Karamandan.com

Karamandan.com

18 Ağustos 2019 Pazar
Kanser Hastaları
Bazen olur olmaz şeyleri kendimize o kadar dert ediyoruz ki.
Kategori : Köşe Yazıları
13 Ocak 2019 16:08
 
Kanser Hastaları

Bazen olur olmaz şeyleri kendimize o kadar dert ediyoruz ki. 

Yüzümüzde bir sivilce çıksa, bizden mutsuzu yoktur hayatta. 

İşler  yetişmediğinde.

İmtihanlarda başarısız olduğumuzda.

Birinden ayrıldığımızda.

Arabamız bozulduğunda.

Telefonumuz arızalandığında.

Saçlarımız agardığında.

İşten çıkarıldığımızda.

Yıkılır, Hayata küseriz.

Bugün size, aslında toplumun sessizce kanayan yarası olan ve pekte farkında olunmayan kanser hastası çocuklardan ve aileleriyle birlikte yaşadıkları dramdan bahsedeceğim.

Zaman zaman, randevu günleri geldiğinde kemoterapi veya kontrole gitmesi gereken çocuk kanser hastalarını tedavi gördükleri çevre üniversite hastanelerine götürürüz.

Bu çocukların toplu taşıma araçlarıyla kontrol ve kemoterapi almaya gitmeleri 'enfeksiyon' kapma riski nedeniyle sakıncalıdır.

Ne acıdır ki şehrimizin milyarlarca lira harcanarak yapılan hastanesinde bir kanser ünitesi olmadığı için, bu çocuklar en küçük bir rahatsızlık yaşadıklarında acilen ambulansla üniversite hastanesine nakledilmektedirler.

Normal şartlarda ise bu çocuklar kemoterapi ve kontrollere, sakıncalı olduğu halde maddi imkânsızlıklardan dolayı toplu taşıma araçlarıyla gidiyorlar. Bu gidiş ve gelişlerde enfeksiyon kapıp tekrar hastanelik olabiliyorlar ki, bu durumla birkaç kez karşılaştık.

Bu sıkıntılarla karşılaşmamak için bizler de bir insani görev olarak, birkaç arkadaş kendi aramızda topladığımız paralarla, nazımız geçen bir araç sahibine yakıt parası vererek hastayı özel araçla götürüp getiriyoruz.

(Burada bir parantez açmam gerekiyor. Bizler bu sıkıntılı durumu arkadaşlarımız vasıtası ile, ilimiz milletvekillerine, belediye başkanına, parti il başkanlığında görevli birkaç kişiye, yerel internet gazetelerine, ilgileneceklerini umarak hasta bilgilerini de ekleyerek bildirdik. Fakat hem durumdan haberdar ettiğimiz hastalar ve hasta sahiplerinin, hem bizim beklentilerimiz boşa çıktı.

Arzumuz şu idi: Yetkili kurumlar vasıtası ile maddi durumu iyi olmayan kanser hastalarının tespit edilip, Karaman Valiliği ve İl Sağlık Müdürlüğünün işbirliği ile tahsis edilecek bir aracın, bir sağlık görevlisi nezaretinde bu hastaları gitmeleri gereken üniversite hastanelerine sağlıklı bir şekilde götürüp getirmesi konusunda bir çalışma başlatmaları. 

Maalesef bu isteğimiz kimilerinin not defterlerinde, kimilerinin havada kalan vaadleri arasında unutulup gitti.

Hasta nakli, biz dar gelirli vatandaşlar için öyle bir durum ki, paramız olsa araç bulamadığımız, araç olsa paramız olmadığı zamanlar oluyor.)

Neyse.

Bazı insanların o kadar büyük dertleri var ki bu hayatta.

Başta saymış olduğum maddeler solda sıfır kalır. 

Ufacık kız erkek çocuklar, perişan olmuş, hastane bahçesinde yatıp kalkan, umudun dalına tutunmuş ve çaresizlik içinde bekleyen anneler, babalar.

Dertlerine çare arayan ve aldıkları ağır ilaçlar nedeniyle kemoterapi sonrası ayakta duramayacak kadar halsiz, yorgun, bitkin çocuklar...

Beyin tümörü hastası bir yavrumuz vardı, 13-14 yaşlarında bir  çocuk.

Aldığı ağır kemoterapi ilaçlarının yan etkisiyle Tombiş mi tombiş.

Hastamızı tuttuğumuz özel bir araçla  sabah göreceği kemoterapi için bir gün öncesinin akşamından Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin Çocuk Onkoloji bölümüne götürdük.

Annesi, hasta giriş kayıtlarını yaptırmak için gerekli işlemlerle uğraşırken kuzumuz bir oraya bir buraya dolaşıp duruyordu çevremizde.

Yüzünde beyaz bir maske.

Aldığı ilaçlar nedeniyle o upuzun saçları  dökülmüş. 

Uzun diyorum, çünkü elle sayılabilecek kadar 8-10 tel vardı başında ve o kalan saçları yürüdükçe havada sallanıyordu. 

Sanki bambaşka bir âlemde gibiydi. Kimsenin yüzüne bakmıyordu. Kimseyle ilgilenmiyordu.

İki elinle maskesini düzeltti, saçlarını hafifçe topladı, sonra sessizce etrafına bakınmaya başladı. 

Bir ara benim oturduğum yerin yanına oturdu. 

- İyi misin? dedim. 

Hiç cevap vermedi. 

- Nasılsın? diye sordum. 

- Hiç iyi değilim, çok hastayım. dedi. 

Boğazımda bir yumruk oluştu. Hiçbir şey söyleyemedim. 

Birazdan annesi geldi, kızına sımsıkı sarıldı, öptü. 

Burnumun ucu sızladı.

Daha fazla dayanamadım, gözlerimden yaşlar gelmeye başladı. 

Aylarca, hatta yıllarca yaşasın diye böyle hastanelere koşturduğum ve sonra kendi ellerimle toprağa verdiğim çocuklar ve geride kalan gözü yaşlı anaları geldi aklıma.

Yaşadıklarımdan, daha önce gördüklerimden kendime dert ettiğim şeylerin hiçbir önemi olmadığını biliyordum ama o anlarda, işte tam o anlarda, bunu yeniden ve bir kez daha çok iyi anladım.

Çok sık yaşadığım gerçek bir olaylardan biri bu.

Hepimizin mutluluğu, neşesi, sevinci olduğu kadar, kendince sıkıntıları, sorunları, kederleri de var.

Ama şu dünyada dert ettiğimiz şeyler var ya!

Aslında hiç birinin, yukarıda okuduğunuz o küçük kızın başında kalan bir tek saç teli kadar önemi yok.

Tabi vicdanı olana...

Salih Cengiz
13 Ocak / 2019

Okunma : 1203
guney sigorta
maboto
EKSPERTİZ
Gündem haberleri
Karaman'da bıçaklı kavga 
15 Ağustos 2019 Okunma: 11620 Asayiş
Karaman’da namaz sırasında cami tavanı çöktü
16 Ağustos 2019 Okunma: 11451 Gündem
Bayramlaşayım derken öldürdü
14 Ağustos 2019 Okunma: 10659 Asayiş
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın