Hz. Peygamber'i Anlama(ma)k - 2 | Karamandan.com - Karaman Haber

Hz. Peygamber'i Anlama(ma)k - 2 | Karamandan.com - Karaman Haber

06 Temmuz 2020 Pazartesi
Hz. Peygamber'i Anlama(ma)k - 2

İnsanlığın yeniden dirilişine vesile olan Hz. Peygamber’in asırları aşan öğretilerini anlayıp hayatlarımıza tatbik etmemiz son derece önemli ve bir o kadar da gereklidir.

Dirilişin muştusu O’nunla başlamış ve ashabı aracılığıyla da süregelmiştir. Hz. Peygamber’in Arap yarımadasında başlayıp bütün bir coğrafyayı kuşatan öğretilerinin özü O’nun saf ve pak hayatında gizlidir. Ancak önceki yazımızda da belirttiğimiz üzere “üsve-i hasene” olarak tanıtılan Hz. Peygamber, zamanla insanüstü bir konuma yükseltilmiş, mucizelerle örülü bir nebî olarak müslümanlara aktarılmıştır. Bu durum ise müslümanların O’nu anlamasına engel ya da anlamamak istemesine bir bahane teşkil etmiştir. Örnek vermek gerekirse; Allah Teala Mekke müşriklerinin eleştiri ve taleplerine rağmen Hz. Peygamber’i bir meydan okuma olarak hissî mucize ile teyit etmeyi takdir etmemiştir. Ancak muahhar siyer kitaplarında Hz. Peygamber’e bu nev’i’den mucizeler atfedilmiştir. Bu durum ise aynı zamanda Hz. Peygamber’i seven, O’na saygısı sonsuz olan ancak çeşitli nedenlerle O’nun hayatını yeterince öğrenmemiş kimselerin kandırılmalarına, aldatılmalarına ve onlara yanlış bir peygamber portresi çizilmesine neden olmuştur. Rasul-i Ekrem anlatılırken kaynaklarda az bulunan ya da sonradan uydurulmuş rivayetlerin öne çıkarılması suretiyle sürekli mucize gösteren bir peygamber imajı oluşturulmuş, Kur’an’ın beşer vurgusu bu yönde tevil edilmiştir. Bu şekilde insanları yönlendirme amacı taşıyan İslamî kılıfına bürünmüş kimi örgütler istediklerini çoğu zaman elde etmiştir. Hz. Peygamber’in hayatı çıkar amaçlı kullanılmış ve milyonlarca insan kandırılmıştır. Oysa ki günümüzde insanlığın içinde bulunduğu çok boyutlu krize Hz. Peygamber’in gerçek tarihî kişiliği anlatılarak daha sağlıklı ve isabetli çözüm önerilerinde bulunulabilir. 

Hz. Peygamber, Kur’an’da beşer üstü özelliklerinden ve yüceliklerinden bahsedilmeyen bir peygamberdir.  Bir hadisinde ise şöyle buyurmaktadır: “Hristiyanların Meryem oğlu İsa’ya yaptıkları gibi, sizde bana mübalağalı medihlerde bulunmayın”  Dolayısıyla O’nun hayatı vahiy alması yönünden farklılık arz ettiği halde, zamanla aşırılıkta sınır gözetilmemiş ve Hz. Peygamber olduğu gibi değil olması istenildiği gibi anlatılmıştır. 

Allah Rasûlü’nün hayatının en çok istismar edildiği dönem O’nun peygamberlikten önceki dönemidir. İlk dönem tarih kitaplarında bu döneme ait malumatın  sınırlı olması, kimi müellifler tarafından Hz. Peygamber’in yaşamının bu dönemine oldukça müdahale etme fırsatı vermiştir. Bu döneme ait olağanüstü olaylar O’nun (s.a.v.) doğumuyla birlikte başlamaktadır. Örnek vermek gerekirse; Allah Rasûlü’nün doğduğu gece Sava gölü kurumuş, Semave vadisini su basmış, Kisra’nın sarayının 14 burcu yıkılmış, Sasanilerin bin yıldır sönmeyen ateşi sönmüş vs. Bu tür rivayetler Hz. Peygamber’in risaletinden sonraki yaşamı ile bağlantı kurularak sonradan O’nun hayatına eklenmiş rivayetlerdir. Sözgelimi bu rivayetlerin hepsi ya da bazıları doğru olacak olsaydı, Allah Rasûlünün risaleti döneminde kimi insanların ya da en azından Mekkeli müşriklerin “Zaten bu şahsın doğduğu gün şöyle harikulâdelikler olmuştu, böyle olaylar cereyan etmişti” kabilinde sözler söylemesi gerekirdi. 

Peygamber Efendimizin gerek doğumu esnasında gerekse çocukluk, gençlik ve peygamberlikten hemen önceki yıllara ait bu türden rivayetleri bulmak zor değildir. Ancak bütün bunları doğru kabul edecek olursak, Hz. Peygamber’in  ilk vahiy esnasındaki korkusunu, şaşkınlığını ve kendisine gelen şeyin ne olduğunu bilememesini açıklayamayız. Bu tür rivayetlerin doğru olması, Allah Rasûlünün de nübüvveti bekliyormuş tarzındaki anlayışına götürür bizleri, ki böyle bir beklentinin olmadığını da tarih kitaplarında en açık şekliyle görmekte ve okumaktayız. Sonuçta Hz. Peygamber herkes gibi doğmuştur. Ancak O’nun doğumu ile insanlık yeni bir döneme girmiş, dünya en güzel muştuyu karşılamıştır. O’nun doğumundaki en fevkalede durum bu olsa gerektir. 

Hz. Peygamber’i anlamak amacıyla kaleme aldığımız bu yazımızda O’nun doğumu aşamasındaki  olaylar üzerinde durmaya çalıştık. Şayet O’nu doğru anlayamaz isek hiçbir şeyi doğru bulamayız. O son peygamberdir. Getirdiği mesajlar da kıyamete kadar yaşayacak, insanlık o mesajlara uyduğu ölçüde huzur bulacaktır. Mesajları doğru anlamak da mesajı getiren Resûlü doğru anlamaktan, O’nu beşer sıfatından ayırmadan okumaktan geçer. 

FATİH GİLİK 
 

Okunma : 1400