır. Yükseltisi fazla olan Barçın Yaylası ve Yörük Pazarı mevkilerine yaz aylarında Mersin’in Anamur ilçesinden hayvancılıkla uğraşan Yörükler gelmektedir.

Karaman ili Başyayla ilçesi, 36°75’ Kuzey enlemi ile 32°68’ Doğu boylamı arasında yer almaktadır. İlçenin deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 1.400 metredir. İlçenin, kuzeyinde Konya ili Taşkent ilçesi, güneyinde Ermenek, batısında Sarıveliler ve doğusunda yine Ermenek ilçesi bulunmaktadır.[1] İlçenin yüzölçümü 228,99 km²’dir.32-34 meridyenler ve 36-38 pareller arasında yer alan ilçenin merkezi ve köylerinin arazilerinin geneli güneye eğimlidir.  Orta Torosların Güney yamaçlarında kurulu Karaman İlinin Güney kesiminde yer alan Başyayla İlçesi Karaman İline karayolu ile 175 km uzaklıktadır. Toplam 102.130 dekar alana sahiptir. Derin vadiler ve kanyonları ile jeolojik oluşumundan dolayı eşsiz güzellikler sunar. Doğusunda Ermenek Baraj gölü buradan tüm güzelliği ile görülebilmektedir.

İlçenin en yüksek kesimi Merkez - Barcın Yaylası arasındaki karayolu güzergâhının da geçtiği 1800 metre rakımındaki Keben olarak adlandırılan dağlık bölgesidir. Kışla köyünün de kurulu olduğu İlçenin Güneyindeki vadide rakım 1000 metre civarındadır. Serper Köprüsünde rakım 800 metreye kadar düşmektedir.[2]   Başyayla ilçesi adı ile özleşerek yüksek bir yayla karakteri arz etmekte olup, kışlar kar yağışlı soğuk olup, yaz aylarında ise sıcaklık ortalaması mevsim normallerinde geçmektedir. Güney kesimleri eğimli arazilere sahip olan İlçenin, merkez ve köylerinde tabii yapının izin verdiği tarım uğraşı hâkimdir.

İlçe merkezi ve köylerinden Bozyaka ve Üzümlü zirveleri ormanlık dağ yamaçlarında vadi tabanına doğru inen arazilerde,  Kışla ve Büyükkarapınar köyleri düz, geniş ve verimli vadi tabanlarına kurulmuşlardır. İlçenin Kuzey, Doğu, Batı yönleri dağlarla çevrilmiştir.  Güney yönünde ise Göksu Nehrinin kolu Kurtlu Çay (İvzit Deresi) akarsuyunun yatağının bulunduğu vadi uzanmaktadır. İklim bakımından tipik Akdeniz karakteri gösteren İlçede yazları kurak ve sıcak kışları ılık ve kar yağışlı geçmektedir. Zeytin, incir, nar gibi ılıman iklimi seven meyveler rahatlıkla yetişebilmektedir. Meyve ve bağ alanlarıyla kaplı ilçe arazisinin ormanlık sahaları da ladin, ardıç, sedir ve çam ağaçlarıyla kaplıdır.

Başyayla ilçesi 22.899,6 ha’lık alan ile Karaman’ın %2,60’ını, Türkiye’nin ise %0,03’ünü kapsamaktadır. İlçe toplam alanının %7,94’ünü tarım arazilerine ayrılmış olup, bu oran Türkiye ortalamasından ve Karaman ortalamasından oldukça düşüktür. Toplam alanın %32,57 gibi büyük bir oranı çayır-mera alanları için ayrılmıştır. Ormanlık alan ise toplam alanın %20,57’sini oluşturmakta ve bu alan Karaman toplam ormanlık alanın %2,93’ünü kaplamaktadır. Tekerleğin değmediği yerler olarak adlandırılan yörede artık tekerlek değer hale gelmiştir. Başyayla’nın üst kısmındaki yöresel olarak bilinen Papazlık Dağı bulunmaktadır. Başyayla’nın Yörük pazarı tarafında bulunan “Topraktepe” yükseltisi bulunmaktadır. Erenler tarafında Başyayla’nın Sarıveliler yönünde bulunan “Kavaklıbelen Tepesi”, ilçemize ait yayla ile Balcılar Kasabası sınırında  “Kuşu Taşı” bulunmaktadır.

Başyayla’nın başlıca kaynak suları: İlçemizin kuzeybatı tarafında içme suyu olarak kullandığı “Söğütçük Suyu”, arazileri sulamak için kullanılan “Karapınar, Tümtününgöl, Küçükgöl, Eğrik, Gökgöbet, Şefdeli Deresi ve Hisarönü suyu yörenin doğal kaynak sularındandır. Kavaklı Belenden çıkan “Aksu” yine arazilerin sulamasında kullanılan sularındandır. Yenimahalle ile Göztepe Mahalle arasında bulunan “Tekneliç “kaynak suyu bu iki mahalledeki arazilerin sulamasında kullanılan kaynak suyudur. 2007 yılında belediye tarafından 750 tonluk havuz suyun daha verimli kullanılması için yapılmıştır.

“Deregözü” akarsuyu ilkbahar aylarından itibaren coşkulu bir şekilde akan ilçenin tabiî güzelliklerine bir güzellik daha katmaktadır. Başyayla Kaymakamlığı tarafından Deregözü Mevkiinde yaptırılan orman parkı tabiat ile iç içe tüm güzelliklerin bir arada yaşanabileceği güzel bir mesire yeridir. Başyayla’nın Yaylalarındaki Kaynak suları arasında Hıdıroluğu, İmranoluğu, Hanönü Çeşmesi, Düğünözü Çeşmesi, Gökgeçi, Dibekli Çemesi, İnceöz Çeşmesi, Gaşoluk Çesmesi, Deliktaş, Tozmuğar, Koyungöbedi, Söbüçimeni, Sulueğrik, Karga Pınarı gibi önemli kaynak suları arasında yer almaktadır.

1967 Yılında kasaba olan Başyayla, 1990 yılına kadar Ermenek'e bağlı bir kasaba idi. 3644 Sayılı Kanun ile 9 Mayıs 1990 tarihinde ilçe olup Karaman İline bağlanan Başyayla tarihi konum itibariyle M.Ö. 2000 yıllarına dayanan tarihi bir geçmişe sahiptir. Eldeki verilerin yetersiz olması bu devirden önceki tarihi hakkında yeterli bir bilgiye ulaşmamızı engellemektedir. Ama bölgedeki şehir kalıntılarının ilmi açıdan yeteri kadar tetkikinden sonra bölge tarihi hakkında daha derin bilgilere ulaşılabilir. Bölgede, Romalılar Bizanslılar, Selçuklular, Karamanoğulları ve Osmanlılar hüküm sürmüşlerdir.

Torosların zirvesine yakın olan ilçemiz en eski uygarlık döneminin izlerini taşımaktadır. Asurlular, Persler, İyonyalılar bulunduğumuz bölgeye hâkim olmuş, bu bölgenin halkından vergi almış ya da Akdeniz kıyı bölgelerine yakın bölgelerde kurulan devletin koruyuculuğu görevini vermişlerdir. İskender İmparatorluğu döneminde M.Ö. 300 yıllarda merkezi Silifke olan bu devlet İzori ya da Isauria adı ile bilinen Haplaka ve Arzava topraklarını (Bozkır, Hadim, Fariske ve Ermenek) ele geçirir. Bu devletin başına Aristo Satrap getirilir. Bu bölgede küçük merkezler oluşturulmuştur. Bunlardan biri de İlçe Merkezindeki Kiralıyayla (Lafsa) Mahallesinde Lauzados adında küçük yerleşim merkezi kurulmuştur. Daha sonra Bizanslılar döneminde kurulan bu küçük merkezler, merkezi Ermenek’te olan “Germanicapolis” adıyla bilinen on şehirlik bir devlette önemli bir yere sahip olmuştur. Roma İmparatorluğu Döneminde bulunduğumuz bölgeye (Taşeli Yöresi)’ne Kilikya adını vermişlerdir. Başyayla ve köylerinin bulunduğu bölgeye “Dağlık Kilikyalı” adı verilmiştir.

M.Ö. 64 yılında Başyayla yöresinde yaşayan İzavriya’da derebeylik gibi yaşayan küçük kral şehir devletleri Romalılarla savaşarak bölgede hâkimiyetlerini korumaya çalışmışlardır. İzavriya’da yaşayan halk bağımsız yaşamayı, başka devletin itaati altında yaşamayı sevmediği için Romalılara karşı uzun süre mücadele etmişlerdir. Roma kumandanlarından Pompeus döneminde İzavriya bölgesi Romalıların bir eyaleti oldu. Roma devletini ikiye böldüğü için kızan İmparator, Jul Sezar Pompeus’un üzerine Roma kumandanı Germanikus’u büyük bir ordu ile gönderir. Pompeus’u yenen Germanikus’a izatefen Ermenek (Germanicopolis) adı verilmiştir.

M.Ö. 41 yıllarında Konya bölgesinde Hristiyanlık dinini yayma faaliyetinin etkin olduğu dönemde Yahudilerin havarilere baskı uygulayarak, bölgeden uzaklaşarak daha güvenli olan Ermenek ve çevresindeki inlere sığınarak, Ermenek ve çevresinin dağlık ve tenha olması nedeniyle havarilerin Hristiyanlığı rahatlıkla yayma imkânı bulmuşlardır. Özellikle İsauria bölgesinde yönetimin zayıf olması nedeniyle Hristiyanlık dini hızla yayılmıştır. Havarilerin yaşadığı kilise ve manastırlar bölgede varlığını hala sürdürmektedir. Roma ve Bizanslılar dönemine ait eserler Başyayla’nın kuzeyinde bulunan Hisarönü mevkiinde, Akin, Küçük Akin, Büyük Akin, Aktepe, Kırkdirekinleri ve Büyükkarapınar Köyünün Kozbaşı mevkileri ve Kisse Ören yerleri bulunmaktadır. İlçenin halkı Orta Asya’dan göç eden Avşar Türkmenleri boyundan ailelerin olduğu bilinmektedir.

Karamanoğlu Mehmet Bey zamanında arıcılık yapma görevi verilen Türkmenlerin bu bölgeye yerleştirilmesiyle daha önceki döneme göre daha etkin bir rol almıştır. Sadece Anadolu Selçuklu ve Karamanoğulları zamanlarından tarihi eseler mevcuttur. Eski Roma Krallığı’ndan da kalma tarihi yer ve eserler vardır.

Başyayla tarihi konum itibariyle MÖ 2000 yıllarında dayanan tarihi bir geçmişe sahiptir. Eldeki verilerin yetersiz olması bu devirden önceki tarihi hakkında yeterli bir bilgiye ulaşmamızı engellemektedir. Ama bu bölgedeki şehir kalıntılarının ilmi açıdan yeteri kadar tetkikinden sonra bölge tarihi hakkında daha derin bilgilere ulaşılabilir. Bölgede, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Karamanoğulları ve Osmanlılar hüküm sürmüşlerdir. Romalılar Taşeli‘ni ele geçirdikten sonra merkezi Ermenek olan İsauria Dekapolis (on şehir) eyaletini kurarlar. Bu on şehirden biriside Kirazlıyayla'nın eski adı olan Lauzados (Lafsa)'dır. Lauzados kelimesinin etimolojisi hakkında yeterli bilgiye sahip değiliz. Ancak kelime bize Hitit belgelerinde geçen Lawazantia şehrini hatırlatmaktadır. Nitekim Hitit kralı III. Hattuşili'nin karısı kendisini bu şehrin tanrıçası İstar'ın hizmetkârı olarak tanımlamaktadır. Buda Hititlerin bu bölgeye gelip şehir kurabileceği İhtimalini kuvvetlendirmektedir.

Bugünkü Kirazlıyayla, eski adıyla Lafsa'nın kuzeyini çevreleyen yalçın kaya blok unun güneye; bugünkü köyün bulunduğu yamaçlara doğru uzanan sırtlarında peri bacalarını andıran yüzlerce kaya ve bunların içlerine oyulmuş binlerce kaya mezarı ve barınak yer alır. İrili ufaklı bu mağaralardan çoğu insan eliyle oyulmuş olup bir kısmı kaya manastırı, bir kısmı kaya mezarı, bir kısmı da ev- barınak fonksiyonundadır. Kirazlıyayla'ya bir km. kuzeyde yer alan bu kalıntıların Lauzados şehrine ait olduğu bir gerçektir.

Yörede Aktepe adı verilen yükselti üzerinde kaleyi andıran doğal bir yığınak mevcut olup Romalılar devrinde burada bir şato- kale mevcudiyeti ihtimal dâhilindedir. Tepe çevresine son derece hâkim durumda olup tam bir seyrangâh karakterindedir. Çevresindeki yamaçlarda kayalara oyulmuş Roma tipi taş sandukalar, kapakları üzerinde kabaca kompoze edilmiş yatar vaziyette aslan kabartmaları Roma hâkimiyetini kolayca ortaya koyan kalıntılardır.

Ayrıca ortalama 50x 50, 40 x 40, 15 x 20 metre boyutlarında mağaralar ve yine Aktepe üzerinde yer yer rastlanan büyük ölçüde yapı taşları, peri bacaları şeklinde kaya bloklarına oyulmuştur. Antik Lauzados Kentin'den görünüm ağızları genellikle güneye bakan yarım daire biçiminde kemerli kaya mezarları ile kayalar üzerinde sütun başlıklarında görülen ve daha sonraki devirlerin mahsulü olan üzüm salkımı kıvrık dal motifi görünümünde taş işlemeler gerçekten görülmeye değer kalıntılardır. Bunlardan başka 50 x 50 metre ebadında Kırkdirekini mağarası içinde daha önceleri kırk taş direk olduğu söylenirse de bugün bunlardan sadece 4- 5 tanesi kalmıştır.

Yine ayrıca 30 x 40 metre ebadında tamamı insan eliyle oyulmuş Büyük Ak İn ile yine insan eliyle oyulmuş Küçük Ak İn özellikle geçmiş devirlerin yapıcı ve yaratıcı gücünü ortaya koyan ve tarihi Lauzados şehri hakkında bilgi veren kıymetlerdir. Ayrıca Küçük Ak İn‘de ana kayaya boya ile yazılmış geç dönem Rumca iki yazıt bulunmaktadır.[3]

SELÇUKLULAR, KARAMANOĞULLARI VE OSMANLILAR DÖNEMİNDE BAŞYAYLA
Malazgirt Savaşı’na kadar Roma hâkimiyetinde kaldı. Bu savaştan sonra Anadolu Türkler tarafından fethedilmeye başlayınca bu bölgede Türk hâkimiyetine girdi. Taşeli diye de bilinen Başyayla ve çevresini 1115 yılında Anadolu Selçuklu Hükümdarı Alaeddin Keykubat tarafından fethedildi. Türkler bu bölgeye gelerek yerleşmeye başladılar. Özellikle Moğol baskısından dolayı birçok Türk boyu Anadolu’ya gelerek Anadolu’yu yurt edinmeye başladılar. İşte Oğuz Türklerinin Üç Ok Kolu’nun Avşar Boyu’na mensup olan Karamanoğulları da Anadolu’ya geldiler. Anadolu Selçuklu Sultanı 1.Alaaddin Keykubat, Karamanoğulları Beyliğini 1228 yılında Sarıveliler- Başyayla- Ermenek’te Kamış ve Balkusan yöresine yerleştirilmiştir. Beyliğin başında Nuri Sofu ( Nur Sofu Allah’ın Nuru) bulunuyordu. Nuri Sofi ölünce beyliğin başına oğlu Karaman Bey geçti. Nure Sofi; yaşadığı yer olan Mut ilçesinin Yalnızcabağ Köyü Değirmenlik Yaylasına defnedildi.

Karaman Bey cesur, atılgan, özü ve sözü pek bir kişi idi. Karamanoğlu, beyliğinin sınırlarını genişletti. Böylece Larende’nin adı Karaman oldu. Karaman Bey, Selçuklu Sultanı adına Antalya’yı almak için, ordusu ile yola çıkarken harp usullerini öğrensin diye daha küçük olan oğlu “Karamanoğlu Mehmet Bey i” de yanında götürdü. Antalya şehrini aldı. Şehrin anahtarlarını Selçuklu Sultanına gönderdi. Selçuklu Devleti vezirleri Karaman Beyin büyük başarılarını çekemediler, kıskandılar. Vezirlerde aşağılık duygusu hâkim olduğundan: “Karaman Bey bir gün gelecek buraları alacak” diyerek dönemin Osmanlı Padişahını Karaman Beye karşı kışkırtırlar. Vezirler, Karaman Bey’i kutlamak görüntüsü içerisinde hediyelerle bir dizdarı (elçi) gönderdiler. Burdur İli’nin Bürücek yaylasında bir yemek ve eğlence anında Selçuklu dizdarı gizlice Karaman Beyin içeceğinin içerisine zehir koyar. Karaman Bey; içeceği içince zehirlendiğinin farkına varır ve kılıcını çekerek o anda zehri koyan dizdarı oracıkta öldürür.

Karaman Bey yanındaki Türkmen (Yörük) Beylerine “Ey Beylerim..! Oğlum Mehmet Bey’i düşmanlardan koruyun. “Ey oğlum Mehmet Bey…! Kanımı sultana komayasın (öcümü alasın)” der ve Karaman Bey orada ölür. Karaman Bey’in cenazesi Ermenek İlçesine bağlı “Balkusan” köyündeki türbesine defnedilir. Karaman Bey’in oğlu Mehmet Bey’i düşmanlardan korumak için Taşeli’nin bilinmeyecek yörelerinde Türkmen (Yörük) beyleri tarafından korunur. Ancak asıl yetiştirildiği yer Bolkar Dağlarıdır ve Araz adlı bir bilge kişi tarafından eğitilmiştir. Karaman Oğlu Mehmet Bey’i düşmanların gözünden ırak, korumaya en uygun yerlerden biri de; Başyayla İlçesi’nin kuzeyinde bulunan; Kaş, Oluk, Tozan Su, Eşek İni Deresi, Deve Uçan, Büyük Ağ in, Küçük Ağ İn, Gara İn, Küllü İn, Kırkdirek İni, Sığır Uçtu ve Akçalı Çukuru diye adı geçen bu yerlerdir. İlçenin kuzeyini baştanbaşa kaplayan inilmesi ve çıkılması mümkün olmayan sarp seki, doğal kaledir. Mehmet Bey başı sıkıştığı zaman buralara gelir ve ulaşılması güç olan bu yörelerde kalırdı.

Bölge halkı ve yöneticileri; Karamanoğlu Mehmet Bey’in bu doğal kalenin çeşitli bölümlerinde yaşadığı, ömrünün önemli bir bölümünü buralarda geçirdiğini anlatmaktadırlar. Ancak Kirazlıyayla’daki Başyayla’nın ilk camisi olarak da kabul edilen caminin kapısı restore edilen çeşmedeki yazılar Karamanoğlu Mehmet Bey’in buralarda da yaşadığı göstermektedir.

Küçük bir uç beyliğiyken kısa zamanda gelişip Anadolu’ya hâkim olan Osmanlı Devleti ile Karamanoğulları arasında uzun yıllar mücadele olmuştur. Karamanoğulları Beyliği ilk önce Yıldırım Beyazıt Döneminde Osmanlı hâkimiyetine girdiyse de Ankara Savaşı’ndan sonra yeniden bağımsızlığını elde etti. Karamanoğulları Osmanlı Devleti’yle mücadeleden vazgeçmediler, ta ki Osmanlılar tarafından fethedilinceye kadar. Fatih Sultan Mehmet Karamanoğulları’nın büyük bir kısmını ele geçirmişse de beylik tam olarak II. Beyazıt Döneminde Osmanlı hâkimiyetine girmiştir. Karamanoğulları topraklarının Osmanlı hâkimiyetine girmesiyle bu bölgede Osmanlılara bağlanmıştır. II. Beyazıd’ın, Karamanoğulları’nın egemenliğine son vermesiyle Taşeli Bölgesi Osmanlı idaresine geçmiştir.

Bu tarihten sonra bölge İçil (İçel) Sancağı’na bağlanmış, Karamanoğulları dönemindeki önemini kaybetmiştir. 17. yüzyılın üçüncü çeyreğinde (1650-1675) yıllarında bölgeye uğrayan Evliya Çelebi, bölgedeki yerleşim yerleri hakkında bilgi vermektedir. Evliya Çelebi Göktepe (Fariske), Ermenek, Gözen Kalesi’nden bahseder. Gözen Kalesi’nin vergi alınmak için yapıldığını, kaleye halat ile çıkıldığını anlatır. Kırazlıyayla (Lafsa)’nın Ortaçağ’da gümrük merkezi olduğunu bilmekteyiz. Fakat burada vergi toplandığı konusunda bilgimiz yoktur. Evliya Çelebi’nin Gözen Kalesi olarak tarif ettiği kale, Kirazlıyayla (Lauzados) olmalıdır.

Yazar Hasan Şimşek Karamanoğlu Mehmet Beyin bu yerlerde yaşadığı konusunda açıklamalarda bulunmuştur. Başyayla tarih öncesi ve tarih çağlarının eserleri ile doludur. Kaya mezarları, aslan figürleri, Latince yazılar mağaralar ile tarih fışkırıyor. Sarp ve yüksek kayalıklar ile çevrili olan bu mağaralar Karamanoğullarına sığınak olmuştur. Karaman Oğlu Mehmet Bey’de bu mağaraların bir kaçı olan (Büyük Ağ İn ve Küçük Ağ İn)’de korunmuştur. Karamanoğulları ovanın korumasız arazilerine karşı Taşeli’deki sarp kayalıklarda mağaralarda güvenliklerini sağlamışlardır. Bu mağaraları incele ekibimizde bulunan Yazar Hasan Şimşek ve basın konusunda yüksek lisans tezi de bulunan kardeşi Ali Şimşek ile rehberimiz Başyayla Belediyesi Yazı İşleri Müdürü Emin Çetiner ve Gazeteci Araştırmacı Yazar Mustafa Ertaş bu mağaraları, tarih öncesi yazı devrinin ve Karamanoğulları dönemini gözlemleyerek belgelemişlerdir. “Karaman Oğlu Mehmet Bey belirli dönemlerde Başyayla da ki bu yerlere sığınak olarak kullanmışlardır.

1994-2004 Yıllarında Başyayla Belediye Başkanı olan Kemal Ateş yukarıdaki konuyla ilgili şu bilgileri sundu:  “Halk arasında yıllardan bu yana konuşulan; Başyayla’nın kuzeyini baştanbaşa bir hisar gibi kaplayan sarp yamaçları içindeki sayısız inlerin olduğu gibi Karamanoğlu Mehmet Bey Hisar Önü mevkiinde, Ağin Mağaralarında birkaç yıl yaşadığı ve öldürülmekten korunmak için bu yerlerde uzun süre yaşadığı ve saklandığı bütün yaşlılarımız babadan oğula söylene gelmiştir.”

Başyayla İlçesi Kirazlıyayla ( Lafsa)’da “Hatıplar Sülalesi” inden 1340 (1924) doğumlu Hasan Hüsnü Okutan, araştırma konumuzla ilgili Sait Bulut Parkında kalabalık vatandaşlar önünde şu bilgileri açıkladı: “Kirazlıyayla (Lafsa)’da Değirmen önünde bulunan Değirmen-önü Köprüsü iki tanedir. Köprünün biri Başyayla’dan Taşkent’e yol verir. Diğeri de Bozyaka, Üzümlü ve Büyükkarapınar köylerine yol verir. Bu köprüleri Karamanoğlu Mehmet Bey’in yaptırdığı halk arasında söylene gelmektedir. Çünkü o zamanlarda her yerde olduğu gibi buralarda da çok kar ve yağmur yağdığından derelerde selden geçilmez olması sebebiyle bu köprüler yapılmıştır. Karamanoğlu Mehmet Bey bu köprülerden geçerek Ağin ve diğer inlerde yaşamış, bu inleri kendisine, tebaasına, yakınlarına sığınak ve korunak olarak kullanmış olduklarını büyüklerimiz dilden dile anlatırlardı. Ben bunları bilirim. Bir de şöyle anlatırlardı; köprülerin başında gelip geçecekleri kontrol eden eli hançerli beli silahlı bekçiler olduğunu söylerlerdi.” Hasan Hüsnü Okutan(1340 Doğumlu)

Başyayla İlçesi Kirazlıyayla (Lafsa)’da “Hatıplar Sülalesi’nden 1931 doğumlu Büyükadın Okutan, araştırma konumuzla ilgili Sait Bulut Parkı’nda kalabalık vatandaşların önünde şu bilgileri açıkladı: “Ben babamdan ve eşimden devamlı duya geldiğim, Karamanoğlu Mehmet Bey’e ait söz şöyledir. “Öyle bir köprü yapalım ki kıyamete kadar bu köprü baki kalsın” Karamanoğlu Mehmet Bey böyle demiştir.[4]

İlçemiz Kirazlıyayla (Lafsa) Mahallesi Değirmen Önü mevkiinde bulunan tarihi iki köprü Karamanoğulları tarafından yaptırılmıştır. İki ayrı bölüm ve kemerden oluşan köprünün temelleri dar ve araçlar geçmediğinden köprüler ilk yapıldığı gibi doğal yapısını korumaktadır. Ancak (1968-1970)’li yıllarda o zamanın Belediye Başkanı (Rahmetli) Sait Bulut tarafından Değirmen Önünde ki eski köprünün temelleri üzerine düz beton atılarak geniş bir köprü yapılmıştır.[5] Başyayla’ya gittiğimizde özellikle biz de bu köprüyü merak ediyorduk. İlçeyi ve tarihi yerlerini gezdikten sonra ilçeyi gezdirecek ve tanıtacak Sait Selvi ve Ahmet Ural Beylerle yola koyuluyoruz bu tarih kokan ilçede.  Başyayla, Roma ve Bizans dönemi kalıntıları ile yüzlerce dev mağaralarıyla, kilise ve örenleriyle harika bir görüntüye sahiptir. Başyayla’nın kuzeyinde bulunan kayalıklarda Hisarönü mevkiinde Akin, Aktepe, Kırkdirekinler bulunmaktadır. Buradaki mağaralarda Karamanoğlu Mehmet Bey’in zaman zaman kaldığı anlatılmakta.  Başyayla’daki cami kapısı ve yakınındaki çeşmenin kitabesine ve kullanılan motiflere bakınca bu bilginin doğruluk payı olduğunu görüyoruz.

Ama asıl bizi etkileyen Karamanoğulları eserlerinden olan mezarlıkları ve hala eski geleneklerin devamıyla kendimizi Türkistan’da sanıyoruz. Buradaki mezarlıklarda yüzlerce balbal taşları ile karşılaşıyoruz. Birde Türkistan’da olan mezarlara tahta ve oyulmuş ağaç dikme geleneği hala devam ediyor. Sanırım buraların coğrafi yapısı itibarı ile kültürel etkileşime kapalı kalması ve bozulmamasıdır.

Başyayla’yı bizim için önemli kılan bir yapıyı özellikle arıyor ve buluyoruz. Karamanoğlu Mehmet Bey’in kısa beyliği döneminde sadece o meşhur Türkçe Fermanı dışında bildiğimiz nadir eseri vardır. Değirmenönü mevkiinde iki köprü bulunmaktadır. Bunlardan birisi yıkılmış ama bir tanesi sağlam durmaktadır. Bildiğim kadarı ile Karamanoğlu Mehmet Bey’in tek eseri olan köprü yakın zamana kadar kullanılıyormuş. Bu çok önemli bir yapıdır ve Mehmet Bey’in anısını yaşatan tek yapı bir su köprüsüdür. Bu konu ile ilgili olarak bölgede anlatılan birde efsane dilden dile bu günlere ulaşmış. Karamanoğlu Mehmet Bey’in şöyle dediği rivayet olunmaktadır. “Öyle bir köprü yapalım ki; kıyamete kadar bu köprü baki kalsın.” İnşallah bu köprü iyi korunur. Mustafa Ertaş Hoca yörenin tanıtımı ile ilgili epey uğraş vermiş. Bu köprüyü ilk gün yüzüne çıkartan da odur.

Burası manevi yönden de Kutup Ahmet Efendi ile zenginleşiyor. Kutb’ul Arifin olarak adlandırılan bu muhterem zat, Başyayla’nın manevi bekçilerindendir. Kirazlıyayla Mahallesi (Lafsa) Mezarlığında medfun bulunan Kutb’ul Aktab Efendi Başyayla’nın manevi kültür miraslarından birisidir. Kutb’ul Aktab, kutupların da kutbu, âlimlerin ve ermişlerinde hocası demektir. 1690 yılında Lafsa’da vefat etmiş ve buraya defnedilmiştir. Bu muhterem zatın kerametleri hala anlatılmaktadır. Buraya bir cami yaptırmak isterler. Haliyle gelip gideni, ziyaret edeni de çok olduğu için camiyi biraz büyük yaparlar. Caminin üzerini örtmek ve kemerler arasında bağlantı kurmak için en uzun ağacı keserler. Ancak bu ağaç buraya yetişmez. Halk ve ustalar çaresiz durumdayken Kutb’ul Aktab, asılın der ve ağaç uzayarak buraya yetişir.[6]

Başyayla uzun yıllar Ermenek'e bağlı kalmıştır. 1967 yılında Kirazlıyayla (Lafsa) Göztepe (Nahlas) Yeni Mahalle (Söğütlü) Şirindere (Bedenet) ile Başköy'ün birleşmesiyle kasaba olmuş, bundan dolayı da ismi (Başköyün Baş – Kirazlıyayla’nın Yayla kelimelerinden alarak)  Başyayla olarak değiştirilmiştir.  3644 Sayılı Kanun ile 9 Mayıs 1990 yılında ilçe olan Başyayla Karaman'a bağlanmıştır. İlçe şu an Göztepe, Yenimahalle, Başköy, Şirindere ve Kirazlıyayla Mahalle'lerinden oluşmaktadır. Ayrıca Kışla, Bozyaka, Üzümlü ve Büyük Karapınar ilçenin başlıca köyleridir.[7]  1845 yılı temettuat defterlerine göre Başköy 82 hane 410 nüfus, Lafza 68 hane 340 nüfus kayıtlıdır. Ayrıca köylerinden Davdas (Üzümlü), Karapınar (Büyükkarapınar), Kışla, Gerde (Bozyaka) görülmektedir. Diğer mahalleleri ile ilgili kayıt yoktur. Muhtemelen Göztepe (Nahlas) ve Şirindere (Bedenet) diğer mahalleler içerisine kaydolmuş olmalıdır.

Başköyde bu tarihte olan kişilerin lakapları şöyledir: Abdulaziz zade Abdulhalim Efendi Efendi İmam, Hacı Kerim oğlu Ali, Abdulmü'min Efendi Efendi Müderris-i Kiram, Mustafa Efendi oğlu Mustafa,… oğlu Efendizade Mehmed Said, Abdulazim oğlu Ali, Osman Efendi oğlu Hüseyin Efendi, Ali Efendi oğlu Osman Efendi, Ömer oğlu Yunus, Halil oğlu Kerim, Beytullah oğlu Mehmed, Kara Mustafa oğlu Mahmud, Abdurrahman oğlu Abdi, Abdurrahman oğlu Osman, Hüseyin oğlu Süleyman, Mehmed oğlu Süleyman, Mesud oğlu Osman, Çanak Süleyman oğlu Ali, Tatar Kerim oğlu Mehmed, Tatar oğlu Ahmed ve Hüseyin, Beytullah, Tatar oğlu Mustafa ve Ahmet, Ali Efendi oğlu Hasan, Koca oğlu Ali, Çanak oğlu Ali, Kerim Kethüda oğlu Abdullah, Topçu oğlu Abdurahman, Davud oğlu Hüseyin, Sarraç oğlu Osman, … oğlu Mehmed, Kara Ömer oğlu Mehmed, Kara Ömer oğlu Sarraç Hüseyin, Ömer oğlu İbrahim, Koç oğlu Mustafa, Koç oğlu Durmuş Ali, Abdurrahim oğlu Abdulkafi, Hüseyin oğlu Abdurrahman, Mustafa oğlu Mehmed, Ali Koca oğlu Mahmud, Kerim oğlu Mustafa, Musdan oğlu Abdullah, Kara Musdan oğlu Hasan, Musdan oğlu Mehmed, Bulaşık Hasan, İbrahim oğlu İsmail, Mesud oğlu Hasan, Mustafa oğlu Ahmed, Musa oğlu Abdurrahman, ... oğlu Hasan, Ahmed oğlu Mahmud, Ali oğlu Molla Kerim, Mesud oğlu Hüseyin, Tufan oğlu Hüseyin, … oğlu Abdurrahman, Tufan Kerim oğlu, Kerim oğlu Mahmud ve Süleyman, Abdullah oğlu Mehmed, Hacı Kerim oğlu Kerim ve Abdüllatif, … oğlu Abdulaziz, Kafi oğlu Ahmed, Hüsam oğlu Mustafa, Hacı Veli oğlu Ali,  Deli Mehmed oğlu Mustafa, Bulgurcu Ahmed, Bulgurcu oğlu Ahmed, Bulgurcu oğlu Kerim, Koç oğlu Abdullah, Yörük Halil oğlu Osman, Hüsam Çelebi oğlu Hasan, Nebi oğlu Abdulgani, Hasan Efendi oğlu Mustafa, Kahveci Mustafa oğlu Ali, ... oğlu Mehmed oğlu Abdurrahman, Abdullah oğlu Süleyman, Kerimoğlu, Bulgurcu oğlu Hüseyin, Kahveci oğlu Abdulkadir.

 1845 yılında Lafza (Kirazlıyayla)’da olan hane reisleri ve lakapları şunlardır: Abdulhalim Efendizade Şeyh Ahmed Efendi, İshaklı oğlu Mehmed, Abdulhalim oğlu Efendizade Abdullah Efendi, Abdulhalim Efendizade Mehmed Efendi, İbrahim Ethem efendizade Şeyh Ali Efendi Nakşibendi Halifi, Abdullah Efendizade Şeyh Mustafa Efendi, Şeyh Ahmed Efendizade Alaaddin Efendi, Ataallah oğlu Hacı Ali, Abdi oğlu Abdi,  İsmail Efendi oğlu Hacı Ahmed Efendi, Hacı Mustafa oğlu Abdurrahman, Kerim oğlu Abdulkerim, Osman Çelebi oğlu Mehmed, Çukadar oğlu Ahmed,  Hasan Tımarlı Askeri Zaptiye, Osman oğlu Hasan Tımarlı Askeri Zaptiye Süvarisi, Abdi oğlu Abdullah Tımarlı Süvari Askeri Zabtiyesi, Habib oğlu Hüseyin, Karagöz oğlu Mehmet ve İbrahim, Karaoğlu Hüseyin, Telli Ali oğlu Ahmed Asakiri Şahaneden, Kara Mehmed oğlu Ahmed Asakiri Şahaneden Tekaüd, Abdulazim oğlu Abdullah, Mustafa oğlu Kara Hasan, İsa oğlu Ali,  ... Mustafa oğlu Şaban, Toraman İbrahim oğlu Mehmed, İshaklı oğlu Mustafa, Süleyman oğlu Süleyman, Kahraman oğlu Mehmed, Abdurrahman oğlu Mehmed, Kasım oğlu Hasan, Nurullah oğlu Ömer, Topal Hasan, Emrah oğlu Hasan, Abdülmümin oğlu Abdullah, Kara Ahmed oğlu Mustafa, Berber oğlu Mustafa, Hacı İbrahim oğlu Veli, Berber oğlu İsmail, Kütük Halil oğlu Yusuf, Çolak Hasan oğlu Hüseyin, Kaba Mustafa oğlu Mehmed, Bayram oğlu Halil, Molla Yahya oğlu Aydın, Küçük Abdullah oğlu Mustafa, İbiş oğlu Hüseyin, Çolak oğlu Abdullah, Karagöz Ahmed oğlu Ömer, Abdullah oğlu Süleyman, Hüseyin oğlu Ömer, Hüseyin oğlu Ali, Hüseyin oğlu Hasan, Receb oğlu Mustafa, Receb oğlu Mehmed, Mahmudcan oğlu Ömer, … Mehmed oğlu Hasan, Şamlı Ali oğlu Osman, İbiş İbrahim oğlu Mustafa,  Abdullah oğlu Ahmed, Mehmed oğlu Ömer.[8]

Başyayla ve çevresinin iklimi genel karakteriyle Akdeniz iklimine benzeyen karasal iklim özelliklerinin de görüldüğü yüksek bir yayla ve dağ iklimidir. Akdeniz iklimi ile İç Anadolu karasal iklimin aynı anda görülen tipik bir geçiş bölgesidir. 1500 m. ile 2000 m. arasındaki bölgelerde Meşelikler, köknar, ladin, karaçam, ardıç ve sedir gibi ağaç türleri ormanlıklar yer alır. Akdeniz ve İç Anadolu gibi iki ayrı iklimin tipik özelliklerini bir arada görülür. Çevrede ilkbahar, diğer mevsimlerin yanı sıra son derece güzeldir. İlkbaharla coşan pınarlar, dereler, kiraz ve elma ağaçlarının hoş kokulu çiçekleri, bağlarında bülbüller, dağlarında ötüşen keklikler, kumrular, ibibikler, yusufçuk kuşları ve birçok çeşidin bulunduğu kuş sesleri yöreye hayat veren doyumsuz bir manzara meydana getirir. Havalar İç Anadolu'da olduğu gibi birdenbire değil, ağır ağır ısınır. Başyayla'nın hasat mevsimi sonbahardır. Bu mevsim çok renkli, verimli, hareketli ve fevkalâde güzeldir. Kış ağır ağır ve kendini hissettirerek gelir. Yazlar genellikle kurak ve sıcak geçer. Başyayla’da işlenen toplam arazi 19,7 ha olup, Karaman toplam işlenen alanın % 0,6’sını oluşturmaktadır. Bu arazilerin % 46,3 ü oranında tarla tarımı yapılmaktadır. Tarım arazilerinin toplam işlenen araziye oranı, Karaman’a (%73,6)göre düşüktür. İlçede genellikle kuru tarım yapıldığından nadas için ayrılan alanların oranının yüksek olduğu görülmektedir. Meyvecilik için ayrılan alan %37,1 oranla önemli paya sahip olup, Karaman’da meyveciliğe ayrılan alanın oranından (%9,6) oldukça yüksektir. Başyayla ilçesinin toplam işlenen arazisinin %37,57’si kuru arazi, %62,43’ü sulu arazi niteliğindedir. Sulu arazi oranı, Karaman ve Türkiye sulu arazi oranlarına göre oldukça yüksektir.[9]

İlçemizde ekonomik hayat tarım ve hayvancılığa dayanmakla birlikte,  hayvancılık günümüzde eski önemini biraz yitirmiştir. Tarımda ilçe genelinde meyvecilik alanında gözle görülebilir gelişme vardır. İlçemizde toplam tarım alanı 19.570 dekar tarım arazisi bulunmaktadır. Özellikle sulanabilir tarım arazilerinde meyvecilik yapılmaktadır. İlçe nüfusunun %78 tarım ile uğraşmaktadır. Yıllardır tarımla uğraşan ilçemiz halkı özellikle son yıllarda modern tarım uygulamalarına geçiş ile ihtiyaçların çoğalmasıyla tarımda birim alandan daha çok verim alma yoluna gitmişlerdir.  İlçemizin büyük merkezlere uzak olması enerji ve hammaddede maliyetin yüksekliği sebebiyle sanayi yatırımlarının şu an mümkün olmayışı vatandaşlarımızı tarımsal üretim faaliyetlerini yaygınlaştırmaya yöneltmiştir. Sahada çiftçiye uygulamaları yerinde göstermek amacı ile bir adet tarım danışmanı çalışmaktadır. İlçemiz halkından ekonomik durumu iyi olanlar ve Avrupa ülkelerinde işçi olarak çalışanların yatırımları yetersiz kalmakta, ilçede yaşayan halkın ise ekonomik gücü tarım ve hayvancılığa dayalı olarak sürmektedir. İlçe genelinde 120.660 adet elma ağacından 10.000 ton elma,  65.230 adet kiraz ağacından 2000 ton ihraçlık kiraz elde edilmektedir. Ekonomik hayatın canlılık kazanabilmesi için yurt dışında çalışan vatandaşlarımızın birikimlerini ilçemizde daha fazla değerlendirerek yatırıma dönüştürmeleri gerekmektedir. Tarımdan 6,1 trilyon yıllık gelir elde edilmektedir. İlçemiz genelinde 1896 çiftçi ailesi geçimini tarımdan sağlamaktadır.

 İlçemizde yetiştiriciliği yapılan elma ve kirazın üretim alanı toplamı 4680 dekardır. İlçe halkı kendi ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde üzüm, incir, armut, şeftali, erik, ceviz ve nar üretimi de yapmaktadır. İlçemizde 0900 Kiraz, Kısa Saplı, Starks Gold Çeşidi, Lambert cinsi kiraz yetiştirilmektedir. Bunlardan 0900 kirazı İtalya, Hollanda, İngiltere, Rusya gibi ülkelere ihracat yapılmaktadır. İlçemizde kiraz üretimini teşvik amacıyla 1993 yılından 1997 yılına kadar düzenlenmekte olan “Kiraz Teşvik Yarışması” 1997 yılından itibaren Kiraz Festivali“ adı altında düzenlenmeye başlamıştır. Kiraz veriminin düşük olmasından dolayı festival yapılmamaktadır.

Elma çeşidi olarak da Golden Delicus, Starking Delicus, Granny Smith, Starkspur Golden yetişmektedir. Yetiştirilen elmalar İtalya, Hollanda, Fransa, Rusya ve Arap ülkelerine ihracat yapılmaktadır. Yöremiz özellikle ilçe olduktan sonra devlet katkısıyla yapılan yatırımlarla da ekonomik hayatında bir büyük canlanma gözlenmiş bu bağlamda ilçe Kaymakamlığımız öncülüğünde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfınca da finanse edilen bir takım projeler hayata geçirilmiştir. Bunlar kısaca seracılık, yüksek sistem bağcılık, meyve fidanı dağıtımı, süt inekçiliği, koyunculuk, kekikçilik, elma ve kiraz bahçesi tesisi projeleridir. Son yıllarda organik tarım uygulamaları da başlamıştır.

İlçemiz doğal şartları itibariyle hayvan yetiştiriciliğine uygun olup, hayvancılığın ilçemiz ekonomisinde önemli bir yeri vardır. Et ve et mamülleri, süt ve süt mamülleri ile yumurta ve beyaz et insan beslenmesinde vazgeçilmez gıdalardır. Ayrıca deri yapağı ve kıl gibi hayvansal ürünler sanayide önemli ölçüde kullanılırken hayvanların atık maddeleri ise tarımda değerlendirilmektedir. İlçemizde hayvancılık ise;  tarımın gelişmesiyle önemini az da olsa yitirmiştir. Genelde kültür ırkı süt inekçiliği yapılmakta, ailelerin büyük bir kısmı bu yolla geçimlerine ekonomik katkı sağlamaktadır. Ayrıca küçükbaş hayvancılık da yazları ilçenin kuzeyinde bulunan yaylalarda yapılmakta, değişik cins ve ırklarda küçükbaş hayvan yetiştirilerek daha çok verim elde etmek için modern tesisler inşa edilmektedir. Yaz aylarında İlçemiz Barcın Yaylasına Anamur ve Bozyazı İlçesinden gelen göçerler  (Yörük)   hayvanlarını burada otlatmaktadırlar.

Henüz önemi tam anlaşılamamış da olsa birçok çiftçi ailesinin geçim kaynağı olan arıcılık İlçemizde önemli bir tarım koludur. Yaylaların rengârenk çiçeklerinden elde edilen balın lezzeti ülke genelinde pek çok yerde tanınmakta ve tercih edilmektedir. 20 yerli kovan ve 970 fenni kovan mevcudu olan ilçemiz arıcılığı oldukça önemli bir potansiyele sahiptir.  Ancak arıcılığın istenen modern işletmecilik seviyesinde olmaması arıcılığın gelişmesini sınırlamaktadır. İlçede okuma oranı son yıllarda oldukça yükselmiştir. Başyayla İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü 3644 Sayılı Kanunla 28.08.1991 tarihinde kurulmuştur. İlçemizde; 1 Bağımsız İlköğretim Okulu, 5 Birleştirilmiş Sınıflı İlköğretim Okulu, 1 Genel Lise, 1 Bağımsız Anaokulu, 1 Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü ve 1 Öğretmenevi bulunmaktadır. İlçede; Tomurcuklar Anaokulu,  Başyayla İlköğretim Okulu, Kirazlıyayla İlköğretim Okulu, M.Akif Ersoy Lisesi bulunmaktadır.

Başyayla İlçesini İl Merkezine il sınırları içerisinden doğrudan bağlantı olabilecek karayolu mevcut değildir. Karaman İl merkezine ulaşım iki ana yoldan yapılmaktadır. Birincisi; Ermenek – Mersin’in Mut İlçesi üzerinden 200 km. mesafe; ikincisi ise Konya’nın Taşkent ve Güneysınır ilçeleri üzerinden 175 km. mesafeli kara yollarıdır. Halkın çoğu Konya ile ulaşımı bu yolla yapmaktadır. Ayrıca Sarıveliler ilçesi üzerinden Alanya 120 km; Ermenek üzerinden ise Anamur 110 km’dir. İlçe halkı ihtiyaçlarının büyük bir kısmını Ermenek ilçesi ile akrabalık ve ekonomik bağlarının çok olduğu Konya İline gitmekte ve ihtiyaçlarını da oradan görmektedir. Karaman’a ise resmi işlemleri yapmak için gidilmektedir. İlçemizden Konya’ya günde birkaç defa yolcu minibüsü ve otobüsü sefer yapmaktadır. İlçemizin yolları asfalt olup; engebeli arazi yapısı nedeniyle yolların bir kısmı dar ve virajlı iken son yıllarda yollar genişletilmiştir.

Ayrıca İlçemizi Göztepe Mahallesi-Kışla Çayırı güzergâhından Taşkent’in Balcılar Beldesine (30km.) bağlayan yol da mevcut olup; buradan stabilize yolla Karaman’a ulaşmakta mümkündür.  2009 yılında Balcılar-Kuşu (17 km.) arası asfaltlanmış olup, Kuşu-Başyayla arasındaki mesafede yol yapım çalışması devam etmektedir. Bu yol İl Özel İdaresine bağlı olup, bakım ve onarım çalışmaları yapılmaktadır. Bu güzergâh Cumhuriyetin ilk yıllarında İç Anadolu’yu Akdeniz’e bağlayan devlet yolu olarak açılmaya başlandığı ancak yarım kaldığı yolun incelenmesinden de anlaşılmaktadır. O yıllarda yol yapımında çalışmış insanlarımız mevcut olmakla birlikte adına da Atatürk Yolu denilmektedir. Antik dönemden, Selçuklu ve Karamanoğullarına ve Osmanlı zamanında bu güzergâh kervan yolu olarak kullanılmıştır. Yol boyunda o tarihlerde konaklamak için kullanılan hanlarda mevcuttur.

BAŞYAYLADA NÜFUS

İlçenin genel nüfusuna bakıldığın da ise; nüfusun toplu olarak değil dağınık bir şekilde olması dikkat çeker. 2000 yılında Türkiye genelinde yapılan nüfus sayımlarının kesin sonuçlarına göre Başyayla ilçe nüfusu 5514 tür. Ayrıca köy nüfusu ise 2641 olmak üzere toplam ilçenin nüfusu ise 8155’dir. Başyayla ilçesinde km2 düşen nüfus yani nüfus yoğunluğu ise şu şekildedir. Yaklaşık olarak ilçe 102 km2 olarak ölçülmüştür. Buradaki nüfus yoğunluğu ise 100 kişidir. İlçemiz merkez nüfusu 2009 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre 2663, köylerin nüfusu 2195 olmak üzere toplam 4.858 kişidir.  

Başyayla ilçesinde nüfusun düşük oranda olmasına etki eden bazı faktörler vardır. Bunlardan birincisi ilçedeki iş imkânlarının az olması ve genç nüfusun iş imkânlarının daha fazla olduğu İstanbul, İzmir ve Konya vb. gibi büyük şehirlere göç etmesidir. Ayrıca bölgenin coğrafi yapısı, iklimi ve yüksekliğin fazla olması bu ilçeden başka yerlere göç oranını artırmıştır. Yine ilçemizin genç nüfus oranı oldukça düşüktür. Genç nüfus oranının düşük olmasının temel nedeni de ilçede iş imkânlarının az olmasıdır. Bunun yanında ilçede okuma oranı gün geçtikçe artmaya devam etmektedir. Ayrıca bir kısım vatandaşımız başta Almanya, Fransa, Avusturya, Hollanda, İsviçre, Belçika gibi Avrupa ülkelerine ekonomik durumları nedeniyle gitmek zorunda kalmışlar, ancak daha sonraki yıllarda ilçemize yapmış oldukları yatırımlarla ilçe ekonomisine büyük katkı sağlamışlardır.

Başyayla 1990 yılında ilçe olduğu için 1990 yılı sayımından başladık. Önceki nüfusları Ermenek İlçesi içerisinde ele alınmıştır. Köylerin ve Başyayla’yı oluşturan köylerin nüfuslarını Ermenek nüfus bölümünden bakılabilir.

BAŞYAYLA İLÇESİ 1990 NÜFUS SAYIM SONUÇLARI



Başyayla tarihi konum itibariyle M.Ö. 2000 yıllarına dayanan tarihi bir geçmişe sahiptir. İlçede Hisarönü Örenyeri ile Kisse Örenyeri I. Derece Arkeolojik Sit Alanıdır. Başyayla’da Tarihi Yapılar Kirazlıyayla Mahallesi Camii, Başyayla Kutup Türbesi, Bulancak Deresi Köprüsü,  Kutup Çeşmesi, Başyayla Kirazlıyayla Mahallesi Camisidir. Başyayla Tabiat Alanları; Başyayla,  Düğünözü, Karamıklı, İnceöz, Güllüpınar,  Kışlaçayırı, Tozmugar, Dibekli, Kuşu, Suluboğaz ve Çimen Yaylaları bulunmaktadır.  Hisarönü, Söğütçük, Keben, Tozansu ise mesire yerleridir.

Araştırma: Osman Ülkümen
Serimize Başyayla İlçesi Köyleri ile devam edeceğiz bizde kalın...

Kaynakça:
[1]-Mevka, Başyayla İlçe Raporu, 2014
[2]-http://www.basyayla.gov.tr/default_B0.aspx?content=195, Başyayla, komisyon
[3]-http://www.basyayla.gov.tr/default_B0.aspx?content=198, Başyayla, komisyon
[4]-https://ermenek.wordpress.com/2012/10/23/basyayla-tarih-fiskiriyor-5/, Mustafa Ertaş, Mehmet Şimşek
[5]-http://www.basyayla.gov.tr/default_B0.aspx?content=198, Başyayla, komisyon
[6]-Osman Ülkümen, “Bizce Başyayla”, http://www.karamandan.com/Kose_Yazilari-Bizce_Basyayla-k34556.html
[7]-http://www.basyayla.bel.tr/kat.php?KID=300
[8]-Önder Çulhacı, 19. Yüzyılda Ermenek Kazası, s. 195-198
[9]-Mevka, Başyayla İlçe Raporu, 2014
[10]-Başyayla Komisyon, s. 262-263
[11]-Çulhacı, 19. Yüzyıl Ortalarında Ermenek Kazası (1839-1856),  s. 43, 58, 161, 162

Karaman Başyayla İlçesi
Değerli Karamandan.