Gençler! Sizlerdedir Sözüm | Karamandan.com - | Karaman Haber

Gençler! Sizlerdedir Sözüm | Karamandan.com - | Karaman Haber

21 Mayıs 2019 Salı
Gençler! Sizlerdedir Sözüm

Henüz çocukken, 13'lü 18'li yaşlarda, yolda yanımızdan orta yaşlı veya yaşlı biri geçerken kendimize çeki düzen verip onlara selam verirdik. Selâmımızı tebessümle alırlardı, hele bir de ayaküstü hâl hatır sorarlarsa değmeyin gitsin sevincimize.

Top oynarken, şakalaşırken, bir iş yaparken bizden yaşça büyük birisini görünce toparlanır saygılı bir şekilde o zatın oradan geçip gitmesini beklerdik.

Öyle öğrenmiştik gerek ailemiz, gerekse yaz tatillerinde dini eğitim almak için gittiğimiz Kur 'an Kursları ya da camilerde.

Aradan 36-37 sene geçti ve bu günleri gördük. Sizleri bilmem ama ben kendi payıma "görmez olaydım." diyorum.

Artık ne bugünün gençlerini ne de çocuklarını anlayabiliyorum. Bu gençler bizim yaşıtımız olan baba ve annelerin çocukları, yani çocukluk dönemimizde hemen hemen aynı kültürü yaşadığımız, aynı adab-ı muaşeret kurallarını öğrendiğimiz dönemin çocukları olan yaşıtlarım yani. 

Ve çocuklar. Çocukların da zamane gençlerinden bir farkları yok, hatta daha şımarık, daha tahammül edilemez bir halleri var. Gençler yine az çok yaşlıya saygının ne derece önemli olduğunun bilincindeler.

Hayır, ne değişti aradan geçen bu 35 senede. Şehir aynı şehir, ekmek aynı ekmek, su aynı su ne oldu da bu hale geldi toplum.

Gençlerde bir kendini beğenmişlik hali var, küstahlık derecesinde hem de. Hepsi kendine hayran, hepsinde bir kibir havası. Kimse burnundan kıl aldırmıyor.

Neredeyse toplumun geneline de yayılan bir rahatsızlık var ortada.

Gruplar halinde geziyorlar, sigarayı geçtim, anlatılanlar veya gördüklerim oldukça üzücü ve düşündürücü.

Ellerinde bira kutularıyla kız erkek karışık topluluklarda muhabbete dalmış, ana avrat düz giden lise öğrencisi 'kızlar' onlara sırıta sırıta bakıp hak veren tuhaf tıraşlı ve giyimli erkekler.

Sokak kavgaları, şımarık haller edalar.

Uzaydan gelmiyor bu çocuklar, hepsi bizim evlerimizden çıkıp hayata karışıyorlar. Biz büyütüyoruz bu çocukları, yemiyor yediriyor, giymiyor giydiriyoruz. Ve gidiyorlar toplum içinde hiçte hoş olmayan etkileşimlere giriyorlar.

Neler oluyor? Bu dünyada sadece görülmek, farkedilmek, gerekirse zorbalıkla kendimizi topluma kabullendirmek için mi yaşıyorlar?

Bu mudur?

Anne baba olmak sadece besleyip büyütmekten mı ibaret. Ya terbiye etmek, ahlaklı ve uyumlu bir birey yetiştirmek!

Dikkatinizi çekiyor mu bilmiyorum. Gençler kendilerini çevrelerine kanıtlamak için sonsuz bir uğraş hatta çırpınma içerisindeler. 

Adeta kendilerini diğerlerinden ayıran, onu özel kılan birtakım nitelikler ancak böyle bir kendini kanıtlama çabası mümkünmüş gibi. 

Evet, doğal olarak insanın bu döneminin en önemli sorusu 'nasıl algılandığı'dır.

"Beni beğeniyorlar mı, takdir ediyorlar mı? Başkalarına nasıl görünüyorum?"

Ama belli bir aşamadan sonra olması gereken; 'nasıl görünüyorum?' Sorusundan: "Nasıl görüyorum?" faslına geçmesi değil midir? 

Artık değerlendirilen değil değerlendiren konuma geçmesi gerekmez mi?

Peki, gençlerimiz ne kadar farkındalar yaşadıkları çevrenin?

Ya da ne kadar olgunlar?

Şehrin sorunlarına, ülkenin sorunlarına karşı söyleyecekleri birkaç cümleleri var mı?

Bir ya da birkaç, hangi sosyal sorumluluk projesinin içindeler.

Örneğin bu projelerle ilgili olarak: İHH, Beşir Derneği ve digerleri gibi öncü kuruluşları ne kadar tanıyorlar?

Mesela, önümüzdeki yerel seçimlerde bir partiden meclis üyesi olmak isteyip bu uğurda çalışan, 'gençliğin sorunlarını' ben dile getiririm diye düşünüp, siyaset alanında çözüm arayan birileri var mı gençlerden?

Ya da Kent Konseyi'ne dahil olup projeler üretebilecek kaç genç var.

Hatta şöyle diyeyim: Genç olupta, gençlerin sorunlarının ne olduğunu bilen var mı?

Sahi, gençler! İçinizden biri çıkıp ta, çözümü başkalarından beklemek yerine; "biz kendi sorunumuzu medeni ve insanı yollardan çeşitli eğitici ve geliştirici ve tüm toplumu kapsayan projeler kanalıyla kendimiz çözeriz." diyebiliyor musunuz?

En son ne zaman birilerinin yardımına koştunuz?

Hiç, İHH, Beşir, Yunus Emre Vakfı gibi kurumlarda veya bir sosyal sorumluluk projesi içerisinde gönüllü olarak bulunmak ve çalışmalarına katılmak istediniz mı sahi!

Şikâyet etmekten başka, ailenize, arkadaşlarınıza, çevrenize, ne zaman güzel bir söz söylediniz veya güzel bir etkinlikte bulundunuz?

Tek derdiniz, kendinizi bir şekilde çevrenize kabullendirmek, iyi giyinmek, özenti takılmak, saçlarınızın şekli mi, marka takılmanız mı, sosyal medya ekranlarından birbirinize; "büyüksün, kralsın, adamsın." gibi methiyeler düzmek mi, iddiaa kuponunuzdaki maçların sonucu mu?

Yani sadece bir 'görüntüden' mi ibaret dünyanız?

Farkındayım biraz sert bir yazı.

Ama gençler, bizleri bu gün ve yarınlar adına korkutur oldunuz.

İşiniz gösteriş, gücünüz kaba kuvvet, derdiniz farkedilmek.

Çevremizde yaşanan acılardan, üzüntülerden biten hayatlardan haberiniz var mı?

Bir elinde devletin verdiği 150 liralık yardım çeki, diğer elinde sıcak bir yemeğin hayalini kuran çocuğu ile bankada kuyrukta bekleyen annelerden haberiniz var mı?

Okunma : 1480
Foto galeri