Ulucanların Son Mahkûmu | Karamandan.com - Karaman Haber

Ulucanların Son Mahkûmu | Karamandan.com - Karaman Haber

27 Eylül 2020 Pazar
Ulucanların Son Mahkûmu

Ulucanların Son Mahkûmu (11.BÖLÜM)

(Ziyaretçi Tanıklar)

Ulucanlar Cezaevinde İnfaz Edilen Mahkûmların Yaşam Öyküleri

 

1-İskilipli Mehmet Atıf Hoca

iskilipli mehmet atıf hoca kimdir ile ilgili görsel sonucu“1875 yılında İskilip’in Tophane köyünde doğdu. İlk tahsilini köyde yaptı. 1893’te İstanbul’a gelip medrese tahsili yaptı. 1902’de icazet alarak Darü’l-Fünunun ilahiyat fakültesine girmiş, 1903’ de fakülteyi bitirip Fatih Camiinde Ders-i Amm olarak kürsüye çıkmıştı.31 Mart vakasından sonra Sinop’a sürülmüş, oradan Sungurlu’ya gönderilmiş ve daha sonra yanlışlık olduğu söylenerek serbest bırakıldı.

Yunanlılar İzmir’e çıktığında ilk tepkiyi, kurduğu ‘Teal-i İslam cemiyeti’ vasıtası ile yaptı. Kısa zamanda toparlanan Anadolu, işgalcileri, halkça “gavur-İslam dışı” olan insanları çıkarmayı başardı. İskilipli Atıf Hoca da İslam’a bağlı örnek bir şahsiyet olarak bu dönemin sıkıntılarından payını alıyordu.

Sürgün ve hapis ülkedeki ‘batılılaşma’ hareketine karşı “Frenk Mukallitliği ve şapka” adli eserini 1924’te yazdı. Kitapta, batıyı çevresindekilere anlatıyordu. İskilipli Atıf Hoca da bir buçuk sene önce yazdığı Frenk Mukallitliği isimli kitabından dolayı tutuklandı. Giresun istiklal mahkemesinde yargılanarak suç bulunamaması nedeni ile İstanbul’a gönderildi. Ancak bir süre sonra yeniden tutuklandı. 26 Aralık 1925 de arkadaşları ile beraber 13 kolluk kuvveti gözetiminde Ankara’ya gönderildi.

26 Ocak 1926 Salı günü Ankara istiklal mahkemesinde yargılandı. Savcı, İskilipli Atıf Hoca için 3 yıl hapis cezası istedi. Mahkeme müdafaa için bir gün sonraya bırakıldı. Ertesi gün mahkeme reisi Kel Ali, İskilipli Atıf Hoca için alınan idam kararını açıkladı.

51 yaşındayken, (3-4 Şubat gecesi) 4 Şubat 1926 günü Ulus Meydanında idam edilmiştir. İskilipli Atıf Hoca’nın idam sehpasındaki son cümleleri ise “Zalim ve katillerle elbette mahşer günü hesaplaşacağız” oldu.”[1]

“İskilipli Mehmet Atıf Hoca, 25 Kasım 1925 tarihinde çıkarılan “Şapka İktisası Hakkında Kanun" a muhalefet gerekçesi ile ve bu kanundan 1,5 yıl önce bakanlık izni ile basılan 'Frenk Mukallitliği ve Şapka' kitabı gerekçesi ile Ankara İstiklal Mahkemesi (Ankara İstiklal Mahkemesi Zabıtları 1926, İşaret: 1993, s. 109-115.) tarafından idam kararı verilmiştir.”[2]

2-Babaeski Müftüsü Ali Rıza Hoca (3 Şubat 1926)

“1872yılında Batum’un Acara bölgesi Ulya kazasında doğan Ali Rıza Efendi, Dağıstan’dan Gürcistan’a, oradan Giresun’a gelen bir ailenin çocuğudur.

 Babası ilmiye mesleğinden Muhammed Coşkun hocadır. “Doksan üç harbi” olarak bilinen 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı sırasında katliamdan kurtulmak için aylarca dağlarda kalan aile, uzun ve çileli bir yolculuktan sonra Giresun’a gelebilir.

93 harbi muhacirleri için Karaağaç nahiyesi yakınlarında iskâna açılan Abdal’a (Piraziz) yerleştirilirler.

1897 yılında henüz 16 yaşında iken, küçük kardeşi Hasan Efendi ile İstanbul’a gelerek Fatih Medresesi’nde okur ve 1907 yılında mezun olur.

1911 yılında Babaeski Müftülüğüne tayin edilir fakat Balkan Harbi yüzünden vazifeye başlayamayınca Fatih medresesine dönerek hocalığa başlar. 1914 yılından itibaren tekrar müftülüğe döner ve bu vazifesi 1919 yılına kadar sürer.

Birinci Cihan Harbi’nden sonra Babaeski’nin Yunan işgali tehdidi altında bulunmasından ötürü izinli sayılarak İstanbul’a döner.

Babaeski 1919-22 yılları arasında Yunan işgaline uğrar. Babaeskililerden bir heyet, hocadan ısrarla geri dönmesi isterler ve Ali Rıza Efendi, 1919 sonlarında Babaeski’ye döner. 

İşgal döneminde Müslümanların haklarını korumak için mücadele eder. Babaeski’nin kurtuluşundan sonra şehrin ileri gelenleriyle birlikte Divan-ı Örfi’de yargılanarak beraat eder.

1922 yılında tekrar İstanbul’a gelen Ali Rıza Efendi, yine Fatih Medresesi’nde derse başlar.

1925 yılında ise, “Giresunluları şapka aleyhine isyana teşvik suçundan” tevkif edilerek Ankara’ya gönderilir.

Mahkeme esnasında belgeli ve şahitli bir suç isnat edilemez ama “Geçmişte Divan-ı Örfi’de yargılandığı (beraat etmişti) ve yenilik aleyhtarı olduğu ve köylüsü Hafız Muharremle mektuplaştığı için “vicdani (!) kanaat” oluştuğundan, 3 Şubat 1926 günü, arkadaşı İskilipli Atıf Hoca ile birlikte idama mahkûm edilir.

3-4 Şubat gecesi İskilipli Atıf Hoca ile TBMM’nin (Ulus) önünde idam edilir. Her iki mazlum heyete hitaben; -“Sizi Allah’a havale ediyor ve şerrinizden Allah’a sığınıyoruz” dedikten sonra Kelime-i Şehadet getirirler.

Üç gün darağacında bekletildikten sonra Cebeci’deki kimsesizler mezarlığına defnedilir.”[3],[4]

3- Maliye Nazırı Cavit Bey (26 Ağustos 1926)

Mehmed Cavid Bey.JPG

Mehmed Cavid Bey, 1875 yılında Selanik’te Dünya’ya geldi. Babası, Selanikli bir tüccar olan Naim Bey, annesi Pakize Hanım’dır. Çiftin üç erkek çocuğunun en büyüğüdür (diğerleri Mustafa Şefkati, İsmail Kâzım).

İstanbul’da Mülkiye’de eğitim gördü. Selanik’e döndükten sonra Jöntürk hareketine katıldı. Feyziye Mektepleri’nde müdürlük ve öğretmenlik yaptı. 1908-1911 yıllarında İstanbul’da liberal düşünceyi savunan ve on beş günde bir yayımlanan Ulûm-ı İktisâdiye ve İçtimâiye Mecmuası’nı Rıza Tevfik ve Ahmet Şuayip ile birlikte çıkardı.[1]

II. Meşrutiyet’in ilanından sonra Çanakkale ve Selanik milletvekili olarak İstanbul’daki mecliste yer aldı; 31 Mart Vakasından sonra sadrazam Ahmet Tevfik Paşa tarafından maliye bakanlığı görevine getirildi. İttihat ve Terakki yönetimi sırasında çeşitli defalar bu göreve getirilip ayrıldı. Osmanlı maliyesini modernleştirdi.[2]

Savaştan sonra Cavit Bey, işgal devletleri tarafından kurulan Âliye Divan-ı Harb-i Örfi adlı mahkemede yargılandı. Gıyabında 15 yıl kürek cezasına mahkûm edilince İsviçre’ye gitti.[3] Şubat 1921’de toplanan Londra Konferansı’nda Ankara’nın temsilcisi Bekir Sami Bey’e eşlik ettikten sonra Temmuz 1922’de Türkiye’ye döndü.

Osmanlı Saltanatının kaldırılmasından sonra sürgüne gönderilen Şehzade Burhaneddin’in eski eşi Aliye Nazlı Hanım ile 1921’de evlendi. Bu evlilikten oğlu Osman Şiar (Yalçın) Dünya’ya geldi (1924).

Lozan Barış Antlaşması’nı imzalayan Türkiye delegasyonunda üye olarak bulunan Cavit Bey, Cumhuriyet rejimi sırasında yönetime muhalif bir tutum takındı. İzmir Suikastı hadisesi sonrasında suikast girişiminin bir parçası olmakla suçlandı. Kendisini yargılayan İstiklâl Mahkemesi hâkimleri savunmasını suçsuzluğunu ispatlayıcı nitelikte bulmadı ve 26 Ağustos 1926 günü Cebeci’deki Umumi Hapishane’de Doktor Nâzım Bey, Yenibahçeli Nail Bey ve Hilmi Bey ile birlikte idam edildi. Bu isimlerin cenazeleri hapishanenin avlusuna gömüldü.[4]

Suikast girişimi nedeniyle tutuklu bulunduğu sırada eşine çıktıktan sonra okuması için yazdığı mektuplar “Zindandan Mektuplar” adıyla, iki yaşındaki oğlu için yazdıkları ise “Şiar’a Mektuplar” adıyla yayımlandı. Oğlu Osman Şiar’ı, arkadaşı Hüseyin Cahit Bey yetiştirdi. Mezarının yeri uzun süre gizli kaldı. Kayıp mezarı 1950’lerde, eşi Aliye Hanım ve dönemin Cumhurbaşkanı Celâl Bayar’ın girişimleriyle bulunarak Cebeci Asri Mezarlığı’na nakledildi.[6] Cavit Bey Sabetayist idi.[7][8]

Kaynak:

1. Doç. Dr. İsmail Doğan, Sosyolojik Düşüncenin Osmanlı’daki Kaynakları: “Ulûm-ı İktisâdiye ve İçtimâiye Mecmuası” Örneği, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi Cilt 32, Sayı 1, 1999

2. Taha Akyol, Cavit Bey’in İdamı, Milliyet Gazetesi, 25.10.2010

3. Ayşe Hür, Sarı Paşa, Kara Çete ve Kurt Kanunu, Taraf Gazetesi, 29.06.2008

4. a b Savran, Gülten Savaşal (2006). "1926 İzmir Suikastı ve İstiklal Mahkemeleri". İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi. ss. 81-82. 2 Haziran 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi.

6. Ilgaz Zorlu, Evet, Ben Selânikliyim: Türkiye Sabetaycılığı, Belge Yayınları, 1999, p. 223.

7. Yusuf Besalel, Osmanlı ve Türk Yahudileri, Gözlem Kitabevi, 1999, p. 210.

8. Rıfat N. Bali, Musa’nın Evlatları, Cumhuriyet’in Yurttaşları, İletişim Yayınları, 2001, p. 54.”[5]

06.03.2020

Durmuş Ali ÖZBEK

durmusaliozbek@hotmail.com

 

DEVAM EDECEK>

 

 

[1] http://iktibasdergisi.com/2018/01/14/ulucanlarda-idam-edildigi-tesbit-edilenlerin-listesi/

[2] https://www.dunyabulteni.net/olaylar/iskilipli-atif-hoca-kimdir-h195813.html

 

[3] https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/huseyin-ozturk/babaeski-muftusu-ali-riza-efendi-kimdir-11545.html

[4] Dr. Mehmet Sılay, Babaeski Müftüsü Ali Rıza Efendi, Düşün Yayınları 0212- 521 91 13

 

[5] https://tr.wikipedia.org/wiki/Cavid_Bey

 

Okunma : 1466