Foto galeri

Karamandan.com

Karamandan.com

 
 
Tarih : 06 Aralık 2018  -  Saat : 15:16:20   Görüntülenme: 10104

İbrahim Taşbaş; Azimli fakat hırslı değil, varlıklı fakat küstah değil, akıllı fakat ukala değil…

İbrahim Taşbaş, köyde sebze yetiştirmekle başladığı ticari yaşamında karısının bilezikleri ile esnaflığa geçtikten sonra milyon dolarlık ihracat rakamlarına ulaşan hikâyesini anlattı. Bugün Karaman'da 13 bin tonluk deposu, Silifke’de limon, Anamur'da muz, çilek depoları ve Fethiye'de seraları olan Taşbaş 20 ilde ticaret yapıyor.

Karaman MÜSİAD Başkanı İşadamı İbrahim Taşbaş’ı yakından tanımak için yaptığımız röportajı yayınlıyoruz.

Röportaj: Âdem Kocatürk
Fotoğraflar: Berat Fevzi Karaden
Editör: Berat Fevzi Karaden

ÂDEM KOCATÜRK: İbrahim bey merhaba. Evvela teşekkür ederiz röportaj yapma teklifimizi reddetmediğiniz için. Yeni Müsiad başkanı oldunuz ve Karaman’ın özellikle gıda sektöründe önemli şirketlerinden birinin başındasınız. Eminim okurlarımız da sizi daha yakından tanımak istiyor.

İBRAHİM TAŞBAŞ:  Sağolun ben teşekkür ederim buna değer gördüğünüz için.

ÂDEM KOCATÜRK: O zaman kısaca yaşam öykünüzle başlayalım. İbrahim Taşbaş kimdir?

İBRAHİM TAŞBAŞ: 1971 yılında Karaman'ın Narlıdere (Avgan) köyünde doğdum. 9 yaşıma kadar köyde yaşadım. Köyde çiftçilik ile uğraşıyorduk. Babam da köyde üretilen sebzelerin ticaretini yapardı. Bizim köy taraflarında su boldu. O dönemlerde, teknoloji haliyle bu kadar gelişmediği için akarsudan dolayı o bölgelerde sebze yetiştiriliyordu. Evliyim 2 çocuğum var, 1 kız, 1 oğlan olmak üzere. Kızım evli, oğlum askerden gelmiş şuanda haldeki dükkânımızı yönetiyor. 2 torunum var. Askere gitmeden erken evlendiğimiz için haliyle çekirdek ailemizde genişledi. Hanımla torunlarımızı gezdirirken maşallah sizin mi diye soruyorlar.

1979 yılında Karaman'a göç ettik. Eğitim olarak Kale İlkokulu'na başladım ve orada bitirdim. Yunus Emre Ortaokulu'nda okudum 1 sene, o zamanlar Fatih Yurdu vardı orada kaldım 1 sene. Sonrasında babam yalnız olduğu için pazarlara çıkmaya başladım.

PAZARCILIKTAN BAŞLADIK ŞU ANDA 20 İLDE TİCARET YAPIYORUZ

ÂDEM KOCATÜRK: Tam bu noktada başladı o zaman ticari hayatınız.

İBRAHİM TAŞBAŞ: Aynen öyle, babam yalnızdı desteğe ihtiyacı vardı biz okumak yerine pazarlara çıkmaya başladık. Babamın nar satmakla, kabak satmakla başlayan ticaretimizde, şuanda sektörel olarak 200 dönüme yakın elma bahçesinde ürünleri üretiyoruz, depoluyoruz. 13 bin tonluk depomuz var. Hem ihracat yapıyoruz hem de iç piyasaya satıyoruz. Ayrıyeten Karaman ve Türkiye'deki bütün ıskartaları toplayıp fabrikalara veriyoruz.

ÂDEM KOCATÜRK: Peki pazarcılıktan esnaflığa geçişiniz nasıl oldu?

İBRAHİM TAŞBAŞ: 1994 yılında Karaman'da önce Bifa'nın sahibi Yılmaz Babaoğlu'na ait haldeki komisyoncu dükkânını satın aldık. O dükkânda başlattığımız ticaretimiz zamanla gelişti. Sonrasında dedik ki sadece Karaman ile olmaz çevre illerde de üretime başladık. Komisyonculuğumuz halen devam ederken, madem biz bunları satıyoruz üretime de başlayalım diyerek; soğan, domates, patlıcan ile üretime başladık.

Sonrasında kış dönemlerinde boş kalmamak için Karaman dışında olan ilk dükkânımızı Silifke'de açtık. 2000 yılında Anamur, 2001 yılında Tekmen'e dükkân açtık. Bu gelişmeler içerisinde tabii 2000 yılında aile şirketimizi de 2 teyze oğlum, 3 biraderim ile birlikte kurduk.

ÂDEM KOCATÜRK:  Ya soğuk hava. O işe ne zaman girdiniz?

İBRAHİM TAŞBAŞ: 2011 yılında Karaman'da soğuk hava işine girdik. Karaman'da 2 adet yerimiz mevcut bu iş için. Birini kendimiz kurduk, birini ise satın aldık. 10 bin tonluk depomuz mevcut. 1 tane de kiralık yerimiz var. Toplamda aşağı yukarı 13 bin tonluk depomuz bulunuyor. Karaman dışında Silifke'de bin tonluk kadar limon depomuz mevcut. Anamur'da muz depomuz, çilek depomuz, Fethiye'de o bölgenin halkından, o bölgeyi ve toprağını bilen bakım ortaklarımızla seralarımız var. Yaylalarda domates işlerimiz var, bunlar mevsiminde başlıyor. Bütün bu mevcut işlerimizde sadece yer tedariki ile kalmıyor, ürünleri işliyor ve iç piyasa akışını Türkiye'de yaklaşık 20 ilde sağlıyoruz.

ÂDEM KOCATÜRK: Genç yaşta büyük bir organizasyon yönetmeye başlamışsınız, bunu aile şirketi ile yapmak zor olsa gerek.

İBRAHİM TAŞBAŞ: Şöyle ki 500 yıllık aileler aşiretler nasıl aktardıysa işlerini sonraki nesillere, biz de yapabiliriz dedik. Biz de toprak ağası olalım dedik ve 1000 dönüme yakın arazi yaptık ki işlerimiz aile büyüdükçe ileride zorlaşmasın. Bunu da hem Karaman hem de diğer illere dağılım yaparak gerçekleştirdik. Baktık ki toprak sahiplerine; ülkeler değişmiş, imparatorluklar yıkılmış, ama aşiretler ayakta kalmış... Batı da da örnekleri var yüzlerce yıl ayakta kalan şirketler var. Bizde dedik ki "toprak ağası olalım, aileyi yaşatalım."

ÂDEM KOCATÜRK: Peki iş dışında ne yaparsınız sizi rahatlatan bir hobiniz var mı?

İBRAHİM TAŞBAŞ: Kitap okumayı çok severim. İş dünyası ile ilgili kitapların yanı sıra roman ve dergi okuyorum genelde. Mesela şuanda Muriel Romana’nın "Endülüs Sultanı" isimli kitabı okuyorum. Bunun dışında 20 yıllık samimi pazar arkadaşlarımla buluşur ayda bir oyun oynarız. Eski dostlarımızla kopmadık.

ÂDEM KOCATÜRK: Gelellim MÜSİAD’a. Ali Cevher’in istifasıyla yeni başkan olarak atandınız. Müsiad’da ne değişecek sizinle?

İBRAHİM TAŞBAŞ:  Kuruldu kurulalı MÜSİAD üyesiyim. Yani Karaman Şubesi kuruldu kurulalı üyeyim ve kurucularındanım Karaman şubesinin. Şuanda da MÜSİAD Karaman Şubesi'nin başkanıyım. Milletimize, devletimize, Karaman'ımıza, aileme hayırlı olsun diyorum. Güzel işler yapacağımıza inanıyorum. Tabii tek başına hiç kimsenin bir şey yapamayacağına inanan bir kişiyim. 1 kişilik komite 1 iş yapar, 5 kişilik komite 5 iş yapar düşüncesindeyiz. Önce Karaman'da birliği beraberliği sağlamak lazım, MÜSİAD üyesi olması şart değil. Bütün sektörleri haftalık olarak davet edeceğiz, sorunlarına ortak çözüm üretmeye çalışacağız. 

Buraya gelen hiçbir arkadaşımıza "neden geldin?" sorusu sorulmayacak. Hoş geldin denilerek, bütün sorularına cevap arayacağız, bulayacağız. Yani öncelikle kendi aramızdaki ticareti arttırarak sonrasında birleşebilirsek yurtiçi veya yurtdışı pazarlarına, herkesin en iyi yaptığı işi aktarmaya çalışacağız. 

EN İYİ OLDUĞUMUZ ALANA YOĞUNLAŞMALIYIZ

Demek istediğim Karaman'da 5 bisküvi fabrikası varsa birisi bisküvide, bir başkası çikolatada diğeri ise kekte başarılıdır. Herkes en iyi olduğu ürününü sunarak birlikte ticareti gerçekleştirebiliriz. Mesela bir fabrika, büyük bir markete bütün ürünlerinden tedarik edecek olursa yetiştiremez. Bütün üründen tedarik edecek olursak, ya mevcut müşteriyi kaybederiz ya da işimizi tehlikeye atarız. Herkes bütün ürününü vermektense, en başarılı olduğu ürününü versin. Böylelikle mevcut müşterisini korusun, bütün kapasitesini de yönlendirmesin. Direkt olarak riski azalacaktır. Ben Antalya'da da yaşadığım dönemde kendi sektörümde batan firmalara baktığım zaman, büyük marka ve marketlere ürün veriyorlardı. Çünkü anlaşmanın altında küçük yazılar olur ister oku ister okuma imzalarsın, onların sözü geçerlidir, senin hiçbir hak talebin olmaz. Seni büyütür sonrasında 3 yıllık tezgâhta kalan ürünü hesap eder, iade faturası kesiverir ve sen batarsın. Yani tüm enerjini kapasiteni bir büyük mağazaya bağlamanın riski de büyüktür.

HİÇ BİR ŞEY OLMASA BİLE YALNIZLIĞIMIZI GİDERİRİZ

Ticarette insanların öncelikle kendisinde bir heves olması gerekiyor. Mesela ben MÜSİAD üyesiyim ama benim sektörümde bulunan diğer üyeler ne iş yapıyor, benimle nasıl istişare yapabilir, istişare aslında Peygamberimizin sünnetidir, biz aile olarak da hiçbir şey yapamasak bile istişare yaparak yalnızlığımızı giderir, derdimizi paylaşıyoruz. Bunun da bereketini Allah veriyor. Yani MÜSİAD üyelerimizle de aynısını başarabilirsek bereketli işlerimiz olacağına inanıyorum. Dediğimiz gibi ben hiçbir zaman yaşam tarzım gereği kötü düşünmem. Kötü düşündüğünde eline ne geçecek ki? Her zaman karanlık olmaz, her zaman güneş doğmaz, her zaman yağış olmaz, bir gün hava güzel olacak, bir gün kötü olacak. İşlerimizde aynen bu şekilde. Ben ticareti hep bu şekilde yaptım. Ömrümde hiç işim kötü demedim. 

HANIMIN BİLEZİKLERİ İLE BAŞLADIM

ÂDEM KOCATÜRK: Ticarette risk alır mısınız yoksa temkinlimi sinizdir?

İBRAHİM TAŞBAŞ: Bütçemle risk aldım. Yani herkesin parası kadar borcu olur derler ama malı kadar borcu oluyor. Bende ne aldıysam param harici karşılığını koyarak aldım. Karaman'dan bugün 12 ton elma alıyorsam çürüyebilir, satılmayabilir, başka yerdeki tarlamı satarım, arsamı satarım. Zamanında ilk pazarcılığa başladığımızda işler yolunda gitmezse altımızdaki aracımız Isuzu'yu satarız dedik. Aslında ilk riski aldığımda hanımın kolundaki bilezikleri riske alarak başladım. Altınları satarak askerden geldiğimde marul tarlası aldım. Dedim ki en fazla altınlar gider başka bir şey olmaz. Ondan sonra hiçbir zaman karşılığı yoksa ticaret yapmadım. Risksiz hayat olmuyor ama karşılığı da olması lazım kumar oynayamazsın.

İŞÇİLERİMİ EVLENDİRİR ÇOCUKLARINI OKUTURUM

ÂDEM KOCATÜRK: Konuştukça daha iyi tanır olduk sizi anladığım kadarı ile ticari konularda azimli ama para hırsı yok.

İBRAHİM TAŞBAŞ: Yaşam tarzımız bu şekilde işte. Kim gelirse gelsin sohbet ederim. İşçilerimle samimiyimdir. Zengindir, garibandır ayrımı yapmam. İşçilerimin çocuklarının okumasına yardımcı olurum. Düğün yapacaksa, evlenecekse hemen hemen yüzde 80'ini karşılıyorum. Tabii ki bunlar işini seven, kendini kanıtlayan kişilere aittir. 2 şirketimiz var. Kapasite olarak; 50 bin ton elma alıp satıyoruz. Bunun yanında, domates, muz, salatalık, patlıcan, limon ve çilek gibi ürünler başta olmak üzere toplamda yıllık 100 bin tona yakın ürün ticareti yapıyoruz.

1 MİLYON DOLARLIK İHRACAT YAPIYORUZ

ÂDEM KOCATÜRK: Ne kadar ihracatınız var?

İBRAHİM TAŞBAŞ: Ürünlerimizi dışarıda çoğunlukla Sudan, Libya, Irak ve Suriye'ye veriyoruz. Libya'yı bıraktık savaştan dolayı. Rusya'ya başka firma aracılığı ile veriyoruz. Yıllık yaklaşık 1 milyon dolarlık ihracat yapıyoruz.

TAŞBAŞ: ÜRETEREK GELİYORUZ

ÂDEM KOCATÜRK: Başarılı bir ticari yaşamınız var. Demek ki izlediğiniz stratejiler sizi doğru yöne sevketmiş. Ticari yaşamınızdaki başarıyı neye bağlarsınız?

İBRAHİM TAŞBAŞ: Ülkemizde sektörümüzdeki ihracat yapan büyük firmalara baktığımızda, bundan 15-20 sene önce biz yeni yeni büyük ticaretler yapmaya başladığımızda onlar domates ve elma alıp satıyorlardı. Sonrasında sadece bunları alıp satmak kurtarmaz oldu. Taşımak da gerekti, tırlar aldılar gemiler aldılar. Sonra krizler ticari hayatın kaçınılmazı, kimisi battı, kimisi hala devam ediyor. Sonra biz geliyoruz dedik ama sizin gittiğiniz yoldan değil, üreterek geleceğiz. Önce ürünü biz kendimiz üreteceğiz, depolayacağız ondan sonra ihracat yapacağız. Tabi bunları yaparken sürekli hedefler koyarak ilerledik. Yaptığımız ticaretlerin hepsinde yüzde 10 ile yüzde 30 arasında üretim yapalım ki hem üreticiyi anlayalım hem satıcıyı anlayalım zarar riskimizi de azaltalım diyerek ilerledik.

YENİ YATIRIM PLANLIYORUM

ÂDEM KOCATÜRK: Karaman’da yeni yatırımınız olacak mı?

İBRAHİM TAŞBAŞ: Ürünü işleme konusunda, şuan meyve suyuna hevesimiz var. Samimi olduğumuz meyve suyu firmaları ile konuşuyoruz ve bir gün giderlerse bizde bu işi yapacak kapasitede olalım diyorum. Asla kötü niyetli değil. Kendimi sadece para kazanmak için değil, bir gün onlar “artık yapmayacağız” dedikleri vakit yapacak kapasitede olmak için kendimi yetiştiriyorum. Karaman’daki firmalar yabancı yatırımcı oldukları için risk almıyorlar. Almanya'dan yönetiliyorlar. Dünyadaki piyasaya bakıp uygun değilse risk almıyorlar. Onların risk almadığı bölgelerde kendimiz yaptırabilsek diye hazır bulunmaya çalışıyoruz. Hevesimiz var bir tane konsantre meyve suyu fabrikası yapmaya.

O SANAYİCİLERE ÜZÜLÜYORUM

ÂDEM KOCATÜRK: Karaman sanayisini konuşalım birazda. Şehrimizin ekonomisi nasıl sizce?

İBRAHİM TAŞBAŞ: Karaman ekonomisi ağırlıklı olarak gıdaya dayalı olduğu için krizden çok fazla etkilenmedi. İnsanlar mutlaka az veya çok yiyecek. Karaman’ımızda çok güzel birikimi olan insanlar olduğu gibi sadece parayı altına mı çevirsem, dolara mı çevirsem, euro mu yapsam diyen insanlar da var. Ben onlara üzülüyorum. Alayım satayım para akışına katkım olsun ticaret dönsün diye düşünmüyorlar. Bu ülkede yaşadıklarına da üzülüyorum. Bu ülkede herkesin bir sakız dahi olsa alsın, ekonomi düzelsin dediği zamanlarda oldu. Aslında hiçbir zaman para, para kazanmaz. Parayı yatırımda kullanırsan para kazanırsın. Çünkü para faiz geliri dahi olsa değerini koruyamaz. Biz buna inanıyoruz. Bizim gibi adamların kendimden biliyorum organizede falan hiç parası olmaz. Çünkü bin lirası dahi olsa sürekli makine alır, arsasını genişletir, binasını genişletir, stoğundaki ürününü çoğaltır. 

KARAMAN HERŞEYİ GURBETÇİYE BORÇLU

Ama Karaman'daki birikim hakikaten Allah razı olsun Avrupa'da çalışan hemşehrilerimizdendir. Onların birikimleri sayesinde Karaman’da sanayi gelişti. Yıllarca birikimi yapmışlar onların yaptıkları harcamalar ile Karaman'daki sanayimiz doğdu. O şekilde sanayimiz yükseldi. Organize bölgesinin yüzde 50-60'lık bir payı gurbetçilerimizin parasıyla yükseldi. 

Ben kaç defa yurtdışına gittim, dönün Türkiye’ye dedim çünkü artık orası bitmiş. Eğer siz dilini, dinini bilmeden, yolunu bilmeden gelip burada bir ticaret yapıp emekli olabildiyseniz artık Türkiye'de daha iyisini yapabilirsiniz. Çünkü Türkiye'de dili biliyorsun, yolu biliyorsun, dini biliyorsun gelin diyorum ben. 

ÂDEM KOCATÜRK: Evet sohbetin sonuna geldik hemşehrilerimize söylemek istediğiniz son bir şey var mı?

İBRAHİM TAŞBAŞ: Evet. Karaman'ın en büyük eksikliği tanıtım. Yani bir yere gidiyorsun yurtdışı olmasına gerek yok, Türkiye'nin Karaman çevresi dışında bir yerine de gitsen Konya-Karaman mı diyorlar. Karaman olarak 10 kişiden 2'si zor biliyor il olduğumuzu. 8'i Karamanlı köyünden mi, Konya-Karaman mı gibi sorular yöneltiyor. Reklam eksikliğimizden dolayı öyle bir intiba var. Şehrimizi tanıtmamız lazım. Bu ticarete de, sosyal yaşama da, kültürümüze de katkı sağlayacaktır.

ÂDEM KOCATÜRK: Eyvallah size katılıyoruz biz de. Son derece güzel ve samimi bir sohbet oldu teşekkür ederiz. Eminim okurlarımızda ilgiyle okuyacaklar.

İBRAHİM TAŞBAŞ: Ben teşekkür ederim Âdem bey bu fırsatı oluşturduğunuz için. Bizler de sizleri yakından takip ediyor başarılarınızı görüyoruz. Bu vesile ile tüm Karamanlı hemşehrilerimize, MÜSİAD üyelerimize ve aile efradımıza saygılar sunuyorum.

Röportaj: Âdem Kocatürk
Fotoğraflar: Berat Fevzi Karaden
Editör: Berat Fevzi Karaden


(RÖPORTAJ ÖNERİLERİNİZİ LÜTFEN BİZE BİLDİRİN)

İbrahim Taşbaş Röportajı | Karamandan.com
İbrahim Taşbaş; Azimli fakat hırslı değil, varlıklı fakat küstah değil, akıllı fakat ukala değil… İbrahim Taşbaş, köyde sebze yetiştirmekle başladığı ticari yaşamında karısının bilezikleri ile esnaflığa geçtikten sonra milyon dolarlık ihracat rakamlarına ulaşan hikâyesini anlattı.