Fahiş fiyat yoktur! İddia ediyorum! | Karamandan.com - | Karaman Haber

Fahiş fiyat yoktur! İddia ediyorum! | Karamandan.com - | Karaman Haber

18 Ekim 2019 Cuma
Fahiş fiyat yoktur! İddia ediyorum!

NOT: Bu çalışma, aksini iddia edenlere karşı düpedüz polemik amacı taşımaktadır. Necip Fazıl'a göre, polemik kelimesinin gerçek anlamı ise sidik yarıştırmak olmayıp fikri münazaradır. Kelimeyi bu anlamıyla kullanıyorum.

Kısa kısa:

1- Avami bir bilgidir ki hayat pahalılığının baş sorumlusu dünyanın her yerinde hükümetlerdir. Nitekim halkımız da bunu bu şekilde yorumlar. Maliye ekonomisti Prof. Mahfi Eğilmez'in araştırmasına göre, ülkemizin ekonomik performansıyla iktidar partilerinin oy oranındaki değişmeler arasında 0.80'lik pozitif bir korelasyon vardır. Buna tespite uygun olarak diyebiliriz ki, AK PARTİ 2001 krizinin hemen sonrasındaki seçimlerdeki muazzam başarısını iktidar partilerinin ekonomik kriz yüzünden baraja takılmalarına borçluydu. Y ine görmekteyiz ki, ekonomik performans zayıfladıkça, eskiden koalisyonları ülke için felaket görenler bugünlerde yaşadıkları oy kayıpları karşısında koalisyonları milli kurtuluşun yegâne reçetesi olarak sunmaktadır. Bu bir çelişkidir.

2- Ülkemizin yasal olarak benimsediği ekonomik modele göre, bir satıcı bir malı dilediği fiyattan, dilediği kişiye, dilediği miktarda satmakta; hatta satmamakta özgürdür. Yeter ki ticari yasalarda işaret edilen mali sorumluluklarını yerine getirsin. Ötesine devlet karışmaz. Ancak, yasalarda herhangi bir değişiklik yapılmamışken devletimiz sihirli kadim şapkasından yeni bir tavşan çıkarmış ve tarihe ''soğan deposu baskınları'' olarak geçen uygulamalara imza atmıştır. Halbuki soğan yılın belli bir mevsiminde hasat edilir, sezon boyunca da depolanarak piyasa koşullarına göre peyderpey arz edilir. Piyasadaki ürün fiyatlarını kontrol etmek isteyen devlet eskiden üretici veya alıcı veya stoklayıcı güç olarak aktif halde sahada olurdu. Özelleştirme adı altındaki haraç mezat satışlar öncesi devirlerde durum buydu. Örneğin Yem Sanayi ile yem fiyatlarını, SEKSÜT ile süt ve türevlerinin fiyatlarını ve Et Balık ile de et fiyatlarını kontrol ederdi.(Konuyla ilgili de eski tarihli müstakil bir çalışmam vardır. Talep halinde masaya konulabilir).Üstelik, sadece %5 lik pazar payı ile yapardı bunu. Bu kurumları ''Babalar gibi sattıktan'' sonra bu gerçekleri bilmezden gelerek depo baskınları yapmak ve esnafı karaborsacılıkla itham etmek de bir çelişkidir.

3- Manipülasyon başka,  spekülasyon başka şeydir.

  Spekülasyon;  bir malın piyasası veya ticaretiyle alakalı bir terimdir. Dünyada kabul görmüş anlamı ise şu şekildedir; bir yatırım aracı ya da mal ile ilgili gelecekte oluşacak fiyat değişimlerinden kar elde etmeye çalışmaktır. Spekülasyonlarda gelecekte oluşacak bir fiyatın garantisi yoktur. Kar edilebileceği gibi zarar etme ihtimali de çok yüksektir. Bu durumda spekülasyon tanımı, fiyat değişimleri karşısında risk alarak kar elde etmeyi denemek şeklinde düzeltilmelidir. Halkımızın yatırım amacıyla altın veya döviz alıp satması, çiftçinin hasadını harmandan hemen sonra mı yoksa kış ortasında mı satsam düşüncesi de birer spekülasyon örneğidir.

Manipülasyon ise yalan yanlış bilgileri yaymak suretiyle yatırımcıları yanıltmak ya da menkul kıymet fiyatlarını kasıtlı ya da suni olarak yükseltme veya düşürme girişiminde bulunmaktır. Yani bir çeşit piyasa dolandırıcılığı olarak tanımlanmıştır. Ülkemiz yasalarında da bu bir suçtur ve bunu işleyenler 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.

Hal böyle iken sesi gür insanların her fırsatta mikrofonu eline alıp bu iki mefhumu birbirine karıştırırcasına ''Bu spekülatörlerin ve manipülatörlerin canına okuyacağız.'' diye bağırıp çağırmaları da elbette çelişkidir.

4- Hukuk devletlerinde vatandaşların birbirleriyle veya devletle olan ilişkileri yasalarla düzenlenir. İdare gücünü elinde tutan hükmetme erki, yani hükümet, meclisin yaptığı cari yasaları tatbik etmek için görev alır. Yargının da görevi meclisin yaptığı yasaları daha üst silsiledeki yasalara uygunluk bakımından denetlemek ve hükümetin icraatlarını ise usul bakımından denetlemektir. Son 250 yıllık tarihimiz boyunca adamakıllı bir şekilde yasalarını uygulayamamış bir devletin çocuklarıyız. Sokaktaki vatandaştan vekillere, hakimlerin bizzat kendilerinden Cumhurbaşkanlarına kadar herkes her devirde bu tuhaflıktan şikayet edegelmiştir. Tabi ki zülfüyare dokunduğu kadarıyla. Başka bir galaksiden bizi dikizleyen uzaylılar da zannedeceklerdir ki Türkiye namlı ülkede sanki insanlardan bağımsız bir devlet aygıtı hüküm sürmektedir. Bir taraftan bu durumdan şikayet edilirken diğer yandan bunun nimetleriyle beslenmek de üstü örtülemez bir çelişki olsa gerektir.

5- Cumhurbaşkanımızın da vaktiyle sık sık dile getirdiği gibi, ''Müddei-iddia sahibi iddiasını ispatla mükelleftir.'' Ülkedeki ekonomik şartlardan(kriz demek adı konulmamış bir suça benzemektedir) faydalanarak ''Fahiş Fiyat'' uygulamak suretiyle aşırı kar edenleri tespit amacıyla yasal bir dayanağı olmadığı halde durumdan vazife çıkaranlar tarafından fiyat denetimleri isimli ucube bir uygulama başlatıldı. Ticaret Bakanlığı'nın yazılı açıklamasından öğrendiğimize göre, 81 ilde 3974 firmanın satışa sunduğu tam 69.200 ürün FAHİŞ FİYATLAMA olup olmadığı cihetinden denetlendi. Bu firmaların sadece ve sadece 114 tanesinden savunma yapmaları istenirken bu 114 firmadan kaç tanesinin mahut konuda suçlu bulunduğu hakkında bilgi verilmedi. Denetimin gerekçesi neydi? Fahiş fiyat var. Denetimden çıkan sonuç nedir?E snaf pahalı satmakta haklıymış. Bunun bir çelişki olmadığını iddia etmektense bu sözcüğü lügaterden imha etmek evla değil midir?

6- Fiyatların tırmanışındaki sebebin üreticilerin ve esnafların sanki dış mihraklardan emir almışçasına bir anda gözlerini fahiş kara dikmeleri olmadığını anladıysak, o halde gerçek sebebin ne olduğunu artık ifşa edebiliriz. MALİYET ENFLASYONU.TÜİK verilerine göre Üretici Fiyatları 2018 boyunca % 29,05 oranında artmışken Tüketici fiyatları ise sadece  %16.22  artmış. Ortalama eğitim seviyesi orta 2 mesabesindeki halkımızın da rahatça anlayabileceği üzere iç talepteki daralma yüzünden maliyet artışlarını fiyatlarına yansıtamayan üreticiler çok zor durumdadırlar. Böylesi bir ortamda piyasada yaprak kımıldayamaz. Bütün işletmeler milli gelirdeki daralmaya paralel olarak küçülmektedir. Firmalar işçi çıkarmaktadır. İşini kaybedenler yeni iş bulamadıkları için mevsimsellikten arındırılmış işsizlik oranları yükselmektedir. Ve hiç kimse piyasalardaki belirsizlik sebebiyle yeni bir yatırım yapmaya kendinde cesaret bulamamaktadır. Şimdiden uyarayım ki, piyasadaki ilk canlanış alametleri belirdiğinde -şayet o güne kadar iflas etmemişlerse- firmalar 2018 deki ÜFE-TÜFE farkını fiyatlarına yansıtacaklardır. Deveden başka kuş, resmi rakamlardan başkaca da hakikate inanmam diyenler için vaziyeti rakamlara tefsir ettirdik.  Kimin ne diploması var veya yok bilemem ama, ekonomi diploması olan birileri Ankara'nın balkonlarında yaşayanlara maliyet enflasyonu ile talep enflasyonu arasındaki büyük farkı anlatmalıdır. Aksi halde tekraren sormaktan yorulmayız: Bu da mı çelişki değildir?

7- Hem Cumhurbaşkanımızın damadı olan hem de ta macera dolu NewYork'larda ekonomi eğitimi almış bulunan Bakan Albayrak diyor ki: ''Enflasyon düşmesine rağmen marketlerdeki fiyatlar düşmüyor.'' Dam başında saksağan, vur beline kazmayı. Kendilerine enflasyonun kitabi tanımını hatırlatayım:'' Fiyatlar genel seviyesindeki daimi yükselişin bir önceki döneme kıyası.'' Yani enflasyonun düşmesi demek, fiyatların yükseliş hızındaki yavaşlamayı ifade eder. Ama hala fiyatlar yükseliyor demektir. Yani Sayın Bakanımız diyor ki, fiyatlar eskisine göre daha yavaş yükselirken niye düşmüyor? Tamam; bu açıklamayı trajikomik bulduğumdan hatırınız için çelişki olarak yaftalamayacağım.

Ama tekrarında fayda var: İktisad ilmi tıpkı fizik gibi, kendisine mahsus yasaları olan müstakil bir sosyal bilimdir. Tüm sosyal bilimler için geçerli olduğu üzere konusu insan ve toplum olması hasebiyle her zaman matematik kesinliğinde sonuç vermesi de beklenmez. İktisadın bu özelliğini kendi cahilliklerine, işbilmezliklerine yahut talihsizliklerine kalkan yaparak işkembecilik yapanlara gelince: Bir halk deyişinde ifade bulduğu üzere; inanınız ki bu çorba bu kadar da suyu kaldırmaz.

 Bu çalışma, bundan önceki ''FAHİŞ FİYATLAMALAR VAR GEYİĞİNİN İLMİ REDDİYESİ'' başlıklı yazımıza bir dost meclisinde yapılmış itiraz vesile kılınarak hazırlanmıştır. ''Vesilelere sarılınız'' sırrını dikkate alarak bize ayna tutan tüm dostlara can-ı gönülden muhabbetlerimi arz ederim.

Gökhan Altunsoy

Düzenleme : 11 Mart 2019 17:02 Okunma : 1813