Eski Öğretmenler | Karamandan.com - Karaman Haber

Eski Öğretmenler | Karamandan.com - Karaman Haber

22 Eylül 2020 Salı
Eski Öğretmenler

Sonsuz bir zamana ve renge benzeyen aynı takım elbiseyi aylar boyunca giymeleriyle, kravatlarını her türlü sıkıntıya inat, boğulurcasına sıkmalarıyla uzaktan hemen fark edilebilen eski öğretmenler vardı. Sıraların ve kara tahtanın üzerine, öğretmen masasının üzerine akan damla damla has öğretmen teriyle tanıdık biz onları. Bir aydınlık rüzgar olup halkın ve Anadolu’nun yüreğini bir gül kokusunda dağıtışlarını gördük. Bilginin, kültürün, gelmiş geçmiş uygarlıkların derin gücünü hissettik o eski öğretmenlerle…

O eski öğretmenlerin yetiştirdikleri nesil konusuna gelecek olursak efendim; eski öğretmenlerin en büyük farkı sadece bilgiyi, bilimi, kültürü aktarmak değil, o bilginin nerede, nasıl kullanılacağını da öğretmeleri böylece derslerin, yani öğrenmenin karmaşıklığının da üstesinden gelmeleri, bilgiyi öğrenmekten çok kazanıma dönüştürmeleriydi.  Böylece öğrencilerinin zihinsel gelişimi ve bilginin uygulanabilir hale getirilmesi üzerine yoğunlaşmalarını sağlarlar; bilgiyi aktaran iyi bir öğretmen olmanın yanı sıra bilginin kalıcı olmasını, hayata aktarılmasını sağlayan saygı duyulan ve sevilen bir dost da olurlardı.  İşte o öğretmenlerin ayrıca başka bir farkı da yapılan iyi şeyleri, güzel şeyleri görmeleri; yetenekli olanları takdir etmeleriydi.  Elleri öpülesi öğretmenlerdi onlar. O iyi öğretmenler sevgiyle, bilgiyle öyle bir otorite kurmuşlardı ki, “otur” dediğinde oturur, ödev verildiğinde büyük bir sorumlulukla yapardı öğrencileri, çünkü o ele avuca sığmayan çocukları kalplerinden fethederek öğretirlerdi. Öğretmenin öğrencilerle olan ilişkisi öğrencilerin öğrenme motivasyonunu çok etkiler, olumlu düşünmeyi öğretir, yönlerini bulmaya, hayat becerilerini geliştirmesine yardımcı olurdu. O berrak bakışlı öğretmenler geçip giden onca yıla rağmen pazarda, sokakta gördükleri zaman öğrencilerini hemen anımsarlar,  onların bilgilerinin katmalarını gördükçe, yetkinliklerinin gücünü öğrendikçe sevinirler, mutlu olurlardı.

Özellikle ilkokul öğretmenleri bir başka olurdu eskiden. Güzel bir Anadolu türküsüne benzerlerdi, güzel bir bahara…  Onları anımsamamız bir ömür bitmez tükenmezdi. Bilgi denince, onur denince, öğrenmek, öğretmek denince onlar aklımıza gelirdi. Hiç yılmamaktı onlar;  yeniden ayağa kalkış, hücumdu, her türlü zorluğa karşı direnmek ve kazanmaktı. Onları emekli olarak ilk gördüğünüzde aklınıza avucunuza yediğiniz cetveller değil, göz kamaştırıcı bir şekilde sizi nasıl başarılı olmaya yönelttikleri gelirdi.

Muhteşem, çorak topraklara bereket saçan ırmaklar gibi, idealist, bilge, lider vasıflı öğretmenler vardı eskiden, En işe yaramaz denilen kayadan güzel bir mermer yontarlardı, kazandırırlardı hayata, topluma. İnsanın ve aydınlığın sanatçısıydı onlar, hangi zamanda olurlarsa olsunlar nerede olurlarsa olsunlar bilimin kültürün, ışığını saçarlardı etraflarına… O eski öğretmenler eski günlerimizin öznesidir. Çorak günlerde gelen suyun dolaşımıdır. Öğretmenlik hangi zamanda yapılırsa yapılsın onurlu, zor bir vazifedir, ülkenin geleceği adına değer sunan bir meslektir. Yorucu, uğraştırıcıdır da aynı zamanda. Eve ödev götüren benzersiz meslektir belki de. Her bir öğrencisiyle, velisiyle ayrı ayrı ilgilenmesi gereken öğretmenin sınıf içerisinde birçok sorunla baş etmesi de bu ulvi mesleğin başka bir yönüdür.

Fakat son zamanlarda ülkenin geleceği olan çocukları ellerine teslim ettiğimiz kutsal öğretmenlik mesleği herkesin gözünde kolay bir meslek olarak görülmeye başlanmış, asitlerle parçalanmış değerli bir madene dönmüştür, geçirdiği değişim, bu mesleğin nitel bir dönüşüme uğramasına yol açmış, hâlâ kullanılan geleneksel tanımına uygun özelliklerinden uzaklaşmıştır. Günümüzde öğretmenlik, yetiştirilme yönteminden görev yerine, çalışma şeklinden ürettiği değere ve kullandığı araçlara dek her alanda başkalaşmış, öğretmenliğin güzel kokulu meyveli bahçesi kuru bitkilerle dolmuştur. Işıkla dolaşan çiçek yaprakları gibi o eski öğretmenlerden geriye sadece görevi ders kitaplarını öğretmek, ezberletmek olan, öğretmen olmak için en baştan öğretimlerinin yarısı eksik, bu işe sırf bir meslek sahibi olmak için bakan ‘öğretmenler’ kalmıştır.  Daha açık şekilde anlatayım efendim. Bugün öğretmen, mesleğini gerçekleştirecek alanın dışında, mesleki uygulamalardan ve bilgilerden uzak görünümde apayrı bir dünyada yetiştirilmektedir.  Üniversiteyi bitirip iş bulamayanlar için öğretmen olmak bir kazanç kapısı olarak görülmektedir. Doğru dürüst öğretmenlik ve rehberlik eğitimi veren okullar dışında, tüm fakültelerden mezun olanlar, fen fakültesi toprak bölümünden mezun olanlar bile, veteriner fakültesinden mezun olanlar bile öğretmen oldu. Bu yaklaşım sonunda öğretmenlik, uzmanlık gerektiren bir meslek olmaktan çıkıp herkesin yapabileceği bir işe dönüşmüştür. Bütün bunların sonucu olarak öğretmen, mesleğinin karşılığı olarak kendisine layık görülen aydın kimliğini yitirmiştir.  Eski özverili, bilge eğitimcileri, çarşıda pazarda gördüğümüzde önünde saygıyla ceketimizin düğmesini iliklediğimiz, önünde eğilip elini öptüğümüz öğretmenleri mumla arar olduk. Bir ülküsü olan, idealist, öğretici, ders verici, idareci öğretmen kalmadı artık eskisi kadar. Kolay para kazanılan bir meslek algısı oluştu öğretmenlik adına… En iyi öğretmen zamanında dersine girip müfredata uygun dersini anlatıp çıkan öğretmen oldu. Geçmişte özellikle bir yere öğretmen gittiği zaman herkes ayağa kalkar, “Buyurun hocam…” diyerek başköşeye oturturlardı. Öğretmen demek bilen, yeni bir değerle bildiren, yol gösteren bilge, lider insandı. Toplumun çoraklığını yeşerten manevi liderlerdi onlar. Bilinmeyen bir şey olduğu zaman onlara akıl danışılırdı. Şimdi ise insanlar öğretmenlere inançlarını, saygılarını kaybettiler, hiç umursamıyorlar bile. Sıkıysa bir talebeye “kaşın üstünde gözün var” desin öğretmen, velisi bırakın öğretmene hak vermeyi, saygı duymayı, okul basar öğretmeni döver bile, o hale gelindi. Ne talebelerin ne velilerin ne de toplumun gözünde öğretmenin eski itibarı, saygınlığı kalmadı ne yazık ki… Öğretmenlik sadece derse girip öğrencilere ders ezberleten, ders kitaplarını ezberleten biri oldu.

Sonuç olarak efendim, mevcut klasik eğitim ortamları, sınav-okul ikilemi, öğrencilerin gereksinmelerine yanıt veremiyor, bir tohum olarak düşünürsek o çocukları, bu verimsiz toprakta doğru dürüst gür bir şekilde filizlenemiyor, gelişimleri yetersiz kalıyor. Eğitim sistemini kısa sürede değiştirmemiz de mümkün değil. O halde öğretmenler, ülkemizin geleceği olan o yıldız berrağı çocukları yetiştiren, eğiten, bilgilendiren çok önemli insanlardır ve ülkemizin çok açılımlı; mesleği bilgi öğretmek olan öğretmen yetiştirme reformuna, öğrencinin öğretmenleriyle koparacağı bir kültür salkımına, bu bilgi asmalarına, bu uygarlık gelişme köküne acilen gereksinmesi var.

Tüm değerli eğitimcilerin ‘Öğretmenler Haftası ve Günü’ kutlu olsun.

HASAN BARAN

 

Düzenleme : 19 Kasım 2019 11:31 Okunma : 6543