Her kuşu ellediniz de bir leylek mi kaldı | Karamandan.com - | Karaman Haber

Her kuşu ellediniz de bir leylek mi kaldı | Karamandan.com - | Karaman Haber

20 Mart 2019 Çarşamba
Her kuşu ellediniz de bir leylek mi kaldı

Zeytin deyince aklıma Nazım'ın bir şiiri gelir; malum, yazıları onun vecize haline gelmiş dizeleriyle süslemek adet oldu. Şiirin adı ''Yaşamaya Dair''.. Genco Erkal'dan dinlersiniz...

Yetmişinde iken zeytin dikmek ibaresi çok etkileyici...Dikilecek ağacın ''zeytin'' olarak seçilmesi de şiirde kafiye planlamasıya alakalı değil üstelik. Peygamberimizin ''kıyametin kopacağını bilsen bile elindeki fidanı dik'' emriyle paralel...

Allah'ın Kur'an'da incirle beraber üzerine yemin ettiği mukaddes bitki zeytin..Herşeyin mukaddesata inat bir çizgiye evrildiği günümüzde zeytin'e karşı taşımamız gereken saygıyı bilmem ki hangi kavrama tercüme ettirsek...Deneyelim:

Dünya'nın en sağlıklı gıdası olan zeytinyağı dünya genelindeki 900 milyon ağaçtan elde ediliyor... Bunun 170 milyonu Türkiye'de...Trakya'dan Gaziantep'e kadar sahil şeridimize bir hilal çiziniz; işte varoluş sahası da oralar...

Zeytin ağacının bir özelliği var:Öyle ha deyince çoğaltılıp üretimin artırılması sözkonusu değil...

Doktor yetiştirmek gibi; kendine mahsus nezaketi var.100 yaşında olmak zeytin ağacının bebeklik devresinde olduğuna delalet ediyor...Ekiminden 5 bin yıl sonra bile ürün verebilen bir bitki...Abidevidir; uzak doğu'nun kutsal bonsaisinden daha fazla saygıyı hakettiği su götürmez bir gerçektir.Anadolu'daki ağaçların yarısı Hz İsa'dan daha yaşlı...Romalılarla çağdaş... 

Ülkemizde gerçek bir istikbal vizyonu olsa 2 bin yıl sonramız için çamlıklarımızı peyderpey zeytinliklere çevirme politikamız da olurdu belki...Ama demokrasi dedikleri nesne düzenbazlar nazarında kişisel ikballerini parlatıcı kullanışlı bir maymuncuk niteliği taşır. Sebebi de, halkın kısa vadeli çıkarlarını gözeteni baştacı etme miyopluğudur...Demek ki zeytinin katledilme planlarının öncelikli müsebbibi sistemin ürettiği zihniyet biçimidir...

İkincisi...Zeytinyağının işlenmesinde modern endüstrinin çok da dahli yok...

Gelirini büyük oranda bölge insanı sahipleniyor...

5 bin yıl önceki üretim teknikleri de yağa kalite kazandırıyor...

Bu durum, gölgesini satamayacağı ağacı kesmekte beis görmeyen kapitalizmin mizacına uygundur... Düşünsenize; zeytinliklerden boşalacak bakir sahalarda eldeğmemiş kar imkanları gözkırpıyor...Kapitalizm nezdinde Afrodit'e mankenlik eden fahişe Barbara Heralde'nin davetkar bakışlarından daha cezbedici birşey... Uzun vadeli milli zarar da neymiş?

500 yıllık hanların hamamların tarihi eser statüsüyle korumaya alındığı dünyamızın bu coğrafyasında, zeytinliklerin ekonomik bir değer olmanın ötesinde 2 bin yılı aşkın yaşıyla kültürel birer miras olduğunu anlayacak zeka kalitesine sahip kaç tane siyasetçi olduğunu oylama günü anlayacağız... Değiştirilmesi hedeflenen zeytinliklerin korunmasıyla ilgili kanun 1939'da çıkarılmış. Aferin İsmet İnönü'ye.Allerjen özellikler taşıyan insanları da övebilmek gibi meziyetleri vardır Anadolu'nun... Ama zeytinlikleri katletme planını kanunla sağlama alma teşebbüsüne daha önce tam 7 defa tevessül ettiğiniz halde başarılı olamadınız.İnadınızın gururla bir ilgisi olamayağına göre şimdiki sekizinci deneme de niye ısrar ediyorsunuz bu kadar?Yoksa geri dönülmez sözler mi verdiniz biryerlere?Ben sormasam nasıl olsa tarih soracak.Rahatsız olmayınız lütfen.

Her zaman söylerim:Ademoğlunun, varoluşunda dahli bulunmayan dünya mirasları üzerinde tahripkar nitelik taşıyan tasarrufları kabul edilemez...

Yani diyorum ki: Okyanuslardaki yaşam formlarını tehdit edecek üretim biçimlerine yeltenilemez... Dünyadaki temiz su kaynaklarının %90' ına ev sahipliği yapan kutuplardaki buzullara ilişilemez...gibi...

Senin nesliyin meydana getirdiği birşey değil...

Zeytinlikler de böyledir... Sen git yerine birşeyi ikame edebileceğin otoyol planlarınla filan oyna...

Tut ki, zeytinliklerin tahribatı sonrasında bu politikanın yanlış olduğu anlaşıldı. Öyle ergenekon davalarında olduğu gibi pardon deyip ctrl+z yapma şansınız yok...

Ya da Şam'da Cuma kılmak hülyasından vazgeçmek kadar kolay değil...Bırakınız Pelikan'ı; Kartal Bildirisi de fayda etmez. Suçu üzerine yıkacak kurban bulsanız bile telafisi imkansız.Yeri geldi söyleyelim.Anadolu'da bir söz vardır:Her kuşu elledin de bir leylek mi kaldı... Gidin hakikaten ülkemiz namına katma değer üretecek, bize uluslararsı sahada rekabet şansı verecek uzun vadeli üretim imkanlarını kollayın.Bakınız; dünyanın en büyük zeytinyağı üreticisi olan ispanya -dünya rekoltesinin %45 ine sahipler-, zeytinlikleriyle ünlü Endülüs bölgesine belki zeytinlere uzun vadede zarar verebileceği düşüncesiyle elma ağacı bile diktirmiyor... Ama bizdeki margarinle büyümüş müteahhit kafasından bunun gibi kaliteli fikir çıkmasını da bekleyecek değiliz...Alın size akıl:Sultanahmet Camiinini yıkıp altında mermer filan arayın.Ya da dantel gibi işlenmiş çinilerini satın..Daha fazla para eder.Peşkeş çekmeyi düşünmezseniz, açık artırmaya da gider...Üzülürüz ama, sonuçta insan eseridir; tekrar yapılması imkansız değil... Gelgelelim zeytinliklere tekrar vücut veremeyiz.Tehlike bu derece vahim; anlayınız lütfen...

NOT:Son paragrafta ''margarin'in tarihi'' ne atıfta bulunulmuştur.konuya ilişkin hazin bir tahripkarlığın ibretlik hikayesi. siyasetçilik mesleğine mensup olanların (dile getirince saçmalığı da kendiliğinden ortaya çıkıyor!) okumasına gerek yok; onlar yapılan yanlışlardan ders çıkarma kabiliyetinden mahrum yaratılmışlardır.Bir çeşit meslek hastalığı... Hoşgörmüyoruz… Ve emin olunuz ki; gündelik hayhuyunuzun ötesindeki konulara ilişkin derin letafeti sezen Anadolu insanının vicdanı  buna bigane kalamayacaktır.

Düzenleme : 07 Haziran 2017 13:08 Okunma : 2163