Bir İşaret | Karamandan.com - | Karaman Haber

Bir İşaret | Karamandan.com - | Karaman Haber

12 Aralık 2018 Çarşamba
Bir İşaret

Kimsenin vaktini çalıp hakkına girmek istemem. Bu sebeple eğer okumayı çok da sevmeyen biriyseniz bu yazının özü farklı renkte yazılmış son paragraftır, atlayabilirsiniz.   

Hani diyorum tahta sandalyeli küçük bir çay ocağında otursak, içilen çayların ikinci yudumundan itibaren tanışmak üzere birbirinin gözlerine bakan insanların olduğu. Boynu ağrıtacak kadar yukarıya asılmış renkli ve tüplü televizyonda haberler ve ardından “Ne olacak bu gençlerin hali?” sorusuyla isme ve cisme gerek duyulmayan o büyük tanışma gerçekleşmiş olsa. Sanki kırk yıllık tanıdıkmış gibi sohbet bir anda koyulaşıverse, birbirini hiç tanımadan bütün konuşulanlar mutlak doğruymuşçasına pür dikkat içeriyi doldursa.

Madem bir giriş yaptık bir bardak daha almalı şimdi çaydan.

Bir çay ocağı olsun veya olmasın bazen bir otobüste belki de bir WhatsApp grubunda… Aslında yer ve zaman fark etmeksizin “ne olacak bu” ifadesiyle başlayan sorular bizi birbirimize çok yakınlaştırıyor. Neyin ne olacağıyla ilgili hepimizin edeceği bir çift söz muhakkak ama muhakkak var. Hepimiz uzmanız, bütün konulara ahkam kesecek kadar hâkimiz. Hele bir de bu ortam birbirini tanımayan insanlardan oluşmuş ise çayınızın son yudumunu alırken “Ne konuştum ama yahu.” demeniz gayet tabii.

Zahmet edip bu satıra kadar geldiyseniz size karşı içten olmalıyım. Doğrudur, sizi ya da çok büyük çoğunluğunuzu tanımıyorum. Bir gün bir yerlerde karşılaşır mıyız, bilmiyorum. Bu durumun vermiş olduğu rahatlık ile sizlere bir uzman edasıyla yazdıkça yazabilirim. Çayımın son yudumunu alırken kendimle övünebilir, kendimde o ışığın varlığını yine kendime bağıra bağıra söyleyebilirim ama öyle olmayacak. Daha ilkokuldan itibaren kendi öğrencilerimden, öğrencilerimin velilerinden ve çevremden ne istiyorsam onlara ne söylüyorsam sizlerden de aynısını isteyecek, sizlere de aynısını söyleyeceğim.

Bir bardak daha alabilir miyim? Sahi ne olacak bu gençlerin hali?

Bu sorunun aslı gençlerin halinin ne olacağı değil bizzat kendi halimizin ne olacağıdır. Ne yapacağız, bu soruyla muhatap olmamak adına ne yapacağız? Ahkâm kesip duracak mıyız yoksa bir yerden başlayacak mıyız?

Başlayalım o zaman.

Okuyalım, kitap okuyalım.

Bir sınıf öğretmeninden de başka bir cevap beklenmezdi zaten deyip de sayfayı kapatmayın, lütfen. Birkaç satır daha kaldı müsaadenizle.

Okuma ve yazmayı bir şekilde öğreniyoruz. Peki, bu işi severek yapıyor muyuz? İşe sevmekle başlayalım. Bunun için de birlikte hareket etmek gerek. Bu akşam evimizde tüm aile bireyleri ile bir işaret belirleyelim kendimize. Lambayı değiştirelim veya bu zamana özgü yanan bir mum koyalım, bir zil çalalım, ya da farklı bir odaya geçelim. Bu işaret bize okuma saatinin geldiğini göstersin. Kendimize özgü öyle bir işaret bulalım ki kaynayan çaydanlık bize çay saatini değil okuma saatini çağrıştırsın artık. Hepimiz aynı anda, elimizde bir kitap. Yarım saatlik bir süre ile başlayalım mesela. Evde sadece sayfaların çevrilme sesi duyulsun. Varsın çaylar bardakta soğusun.

Bir işaret ile başlayan ve bir yazı dizisi olmasını planladığım bu işin sonunu şimdiden kestiremiyorum ama size karşı içten olmaya devam edeceğim. Şimdilik bu demliğin sonuna geldim. Yeni demlikte sizlerle nasıl okuyalım sorusunun cevabı hakkında bildiklerimi paylaşacağım.

Düzenleme : 07 Mart 2018 23:58 Okunma : 5158