Bir Merhaba Yazısı ya da Bir Yol Hikayesi | Karamandan.com - | Karaman Haber

Bir Merhaba Yazısı ya da Bir Yol Hikayesi | Karamandan.com - | Karaman Haber

18 Aralık 2017 Pazartesi
Bir Merhaba Yazısı ya da Bir Yol Hikayesi

Ömür törpüsü pek hoş bir kelime kalıbı. Hem ömründen götüren hem de ona bir şekil veren anlamını yüklüyorum ben bu cümleye. Genellikle evlatlar için söylenir ama ben mevcut hayat şartları  için söylüyorum.

Aslen Ermenekliyim. Kıtlık yıllarında ayrılmış babam memleketten, henüz çocukmuş baba yurdundan ayrıldığı yıllarda.

Şimdilerde 70'li yaşları çoktan devirenler o yılları elbette bizlerden daha iyi bilirler.

Biz de 65'te dünyaya merhaba demişiz.

Bilirsiniz, bizim kuşak bir geçiş kuşağı bir bakıma. Eskilerle yeniler arasında sıkışıp kalmış, geçmişten kopamayan ve bu günlere alışmakta da epeyce bir zorluk yaşayan bir kuşak.

Hayat yoluna düşerken herkes gibi ömür testisini yüklenmiş hayatın verdikleriyle yolun yarısını çoktan bitirmiş, testiyi kırmadan bu günlere kadar gelmişiz.

Evlenmiş, biri yüksek lisans, diğer ikisi lisans eğitimi alan 3 evlât nasip etmiş Rabbim ve hayata bir boya fırçasının sapından tutunmuşuz.

Evet, 52 yıl önce başlayan yolculuğumuz ilk başlarda ne kadar kolay görünse de herkes gibi acıdan ve sevinçten nasibimizi almışız.

Tabi sorular gelmiş art arda hayat yolunda, aklımızı meşgul eden, hani hayat ya! Hani bir amacı olması gerekir ya! Hani cevabı verilmesi gereken sorular bir bakıma 'hayat bir imtihandır.' nasihatinin gereğidir ya!.

İlk sorular; "Neden?" diye başlamıştı bu imtihanda: "Neden ben?!"

Şimdi düşünüyorum da, ne kadar toymuşuz o zamanlar. Bunu daha yeni yeni kavradık. 

Tabi o zamanlar; "Neden ben?" sorusunu sorarken de yolu hiç bitmeyen şey sanmışız, yolu yürüdükçe uzayan bir şey sanmışız. Fakat sonra anlamış ve inanmışız ki, yollara düştükçe öğrenecekmişiz 'neden ve niçinler'in cevaplarını.

Yolun sonuna doğru yaklaşırken, orada bir kırılma noktası varmış. Beklediğin hiçbir şey o yoldaki amacın ve o uğurda feda olmuşluğuna derman olamazmış.

Hayat tüm kafa karışıklığını gideren cevapları önüne serse; "Bunca yaşananların bir önemi yok artık." cümlesi herkesten evel seni yaralarmış.

"Zamanın her şeye ilaç olması." diye yuttururlarmış bize, (aslında insanoğlunun unutkanlığını unutarak) nasıl ilaçsa artık, insanlığımızı zehirlermiş.

Yıllarca, yollarca taşıdığın içi su dolu bir testinin vardığın noktada kırılması haliymiş bu. "Artık çok geç!" dedikleri cümle, aslında böyle bir yol yorgunluğuymuş.

İnancını yitirmeye kurulan bir alarm gibi, ömrü törpülemek için açılan bir cepheymiş sadece yol dediğimiz.

Belimiz, bir gayret daha yürüyememenin çaresizliği kadar bükülürmüş.

Testi kırılınca, bitermiş hesap.

S. Cengiz

Düzenleme : 03 Aralık 2017 17:32 Okunma : 1343