Fetö Yargılamaları Ve ‘’İnsan Nedir?’’ Suali Çerçevesinde | Karamandan.com - | Karaman Haber

Fetö Yargılamaları Ve ‘’İnsan Nedir?’’ Suali Çerçevesinde | Karamandan.com - | Karaman Haber

14 Ekim 2019 Pazartesi
Fetö Yargılamaları Ve ‘’İnsan Nedir?’’ Suali Çerçevesinde

Tarihi akış içindeki değişimlere paralel olarak birçok filozof insanı, çeşitli meziyetlerini öne çıkarmak şartıyla hayvana benzetmişlerdir...Konuşan, düşünen, alışan, alet kullanan, şüphe duyan, eleştiren hayvan gibi...Bu iddiadaki filozoflara göre, dikkat çektikleri o vasıfları insandan aldığımızda geriye düpedüz hayvan kalmaktadır... Yazıya ek halinde bu benzetmeleri topluca vereceğim; merak eden okur...Ben de ekliyorum:

''İnsan tarihi tecrübelerden kendine ders çıkaran hayvandır''...Gelelim yazıya vesile meseleye:

Darbe zanlısının birisi göğsünde ''hero'' yazan bir tişörtle mahkemeye çıkıyor.Hakim adamı fırçalıyor; ayrıca da sanığın hakkında bir soruşturma daha açılıyor...

Bence anlamsız...Çünkü darbeci kişi bu tişörtü sırf birşey giymiş olmak için giymiş olabileceği gibi kendisini hakikaten kahraman olarak da görüyor olabilir.Zaten siyasi suçlu olmanın tabiatında olması gereken hasse de budur...Çünkü mantıken, darbeye iştirak edenler ya Fethullah Gülen'in emir ve talimatıyla harekete geçerek darbecilik eylemine girişmiştir - bu onları inançları doğrultusunda suç işledikleri için siyasi suçlu yapar-, yahut askeri hiyerarşinin gereği suça itilmişlerdir ki-bu durumda siyasi suçlu değil adi suçlu hükmündedirler- almaları gereken fiilen işledikleri suçla mütenasip olmalıdır.

Yani varsa bu sınıftakilere örgüt üyeliği, hükümeti cebren devirme gibi suçlamalar yöneltilemez.Mesela havaya ateş etmişse başka, hedef gözeterek ölüme sebebiyet vermişse başkaca cezalandırılmalıdır.Mahkemede mezkur tişörtü giyen kişinin mahkeme nezdindeki niyeti sanığın kendisini bir kahraman olarak gördüğünün beyan edilmesi olarak yorumlacaksa mahkeme bu durumu sanığın aleyhine bir delil olarak değerlendirir; savcı bey de ilerleyen aşamalarda esas hakkındaki mütalaasında bu tavrı başlıbaşına bir delil olarak yazılı metne sokar; heyetten talep ettiği cezanın onanmasına gerekçe olarak sunar; olur biter...

Hukuk mantığının gerektirdiği şey budur..Ama böyle olmuyor...Hero yazılı tişörte yüklenen özel anlam yüzünden, ilerdeki günlerde benzer tişörtle gezen bazı gençler ülkenin muhtelif noktalarında fetöcülük ithamıyla gözaltına alınıyor, tutuklanıyor...Hükümet kanadından da soruyla ilgili yapılan değerlendirmede bunun bir suç delili sayılması gerektiği yönünde alenen fikir beyan ediliyor...Halbuki hukuken, yürütme dahil hiçbir güç, devam etmekte olan bir yargılama hakkında yargılamanın seyrini etkileyebilecek herhangi bir açıklama yapamaz.Kanunen men edilmiş bir durumdur...Bu garabeti de geçelim...

İddia edildiği üzere eğer hero çıkartmalı tişört giymek bir suçun delili sayılabiliyorsa bu tişörtün üreticileri, nakliyecileri, depolayıcıları ve satıcıları da örgütsel döküman-simge ve suç eşyası yapımı, bulundurulması, taşınması ve temini gerekçeleriyle bal gibi kovuşturmalara dahil edilebilir.Suçlu olup olmadıklarına Türk Milleti adına yargılama yapan (kanunda yazıldığına göre yargı makamı yargılama vazifesini hükümet namına değil Türk Milleti adına yapmaktadır.) bağımsız yargı kurumu karar verecektir...

Hatta aynı şekilde, meskenler de bu suç eşyasının bulundurulmasına yönelik MAKUL ŞÜPHE ile elbette savcılık kararıyla savcı emrindeki kolluk tarafından basılıp aranmaya tabi tutulabilir.Yani bunların hiçbiri hukuk mantığına ters olmak bir yana bilakis gereğidir de...Ama esas konu bu değil...Tişörtteki yazı sonrasında iş dönüp dolaşıp mahkumlara tek tip elbise giydirme meselesine dayandırılıyor...Ve hafızalardaki yeri zulümle bitişik '' Guantanamo'daki gibi'' ibaresi eklenerek... Şimdi bakınız:Darbe zanlılarını hücrelere koydular...Alt kademedeki üyeleri de balık istifi depoladılar...Kitap yasağı getirdiler...Havalandırmaların tepesini demir tellerle kapattılar...

Tutuklu veya tutuksuz yargılanan herkesi hukuken itirazı kabil olmayacak biçimde resmi görevlerinden şutladılar...Yine hukuken kendilerine tanınmış olan sanıkların ''mağduriyetleri halinde tazminat isteme haklarını'' ellerinden aldılar.Kendilerinin yanısıra eş ve çocuklarının da alelade bir iş bulup çalışmalarının önüne psikolojik bariyerler ördüler...Şimdi de bu tişört faciası dolayısı ile tek tip elbise gündemde...

İktidara bu konuda yön veren, etkileyen, cesaretlendiren veya destekleyen insanların mantığındaki bu akış aceba işi zanlılara bok yedirmeye de vardırır mı diye aklıma gelmiyor değil ...Çünkü toplumun geçmiş yaşam tecrübeleri ile mevcut toplumsal-siyasal koşullar dikkate alındığında bugün yaşanan şeylerin geçmişteki toplumsal kabuslarla o kadar ortak özelliği var ki...Fen bilimleri bize benzer şartlar altında olmak kaydıyla benzer etki-tepki silsilesinin en nihayetinde benzer sonuçlar üreteceğini söyler...

Bu durumun sosyal bilimler zaviyesinden geçerliliği hayli tartışmalı olsa bile (ki ben fikren bu istikametin yolcusuyumdur) birçoğumuz dilimize ''tarih tekerrürden ibarettir'' tekerlemesini dolamışızdır.O halde bu noktada fen bilimleri ile sosyal bilimlerin konumuz çerçevesinde bazı ortak paydaları bulunduğunu zımnen kabul etmiş oluyoruz...Bu minvalde toplumsal hafızamızda Metris, Mamak, Diyarbakır, Maltepe askeri cezaevlerindeki tarihi uygulamaların an itibarı ile güncellenmiş versiyonlarını tekraren yaşamakta olmadığımızı kim iddia edebilir?Adı geçen mekanlarda malum şeyler o vakitlerde yaşanmaktayken belli ki siyasi erk bunun en iyi yol olduğunu varsayıyor ve bu uygulamar da toplumun kahir ekseriyeti tarafından sempatiyle karşılanıyordu.Gelgelelim birşeyin yanlışının müntehasında ortaya çıkacağı gerçeği ilerleyen zaman içinde kendine yaşam alanı bulduğunda bu etki-tepki sonucu adı geçen hapishanelerde yaşananların toplumumuza ve devletimize meşhur benzetmeyle yol- su- elektrik gibi nice sahalarda hizmet(!) olarak geri döndüğünü de bildiğimizi varsayıyorum...Şimdi:

Bu açıklamalar eşliğinde muhterem idarecilerimize siyasi mahkumlara ''tek tip elbise'' dayatmasından ne gibi toplumsal fayda elde etmeyi umduklarını sorsak aceba ne yanıt verirlerdi diye merak edeniniz yok mu gerçekten?Necip Fazıl ''ifrat ve tefritten kaçınmayı'' öğütlerdi.Onu anlamadığımızı biliyoruz.Ancak sapla samanın birbirine karışması, at izinin it izine karışması, pireye kızıp yorganın yakılması, öfkeyle kalkanın zararla oturması gibi halk söyleyişlerinin her devirde haklı çıktığını da mı bilmiyoruz?

  Şimdi bana kızanlarınız olabilir.Hoşgörebilirim.Ancak kendilerine tekraren hatırlatırım ki; hiç de masum olmayan kemalist cuntanın Ergenekon adı verilen yargılama evresinde yapılan hatalara insani, fikri ,hukuki ve tarihi  zaviyelerden reaksiyon göstermiştik. Google şahidimizdir.Hassasiyetimizin malesef haklı temellere dayanması sonucu cuntacılar hakkındaki meşru davalar akamete uğradı.Darbeciler aklanırken, kendilerine kamu kesesinden tazminat da ödendi.O zamanlarda yapılan hataların en az 10 katı günümüzdeki yargılamalarda yapılmaktadır.Mevcut uygulamaların elim sonuçları ortaya çıktığında, Ergenekon hukuksuzluklarının mesuliyetini Fetö'ye yükleyen hükümetin şimdiki usulsüzlüklerin faturasını yükleyecek kurban bulması imkansız olacaktır...

Yaşanmakta olan olumsuzlukları eleştirmek noktasındaki vicdani görevimi böylece  yerine getirmiş olmanın huzuruyla noktalıyorum.

FİLOZOFLARIN İNSAN NEDİR? SUALİNE VERDİKLERİ CEVAPLAR:
KONFÜÇYUS: İnsan, öğrenen hayvandır.
THALES: İnsan, araştıran hayvandır.
SOFİSTLER: İnsan, kazanan hayvandır.
SOKRATES: İnsan, sorgulayan hayvandır.
PLATON: İnsan, toplumsal hayvandır.
ARİSTO: İnsan, düşünen hayvandır.
SEPTİKLER: İnsan, şüpheci hayvandır.
STOİKLER: İnsan, her şeye alışan hayvandır.
HERAKLIETOS: İnsan, tartışan hayvandır.
J.LOCKE: İnsan, deneyen hayvandır.
J.DEWEY: İnsan, çıkarını düşünen hayvandır.
I.KANT: İnsan, eleştiren hayvandır.
DESCARTES: İnsan, konuşan hayvandır.
G.W. HEGEL: İnsan, sistematik hayvandır.
GAZALİ: İnsan, tutarsız bir hayvandır.
A.CAMUS: İnsan, itiraz eden hayvandır.
K.POPPER: İnsan, yalanlayan bir hayvandır.
T.KHUNN: İnsan, teori kuran bir hayvandır.
K.MARX: İnsan, mücadeleci bir hayvandır.
E.FROMM: İnsan, seven bir hayvandır.
H.BERGSON: İnsan, araç yapan bir hayvandır.
F.NIETZSCHE: İnsan, düpedüz hayvandır…!

 

Okunma : 3370