“Şey”den ibaret her şey | Karamandan.com - | Karaman Haber

“Şey”den ibaret her şey | Karamandan.com - | Karaman Haber

11 Aralık 2019 Çarşamba
“Şey”den ibaret her şey

İnsan dünyaya gelmesiyle yeni bir yolculuğa başlamış olur. Bu bir başlangıçtır. İnsanın doğar doğmaz saldırıyla karşılaşacağını, havanın, soğuğun, sıcağın velhasıl birçok şeyin kendisine saldıracağını, insanın bu saldırılara karşı mukavemet göstermesi neticesinde bir nevi savaşacağını ve yaşamında bu savaştan ibaret olup ölüm ile savaşının nihayetleneceğini Waldo Sen Neden Burada Değilsin adlı kitabında veciz bir şekilde açıklayan İsmet Özel yaşamın ne(y)den ibaret olduğunu en güzel şekilde anlatmıştır aslında.

Biz ise ne(y)den ibaret olduğu bilinen bu yaşamı değerli kılan ve aşılabilmesini sağlayan “şey”den bahsedeceğiz. (Yaşam hayat değildir. Hayat daim devam eder. Ölüm yaşamı sonlandırır, hayatı değil. Bu sebepten ölüm dinimizde asla bir son olmamıştır. Ölüm ile biten dünya yaşamıdır. Hayat farklı bir boyutla, ahiret boyutuyla devam eder. Dünya hayatı/ahiret hayatı ayrımının nedeni de budur. Dolayısıyla ölümü kabullen(e)meyen kimseler için ölümü yaklaştıran her  sebep intihar nedeni olabiliyor veya yaşamlarını yaşanamaz kılabiliyor. Ölümü kabullenmek hayatı bulmak demektir. Ki bu bir tür ölümsüzlüktür.)

İnsan mebde, meaş ve meaddan müteşekkildir. Mebde başlangıç olarak adlandırabileceğimiz bir noktadır ve her insan fıtrat ve ilahi kader gereği bu noktada eşittir. Asıl farklılık ise mebde’den hemen sonra alınan ilk nefes ile başlar ve yaşam olarak adlandırabileceğimiz meaş gelir. İnsanoğlu mebde’deki yetileri ile meaş da bulunması ve yol alması imkansızdır. Çünkü bu imkanı sağlayacak “şey” yoktur. Dolayısıyla mebde meaşı aşacak kuvveti kendisinde barındırmaz. “Şey” ise eylenilen, yapılan her şeydir. Bu yaşamdır. Yaşam ise yoldur. (Yolun nasıl olacağına dair malumatı “Mesuliyet Bağlamında Yol ve Yolculuk” adlı yazımızda vermiştik.) 

Yapılan işler+eylem=”şey” ; Meaş = “Şey” sonucu karşımıza çıkar ki, “şey” mevcut olmadan nefes alıp vermek dahi imkan dışı olur. Çünkü her insan nefes aldığı müddetçe müspet veya menfi bir şey eyler durur ki bu da onun “şey”idir. Misal; yemek yerken, dükkanın başında malını satarken, su içerken, ibadet ederken, hatta uyurken dahi eylem halindedir ve her bir eylem onun “şey”idir. 

Böylece mebde de başlayan yolculukta meaş da yürümeyi muktedir kılan “şey” yaşamımızdaki eylediğimiz her şeydir dersek yanılmış olmayız. 

Meaş nihayetinde dönüş olarak adlandırabileceğimiz mead ile sonlanır. Bu dönüşte insanın karşılaşacağı tavrı ise  meaş’daki “şey” belirler. Şayet “şey” matematiksel ifade ile eksi ise, mead’dan sonraki hayatında (hayat şimdi başlamıştır) göreceği muamele de o cihette olacaktır. Ancak artı ise karşılaşacağı tavır da artının gerektirdiği gibi olacaktır.  Şöyle ki;

Mebde - -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -Meaş- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- --Mead
(+++-+- -+++++- -- --+-+- -- -- -- -++++++++++++- -- -+- -+++- --)

Mebde de başlayıp meaş ile devam eden ve artıları veya eksileri fazla olan insan bir anda sona geldiğini anlamasına fırsat kalmadan mead ile yaşamı nihayete erer ve sancılı bir şekilde başladığı bu yaşamın hesabını hayatında  o “şey”leri nisbetince verir.

Dememiz o ki; Ey insan! Meaştasın  hala. Mead ne zaman kapını çalar bilinmez. Henüz nefes alıyorken eylediğin “şey”lere dikkat et. Ben bir şey yapmıyorum ki deme. Unutma ki şu yaşamda her şey bir “şey”den ibaret. 

FATİH GİLİK

Okunma : 1048