Önce İnsan | Karamandan.com - | Karaman Haber

Önce İnsan | Karamandan.com - | Karaman Haber

18 Haziran 2019 Salı
Önce İnsan

Yeni yapılan camii konusunun tartışmalara sebep olması beni karşılaştırmalı bir yazı yazmaya sevk etti.

Genellikle yaş ilerledikçe insanlar olgunlaşır ve yaşanmışlıklardan dolayı tecrübe kazanır. Tarih de bunun için incelenir ve insanoğluna, anlarsa öğütler verir.

‘’Tarih tekerrürden ibarettir’’ sözü yıllarca insanlar arasında tartışılmış ve ortalama bir sonuca ulaşılamamıştır. Ama tekrarlansın ya da tekrarlanmasın tarihten ders alma gerekliliği herkes tarafından kabul edilmiştir.

Ben şahsen ders alınmazsa aynı hataların tekrar yaşanacağını düşünenlerdenim. Zaman, mekân, teknoloji, kıyafet gibi birçok özellik değişebilir. Lakin hata sonucu yaşanan sıkıntı, dert, keder hisleri değişmez.

Osmanlılarda ki duraklama ve gerileme döneminden örneklere biraz bakalım isterseniz.

  • - Önemli görülmeyen eğitim sistemi
  • - Sadece zor zamanlarda hatırlanan insanlar (Türkler)
  • - Anadolu’yu önemsememek (yine Türkler)
  • - Boşa harcanan paralar, şatafatlı hayat
  • - Gösteriş ve kibir için yapılan binalar ve savaşlar
  • - İthalattaki vergilerin düşürülüp yabancı ürünlerin ülkeye hâkim olması
  • - Yerli üretimi bitirmek
  • - Çok fazla borçlanmak
  • - Devlet kademesinde olanların hazineyi ve her türlü geliri kendilerine aktarmaları
  • - Dini insanları yönlendirmek için kullanmaları

Uzun uzun tarih anlatacak olursak sayfalar almaz. Ama kısaca özetlersek 1800 li yılların başından itibaren yabancı ülkelerin direkt ve dolaylı yönlendirmeleriyle ekonominin bozulması, halkın kendini sahipsiz hissetmesi, yöneticilerin halktan kopuk ve lüks yaşantıya özentileri; Tanzimat, Islahat ve Meşruiyet fermanlarının başlangıç sebepleri olmuştur.

Dolmabahçe, Çırağan, Beylerbeyi, Yıldız gibi sarayların yapımına, dekoruna; Boğaziçi’ndeki yalılara veya Haliç’te çürümeye terk edilecek donanmanın ıslahına harcana paralar, ayaktayız ve güçlüyüz diye girilen ya da girdirilen savaşlar hep oyuna gelmiş-getirilmiş yöneticilerimizin bu millete faturası ağır olan davranışlarıdır.

19. yy yarılanmadan borç batağına batmaya başlamış bir ülke ama hataları görmezden gelen bir yönetim anlayışı imparatorluğun çöküşünü hızlandırmaktaydı. Borçlu ülke de borçlu insanlar gibi para kaynağı sağlamak için varlıklılardan para talep ederken onların şartlarını da kabul etmek zorunda kalır. Osmanlı imparatorluğu da her borç için çok fazla tavizler verdi. Ucuz ve gümrüksüz giren ürünler kendi üretimimizi bitirdi. Birbirlerine %3 civarında faizle verdikleri borcu bize %20 ye bile varan faizlerle verdiler. Ödeme günü gelen borçları yeniden taksitlendirmek için yine faiz yüklediler ama bununla yetinmeyip esasen azınlıkları ayaklandıracak sözde halkın özgürleşmesi için fermanlar yayınlattılar.

Bunlar olurken millet, Kuran ve Sünnet ve de Hilafet kullanılarak yönlendiriliyordu. Her tarafın bir şeyhi-şıhı vardı. İsteğe bağlı fetvalar veriliyordu. Bir fetva ile insanlar kâfir ilan edilebiliyor, başka bir fetva ile cennete gönderiliyorlardı.

Kısaca anlattıklarımdan bugün yaşananlarla benzerlikler gören mutlaka vardır. Eğer evinizde tarih kitabı varsa iyice bir inceleyin. Benim yazdıklarımdan çok daha fazla benzerlikler olduğunu göreceksiniz.

Eğitim ve ekonomi milletlerin yaşamındaki şah damarıdır. Kaliteli bir eğitim almamış toplumlar kolay yönlendirilir. Ayrıca teknolojik gelişmelere, üretime, yatırıma, uluslararası ilişkilere velhasıl ülke için elzem olan kalifiye personel yerine liyakatsiz kişilere kalır vatan. Ekonomisi zayıf olan devletler de ekonomisi güçlü olan devletlere her zaman muhtaç olur. İkisi de birbirleriyle ilintilidir. Bunu yöneticilerimizin bilmemesine imkân yok. Peki, bu iki faktörü yıllardır niye düzeltmediler. Çünkü 200 yıllık virüsü toplum olarak temizleyemedik. Yönetici oluncaya kadar idealist oluyor ya da idealist görünüyoruz. Bir makama geldikten sonra virüs vücudu ele geçiriyor ve iki asır öncekilere benzeyiveriyoruz.

Şimdi yukarıda ki maddelere bir daha bakın ve bu maddeleri Osmanlının yıkılma sebepleri olarak değil de bugün de aynı hatalara düşüp düşmediğimize göre sorgulayın.

Türk milleti, Osmanlı torunları değil binlerce yıllık geçmişi olan bir toplumdur. Tarihimize ve atalarımıza iyi ve kötü yönleri ile sahip çıkacağız. İyi yaptıkları ile övünüp, yanlış yaptıklarından ders aldığımız gün büyürüz.

Camiden nerelere geldik diyebilirsiniz. Yapılan israfsa bunu kutsallaştırmak onu helal kılmaz. Bugün cami yarın saray öbür gün köprü olur. Önce insan demedikten sonra betondan medet ummak zorunda kalırsınız.  

Kriz döneminde de şu Suriyeliler konusunda son bir not düşmek istiyorum. Bu milletin bir ferdi olarak önce Türk milleti sonra bütün insanlık için bir şeyler yapılmasını istiyorum. Ama yüzyıllardır olduğu gibi Türkler sadece vergi vermede ve can vermede hatırlanıyor maalesef. Benim verdiğim vergilerle herhangi bir millete bir lokma yiyecek verilirse bile helal etmiyorum. İlk önce Türk doysun sonra diğerlerine bakarız.

Hasan Hüseyin Şanlıtürk

 

Düzenleme : 22 Nisan 2019 12:55 Okunma : 1147