Foto galeri

Karamandan.com

Karamandan.com

 
 
Tarih : 14 Temmuz 2018  -  Saat : 09:42:41   Görüntülenme: 18055

Akçaşehir, Karaman
Akçaşehir Karaman iline bağlı bir kasabadır, halk arasında eski isimleri olan Adışar veya Akçaşar olarak da anılır, Kasaba 90'lı yılların başından itibaren çevre il ve ilçelere, aynı zamanda İstanbul'a önemli miktarda göç vermiştir. Karaman'ın kuzeydoğusunda bulunur ve il merkezine 45 km uzaklıktadır. 

Coğrafi özellikleri
Akçaşehir Karaman ovası üzerinde kuruludur. Güneyinde ve güneydoğusunda Çakır Dağları ve Toros Dağlarının diğer uzantıları, batısında eski bir volkanik dağ olan Karadağ, kuzeyinde ve doğusunda kurak ve kumul düzlükler bulunur. Çakır Dağları en yüksek noktasında 1387 metre yükseltiye sahiptir. Kasabanın denizden yüksekliği 1009 metredir. 

Tarihi
Akçaşehir bölgesinde yapılan kazılara ve bulunan tarihi eserlere dayanılarak bölgenin M.Ö. 3000 yıllarından itibaren yerleşim alanı olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Kasabanın batı girişindeki dağlarda bulunan Akçaşehir höyüğünde bulunan mezarlar ve gözyaşı şişeleri, tahıl ve şarap küpleri bölgenin çok eski devirlerden beri yerleşim alanı olduğunu göstermektedir. Kasabadaki en önemli tarihi eser Akçaşehir merkez camisidir. Kitabesi olmaması nedeni ile yapım tarihi kesin olarak bilinmese de Selçuklular zamanında inşa edildiği düşünülmektedir. Aynı zamanda caminin çeşitli yerlerinde Yunan alfabesiyle yazılmış Türkçe yazılara da rastlanmıştır.

AKÇAŞEHİR HAKKINDA DETAYLI BİLGİ
Akçaşehir Karaman iline bağlı bir kasabadır. Halk arasında eski isimleri olan Adışar veya Akçaşar olarak da anılır. Karaman'ın kuzeydoğusunda bulunur ve il merkezine 45 km uzaklıktadır. Güneydoğusundaki Ayrancı ilçesine 20, kuzeyindeki Karapınar ilçesine 38, doğusundaki Ereğli ilçesine 53 km uzaklıkta bulunur. Söz konusu il ve ilçelere asfaltlanmış kara yolları aracılığı ile ulaşım yapılabilmektedir. Karapınar; Çiğil ve Yenikuyu köyleri ile Samık Yaylası ve Akyayla, Ayrancı; Kavuklar, Ambar, Kaleköy, Karaağaç köyleri, Burunoba, Çoğlu, Beydili, Ekinözü ve Sudurağı ile çevrilidir. Karaman merkezin iki kasabasından birisidir. Kasabamız 4 mahalleden oluşmaktadır. Bunlar Gazi, Hürriyet, Atatürk ve Fatih Mahalleleridir. 
Oldukça eski bir yerleşime sahiptir. Buradaki kalıntılardan Hititler, Romalılar, Bizanslıların etkin yaşadığını söyleyebiliriz. Akçaşehir’in Türk tarihi, Selçukluların Anadolu’ya gelişi ile başlar. Arkasından Karamanoğulları ve Osmanlılarla devam eder. Akçaşehir ovada olması nedeniyle zaman zaman harabe haline gelmiş, halk güvenlik nedeniyle buraları terk etmiş sonradan bir kısmı geri gelmiştir. Türk tarihi boyunca Akçaşehir’e çeşitli boylar ve aşiretler yerleşmiştir.

Akçaşehir’in nüfusuna gelince; 1580 yılında 76 nefer olarak gözükmektedir. 1894 yılında 812, 1904 yılında 1706 nüfusu ile o dönemde bazı ilçelerden kalabalık bir nüfusa erişmiştir. Ancak 1922 yılındaki resmi olmayan bir kayıtta, 132 hanede 912 nüfus görülmektedir. Bu yıllarda Anadolu’daki tüm köylerde ve şehirlerde yıllardır devam eden savaşlar neticesinde düşmeler görülmektedir. Bunun ana nedeni gençlerin cephelerde şehit olması veya uzun süren askerlik ve salgın hastalık, yeterli beslenememe gibi durumlardan kaynaklanmaktadır. 1925 yılında 1421, 1945 yılında 1378, 1970 yılında 3211, 1980 yılında 3329, 1985’te 5165, 1990 yılında 3603, 2007 yılında 2403 ve 2014 yılında; 1.168 erkek, 1.177 kadın, toplam 2345 nüfus saptanmıştır. Kasaba 1990'lı yılların başından itibaren çevre il ve ilçelere ve aynı zamanda İstanbul'a önemli miktarda göç vermiştir. İdari yönden Karaman merkez ilçesine bağlıdır.       Akçaşehir Karaman ovası üzerinde kuruludur. Güneyinde ve güneydoğusunda Çakır Dağları ve Toros Dağlarının diğer uzantıları, batısında eski bir volkanik dağ olan Karadağ, kuzeyinde ve doğusunda kurak ve kumul düzlükler bulunur. Çakır Dağları en yüksek noktasında 1387 metre yükseltiye sahiptir. Kasabanın denizden yüksekliği 1009 metredir. Toprakları genellikle kireçli özellik gösterir.

Akçaşehir (Ağdışar-Ağcaşar) anlamına gelince; Türklerde dört renk dört yönün simgesidir. Gök, kızıl, ak, ve kara renklerinin her biri bir yönü temsil eder. Bunlardan Ak batının simgesidir. Eskiden beri ak yerine ağ söylemi kullanılmaktadır. “Şar” kelimesi ise kasaba anlamına gelmektedir. Bunlara dayanarak Ağcakasaba anlamını çıkarabiliriz. Yine kasabanın kurulu olduğu yerin hemen üstünde beyaz kilden oluşma bir tepe, höyük bulunmaktadır. Adını buradan da almış olabilir. Anadolu’da pek çok yerde Akçaşehir isimli köy, mezra bulunmaktadır. BOA, TD 1061, (s.196–197.) belgede “Aksaray kazasındaki Bektaşlu Kabilesi’ne bağlı Hoşkadem Cemaati’nin yurdu olan Akçaşehir mezraası yakınında bulunan Yasene (?) Mezraası, cemaatin hem yazlası hem de güzlesidir.” Denmekte ve 1520’li yıllarda Aksarayda Akçaşehir adlı bir mezranın olduğunu anlamaktayız.

akçaşehir Kasabası çevresinde yapılan araştırmalarda ilk yerleşme izlerinin M. Ö. 3000 yıllarında, Bronz çağında başladığı tespit edilmiştir. Bu devirde başlayan yaşamın merkezleri zaman zaman değilse de Akçaşehir'de yaşam 5000 yıldır kesintisiz devam etmektedir. Çevrede yer alan belli başlı eski yerleşme alanları; Akçaşehir Höyüğü, Köy Dağı, Değirmenlik Mevkii, Sikkeli Tepesi ve Eski Köy ören yerleridir, Bunlardan en eski yerleşme yeri Akçaşehir Höyüğüdür. Çok eskiden beri yerleşim yeri olduğunu O dönemlere ait mezarların bulunması, bu mezarlarda eski çağlara ait önemli şahıslar için Gözyaşı şişelerinin konulması, tahıl küpleri ve şarap küplerinin bulunması ve şişelerin olmasından anlıyoruz. Yine Akçaşehir Camii son cemaat duvarındaki eski Yunanca yazının bulunması, o döneme ait yerleşme yeri olduğuna dair tarihi bir vesikadır. Roma ve Bizans dönemlerine ait yazılı, resimli ve haç işaretli soku taşlarının olması, bu ören yerlerindeki eski temeller bize Akçaşehir'e Türklerin gelip yerleşmesine kadar geçen sürede devamlı olarak yerleşim sahası olduğunu gösterir.

Anadolu'nun Selçuklu Türkleri tarafından fethi (1071 Malazgirt Zaferi) ile birlikte Türklerin Salur ya da Avşar soyundan olan atalarımız Akcaşar'a gelip yurt tutmuşlardır. Atalarımız Turgut veya Bayburd Bey Obalarından birisine güçlü bir olasılıkla da Bayburd Bey Obasına mensupturlar. Ayrıca diğer bir görüşe göre de Akçaşar'lıların atalarının Bayat Türk Boyu olabileceği de bir görüş olarak söylenmektedir. (Dr. H. Mehmet ARMUTLU) Ancak ilk yerleşmelerin genellikle, Salur, Yıva, Alayundlu, Kınık gibi boylardan olduğunu düşünmekteyiz. Aşağıda da görüleceği gibi bu bölgede yoğun olarak Salur, Yıva gibi boyların üstünlüğü göze çarpmaktadır. Kuştimurların Tarsus tarafından geldiği ve Varsak olduğu bunlarında bir kısmının Yıva boyuna ait olduğu o dönemdeki cemaat adlarından anlaşılmaktadır.

Aksaray'dan, Afyonkarahisar'a, Ankara'dan Konya'nın güneyindeki Toroslar'a kadar uzanan geniş bir ovaya yayılan Eskiil, Bayburd ve Turgut obalarına, sonradan At çekenler (Esbkeşan) denilmiştir. Ancak 1500’lü yıllardaki tahrirlerde Akçaşehir’in Eskiil’e bağlı olduğu görülmektedir. Hüseyniklioğlu’nun doktora tezinde durumu daha net görmekteyiz. Bu tarihlerde yörede Atçekenler, Kuştimurlar, Çepniler, Firuzlar, Yüzdeciler ve müstakil cemaatleri görmekteyiz. Burası o tarihlerde bir Atçeken yurdudur. İlk Atçeken bölgesi olduğu söylenen Eskiil kazası, bugünkü Aksaray ilinin batısını, Konya’nın Karapınar ilçesinin tamamını ve merkez ilçenin bazı kısımlarını içine alan bir mekânı kapsamaktadır. 15. ve 16. asırlarda; bugünkü Cihanbeyli, Karapınar ve Aksaray arasındaki araziyi kapsayan Eskiil, Koçhisar Gölü’nün güney ucuna çok yakın bir köy olarak hala varlığını sürdürmektedir. 1500 yılında Eskiil konar-göçerlerinin kaydedilen toplam cemaat sayısı, 47’dir. Bu cemaatlerin 25’i Atçeken Kabilesi’ne, 1’i Çepni Kabilesi’ne, 8’i Kuştimur Kabilesi’ne ve 13’ü Müstakil Cemaatler’e aittir. 1522 yılında ise kazadaki toplam cemaat sayısı 118’dir. Bunun % 37’si Atçeken Kabilesi’ne, % 24’ü Kuştimur Kabilesi’ne, % 19’u Müstakil Cemaatler’e, % 9’u Çepni Kabilesi’ne ve yine % 9’u Yüzdeci Kabilesi’ne aittir. Geriye kalan % 2’lik oran ise Firuzlu Kabilesi’ne aittir.

(Aşağıdaki Fotoğraf Kore Gazisi; Hazim YEŞİLDAŞ)

Atçeken Kabilesi içerisinde Boynu Yumru Kabilesi dışında kalanları “Diğer Cemaatler” başlığıyla verilmiştir. 1500 yılında 11 cemaat, 1522 yılında ise 24 cemaat vardır. 1522 yılında olan Aişeli , Davudlar , Develi , Keneli , Koncular , Melçik , Sarı Muradlı , Yaycı  ve Yusuf Hacılar, Sülemişli gibi cemaatler bulunmaktadır.

BOA, TD 1061, s. 17–18; 387 Numaralı Muhasebe Defteri,  s. 231. Davutlar cemaatinin diğer adı Timurlar’dır. 1518 yılında bu cemaat, Akçaşehir Cemaati’yle beraber kaydedilmiştir. 1522 yılında müstakil kaydedilen cemaatin nefer sayısı 126’dır. 1591 yılında Eskiil’e tabi birçok köyde sakindirler. 1642 yılında da yerleşik haldedirler. Bkz. H. B. Karadeniz, Atçeken Oymakları, s.233. Davudlar Cemaati’nin, Celâli İsyanı’nda yaptığı çıkışlar için bkz. F. Sümer, Oğuzlar, s. 151–152. Karaman Eyaleti’nde Davudlar adlı bir konar-göçer grup bulunmaktadır. Karaman Eyaleti dışında Bozok, Karasi, Kars-ı Meraş, Paşa, Alaiye, Tırhala, Selanik, Adana, Gümülcine,  Kastamoni, Tarsus, Niğde ve Kırşehri sancaklarında da görülmüşlerdir. Bkz. C. Türkay, Oymak, Aşiret ve Cemaatler, s.266

Ağcaşar dolaylarına daha sonra da başka Türk boylan gelip yerleşmişlerdir. Tarsus'tan itibaren Bulgar dağları yöresine yerleşen, Salur ve Bayındır boyundan gelen Ulaş oymaklarının Mercanlı obaları, Kral Muratlı obaları, Ağcaşar dolaylarında Kalburcu, Emircek (Emir Ali), Karaağaç ve Koçak Kuyusu semtlerine bölüm bölüm yerleşmişlerdir. Buralara ayrıca, Peçenekler'den gelip yerleşenler de olmuştur. Osmanlı Devleti döneminde Sultan I Selim (Yavuz) zamanında Tutulan bir Atçeken defterine göre Ağcaşar'ın Bostanlı yöresindeki Bereket mezrasıyla, Mazı Höyüğü denilen Arazilere Peçenek topluluğunun oturduğu yazılmaktadır. Vergi defterine göre, burada 34 kişinin vergi yükümlüsü olduğu yazılıdır. (Bak. Prof Dr. Faruk SÜMER- "Bayındır, Peçenek-Yüreğir." adlı yapıtının 337-344.sayfası) Osmanlı Döneminde 20 yüzyıla kadar Anadolu kasabaları kadılıklara yönetildiği için, bu yörelerde Turgut kazası, Eskil (Eski il) kazası adlan verilmiştir. Cihannuma'nın 615. Sayfasında Konya ilçeleri sayılırken burası da “Eski il ma Akçaşehir” diye adlandırılmıştır.

1844 Temettuat Defterine göre  Eskiil Kazasına bağlı Akçaşar, Bozulus Türkmen köyleri olarak kaydedilmiştir. Bu tarihte 95 hane olarak bulunmaktadır.  (BOA, Ml, VRD, TMT, no:10497) Bu kişilerin lakap ve sülale isimleri ise şöyledir: İmam İbrahim Efendi, Hacı Abbas Oğlu Hacı Hüseyin, Hacı Abdurrahman’ın Hacı Hüseyin, Süleyman Efendi, Hacı Kara’nın Süleyman, Hacıoğlu Hacı, Burnu Kırık Halil, Uzunoğlu Hüseyin, Hacı Ömer’in Ömer, Candaroğlu Mehmet Ali, Hamza Oğlu Hacı Mehmet, Koca Ali’nin Mahmut, Kuluoğlu Süleyman, Eskici Ali, Keşişoğlu Ahmet, Sarı Mehmet, Dedeoğlu Dede, Cin Hüseyin’in Mehmet, İsmail’in Süleyman, Musa’nın Halil, İsa’nın İsmail, Abdülbaki, Rüstem’in Mehmet’in Mehmet, Uzunoğlu Mehmet, Musaoğlu Musa, Başlıoğlu Mehmet, Arap Kızının Kara Hüseyin, Köle Abdülkerim, Uzunoğlan’ın Hasan, Boşnak Hüseyin, Hacı İbrahim’in Abdurrahman, Hacı Musa’nın Ahmet, Osmanoğlu Osman, Abdülkerim’in Kerim, Mecelleoğlu Mehmet, Musa Oğlu Mustafa, Hacıoğlu Musa, Haci İbrahim’in Memiş, Kadı Mehmet, Kara Ahmet, Kel Ali, Abacı’nın Oğlu Ömer, Hacı Ali’nin Abdullah, Kör İbrahimMusa2nın Küçük Halil, Himmet’in Ali, Abdi’nin Hasan, Tataroğlu Hasan.

Mirgazili (Emirgazi) İsa, Piroğlu İbrahim, Musaoğlu Musa, Abdi’nin Oğlu Ahmet, Şeyh Mehmet’in Mehmet, Ömer Oğlu Mustafa, Piroğlu Mehmet, Kilitoğlu Hasan, Abdülkerim Oğlu Süleyman, Eskici Mehmet’in Mehmet, Mümin Oğlu Musa, Küçük Ahmet, Kibiroğlu Süleyman, Abdülkerim, Sarı Ahmet’in Abdidin, Deli Mehmet, Benderenin Oğlu Mehmet, Mecelle’nin İbrahim, Yazlık Mustafa, Himmet’in Süleyman, Musa’nın Mehmet, Ali’nin Mehmet, Bayram’ın Hacı Ömer, İbrahim’in Halil, Karahisarlı Musa, Codol Hasan, Kadı İsmail, Müminoğlu İbrahim, Kaçük Mehmet, Acem Osman, Osman’ın Osman, Yonis, Mehmet Ali, Hacı Mehmet, Ahmet’in Ahmet, Karapınarlı Oğlu Mustafa, Memiş Emmi, Uzunoğlu Hasan, Deli Ali’nin Halit, Deli Halil, Hacı Süleyman’ın Hacı Ali, Hacıoğlu Mahmut, Abdioğlu Ömer, Küçük Memişoğlu Mehmet, Şıhalioğlu Süleyman, Cüce Musa Oğlu.

Yöreye yukarıda değinildiği gibi zaman zaman değişik boy ve aşiretten yerleşmeler olmuştur. Ancak tespitlerimize göre ana boy Atçekenlerdir. Tahsin Ünal’ın anlatımına göre; köyün çoğunluğu dağılmış ve harap kalmış, ancak gitmeyenler de olmuştur. Kalanlardan bir tanesi de Ahmet Ağa isminde bir şahıs imiş. Varlıklı olduğu için köyden hicret etmemiştir. İki üç yıl sonra dağılanlar tekrar köye dönüp yurt tutmuşlar. Bunların yanında; Emirgazi den Emirgazililer, Adana Karataş’tan Hasan Önerler, Hotamış’tan Memişler, Karapınar’dan Yavuzlar, Eskiil'den Hacı Abbaslar, Ereğli Çayan'dan Solaklar ve hatırlayamadığım pek çok sülale köye yerleşmişler. Köyümüz eskiden Eskile bağlı ve esas adı da ESBİ-KEŞAN (atçeken) diye bilinmekte ve bunlar tapu kayıtlarında da varmış.

Bu gelip yerleşenler ayrı ayrı oba tutmuşlar. Yaz günlerinde herkes kendi yaylasına çıkar koyunlarını otlatır, ekin işleri ile uğraşır, yaz boyunca katığım aldıktan sonra tekrar köye dönerler ve kışı köyde geçirirlerdi. Eskiden oba ve yaylalarımız şu isimlerle anılırlardı. Memişler Yaylası. Hacılar Yaylası, Kazıkgeçmez Yaylası, Kazancı Yaylası, İmamlar, Ören Yaylası, Hasanlar Yaylası, Samaylı Yaylası, Kamışağıl Yaylası, Kaşoba Yaylası, Ürküt Yaylası, Mandala Yaylası, Dağ Obası, Cumhuriyet, Yediler obası, Karabörk obası gibi yaylalarmış.

Eskiden Ağçaşar ovasına Bulgar dağlarından çok su inermiş ve gelen bol sular soğlalar ve göller oluştururmuş. Yaz aylarında, Bulgar dağlarından gelen sudan çevredeki tüm köylülerin yararlanabilmesi için padişah fermanıyla her köye belli oranda pay ayrılmıştır. Kışın fazla suyun zahmetini çeken Ağçaşar'lılar yazın bu sudan fazlaca yararlanamazlarmış. 1952 yılında yapılan Ayrancı Barajı ile bu sular tutulmuş ve Akçaşehir'e ancak %15'i sulama suyu olarak verilmektedir. Daha önce tümünden faydalanılan bu suyun çevredeki köylere dağıtımı yapılmaktadır. Eski Karaman İli yasalarında bulunan ve Ağçaşar'lıların kış ve bahar sularından nasıl yararlanacaklarına ilişkin olan bölüm şöyle der; (Karamanoğulları Dönemi)

"DERBEYAN'I SUGLA'İ AKCAŞEHİR TABİİ KAZAİ ESKİL DER VİLAYET-İ KONYA"
"Bulgar Dağında Su inüp Ağcaşehir karyesinin önünde Bayramgazi ve Akçagöl ve Sadik Höyüğü Soğla olup vema'i mezburden sene'i aharda Kalburcu Soğlası olup, ola gelen adet'i mağrufe üzere Reaya, etrafı bentlerini tuta geldikleri ol diyar halkının malumudur" (Bk; Ali Gülcan - Karaman Mahalle, Kasaba ve Köyleri tarihçesi) Dr. Mehmet Armutlu’nun [Türk dilinin Anadolu'daki üç temel direği-üç Karamanlı- Dr. Armutlu. Cilt: 3 “Yunus Emre” Sayfa: 190] eserinde Akçaşehir’den şöyle bahsetmektedir:

Yunus Emre'nin bağlı bulunduğu İsmail Hacı Cemaatinin Larende çevresindeki yerleşiminde dört aşama (evre) vardır. Birincisi: İsmail Hacı Cemaatinin Larende'ye gelişinin hemen ardından, Karamanoğulları ile birlikte Ermenek'te Sipas Canibine (çevresine) yerleşmeleridir. İkincisi: Bir süre sonra Sipas Canibinden Nure Sofi ile birlikte Larende'ye gelmeleri ve İsmail Hacı Cemaatinin Akçaşar (Ağdişar) 'a temekkün eylemesi (mekan tutması) dır. Üçüncüsü: Akçaşar'dan sonra İbrala (şimdiki Yeşildere) hudutları içindeki "Aşıklar öreni"ne yerleşmeleridir. Dördüncüsü: Larende'de Porsuk ırmağı bitişindeki mekan'a (yere) yani "Kirişçi Baba" mahallesine yerleşmeleridir.  "Derviş Keşfi tezkeresinde: Yunus'urü ecdadı, Sipas canibine geçip bir hayli zaman badinde, Yunus'un altıncı ceddi olan İshak, Nure Sofi ile Larende'ye, Meliksah'a gelip Akçaşar'da (Ağdişar, Akcasehir) Temekkün eyleyip, ba'de zaman Yunus, Larende de doğup genç yaşta iken nefret-i dünya olmağın, izzet eyleyip aşkı Huda ile me'luf idi".

Yine; burada önemli bir ayrıntı daha vardır. 1518 tarihli Yavuz Sultan Selim’in “İlyazıcı Defteri” bize bilgiler aktarmaktadır. “Amma Yirce nam yeri bu cemaatten Yunus Emre Karamanoğlu İbrahim Bey’den satın almış imiş, elinde mülknamesi vardır. Yunus Emre Fevt olup evladına intikal eylemiştir.” Bu bilgilere bakarak Prof. Dr. İ. Hulusi Güngör Yirce adlı bu yeri Akçaşehir’in kuzeyinde ve sınırları içerisinde Karapınar Samuk Yaylası ile Kavuklar arasında göstermiştir. Akçaşehir, Samuk Yaylası ve Kavuklar Köyü üçgeninde bulunan bu yerin çoğunluğu bu gün Karapınar toprakları içerisindedir. Arazinin önemli bir kısmı ise Akçaşehir toprakları içerisinde bulunmaktadır. Karaman’ın hemen kuzeyinden giden Kanal bu yerin ortasından geçmektedir. Tarihi Bağdat Yolu (Roma Yolu) bu arazinin tam ortasından geçmektedir ve Ambar’a ulaşmaktadır. Akçaşehirliler de bu yola Döşeme demktedirler.

Kavuklar Köyündeki bu eski mezarlara ve mezar taşlarına bakıldığı zaman buralarda önemli şahsiyetlerin yaşadığı ve Yunus Emre’nin mülküne çok yakın olduğu görülür. Yirce (Bayramali) Samık Yaylası sınırları içerisinde bulunmakta ve bu adla anılmaktadır. İklimi kışları soğuk, yazları sıcak ve kurak, tipik karasal iklim özellikleri gösterir. Kış aylarında sıcaklık -15 °C’ye kadar düşerken, yaz aylarında 35 °C'ya kadar yükselir. Yağış genellikle kış aylarında kar, sonbahar ve ilkbahar aylarında yağmur olarak görülür. Yıllık yağış miktarı 300 mm civarındadır. Bitki örtüsü karasal iklim koşullarına uygun bozkır bitkileridir. Güneyindeki Çakır dağlarında menengiç çalıları ve meşe ağaçları da görülür. Eskiden orman olduğu anlaşılan bu alan kuraklık ve tahribat sonucu orman vasfını yitirmiştir. 2001 yılında başlanan çalışmalar ile Çakır Dağları'na tekrar orman vasfı kazandırılması hedeflenmektedir.

Akçaşehir bölgesinde yapılan kazılara ve bulunan tarihi eserlere dayanılarak bölgenin M.Ö. 3000 yıllarından itibaren yerleşim alanı olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Kasabanın batı girişindeki dağlarda bulunan Akçaşehir höyüğünde bulunan mezarlar ve gözyaşı şişeleri, tahıl ve şarap küpleri bölgenin çok eski devirlerden beri yerleşim alanı olduğunu göstermektedir. Kasabadaki en önemli tarihi eser Akçaşehir merkez camisidir. Kitabesi olmaması nedeni ile yapım tarihi kesin olarak bilinmese de Selçuklular zamanında inşa edildiği düşünülmektedir. Aynı zamanda caminin çeşitli yerlerinde Yunan alfabesiyle yazılmış Türkçe yazılara da rastlanmıştır.

Köyün güney batısında olan ve köye yedi kilometre uzaklıkta bulunan Derviş -Ahmet ziyaretgâhı vardır. Tekkenin temelleri ve gömütleri belli olup, burada birkaç tane meşe ağacı, bir su kuyusu ve kuyunun biraz aşağısında bir de sızak vardır. Kurak yıllarda, köylüler topluca bu ziyaretgâha çıkarak, burada yatan evliyanın yüzü suyu hürmetine yağmur yağdırmasını Allah'tan dilerlerdi. Yine köyün, dört kilometre güneyindeki Pelitli yöresinde bir başka ziyaretgâh bulunmaktadır. Bunlardan başka, köye yakın yerdeki Pelitli yöresinde de bir ziyaretgâh vardır. Bunlardan birincisinin Mevlevi tekkesi olduğu sanılmaktadır.

Kasabanın halkının temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Yörede herhangi bir akarsu bulunmaması nedeni ile yeraltı su kaynaklarının elektrik motorları ile çıkarılması vasıtası ile sulama yapılır. Aynı zamanda Ayrancı Barajı vasıtası ile de sulama yapılabilmektedir. Kasabadaki tarım arazilerinin yaklaşık üçte birinde sulu tarım yapılmaktadır. Son yıllarda yeraltı su kaynaklarında, verimsiz ve bilinçsiz sulama nedeni ile önemli azalmalar gözlenmiştir. Yer altı sularındaki azalmalar, gelişmiş sulama altyapılarının bulunmaması, tarım alanlarının küçük ve parçalı olması, büyük ölçekte ziraat tesislerinin bulunmaması, geleneksel tarım ürünlerinin dışında üretim yapılmaması kasaba tarımındaki en önemli sorunlardır.

Genellikle buğday başta olmak üzere tahıl, baklagiller, şeker pancarı ve meyve tarımı yapılır. Ayrıca kasaba çevresinde, doğal olarak yetişen ve son derece değerli bir yabani mantar türü olan dolaman mantarı bahar aylarında yöre halkı tarafından toplanmakta ve pazarlanmaktadır. Kasaba elma yetiştiriciliğine önemli bir yere sahiptir. Karaman ili içerisinde ve Türkiye genelinde en kaliteli elma yetiştirilen alanlardandır. Yaklaşık 50.000 civarında elma ağacı olduğu tahmin edilmektedir. İklim koşullarına bağlı olarak yıllık 25.000 ton civarında elma hasadı yapılır.

Kasabada küçük çaplarda küçükbaş ve büyükbaş hayvan yetiştiriciliği de yapılmaktadır. Çakır Dağları ve çevresindeki meralar hayvan yetiştiriciliğine olanak sağlamış ve hayvancılık açısından hayati öneme sahiptir. Buralarda hala yayla yaşamı devam etmekte ve hayvancılık yapılmaktadır. Kasabada ayrıca belediye tarafından işletilen bir un fabrikası, kasaba halkı tarafından oluşturulan bir kooperatif tarafından işletilen bir soğuk hava meyve depolama tesisi faaliyet göstermektedir. Kasabanın kuzeydoğusunda önemli miktarlarda linyit kömürü rezervlerine rastlanmış fakat henüz işletmeye açılmamıştır.

Akçaşehir, Karaman
Akçaşehir, Karaman Akçaşehir Karaman iline bağlı bir kasabadır, halk arasında eski isimleri olan Adışar veya Akçaşar olarak da anılır, Kasaba 90'lı yılların başından itibaren çevre il ve ilçelere, aynı zamanda İstanbul'a önemli miktarda göç vermiştir.